8. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Cemre Kızılateş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 8. Bölüm

“Gözlerin bile yalan söyledi.”

İş çıkışı Merve'nin evine gitmiştim. Şunu biliyordum ki beni yüzde yüz takip ettiği kesindi. Zaten beni takip etmekten hiçbir zaman vazgeçmemişti. Bu durum her ne kadar çok canımı sıksada elim kolum bağlı bir şekilde beklemeye devam ediyordum.

Merve'nin evine geldiğimizde, onun misafir odasına geçip eşyalarımı bırakmıştım. Merve'nin evi üç artı bir evdi. Bazen ben kalıyordum, bazen ailesi gelip kalıyordu. Bazı zamanlarda Merve'nin ailesi beni çağırıp birkaç gün onlarla beraber aynı evde kalıyordum. Bu sefer ailesi İstanbul'da değildi. Bir anlığına yurtdışına, İtalya'ya gitmişlerdi. Merve'nin ailesi ara ara değişik ülkelere gidip bir ay kalıp geri dönüyorlardı. Bu seferki İtalya olmuştu.
Merve mutfağa geçmiş yemek işlerine koyulmuştu. Bende yardım etmek istesemde beni bugünlük mutfağa sokmamıştı. Bende daha fazla üstelememiştim. Salona geçip oradanda balkona geçmiştim. Balkondan dışarıyı izlemeye başlamıştım. Merve'nin evinden dışarıya her baktığımda gün batımının güzelliğini seyrede biliyordum. Onun evinden güzel oluyordu. Sanki tatile çıkmışım ve oradan gün batımını seyrediyor muşum gibi hissettiriyordu. Gerçi tatile çıkmayalı da baya olmuştu. Şimdi ise hiç çıkamaz olmuştum.
Ben balkondan dışarıyı seyretmeyi sürdürürken Merve mutfaktan çıkıp benim bulunduğum yere gelmişti. O da gün batımını biraz seyrettikten sonra yemeğin hazır olduğunu söylemişti. Ben ise onunla içeriye gireceğim sırada gözüm bir yere takılmıştı. Gözümün takıldığı yere iyice bakmaya devam ederken telefonuma mesaj bildirimi gelmesiyle benim irkildim bir olmuştu. Telefonu açıp gelen mesajı okumaya başladım.

Özel Numara: Gün batımını seyrettiğin zaman daha güzel oluyorsun. Senin bu hâlini sevmeye başladım prenses. Hem benim olduğum tarafa uzun uzun bakma. Ne olur ne olmaz.

Mesajı okuyup bitirdiğimde telefonumu indirip baktığım yere tekrar baktığım esnada o şey yok olmuştu. Neden beni rahat bırakmıyordu?
İçeriye geçip mutfağa girdiğimde Merve'nin yaptığı yemekleri yemeye başlamıştık. Ben yemeği yerken ara sıra Merve bana bakıyor, sorucağı soru dilinin ucuna gelip soramıyordu. Daha sonra önüne iyice gömülüp yemeğini yemeye devam ediyordu. Onun sormak istediği soruları ağzımı açmamla cevaplamam bir olmuştu.
“Sen içeriye geçtiğinde gözüm bir yere takıldı. Oraya iyice baktığımda mesaj geldi ve açıp okumaya başladım.” Telefonumu açıp gelen mesajı gösterdim. “Bana attığı mesaj bu.”
Merve telefonumu alıp bana gelen mesajı okumaya başlamıştı. Mesajı okuyup bana geri uzatmıştı.
“Ela bu adam bir psikopat. Seni takip ediyor, evine geliyor, mesajlar mektuplar gazete güpürleri yolluyor. Bu adamın niyeti hiç iyi değil. Kim olduğu bile belli değil. Polise vermen lazım bu kişiyi.”
“Polise vermeyi düşünmediğimi mi sanıyorsun? Düşündüm ama beni tehdit etti. Polise gidersem yada aramaya kalkışırsam çok kötü şeyler yapacağını söyledi. Artık elim kolum bağlandı Merve.”
Merve bana öyle bir baktı ki halime üzülmüştü. Onun başına böyle bir şey gelmiş olsa bende üzülürdüm.
Yemeğimiz bittiğinde sofrayı beraber toplamıştık. Salona geçip çift kişilik koltuğa oturmuştuk. Merve televizyonu açmıştı ve kanallarda gezinmeye başladı. Bazı kanallarda duruyor, bazı kanalları es geçiyordu. Onun hâli benden de beter sayılır gibiydi. Artık daha fazla dayanamamıştım ve elindeki kumandayı alıp televizyonu kapatmıştım.
“Hey neden kapattın?”
“Sinirim zaten bozuk sen kanalları böyle kurcalarken daha da bozuluyor.”
“Burası benim evim. Ben ne yapmak istersem onu yaparım. Beğenmediysen çık git.”
Merve'nin bana böyle davranmasına ilk önce şaşırmıştım. Hiçbir zaman bana böyle bağırmamış, karşılık vermemişti. Ben ise olduğum yerden kalkmıştım ve misafir odasına gidip eşyalarımı almıştım. Zaten ağzını açmamıştım bavulumun. O sırada Merve yanıma geldi.
“Ela öyle demek istemedim. Bir anlık sinirden öyle söyledim. Bırak elindeki bavulu.”
Merve vazgeçirmeye çalışsada onu dinlemeden evden çıkmıştım. Gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı. İstemsizce ağlamaya başladım ve Merve'nin evinden komple ayrılmıştım. Ben evden çıktım çıkmasına ama şimdi nereye gidecektim? Gidecek nerem vardı.
Merve'nin evinin önünde telefonumu çıkarıp Tolga'yı aradım. Birkaç çalıştan sonra hemen açmıştı.
“Alo, Ela.”
Ağlaya ağlaya Tolga'yla konuşmaya başladım.
“Tolga, Kadıköy sahiline gelebilir misin?”
“Hemen geliyorum. Sen iyi misin? Neden ağlıyorsun?”
“Oraya geldiğinde anlatırım.”
Telefonu kapatıp arabama geçtim. Bavulumu bagaja çoktan koyduktan sonra hemen Kadıköy sahiline sürmeye başlamıştım arabayı.
Yol boyunca bir ağlamıştım bir susmuştum. En yakın arkadaşım bana bağırıp evden kovmuştu. Her şeyimi ona anlatan benken beni evden kovmuştu. Kadıköy sahiline geldiğimde arabamı bir yere park edip inmiştim. Sahile yakın olan bankalardan birine geçip oturmuştum. Yarım saat geçmeden Tolga'nın geldiğini görmemle yerimden kalkıp ona sarılmıştım.
“Ela, ne oldu? Neden ağlıyorsun?”
“Merve… Merve'yle biraz atıştık.”
“Tamam bir dakika şöyle otur ve bana her şeyi en başından anlat.”
Kalktığım banka tekrar oturmuştum. Her şeyi en başından Tolga'ya anlatmaya başlamıştım. Şimdi ise gidecek bir yerimin olmadığını ve nereye gideceğimi bilmediğimi söylemiştim. O ise biraz düşündükten sonra aklına bir fikir gelmişti.
“Aklıma bir fikir geldi.”
“Nedir?”
“Sana bahsettiğim bir arkadaşım vardı hatırlıyor musun? Yaprak Dert.”
“Evet. Hatta İstanbul'un bir yerinde yaşıyor demiştin.”
“Aynen öyle. İstanbul'un Büyük Ada'sında yaşıyor demiştim. Onun yanına gidebilirsin. Ben arar konuşurum onunla. Seve seve kalırsın.”
“Ona ne şüphe ama biliyorsun ki ben çalışıyorum. İşimi bırakıp gidemem ki.”
“Sen hiç tatil yapmamıştın ve bunu da tatil gibi düşün. Ya da tayinini oraya aldır.”
Tolga'nın söylediklerini bir bir düşünmeye başladım. Ya tatil bahanesiyle gidecektim ya tayinimi oraya aldırarak orada çalışmaya başlayacaktım. Bu ikisinden birisini yapdım diyelim, peşime düşen adamlar ne olacaktı.
“Senin dediğin yere gittim diyelim, peşime düşen kişiler ne olacak? Onları nasıl atlatıcam?”
“Sen onu bana bırak. Ama şimdilik sen kendi evinde kal. Yarın çıkarsın yola.”