7. bölüm / 9
Kim Olduğunu Bilmiyordum7. Bölüm
Bölümler 9Şu an: 7. Bölüm
“Kimdin sen?”
Gün geçtikçe bu adamdan korkmaya başlamıştım. Nereye gitsem takip ediliyorum, evime giriliyor, hastaneye gelip gidiyor… Bu kişi yüzünden polise bile gidemez olmuştum.
Haftalar geçti ve hâlâ olduğum yerde saymaya devam ettim. Bir ilerleme olmamıştı. Bu adam kimdi? Murat Gül elbet senin kim olduğunu ve benden ne istediğini bulacaktım. Ama bir şekilde yardım almam lazımdı. Bana kim yardım edebilirdi?
Ben kendimle cebelleşirken kapı zilim çalmıştı. Bir anlığına onun geldiğini sanarak kapıya gittim. Kapıya vardığımda, kapı deliğinden bakıp kimin geldiğine baktım. Gelen kişi Tolga'ydı. Aklıma az önce düşündüğüm bir şeyler geldi. Bana yardım etse etse Tolga edebilirdi. Kapıyı açmıştım ve Tolga'yla konuşmaya başlamıştım.
“Merhaba, Ela. Sana bu dergileri getirdim. Psikiyatri dergileri. Senin sevdiğini biliyorum.”
“Merhaba Tolga. Teşekkür ederim.”
“Rica ederim.”
Tolga arkasını dönüp kendi evine gireceği an onu durdurmuştum.
“Tolga, acaba birkaç dakikan var mı? Seninle önemli bir mesele konuşmak istiyorum.”
“Tabii.”
“İçeriye gel.”
Tolga'yı içeriye davet ettikten sonra hemen salona geçmiştik. Tolga salonun bir köşesinde otururken ben de hemen mutfağa geçmiştim ve onunla kendime birer kahve yapmıştım. Kahveler hazır olduğunda salona geçip ona kahvesini uzatmıştım. Ben ise başka bir koltuğa geçip oturmuştum.
İkimizde kahvemizden birer yudum alıp içmiştik ve bende hemen konuya girmiştim. Başımdan geçen her şeyi bir bir aktarmıştım. Tolga ise bu olanları duyunca hem şaşırmıştı hemde biraz sinirlenmişti. Ama şuan öfkelenip sinirlenme zamanı değildi benim için. Bu konuda neler yapabilirdik onu düşünme zamanıydı.
Tolya'yla uzun uzun bu konuyu konuştuğumda, kendisinin bu konuyu bir şekilde halledeceğini söylemişti. Ben ise bu konu ne kadar uzun sürerse sürsün bekleyecektim. Tolya'yla kahvemiz bitmişti ve artık kendi evine gitme kararı almıştı. Bende onu kapıya kadar geçirmiştim ve kendi dairesine girmişti.
Kapıyı kapatmamla beraber telefonuma bir mesaj gelmesi bir olmuştu. İçeriye geçip telefonu elime aldığımda mesajın kimden geldiğine bakmıştım. Özel bir numaraydı ve telefonumda kayıtlı bile değildi. Mesajı açıp okumamla iyice korkmam bir olmuştu.
Özel Numara: Sen evine kimi davet edersen ve kiminle konuşursan konuş seni 7/24 gözetlediğimi sakın unutma Ela Yılmaz. Her gün, her dakika, her saniye peşindeyim. Şunuda bil ki ne konuşuyorsan konuş şimdilik seni duyamıyorum. Ama en yakın zamanda ve senin bilmediğin vakitte senin kime ne söylediğini elbet duyacağım.
Bu nasıl bir tehditti böyle? Kendi evimde bile rahat olamıyordum artık. Kendi evim bile bana güvenli gelmiyordu. Artık iyice korkuyordum. Şimdilik en doğru karar Tolga'nın yanına gitmek ve bu gece için onun yanında kalıp kalamayacağımı sormaktı.
Evden birkaç parça bir şeyler alıp hemen çıkmıştım. Tolga'nın kapısının zilini çalmıştım ve kapının açılmasını beklemeye koyulmuştum. Bir dakika sonra kapı açılmıştı ve Tolga beni karşısında görünce şaşırmıştı.
“Ela, ne oldu? Sen iyi misin?”
“Tolga sen benden çıktığın an bana o kişiden mesaj geldi. Bende korkudan ne yapacağımı bilemedim ve sana geldim. Acaba bu gecelik senin yanında kalabilir miyim? Yarın da Merve'nin yanına giderim.”
“Sorman hata. Geç içeri.”
Tolga'nın izin vermesiyle içeriye geçmiştim. Tolga bana kendi odasını vermişti, kendisi ise içeride uyuyacağını söylemişti. İlk başta itiraz etmiştim ama nafileydi. Bu yüzden daha fazla zorluk çıkarmadan onun teklifini kabul etmiştim ve onun odasına geçip yatğına yatmıştım.
Sabah olduğunda uyanmıştım ve kendime geldiğimde Tolga'nın evinde, onun odasında olduğumu görmüştüm. Dün akşam yaşadığım olaydan sonra Tolga'nın evinde bir geceliğine kalmıştım. Tolga ise bunu hiç düşünmeden kabul etmişti. Onun gibi yardım sever ve anlayışlı bir arkadaşım olduğu için şanslıydım.
Odadan çıktığımda onun mutfağından güzel kokular geldiğini fark ettim. Mutfağa yönelip içeriye girdiğimde şaşırmama engel olamamıştım. Tolga bütün sofrayı resmen donaltmıştı. Mutfağa girdiğimi gören Tolga yüzündeki şaşkın ifadeye bakınca kendisini gülmekten alıkoyamamıştı.
“Günaydın.”
“Günaydın. Bunları hangi ara hazırladın? Ve neden bu kadar çok şey var?”
“Kahvaltıda ne seversin, ne sevmezsin bilemediğimden hepsinden hazırlamak istedim.”
“Sana çok zahmet verdim.”
“Hiç öyle düşünmene gerek yok, Ela. Hem ben bunları yapmayı severim.”
Tolga'nın bu söylediği söze gülmeye başlamıştım. Onun böyle şeyler yapmasını beklemiyordum. Çünkü onda öyle şeyler beklemezdim.
“Ee daha ne duruyorsun orada? Git elini yüzünü yıka ve sofraya oturalım. Ben acıktım.”
“Tamam hemen geliyorum.”
Onun yanından ayrılırken yüzünde gülümsemelerle ayrılmıştım. Onun lavobosunu kullanarak elimi yüzümü yıkayıp geri mutfağa geçmiştim. Tolga'nın yanına gelip sofraya oturmuştum. Benim bardağımda meyve suyu vardı ve aynı şekilde onda da vardı. İkimiz beraber kahvaltımızı yapmıştık.
Sabah sporumu yapamamıştım ama bu olaydan kurtulduğum an tekrar sporumu yapmaya devam edecektim.
Tolga'nın evinden çıkıp kendi evime girmiştim. Evimdeyken Merve'ye de mesaj atmıştım. Bugün iş çıkışı onun evine gidecektim ve onunla kalacaktım. Tolga ise bir sorun olursa hemen onu aramamı istemişti, bende kabul etmiştim.
Evden çıkmadan önce yine ve yeniden telefonuma bir mesaj gelmişti. Telefonuma baktığımda yine özel numaraydı. Mesajı açıp okumaya başlamıştım.
Özel Numara: Bugün kendi evinde değildin ve yan komşunda kaldın. Benden korkuyor musun? Ben sana zarar vermem prenses. Ama şunu bil ki sen ne yaparsan yap her zaman peşinde olucam. Bugün ki işinde kolay gelsin.
Bu kendini artık ne zannetmeye başlamıştı? Artık burada duramaz olmuştum. Kendi evimde, kendi hayatımda özelim kalmamıştı. Nereye gitsem, ne yapsam her zaman takip ediyordu. Kurtuluşum yoktu bu kişiden.
Hastaneye geldiğimde benim bulunduğum odaya girmiştim. Ben eşyalarımı yeni yeni çıkartıp asmaya başladığımda odamın kapısı tıklatılıp içeriye girilmiştir. Gelen Merve'ydi. Merve ise olan biteni anlatmamı istemişti. Ben ise olan biteni özet geçmiştim. Artık burada duramadığımı o da anlamıştı.
Bugünkü hastalara baktıktan sonra Merve'yle beraber öğlen molasına çıkmıştık. İkimizin elinde çay vardı. İkimizde çayımızdan içip bu olayları konuşmaya başlamıştık. Bundan sonra ne yapıcağımı, nereye gideceğimi, nerede kalacağımı konuşup durmuştuk.
Tahinimi başka yere aldırmaya kalksam orada da bulacaktı ki her yerden beni izliyordu. Merve'ye her şeyi söyleyip anlatsam da onu da rahat bırakmayacaklardı. Öylece karalar bağlamıştım ki köşeye sıkışmış fare gibiydim.
