9. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Cemre Kızılateş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 9. Bölüm

“Meğer hiç tanımamışım.”

Döndüm dolaştım aynı yere tekrar gelmiştim. Bu nasıl bir döngüydü? Ben nasıl bir şeyin içine haps olmuştum?

Merve beni kovduktan sonra Tolya'yla beraber kendi evimize gelmiştik. Tolga bana bir seçenek sunmuştu. Ya büyükada'ya gidip tatil yapacaktım ya oraya yerleşip işimi oradan yürütmeye devam edecektim. Bu benim için zor bir seçim olmuştu ama orada kalıp işimi oradan yürütmeye karar vermiştim.
Sabah olduğunda Tolga yanıma gelmişti ve onunla beraber sabah kahvaltısı yapmaya başlamıştık. Sabah kahvaltısı yaparken bir arama gelmişti. Telefonumu alıp baktığımda tanımadığım bir numaraydı. Yoksa o mu arıyordu? Aramayı hızla yanıtlamıştım.
“Alo, Ela Yılmaz'la mı görüşüyorum?”
“Evet, buyrun siz kimsiniz?”
“Merhaba Ela Hanım ben hastaneden arıyorum. Merve Can sizin neyiniz oluyordu?”
“Arkadaşım olur kendisi.”
“Şey, dün gece arkadaşınız vefat etti. Başınız sağolsun.”
Kadının söylediği son cümle başımdan aşağı kaynar sular boşalmadına sebep olmuştu. Ne demek Merve dün gece vefat etmiştir? Ne demek ölmüştü? En son dün onun yanından ayrılırken iyiydi. Birazcık tartışmış olabilirdik ama nasıl vefat edebilirdi?
Tolga benim bu halimi görünce anlamış olacak ki telefonu elimden alıp kendisi konuşmaya devam etmişti. Çünkü ben ne diyeceğimi, ne konuşacağımı bilmiyordum.

Evden nasıl çıktığımızı, hastaneye nasıl vardığımızı bilmiyordum. Bize söylenen hastaneye varmıştık ve morga girmiştik. Ben yavaş yavaş Merve'nin cansız bedeninin olduğu yere gittiğimde oradaki görevlinin Merve'nin yüzünü açıp göstermesi bir olmuştu. Merve'nin yüzünü görünce çığlık çığlığa kalıp ağlamaya başladım. Bu onun cesediydi. Bu onun ölü bedeniydi.
Ben çığlık çığlığa ağlarken Tolga yanıma gelip beni kollarının arasına sarmaya başladı. Merve'yi ölü olarak görmeyi beklemiyordum. Hem kendisini neden öldürmüştü? Bu nasıl olmuştu? Burayla ilgilenen görevli nasıl olduğunu anlatmaya başladı.
“Komşularından biri balkona çıktığını, elinde bir halat olduğunu, o halatı bir yere bağlayıp balkondan aşağı doğru kendisini asarak intihar ettiğini görmüşler.”
“Hayııır. Bu mümkün değil. Benim arkadaşım yapmaz öyle şey. Benim arkadaşım yapmaaz. Yapmaz benim arkadaşım.”
“Tamam Ela.”

Merve'nin ailesi, iş arkadaşları ve sevdiği kim varsa herkes cenazedeydi. Merve'nin ailesi feryat figan ağlıyor ve bunu nasıl yaptığını sorgulayıp duruyorlardı. Hiç kimse buna akıl sıra erdiremiyordu.
Merve'nin cansız bedenini toprağa gömmeye götürülmüşrü. Herkes Merve'nin mezarına Toprak atıyordu. Onu son kez uğurlamıştık. Benim arkadaşım artık oradaydı. Oradaki toprağın altındaydı.
Cenaze işlemleri bitmiş, herkes evlere dağılmıştı. Ben ise onun kendi isteğiyle intihar ettiğni düşünmüyordum. Bunun altında başka bir şey vardı. Ya birisi öldürdü ya birisi tarafından öldürüldü. Aklıma gelen şey ise, bana musallat olan o kişinin yaptığını düşünmeye başladım. Çünkü Merve'yle kavga bile etsek bu hiçbir şekilde intihara kalkaşan bir kız olmamıştı.

Cenazenin üzerinden birkaç hafta geçti ve bende Tolga'nın söylediği kişinin yanına gitmiştim. Büyükada'ya varmıştım ve beni karşılayan Tolga'nın arkadaşı Yaprak olmuştu. Yaprak beni kendi evine götürmüştü ve onunla beraber aynı evde kalabileceğimi söylemişti. Buraya gelebilmek için bir sürü badireler atlatmıştık Tolga'yla.
Yaprak'ın bulunduğu eve gelmiştim. Maden Mahallesi'nde oturduğunu gördüm. Üç artı iki odası, iki banyosu, üç katlı, balkonu olan, otoparklı bir yerdi. Çok da güzel bir yeri vardı. Yaprak kendisine çok güzel bir yer bulup yerleşmişti.
Yaprak'ın yanına taşındıktan sonra yemek hazırlıklarına girişmiştik. Yaprak ilk başta yardım etmeme karşı çıksada daha fazla itiraz edememiş ve yardımımı kabul etmişti. El birliğiyle yemek hazırlamıştık.
“Tolga senden çok bahsetti. Demek sen psikiyatri doktorusun.”
“Evet, öyle.”
“Birkaç soru sorabilir miyim? Gerçi sorucağım sorulara cevap vermekte zorunda değilsin.”
“Tabii sor.”
Yaprak'ın yüzüne baktığımda sorucağı sorulardan çekindiğini fark ettim.
“Neden buraya kadar geldin? Tolga birkaç bir şeylerden bahsetti ama bir de senden duymak isterim. Anlatmak istersen.”
“Orada, geldiğim yerde çalıştığım bir arkadaşım vardı. Adı Merve'ydi. Kendisi çok iyi bir dost ve çok iyi bir arkadaştı. O da benimle aynı bölümde çalışıyordu. Birgün ben spor yapmak için evden çıktım ve bildiğim yerde koşmaya başladım. Ben koşarken önüme bakmıyordum ve o sırada bir adama çarptım. O da önüne bakmamıştı. Birkaç bir şeyler söylendikten sonra kendi yolumuza baktık.
Ben sporumu bitirip eve dönmüştüm ve kahvaltımı yaptım. İşe gitmek için hazırlanıp çıktım. İşe vardığımda birisini görünce şok oldum. O kişi spor yaparken çarptığım kişiydi. Adı Murat Gül'dü. Benim hastamdı. O adam çok değişik biriydi. Beni ya kendisi ya adamlarına takip ediyor, ettiriyordu. Ne yaptığımı, nereye gittiğimi, nerelerde gezdiğimi, kimlerle konuşup görüştüğümü takip ediyordu.
Artık buna dayanamamıştım ve Merve denen arkadaşımın evine gitmiştim. Onun yanında kalacaktım. Eşyalarımı topladım ve iş çıkışı onun evine gittik. Evinde yemek yedik ve salona geçtik. Salonda otururken Merve televizyonu açtı. Bazı kanalları değiştirdi bazı kanallarda durmuştu. Böyle böyle yaparken ben biraz sinirlendim ve ona kapatmasını istedim ama o benden de çok sinirlenip evinden kovdu. Bende eşyalarımı toplayıp evinden çıktım.
Evinden çıkmadan önce defalarca özür diledi ama onu duymamazlıktan geldim. Evinden çıktığımda Tolga'yı aradım. Kadiköy'de buluşup konuşmaya başladık. Bana senden bahsetti. Ya buraya tatil amaçlı gelecektim ya tayinimi buraya alıp buradan devam edecektim. Ben ise ikinci tercihimi yaptım. Buraya tayinimi aldırdım ve buradan devam edicem. Ama şöyle ki buraya gelmeden önce ise arkadaşım Merve intihar etti ve vefat etti.
Ama ben şunu biliyorum ki o bir intihar değildi. Başka bir şeydi. Arkadaşımı öldüren başkasıydı. Ben ve Merve ne zaman kavga etsek bir şekilde barışmanın yolunu bulurduk. O yüzden Merve'nin intihar edeceği aklının ucundan bile geçmezdi.”
Bütün bu olan biten her şeyi Yaprak'a anlatmıştım. Yaprak duyduklarına inanamamışa benziyordu. Yaprak'ın yerinde ben olsam ve olanları Yaprak bana anlatsa bende şaşırırdım. O yüzden yemeklerimizi halletmiştik ve yemek masasını kurup yemek yemeğe başlamıştık.
“Peki birşey daha sormak istiyorum.”
“Tabii.”
“Seni takip eden adamlar buraya da gelirler mi?”
“Yok gelemezler.”
“Neden?”
“Tolga hepsinin icabına hemen hemen baktı. Benim telefonum, bazı eşyalarım hep orada kaldı. Tolga izimi bir şekilde onlara karşı kaybettirdi. Ve onlar kimdir, nedir araştırıyor.”
Yaprak en sonunda benden istediği cevapları almıştı. Artık ikimizde önümüzdeki yemeklere odaklanmıştık.

Yaprak, bana benim kalacağım odayı göstermişti. Eşyalarımı kalacağım odaya yerleştirmeye başlamıştım yavaştan. Gerçek anlamda burası çok güzel bir yerdi ve Yaprak gerçek anlamda güzel bir yer seçmişti.
Eşyalarımı yerleştirdikten hemen sonra odanın içerisinde ufak bir gezintiye çıkmıştım. Odanın içerisini tamamen gezdikten sonra ise evin içerisini gezmeye başlamıştım. Ev bayağı güzeldi. Yaprak'la beraber bu evde yaşayacağım için mutluydum.