5. bölüm / 7
Kim Olduğunu Bilmiyordum5. Bölüm
Bölümler 7Şu an: 5. Bölüm
- 1 1. Bölüm969 kelime
- 2 2. Bölüm919 kelime
- 3 3. Bölüm833 kelime
- 4 4. Bölüm868 kelime
- 5 5. Bölüm840 kelime · Okuduğun bölüm
- 6 6. Bölüm828 kelime
- 7 7. Bölüm893 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
“Bazı insanlar tanınmaz, sadece hissedilir.”
🎧 Nil Karaibrahimgil - Kanatlarım Var Ruhumda
Yol boyunca Merve'de bir sessizlik hakimdi. Konuşmuyor, sadece elindeki telefonuyla ilgileniyordu. Ondaki bu değişimi fark etmiştim. Onu fark etmemle sesimi çıkarmamıştım. Arabamın radyosundan bir şarkı açmıştım. Şansa Nil Karaibrahimgil'den Kanatlarım Var Ruhumda şarkısı çalıyordu. Bu şarkıyı ben çok severdim.
O şarkıyı açıp yüksek sesle söylediğim sırada Merve bana bakmaya başlamıştı. Baştan aşağı beni süzmüştü. Benim bu enerjik dolu halimi görünce şaşırmıştı.
“Hayırdır Ela? Ne bu enerjik halin?”
“Sana sormalı asıl. Neden bu haldesin?”
“Nasıl yani?”
“Normalde çok konuşkan sessiz durmayan biriydin şimdi bir değiştin. Nedir bu halin?”
“Sana güvenebilir miyim?”
Bu nasıl bir soruydu. Bana elbette güvenebilirdi. Kaç yıldır arkadaşız biz. Ama şimdi böyle davranması, hal ve hareketleri yavaştan değişmeye başlamıştı. Onu anlamak zorlaşmaya başlamıştı.
“Bu da ne demek? Elbette güvenebilirsin. Kaç yıldır arkadaşız unuttun mu?”
“Tamam söylüyorum. Ben birisiyle tanıştım.”
“Dur tahmin edeyim. Ona aşık oldun.”
“Eveet. Ona aşık oldum. Çok tatlı bir çocuk.”
“Önceki sefer olduğu gibi olmasın.”
“Söylediğime pişman etme beni Ela.”
Merve ne zaman aşık olsa her seferinde hüsrana uğrayıp üzülüyordu. Acı çeken taraf her seferinde o oluyordu. Onu teselli etmek için baya çaba harcamam gerekiyordu. Ama ona engel olamıyordum.
Hastaneye geldiğimizde arabamı otoparkın boş yerine park edip inmiştik. Merve'yle aynı yere gelmiştik ama odalarımız ayrı olduğu için o kendi yerine ben kendi yerime geçmiştik. Üstümdekileri çıkarıp askıya asmıştım. Aklım hâlâ Merve'deydi. Onun bana anlattığı şeyi duyunca aklımı kaybetmeye yetmişti. Kim mafya olan birisine aşık olurdu?
Bu düşünceyi şimdilik bir kenara bırakmalıydım. Bilgisayarımı açıp ekranda çıkan ilk hastamı çağırmıştım. Öğlen molasına kadar bütün hastalarımla ilgilenmiştim. Öğleden sonra ise benim işten çıkıp birkaç yere uğramam gerekiyordu.
Öğlene kadar tüm hastalarımla ilgilenmiştim ve öğlen vakti geldiğinde kabanımı ve çantamla beraber her şeyimi alıp çıkmıştım. Asistanıma gereken birkaç bir şeyler söyleyip ayrılmıştım.
Odamdan çıktığımda Merve'nin odasının kapısını tıklatıp içeriye girmiştim. Merve ise bir hastasına bakıyordu. Ben ise ona şimdi çıktığımı söyleyip yanından ayrılmıştım. Hastane kadısından çıktığımda ise onunla karşılaştım. Murat Bey'le. Beni karşısında hazırlanmış ve hastaneden çıkmış olarak görünce biraz şaşırmış gibi duruyordu.
“Nereye böyle Ela Hanım? Hastalarınızı böyle bırakılıp gidilir mi?”
“Önemli işim olmasaydı asla hastalarımı bırakmazdım. Hem benim yerime asistanım bakıyor. O da iyi bir psikiyatri asistanıdır.”
“Ama hastalarınız sizinle daha rahat iletişim kuruyor.”
“İşim olmadığı takdirde her zaman iletişim halindeyim.”
Murat Bey'in yüzündeki o gülümseme gitmişti. Onun yerine meraklı bakışlar yer edindiğini görmüştüm. Anlaşılan o ki nereye gittiğimi baya merak ediyordu. Ama nereye gideceğimi yada ne yapacağım onu hiç ilgilendirmemeliydi. Bu benim özel hayatımdı.
“Neyse benim gitmem lazım. Asistanımla iletişim kurarsınız.”
“Tabii neden olmasın.”
Yanından geçip gitmiştim ve arabama binmiştim. Arabama binerken beni izliyor ve nereye gittiğimi merak ediyordu. Peki neden bunu yapıyordu? Bunun sebebi neydi? Bir rahatsızlığı olduğu kesindi. Ama bunun altında yatan başka bir şey olduğu kesindi.
Hastaneden ayrıldığımda bir kitapçıya gelmiştim. Buradan psikiyatri olan kitaplardan, polisiye kitaplara kadar ne varsa aralarından seçip almıştım. Çünkü iki tür kitap okumayı severdim. Psikiyatri kitapları ve polisiye kitapları. Çünkü o kitapları okurken hoşuma gidiyor ve büyük bir keyif alıyordum.
Kitapçıda alacağım kitapları aldıktan hemen sonra bir kafeteryaya girmiştim ve kendime bir kahve söylemiştim. O sırada aldığım kitaplardan birini çıkarıp okumaya başlamıştım. Saatin kaç olduğu benim için önemli değildi. Benim için önemli olan şey kendime birazda olsa vakit ayırabilmemdi. Kahvem geldiğinde bir yudum alıp kaldığım yerden okumaya devam etmiştim.
Bir süre daha kafeteryada kalmıştım ve elimdeki kitabı, kitaplarımın arasına koyup kahvemin parasını ödedikten sonra hemen bir mağazaya girmiştim. Hem kendim için hem Merve için birkaç parça eşya almıştım. Merve'nin bende kaldığı günler doğru düzgün eşyası olmuyordu ve bende onu düşünerek ona da birkaç bir şeyler almıştım.
Biraz daha alışveriş yaptıktan sonra arabamın olduğu yere geri dönmüştüm. Elimdekileri bagaja koyup şoför koltuğuna geçmiştim. Arabamı çalıştırıp evimin bulunduğu yere doğru sürmeye başlamıştım. Evinin olduğu yere kadar sürdüğümde hemen arabamdan inecektim. Ev içinde ufak tefek bir şeyler almam lazımdı.
Evimin bulunduğu yere gelmiştim. Arabamı bir yere park ettikten sonra aşağa inmiştim ve markete girmiştim. Ev için ne gerekiyorsa ve neler lazımsa hemen hemen hepsini almaya çalışmıştım. Kendim içinse kek ve çikolata almıştım. Ara ara atıştırıyordum.
Marketteki işimi halledip alacaklarımı alıp parayı ödedikten sonra marketten çıkmıştım. Market poşetlerini de arabama yerleştirdikten sonra tekrar aynı yerime geçip arabamı çalıştırmıştım ve en nihayetinde evimin önüne gelmiştim. Arabamı otoparka park ettikten sonra içinden çıkmıştım ve bagajda ki eşyaları alıp bagajı kapatmıştım. Arabamı kilitleyip evimin katına çıkmaya başlamıştım.
Üçüncü kata geldiğimde çantamdan evimin anahtarını çıkarıp kapımı açmıştım. Tam içeriye gireceğim sırada Tolga'nın geldiğine dair onun sesini duymuştum. Bu çocukta alarm mı vardı? Ben ne zaman gelsem direkt yanımda bitiyordu.
“Merhaba, Ela.”
“Merhaba, Tolga.”
“Günün nasıldı?”
“Gördüğün gibi.”
Tolga'ya bir kanım ısınacakmış gibi oluyor ama daha sonra birden soğuyor. Bir sevemedim gitmişti.
“Bu arada sana söylemem gereken bir şey var.”
“Nedir?”
“Sen evde yokken iki adam geldi. Seni sordular ve bende senin evde olmadığını söyledim. Ne zaman geleceğini sordular, bilmiyorum dedim. Haberin olsun.”
“İki adam mı? Nasıl birileriydi?”
“Birisi siyah saçlı, mavi gözlü, kaslı biriydi. Diğeride onunla aynıydı ama saçı sarıydı.”
Birini çıkarmış gibiydim ama diğerini tanımıyordum. Ama en önemlisi neden buradaydılar? Ben içten içe korkmaya başlamıştım. Bunlar beni takip mi ediyorlardı? Benden ne istiyorlardı?
