4. Bölüm

Vaveyla Yazarı: Cemre Kızılateş

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 9Şu an: 4. Bölüm

“Sen bir sırdın, ben ise sana inanan bir aptal.”

Yeni hastam tam bir sinirdi. Anladığım kadarıyla da uğraşacaktım. Ama ona göre sakinliğimi koruyacaktım ve sinirlenmemeye çalışacaktım.
Gün boyunca çalıştıktan sonra eve Merve'yle gelmiştim. Bugün bende kalmasını yarın ise işe giderken beraber gideriz diye düşünmüştüm. Evime geldiğimizde Merve duşa gireceğini söylemişti ve yanımdan ayrılmıştı. Bende mutfağa girip ikimiz için yemek yapmaya başlamıştım.
Merve en çok spagetti makarnayı seviyordu ve onun için o makarnayı yapmaya başlamıştım. Kendime de mercimek çorbası yapmaya başlamıştım. İkisini hazırlarken bir anda kapı zili çalmıştı. Gelen kişiyi tahmin ettiğimden hemen kapıya doğru gitmiştim. Kapıya varıp açmıştım.
“Efendim, Tol…”
Bir anda olduğum yerde kala kalmıştım. Karşımdaki kişi Tolga değildi. Onun yerine benim hastam olan Murat Gül’dü.
Murat Bey'i karşımda görünce şaşırmıştım çünkü onu bu saatte, burada beklemiyordum. Hatta buraya nasıl girdiğini anlayamamıştım. Büyük bir ihtimalle birisi dışarıya çıkarken Murat Bey'le rastlanmış olmamlılar ki öyle girmiş olmalılardı.
“Murat Bey, sizin burada benim evimde ne işiniz var? Evimi nasıl buldunuz?”
Ben sorularımı ard arda sorduktan sonra Murat Bey'in yüzünde gülümseme peydah olduğunu görmüştüm. Neden gülüyordu ki şimdi?
“Evini bulmak zor olmadı Ela Hanım. Hem sizinle konuşmak istediğim bir takım şeyler vardı.”
“Bu saatte mi? Bir dahaki görüşmemizde konuşabilirdik.”
“Öyle olabilirdi ama ben şimdi görüşmek istemiştim.”
Bunun amacı neydi bilmiyordum ama biraz olsa korkmama sebep olmuştu. Duştan yeni çıkan Merve hemen yanıma gelmişti.
“Ela kim geldi?”
“Hastam. Akşam akşam ziyarete gelmiş.”
“Müsait olmadığınızı bilseydim gelmezdim. Ama neyse, yarın kliniğinize gelirim.”
Arkasını dönüp gitmişti. Amacı neydi? Neden gelmişti? Yanımda Merve'yi görmesi ve gitmesi bir olmuştu.
Kapıyı kapatmıştım ve içeriye geçmiştik. Ben ise mutfaktaki yemekleri hazırladıktan sonra ikimiz beraber oturup sohbet ederek yemek yemeğe başlamıştık.
Yaklaşık bir kaç dakika sonra salona geçmiştik ve televizyondan bir korku filmi açmıştık. Ya Merve bende kalıyorsa, ya ben Merve'de kalıyorsam bizim rutin olarak yaptığımız şey korku filmi açıp izlemek. Bir araya geldiğimizde her seferinde bunu yapardık.
Mısır patlatmıştık ve mısırımızın yanına da kolalarımızı almıştık. Ben ise filmi açmıştım ve izlemeye başlamıştık. Dünya genelinde meşhur film olan The Conjuring (Korku Seansı) filmini açmıştık.
Filmi izlerken ara ara mısırlarımızdan atıştırıp kolamızdan içerken filmin ise bazı yerlerinde yerimizden sıçradığımız an olmuştu. Ne ben ne Merve bu filmi tek başımıza izlemiştik. İlk defa bu filmi izliyorduk ve ilk defa izlediğimiz için çok korkutucu gelmişti. Filmi izlerken ikimizde ellerimizi yüzümüze götürüyor ve öyle izlemeye devam ede biliyorduk.
Film bittiğinde ise Merve'yle beraber etrafı toparlayıp benim odama geçmiştik. Çünkü korku filmi izlediğimiz için ikimiz yalnız başımıza yatmazdık. Her ne kadar psikiyatri doktoru da olsak yine de her korku filmi herkesi korkuta biliyordu.
Alarmımı her zamanki saate kurduktan sonra ikimizde yatağa geçip uykuya dalmıştık. Yarın hastaneye gidip hastalarımızla ilgilenecektik.

Sabah alarmım çalar çalmaz hızlıca uyanıp kapatmıştım. Merve'yi rahatsız etmeden yatağımdan kalkmıştım ve hemen üzerimi değiştirip spor kıyafetlerimi giymiştim. Evden çıkıp koşmaya ve yavaş yavaş ısınmaya başlamıştım. Bu şeyi hergün yapmak çok iyi ve güzel geliyordu.
Yol boyunca koşturduğumda karşı taraftan birinin geldiğini görmüştüm. Siması hiç yabancı gelmiyordu. Ben biraz daha yaklaştığımda o kişiyi daha net görmüştüm. O kişi benim hastam olan Murat Bey'di. Onun burada ne işi vardı bilmiyordum. Dün sabahta görmüştüm, şimdi de görüyordum.
Murat Bey beni fark edince yüzündeki o gülümsemeyi fark etmiştim. Benim yanıma gelip tam karşımda durmuştu.
“Günaydın Ela Hanım.”
“Sizede günaydın Murat Bey.”
“Bu ne güzel bir tesadüf böyle?”
“Yaa gerçekten öyle. Dünde sabah böyle karşılaşmıştık. Tek bir farkla. Dün birbirimize çarpmıştık.”
“Olayı hatırlamanız ne kadar güzel.”
“Sizin sabah sabah burada ne işiniz var? Yoksa beni mi takip ediyorsunuz?”
Murat Bey karşımda bana öyle masumca ve kurnaz bir sırıtışla bakınca içimde bir şüpheye düşürmeye yetmişti. Nedense Murat Bey'de bir şeyler seziyor gibiydim.
“Buraya geliyorum, çünkü burada gün doğumunu izliyorum.”
“Gün doğumunu izlemek için sahile gitmeniz lazım. Binaların arasından doğru düzgün görünmez.”
Bir anlığına pot kırdığını fark etmişti ve bunu nasıl düzelticeğini çözmeye çalışıyordu. Bunu fark edebiliyordum. Biraz daha düşündükten sonra konuşmaya başlamıştı.
“Aslında haklısınız ama yine de günün doğuşunu evlerin camlarına yansımasıyla da izleyebilirim.”
“O zaman milletin evini izliyorsunuz diye olay çıkmıyor mu?”
“Pardon ama siz mesai dışında hastalarınızla karşılaştığınız zaman sorguya mı çekiyorsunuz?”
“Güzel taktik ama öyle yapmam. Sizi burada görünce şaşırdım diyebilirim. Ama neyse. Hastaneye geldiğiniz zaman konuşuruz, Murat Bey. İyi günler.”
“İyi günler Ela Hanım.”
Murat Bey'le konuşmamız çok tuhaf ve birazda komikti. Ona sorularım ve onun başka türlü cevap vermesi baya da komiğime gitmişti. Murat Bey'i böyle görmeyi hiç beklemezdim.

Sporum bitip eve gelmiştim. Eve girdiğimde ise mutfakta takırtılar işitmiştim. Mutfağa doğru geçip kapının önünde dikildiğimde Merve'nin mutfakta bir şeyler hazırladığını fark etmiştim. Hiç ses çıkarmadan izlediğimde ise Merve'nin fark etmesi bir olmuştu.
“Günaydın.”
“Günaydın. Şey sen spor yaparken bende mutfağına girip kahvaltı hazırlayım dedim.”
“Bilmez miyim.”
İkimizde güldükten sonra mutfaktan ayrılıp hemen duşa girmiştim. Merve kahvaltı hazırlarken bende hızlıca duşa girmiştim. On dakika sonra duştan çıkmıştım ve işe gitmek için iş kıyafetlerimi giymiştim. Odamdan çıktığımda mutfağa girmiştim. Merve her şeyi halletmişti ve ikimizde oturup kahvaltı etmiştik.
Merve'yle bugün için ne planlarımız olduğunu konuşmuştuk. Merve'nin bugün için yoğun bir programı olduğunu ve hastaneden biraz geç çıkıp eve gideceğini söylemişti. Benim ise öğlene kadar işimin olduğunu, öğleden sonra asistanımın benim yerime bakacağını söylemiştim. Merve ise ara ara asistanımın yanına gidip birkaç bir şeyler söyleyip öğreteceğini aktarmıştı. Bende kabul ettiğimde kahvaltımızı bitirmiştik. Hemen her şeyimizi aldıktan sonra arabamın olduğu otoparka inmiştik. Arabama binip hastanenin yolunu tutmuştuk.