3. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Cemre Kızılateş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: 3. Bölüm

“Gözlerine güvendim, geçmişine değil.”

Annemle babamı kaybetmek benim için hüzünlü ve acı vericiydi. Onları kaybettiğim için o kadar kötü hissetmiştim ki, onlarla beraber olmayı istemiştim. Zincirlikuyu Mezarlığı'na geldiğimde annemle babamın mezarını bulmuştum. Başlarına geçip Fatiha okumaya başlamıştım.
Fatiha okumayı bitirdiğimde annemin ve babamın yanlarına geçip oturmuştum ve onlarla dertleşmiştim. Onları burada bile görmek içimi paramparça etsede yine de bir bakıma mutlu olmaya çalışıyordum. Çünkü onlar her zaman yanımda olacaklardı. Bunu yürekten inanıyordum.

Ailemin yanından ayrılıp eve gelmiştim. Salona geçip cam kenarındaki tekli koltuğuma oturmuştum ve elime telefonu alıp gezinmeye başlamıştım. İki haftalığına ya Türkiye içerisinde yada Türkiye dışına çıkmayı planlıyordum. Çünkü doğru düzgün bir tatil yapamamıştım ve çok yoğun çalışmıştım. Bu nedenle doğru düzgün tatil yapamayınca bu sefer tatil yapmak ve kendimi rahat ettirmek istiyordum.
Kararımı ise netleştirmiştim. Yurtdışına çıkacaktım ama nereye gidecektim? Bunu düşündüğüm sırada Merve beni aramıştı. Bende telefonu açmıştım.
“Ne haber canım?”
“İyidir, senden?”
“Benden de iyilik. Sana bir hasta verilmiş, haberin var mı?”
“Ne hastası? Ne zaman verilmiş?”
“Anlaşıldı, haberin yok. O zaman yarın hastaneye geldiğin zaman öğrenirsin.”
“Merve senin bu hallerine bayılıyorum. Birşey olduğu zaman ya yarın öğrenirsin, ya şu gün öğrenirsin diyip konuyu kapatıyorsun.”
“Huyum kurusun.”
Merve son kelimesini dedikten sonra telefonu kapatmıştı. Onun öyle bir huyu vardı ve artık alışmıştım. Tamda tatile çıkma planı yaparken suya düşmüştü ve bu yüzden tatil işini bir süreliğine askıya almak zorunda kalmıştım.
Dün aldığım eşyaları yerlerine yerleştirmeye başlamıştım. Eşyaları yerlerine yerleştirirken Aydilge'den Aşka Gel şarkısını açmıştım ve o şarkıyı dinleyerek her işi yapmaya çalışıyordum. Bazen üşengeçliğim tutuyordu ve yapmaya üşeniyordum. Ama yinede zamanında yapmaya da çalışıyordum.
Eşyaları yerleştirme işim bittiğinde kendime nescafe yapıp aynı yerime geçmiştim. Kahvemi masama bırakıp televizyon açmıştım. Bir yandan televizyon izlerken diğer yandan yarım bıraktığım işleri halletmeye çalışıyordum. Kahvemden içmeyi de ihmal etmiyordum.
Bazı günler benim için yoğun geçtiği bile oluyordu ve yetişemediğim günler bile oluyordu. Ara sıra Merve imdadıma yetişiyordu. O olmasa ben ne yapardım, bilmiyordum. Bazı baktığım vakalar ciddi olabiliyordu, bazı vakalar ise orta düzeyde oluyordu, bazıları ise normale yakın oluyordu. Ama hepsiyle ilgilenen biliyordum.

Akşam olduğunda işlerim bitmişti ve akşam saat on buçuktu. İşlerimi bitirdiğim için ise yerlerine kaldırmıştım. Yatak odama geçip elime bir kitap alıp okumaya başlamıştım. Biraz olsa kitap okumak bana iyi geliyordu. İşlerden fırsat buldukça kitap okumayı ihmal etmemeye çalışıyordum. Artık yatağıma geçip oturmuştum ve elimdeki kitabı okumaya başlamıştım. Kitap okumaya devam ettikçe de kendimi kaptırmıştım. Saate baktığım da ise gecenin biri olmuştu. Kitap okumayı bırakıp artık yatağıma yatmıştım.

Sabah olduğunda gözlerimi açmıştım. Saat beşti. Hafta içleri beşte kalkıyordum. Çünkü beşte kalkıp spor kıyafetlerimi giyip dışarda koşturup eve geliyordum. Duşumu alıp işe gidiyordum. Bunlar benim her zaman rutinim haline gelmişti.
Yatağımdan kalktığım gibi hemen banyoya gidip elimi yüzümü yıkayıp odama geri dönmüştüm. Yatağımı topladım ve üzerine spor kıyafetlerimi giymiştim. Hiç vakit kaybetmeden dışarıya çıkmıştım ve koşmaya, ısınma hareketlerini yapmaya başlamıştım.
Ben koşmaya başladığımda önüme bir adam çıkmıştı. Ne o beni görmüştü, ne ben onu görmüştüm. İkimiz birbirimize çarpmıştık. Ben sakin kalıp ondan özür dileyeceğim esnada bana sinirli ve öfkeyle bakmaya başlamıştı.
“Az önüne bak.”
“Hop hop biraz sakin olsan. Ne sen beni gördün, ne ben seni gördüm. Bu yüzden birbirimize çarptık. Sinirlenmene yada öfkelenmene gerek yok.”
“Sen kadın olmadan ben sana ne yapacağımı bilirdim ama dua et kadınsın.”
“Kadın olmasaydım ne yapardın? Şehir eşkiyası.”
“İlk olarak ağzını toplamayı öğretirdim.”
“Ben şimdi seni mahvederdim ama işlerim var. O yüzden defol.”
Ben önüme bakıp yürümeye devam ettim ama o orada kalıp arkamdan bağırmıştı ve ben onu duymamazlıktan gelmiştim. Onunla muhattap olduğum için kendime biraz kızmıştım ama umursamamaya çalışmalıydım.
Evime geldiğimde hemen duşa girip çıkmıştım. Üzerime her zaman işe gittiğim kıyafetlerimi giymiştim ve mutfağa geçip biraz kahvaltı yapmıştım. Kahvaltım bittiğinde hızlıca evden çıkıp arabama binmiştim. Arabamı çalıştırıp iş yerime doğru sürmeye başlamıştım.
Yol boyunca aklıma o çarptığım adam gelmişti. O kadar sinir bozucu ve ukala bir adamdı ki bir kaşık suda boğasım gelmişti. Ama sinirlerime hakim olmalıydım bu yüzden içimden ona kadar saydım ve sakinliğimi korumaya başlamıştım.
Hastane geldiğimde arabamı uygun bir yere park etmiştim. Çantamıda alıp kliniğimin olduğu yere doğru yürümüştüm. O sırada koşturduğum yerde çarptığım adamı bir anlığına görür gibi olmuştum. Ama aldırış etmeden yoluma devam etmiştim.
Odama gelip içeriye girdiğimde üzerimdekileri çıkartmıştım ve yerlerine yerleştirmiştim. O sırada içeriye bir güvenlikçi girmişti.
“Günaydın, Ela Hanım.”
“Sizede günaydın.”
“İstediğiniz bir şey var mı?”
“Bir Türk kahvesi alabilir miyim lütfen. Orta şekerli.”
“Hemen.”
Güvenlikçi odamdan çıktıktan sonra hemen yerime geçip bilgisayarı açmaya başlamıştım. Bilgisayar açıldığında yavaştan bir kişiyi çağırmaya başlamıştım. Kontrole gelen tüm hastalarımı dinlemeye ve ne tür şikayetleri varsa yardımcı olmaya çalışıyordum.
Birkaç kişi aldıktan sonra bir sonraki hastamın adı Murat Gül'dü. Murat Gül hastamı çağırdığım esnada ise gözlerime inanamamıştım ki o da benden farksız sayılmazdı. İkimizde birbirimizi gördüğümüzde içimden “yok artık” demiştim. Çünkü koştuğum yerde çarptığım adam o adamdı. Sarı saçlı, mavi gözlü, kaslı olan o kişi.
“Siz?”
“Siz?”
İçeriye girip kapıyı kapatmıştı. Karşımdaki koltuğa geçip oturmuştu ve yüzünde genişçe bir gülümseme yer edinmişti. O adamla tekrardan karşılaşacağımı hiç ummuyordum. Ama ne tesadüf ki şimdi tam karşımdaydı.
“Demek ki psikiyatri doktorusun.”
“Evet.”
“Bugünden itibaren de benim doktorumsunuz.”
“Sizi iyileştirene kadar.”
“Görücez.”

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

11okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.