2. bölüm / 9
Kim Olduğunu Bilmiyordum2. Bölüm
Bölümler 9Şu an: 2. Bölüm
“Meğer sevdiğim adam, sandığım adam değilmiş.”
Çok fazla mağaza gezdikten sonra artık arabama geri dönmüştüm. Arabamın bagaj kısmını açmıştım ve elimdekileri oraya yerleştirmiştim. Şoför koltuğuna geçip oturmuştum. Emniyet kemerimi taktıktan sonra arabamı çalıştırıp evime doğru yola koyuldum.
Yol boyunca ilerlerken ilerde bir kaza olduğunu görmüştüm ve arabamı müsait bir yere çekip arabamdan inmiştim. Kaza yerine geldiğimde iki kişinin hafif yaralı olduğunu görmüştüm. Hafif yaralı olan kişilerin yanına gitmek istediğimde bir polis memurunun beni durdurduğunu fark ettim.
“Hanımefendi buraya girmeniz yasak.”
“Ben psikiyatri doktoru Ela Yılmaz. Yaralılara bakmak için geldim.”
Polis memuru ilk olarak beni baştan aşağı süzmüştü. Çünkü psikiyatri doktoru olduğuma inanmamıştı. Ona doktor kimliğimi gösterdiğimde ikna olmuştu ve geçmem için bana müsade etmişti.
Yaralıların yanına gidip o ikisine bakmıştım. Birisinin kaşı patlamıştı ama hiçbir şey yok gibi duruyordu. Diğerinde ise hem kaşı patlamış hem dudak kenarı patlamıştı. İkisini iyice incelemeye başlamıştım. Birisi sarı saçlı, mavi gözlü ve kaslıydı. Diğeri ise sarı saçlı, karamel gözlüydü.
İkisini iyice kontrol etmeye başlamıştım ve o ikisine hemen bir doktora gözükmelerini, kalıcı bir hasar olup olmadığını baktırmalarını söylemiştim. Benim söylememle beraber olay yerine bir ambulans gelmişti ve ikisini dikkatlice alıp ambulanslara yerleştirmişlerdi. Bende daha fazla olay yerinde kalmadan arabamın yanına dönmüştüm ve yerime geçip arabamı çalıştırmıştım.
Yol boyunca o ikiliyi düşünmüştüm. Ne olmuştu? Nasıl olmuştu? İyiler miydi? Sorular ard arda gelip duruyordu. Ama bunları düşünmeyi bir kenara bırakmıştım.
Eve geldiğimde arabamı otoparka bıraktım ve arabamdan inip bagajdan eşyaları alıp evime çıkmıştım. Üçüncü kata geldiğimde kapımı açmıştım ve içeriye girmiştim. Bugün o kadar yorulmuştum ki uyuyasım geliyordu.
Eşyaları kapımın önüne koyup çantamıda askılığa asmıştım. Telefonu elime aldığımda bir de baktım ki Merve'den büssürü arama ve mesaj geldiğini görmüştüm. Mesajlara bakmadan hemen Merve'yi aramıştım. İlk çalışta hemen telefonu açmıştı.
“Kızım neredesin sen? Kaç kere seni arayıp, mesaj attım.”
“Görmedim. Hem alışverişteydim ve alışverişten dönerken bir kazaya denk geldim. Telefonumda çantamla beraber arabamdaydı.”
“Kaza mı dedin sen az önce?”
“Evet. Neden? Ne oldu?”
“Nerede oldu kaza?”
“Ebeşin oralarda.”
“Hı benim kastettiğim kaza orada değildi.”
“Ne kazası?”
“Bir erkek şoför, hamile bir kadına karşıdan karşıya geçerken çarpmış. Kadının durumu ağırmış.”
“Peki şoför?”
“Şoför ise alkol aldığı ve psikolojisi yerinde olmadığından, ehliyetine el konuldu ve en kısa sürede bir psikiyatri doktoruna gözükmesini istemişler.”
Bazı kişiler kafalarına bir şeyler taktığında, herhangi bir durumda olduklarında psikolojileri bozulabiliyordu. O yüzden de yardım almaları en mantıklı çözüm olabiliyordu.
“Peki hangi hastaneye sevk edildi?”
“Bilmiyorum orasını ama en kısa zamanda öğrenilir.”
Merve'yle biraz daha konuştuktan sonra telefonu kapatmıştım. Mutfağa geçip kendime birkaç bir şeyler hazırladıktan sonra üzerimi değiştirmek için odama geçmiştim. Üzerime rahat bir şeyler giydikten sonra odamdan çıkıp mutfağa geri dönmüştüm. Hazırladığım yemeği bir tabağa alıp oturup yemeğe başlamıştım.
Bir süre boyunca hem yemeğimi yemiştim hem sosyal medyada dolaşmıştım. İki gün evde olmak ve evin içinde yalnız kalmak biraz iyi geliyordu. Ama şehrin trafik sıkıntısı ve gürültüsü ise baş ağrıtması bir oluyordu. Gerçi alışmıştım ben bu duruma.
Sosyal medyada bir süre daha gezindikten sonra salona geçip televizyon açmıştım. Televizyondan Netflix'e bağlanıp The Conjuring filmini açmıştım. Korku filmi izleme keyfi yapmak istemiştim ve öyle de yapmıştım.
Bir süre boyunca filmi izlemeye devam ettikten sonra kapımın zili çalmıştı ve filmi durdurup kapıma doğru gitmiştim. Kapıya varıp, kapı deliğinden baktığımda yaşlı bir teyzenin geldiğini görmüştüm. Kapımı açmıştım.
“Merhaba teyzecim. Ne istemiştin?”
“Kızım sen psikiyatri doktoru musun?”
“Evet teyzecim. Bir şey mi olmuştu?”
“Benim gelinime de bakar mısın? Evliliğinde sorun yaşıyor.”
Yaşlı teyzeyle konuştuğum sırada bir kız gelmişti. Yaşlı teyzenin omzuna dokunup onu alıp eve götürmeye çalışıyordu.
“Hadi annecim. Akşam akşam rahatsız etmeyelim insanları. Size de özür dilerim. Annemin ufak rahatsızlıkları var.”
“Sorun değil. İyi akşamlar.”
“İyi akşamlar.”
Herkes yaşlandığında öyle olabiliyorlardı. O yüzden sorun etmiyordum. Salona geri döndüm ve filme kaldığım yerden devam etmiştim.
Film bittiğinde televizyonu kapatmıştım ve odama geçip uyumak için yatağıma yatmıştım. Uykuya daldığımda annemi görmüştüm. Üzerinde bembeyaz bir elbise, dudakları kiraz kırmızısı rengindeydi. O kadar güzel görünüyordu ki gerçek gibiydi.
“Anne.”
“Kızım.”
Bana kollarını açmıştı ve bende ona doğru koşturmaya başlamıştım. Ama bir terslik vardı. Ben anneme doğru koşturdukça annem benden uzaklaşıyordu. Ona doğru her koştuğumda karanlığa doğru çekiliyordu annem.
Daha sonra hemen sıçrayarak uyanmıştım. Rüyamda annemi görmek ve ona sarılamamk benim için o kadar çok üzüntü kaynağıydı. Annemi dört sene önce bir trafik kazasında kaybetmiştim. Annem vefat ettikten bir sene sonra babam da vefat etmişti. Annemin yokluğu babama ağır geldiği için o da kendisini asarak intihar etmişti. Bende yalnız kalmıştım. Ama çabuk anlatmıştım.
Saate baktığımda altıydı. Yatağımdan kalktım ve banyoya gittim elimi yüzümü yıkayıp odama geri dönmüştüm. Yatağımı topladım ve spor kıyafetlerimi giydiğim gibi hemen dışarıya çıktım. Sporumu yapmaya başladıktan sonra ısınma hareketlerini de yapmaya başlamıştım.
Ben her sabah sporumu yaparken kimileri işe gidiyor, kimileri çovuklarıyla geziyordu. Bazı kişiler sevgililerse el ele kol kola gezip duruyordu. Bazen onları imrenerek baktığım oluyordu.
Sabah sporumu bitirip eve dönmüştüm. Kapımın önüne geldiğimde benim karşı dairemdeki kapının açıldığını duymuştum. Tolga'nın çıktığını görmüştüm.
“Günaydın, Ela.”
“Günaydın, Tolga.”
“Sabah sporundan mı geliyorsun?”
“Evet. Her zaman yaptığım gibi.”
“Güzel.”
“Sen nereye sabah sabah?”
“Fırına gidiyorum. İstediğin bir şey varsa alabilirim.”
“Yok teşekkür ederim.”
“Görüşürüz o zaman.”
“Görüşürüz.”
Bazen Tolga bu saatlerde ya fırına ya alışverişe ya da arkadaşlarından birinin yanına giderdi. Onunda böyle şeylerle ilgilenmesi güzeldi.
Evime girdiğimde banyoya girip ılık bir duş aldıktan sonra ev kıyafetlerimi giyip mutfağa geçmiştim. Kendime kahvaltı hazırlamaya başlamıştım. O sırada istemsizce gördüğüm rüya aklıma gelmişti. Aklıma geldiği o rüya sonrası kahvaltımı hızlıca yapmama ve annemle babamın mezarına gitmem için gün doğmuştu. Onların yanına gitmeyi istemiştim.
Kahvaltımı yapıp bitirdikten sonra hazırlanmıştım ve evden çıkıp arabama binmiştim. Zincirlikuyu Mezarlığı'nda gitmek için arabamı çalıştırmıştım. Annemle babamı görmek için onların olduğu mezarlığa doğru yol almıştım.
