10. bölüm / 10
Kim Olduğunu Bilmiyordum10. Bölüm
Bölümler 10Şu an: 10. Bölüm
“Bana yabancıydın.”
Sabah olduğunda yataktan kalktım ve bir duşa girip çıkmıştım. Üzerimi giyindikten sonra odadan çıkmıştım. Aşağı kattan güzel kokular geliyordu. Hemen aşağı kata indim ve mutfağa girdim. Yaprak'ın sabah kahvaltısı için güzel şeyler hazırladığını görmüştüm. Ben de ona yardım ederek masayı kurmuştum. İkimiz herşeyi el birliği ile hazırlamıştık.
Sabah kahvaltısına oturup kahvaltımızı yapmaya başladık. Yaprak'ın enerjisi öyle çok etkiliyordu ki insanın negatif olan enerjisini pozitife etkiliyordu.
Evden beraber çıkarak biraz dolaşmaya başladık. Büyükada'ya ilk defa geliyordum ve ilk defa geziyordum. Burası çok ama çok güzeldi. Her yer rengarenkdi. Bazı evler ahşaptan yapılmaydı. Ahşaptan yapılan evler benim her zaman hoşuma gidiyordu. Yaprak'la beraber her yeri gezmeye devam ettik.
Birkaç yer görüp girmiştik. Bana birkaç parça eşya aldık ve gezmeye devam ettik. Burada olmak muhteşemdi. Burada gezdiğimiz sırada bir afişe denk geldik. Büyükada'da üç kişinin konser vereceğini görmüştük. Oğuzhan Koç, Hadise ve Aydilge. Üç gün burada konser vardı. İlk konser Hadise'nin konseriydi, ikinci konser Oğuzhan Koç'un konseri, üçüncü gün Aydilge'nin konseriydi. Yaprak'la beraber hem şok olmuştuk hem heyecanlanmıştık. Yarın Hadise burada olacaktı. Yarın ve diğer iki gün için üstümüze bir şeyler bakınmaya başladık.
Alışveriş sonrası evdeydik ve ikimizin enerjisi bitmişti. Yarından itibaren üç günlük konsere gidecektik. O yüzden iyi dinlenmeliydik. Bu yüzden akşamdan her şeyi hazırlamıştık. Benim buraya gelmemle beraber üç gün burada konser verileceğini fark ettik. Akşam yemeğimizi bitirdikten sonra da ikimiz hemen yataklarımıza gittik ve yatmıştık.
Sabah olduğunda hemen kalkmıştım. İlk işim olarak yatağımı bir güzel toplayıp duşa girmiştim. On dakika sonra duştan çıktım ve üzerime bugün giyeceğim lacivert kısa elbisemi giymeye başladım. Giydiğim elbisenin kolu yoktu ve üzerime gayette güzel oturmuştu. Kızıl olan saçlarımı kuruttum ve maşa yardımıyla dalga dalga halinde getirdim. Güzel bir makyaj yaptıktan sonra da ayağıma üzerimdeki lacivert elbiseme uygun bir de ayakkabı giyip odamdan çıktım. Yaprak'da odasından çıktığında karşı karşıya geldik. Yaprak üzerine su yeşili bir elbise giymişti, saçını düzleştirip yukardan at kuyruğu yapmıştı. Üzerine uygun bir de ayakkabı giyip makyaj yapmıştı.
İkimiz aşağıya inip evden çıkmıştık. Dışarda biraz dolaşmıştık. Sabah kahvaltısı yapmak için bir yer bulduk. Karnımızı doyurduktan sonra ücreti ödeyip oradan ayrılmıştık. Konser akşam saat sekiz buçukta başlayacaktı ama biz sabahtan hazırlanıp çıkmıştık. Tamamen gülünecek haldeydik. Akşam saat sekiz buçukta başlayan konsere sabahtan hazırlanan biz.
Artık akşam olmuştu ve en nihayet konser alanına gelmiştik. Herkes yavaştan yavaştan gelmeye başlamıştı. Sadece Büyükada'da yaşayan kişiler gelmişti. Bazı yerlerden gelenlerde olabilirdi gerçi. Yaprak'la ikimiz konseri en önden izleyecektik ve bunun için çok fazla heyecanlıydık.
Herkes gelip dolup taşmıştı. Bir buçuk saat sonra artık Hadise gelmişti. Birkaç dakika konuştuktan sonra ilk şarkı olarak Aşk Kaç Beden Giyer sözlerini söylemeye başladı. Buradaki herkes Hadise'ye eşlik etmeye başladı. O kadar çok eğleniyorduk ki inanılmazdı.
Murat Gül'den
Birkaç hafta önce bir kızla yolda çarpıştım. O kadar güzel, o kadar sportif, o kadar tatlıydı ki onun bir doktor olacağı aklımın ucundan bile geçmezdi. O kişiyle çarpıştığım gün psikiyatriye gitmiştim ve o zaman öğrenmiştim. O benim psikiyatri doktorum Ela Yılmaz'dı. Kızıl saçlı, ela gözlü birisiydi. Anlamadığım tek şey kalbim onu görmesiyle hızlı hızlı atışı olmuştu.
Birkaç hafta boyunca hastaneye gidip geldim, bazı günler onu takip ettirdim. Nedenini bilemesemde ona fazla bağlandığımı hissediyordum. Ela Yılmaz'ı iki kişiyle görüşürken görmüştüm. Birisi kızdı, birisi erkek. Erkek olan yan komşusuydu. Adı Tolga Hayat'tı. Ela ile iyi anlaşan ve hiçbir kötülüğü dokunmayan birisiydi. Kız olan onunla aynı yerde çalışan psikiyatri doktoruydu. Adı Merve Can'dı. Ela ile en iyi arkadaşı ve en iyi dostuydu.
Artık hiçbir şekilde hastaneye gitmemeye başkadım. Ayağımı tamamen kesmiştim. Oradan ayağımı kessem bile ya ben ya adamlarıma onu takip ettiriyordum. Nereye gittiğini, ne yaptığını, nerelerde alışveriş yaptığını, kimlerle muhattap olduğunu her ayrıntısına kadar takipteydim. En son yakın arkadaşı olan Merve'nin evine gittiğini görmüştüm. Aradan yarım saat geçmesiyle elinde valiziyle beraber kapının önüne ağlayarak çıktığını görene dek.
Onu öyle içli içli ağladığını gördüğüm an o arkadaşıyla yaşamış olduğu bir şeyler geldi. Aklımdan binbir türlü şeyler geçti. Neden Ela ağlıyordu? O kadın, benim Ela'mı neden ağlatmıştı?
Ela birisiyle konuşup arabasına atlayıp gitmişti. Diğer adamlarıma söyleyip Ela'yı takip etmelerini söyledim. Kiminle konuştuğunu, nereye gittiğini öğrenmek istiyordum.
Ela oradan ayrılır ayrılmaz hemen oraya gittim. Merve denen kadının katına çıktım ve ziline bastım. Bir dakika bile geçmeden kapı açıldı ve karşısında beni gördü. Beni görünce şaşırdığını gördüm.
“Merhaba Merve Hanım. Sizinle biraz konuşalım mı?”
Onun bizi içeriye davet etmesini beklemeden içeriye gitmiştik. Adamlarımdan biri kapıyı kapattı, diğeri ise Merve denen kişinin bağırmaması için eliyle ağzını kapattı ve kolundan sürükleyerek salona geçmiştik. Tekli koltuklardan birine geçip oturmuştum o ise adamımla beraber ayakta kalmıştı.
“Anlaşılan arkadaşın Ela beni sana anlatmış olmalı. Yinede kendimi sana tanıtayım. Ben Murat Gül. Saygıdeğer mafya lideri. Ama Ela bunu bilmiyor ve hiçbir zaman bilmeyecek. Benim kim olduğumu bilmeyecek. Sende ona söyleyemeyeceksin çünkü kendini biraz sonra kendi rızanla şuradaki balkonundan asarak intihar edeceksin. Neden mi? Bulanıma girdin, arkadaşınla kavga ettiğin, çalıştığın hastaneden bıktığın için. Ha eğer yapmıcam dersen ben seni silahla öldürmek zorunda kalıcam.
Adamım senin ağzından elini çekecek. Bağırmaya kalkışırsan sonun daha beter olur. Üçe kadar sayıcam ve hızlıca diğer adamımın elinde bulunduğu ipi alıp sağlam bir yere bağlayıp kendini balkondan aşağı salacaksın. Anlaştık mı? Sayıyorum.
Bir,
İki,
Üç.”
Merve denilen kadın adamımın elini çekmesiyle benim dediğim her şeyi harfiyen yerine getirmeye başladı. Adamımın elindeki ipi aldı, sağlam bir yere bağladı ve balkondan aşağı kendisini bıraktı. Birkaç can çekişmesiyle artık ölmüştü ve bizimde işimiz bitmişti. Oradan ayrılmıştık. Oradan ayrılmamızla beraber diğer adamlarımdan bir telefon geldi ve hemen açmıştım
“Abi senin kız yan komşusuyla Kadiköy sahilinde buluştu ve sohbet ediyorlar.”
“Tamam. Gözden kaybetmeyin.”
Artık en iyi dostu bir kişi kaldı. Eğer onunda Ela'yı üzdüğünü görürsem onu mahvedecektim.
Aradan birkaç hafta geçti ve Ela hiç dışarıya çıkmamıştı. Ne olmuştu? Neden dışarıya çıkmamıştı? Neden işine gitmemişti? Bunda bir tuhaflık vardı. Ben ve adamlarım onun evinin katına çıkmıştık ziline basmıştık. Ancak açan olmamıştı. Birkaç denemeden sonra yan daireden çıkan Tokga'yı görmüştüm.
“Merhaba Tolga Bey. Birşey sorabilir miyim?”
“Tabii buyrun.”
“Ela Hanım nerede acaba? Ziline bastık ama açmadı. İş yerine gittim orada da yok kendisi.”
“Hiç bilmiyorum. Bana hiçbir şey söylemedi.”
“Anladım. Teşekkür ederim.”
Tolga denilen adam gitmişti. Tamamen gittiğine dair emin olmak için aşağıda bekleyen adamımı aradım. Tamamen çıkıp gittiğini söylediğinde telefonu kapttım. Sağımı solumu iyice kontrol ettikten sonra kapıya tekme atarak kırdım ve içeriye girdim. Bazı adamlarımla beraber her yeri karış karış aradık. Ben hiçbir yerde hiçbir şey görmediğimde diğer adamlarımdan biri yanıma geldi.
“Abi Ela Hanımın bavulu yok. Sadece iki üç parça eşya almış gerisi hep duruyor.”
“Kaçmış. O benden kaçtı.”
Bölüm etkileşimi
