1. bölüm / 9
Kim Olduğunu Bilmiyordum1. Bölüm
Bölümler 9Şu an: 1. Bölüm
“Kim olduğunu bilseydim, sana yine bakar mıydım?”
Bir adamla tanışmıştım. Benim kliniğime gelmişti. Ben sanmıştım ki iyileşmek için geliyordu. Ama ne yazık ki onun kim olduğunu bilmiyordum. Bir mafyaydı. Ben ise o mafyaya aşık olmuştum. Onun kim olduğunu bilseydim, ona aşık olur muydum?
Ben psikiyatri doktoru Ela Yılmaz. Ela gözlü ve kızıl saçlı bir doktorum. Yirmi dört yaşımda İstanbul'daki Kadıköy tarafında bir hastanede çalışmaya başladım. Oldukça sakin bir hayatım var ve ben bu hayatımdan oldukça memnunum. Ara sıra meslektaşım olan Merve Can yanıma gelir konuşur sohbet ederdik.
Merve ise siyah saçlı, kahverengli gözlü bir arkadaşımdı. Nadiren hastane çıkışı benimle beraber gelir ve benim evimde kalırdı. Bazen onun yerine ben, benim yerime o bakardı hastanedeki kontrolle gelen hastalara.
Yine günlerden cumaydı ve saat 17.00 geliyordu. Son birkaç hastaya daha baktıktan sonra odamdan çıkıp Merve'nin odasına girmiştim. O ise bir hastayla ilgileniyordu. Ben ona çıkacağımı söylediğimde kafasını tamam anlamında sallamıştı ve onun yanından çıkıp kendi odama tekrar geçmiştim. Eşyalarımı toplayıp telefonumu yanıma aldıktan sonra odamdan çıkıp kapımı kilitledikten sonra hastaneden çıkmıştım.
Hastane otoparkına geldiğimde çantamdan arabamın anahtarını çıkarmıştım ve arabamın kapısını açtıktan sonra şoför koltuğuna geçip oturmuştum. Arabamı çalıştırdıktan sonra da hastane otoparkından çıkıp hastaneden tamamen ayrılmıştım.
Evim Ümraniye tarafındaydı ve evime doğru gitmeden önce bir pastaneye uğramak istemiştim. Canım çikolatalı pasta istemişti, bu yüzden ilk olarak bir pastaneye doğru arabamı sürmüştüm.
Yarım saat sonra bir pastane bulmuştum ve arabadan inip pastaneye girmiştim. En küçüğünden bir çikolatalı bir pasta söyledikten sonra onlarda istediğim pastayı dolaptan çıkarıp bir kartona yerleştirip fiyatını söylemişlerdi. Ücretimi hemen ödeyip arabama geçip pastamı yan koltuğuma koyup tekrar arabamı çalıştırmıştım.
Yol boyunca arabamın bluetoothdan bağlamış ve telefonumdan sevdiğim şarkılardan birini açıp dinlemeye başlamıştım. Her ne kadar çok hastanede yorulsamda bana kalan çok az enerjimle şarkı dinleyip söylemekle harcıyordum. Kendimi ancak böyle bitirebiliyordum.
Artık evime gelmiştim ve arabamı en uygun bir yere park etmiştim ve arabamın içinden çantamla pastamı alıp çıkmıştım. Arabamı kilitledikten sonra apartmanımın içine girip üçüncü kata çıkmıştım ve evimin anahtarını çıkarıp daireme girmiştim. Mutfağa girip ilk önce pastamı mutfak masasının üzerine bırakmıştım. Mutfaktan çıkıp odama geçmiştim. Üzerimdekileri değiştirip pijamalarımı giymiştim.
Odamdan çıkıp tekrar mutfağa geçmiştim. İlk önce kendime yemek hazırlamaya başlamıştım. Kendime bir paket baget etlerden almıştım ve onları hazırlamaya başlamıştım. Onun yanına ise çok az birşey de pilav hazırlamaya başlamıştım. Onlar hazırlanmaya devam ederken çok az da sosyal medyada dolaşmaya başlamıştım.
Sosyal medyada her seferinde aynı şeyler dolaşıyordu. Öldürülen kişiler, cinayet kurbanına giden kadınlar, eşlerin şiddetine maruz kalan kişiler… Daha niceleri. Bunları okudukça ve gördükçe hem içim gidiyor hem üzülüyordum. Böyle insanlar var oldukça daha çok artıcaktı böyle kişiler.
Sosyal medyada dolaşmayı bırakmıştım ve yemeklerim hazır olmuştu. Yemeklerimi azar azar aldıktan sonra tek başıma oturmuş ve yemeğe başlamıştım. Ben yemeğimi yerken biranda kapı zilim çalmıştı. Yerimden kalkmıştım ve mutfaktan çıkıp kapıya doğru ilerlemiştim. Kapıya geldiğimde, kapı deliğinden bakıp kimin geldiğine bakmıştım. Gelen kişi Tolga'ydı.
Tolga bir seksen boyunda, gözlüklü, kitapçıda çalışan, esmer, kumral saçlı, yeşil gözlü birisiydi. Aynı apartmandaydık ve karşı dairemde oturuyordu. Onu daha fazla dışarda bırakmadan kapıyı açmıştım.
“Merhaba, Ela.”
“Merhaba, Tolga. Akşam akşam nedir bu ziyaretin sebebi?”
Tolga'yı nedense hiç sevmiyordum. Enerjisi, konuşması ve benzeri hareketleri bana iyi gelmiyor gibi bir durumdu. Ama yinede sesimi çıkartmıyor ve onu dinliyordum.
“Bir teklifte bulunmaya geldim sana.”
“Teklif mi? Ne teklifiymiş bu?”
Tolga içten içe benden hoşlanıyordu. Çünkü onun hareketleri bunu apaçık belli ediyordu ama onu utandırmamak ve kırmamak için sesimi çıkarmıyordum. O nasılsa öyle devam etmesini istiyordum.
“Seni gelirken yalnız gördüm. Arkadaşın yoktu. Bu yüzden eğer sende kabul edersen benim evimde yemek yemek ister misin diye soracaktım.”
“Üzgünüm ama olmaz. Ben de tam yemek yiyordum. Ama istersen sen gelebilirsin. Bana eşlik etmiş olursun.”
Tolga'dan her ne kadar hoşlanmasamda yine de çok iyi birisiydi. Kimseye zararı dokunmayan, kimseye sataşmayan birisiydi. O yüzden de onu tanımak yine de iyi bir avantajdı.
“Gerçekten mi?”
“Gerçekten.”
“Tamam o zaman. Hemen evimin anahtarını alıp, kapıyı kapatayım geliyorum.”
“Bekliyorum.”
Onu evime davet etmemle heyecanlanması bir olmuştu. O beni seviyordu ama ben onu sadece arkadaş olarak görüp, arkadaş olarak sevebilirdim.
Tolga'nın evime gelmesiyle mutfağa geçmemiz bir olmuştu. Tolga'ya da bir tabak çıkarıp pilav ve et koymuştum. Yanına da soğuk bir ayran koyup ikimiz beraber yemeklerimizi yemeye başlamıştık.
Tolga'yla hem yemek yiyor hem sohbet ediyorduk. Tolga bazen o kadar çok komik oluyordu ki beni güldürmekten kendisini alamıyordu. Benim yüzümdeki gülümsememe baktığında kendi yüzünde de bir gülümseme yer ediniyordu.
Yemeklerimizi bitirdikten sonra ise benim pastaneden aldığım çikolatalı pastayı kesip bir dilimini ona bir dilimini kendime almıştım. Yanına da içecek olarak çay yapmış ve koymuştum. Her ne kadar çok kendiside yardım etmek istesede ben izin vermemiştim. Çünkü benim evimde misafirdi.
Tolga'yla biraz daha sohbet etmiştik ve artık o kendi evine gitmişti. Bende bulaşıkları makineye yerleştirmiştim ve odama geçip biraz kitap okumaya başlamıştım. Kitap okurken ise zamanın su gibi akıp gitmesi ise çabası oluyordu.
Saate baktığımda ise gecenin birine geldiğini görmüştüm ve artık elimdeki kitabı yerine bırakmıştım. Sabah erkenden kalkıp sabah sporumu yapıcaktım ve evime geldikten sonra ise yapacağım bir sürü işim olacaktı.
Sabah olduğunda alarmın sesine uyanmıştım. Gözlerimi açar açmaz hemen banyoya gitmiştim ve elimi yüzümü yıkayıp odama geri dönmüştüm. İlk olarak yatağımı topladım ve gardırobumun yanına gittim ve spor kıyafetlerimi çıkarttım. Onları hemencecik giyinmiştim.
Evden çıkmadan önce telefonumu, kulaklığımı ve ev anahtarımı almıştım. Spor ayakkabılarımıda giydikten sonra evden çıkmıştım. Apartmanımın önünde durup telefonuma kulaklığımı bağlayarak bir şarkı seçmiştim ve evimin önünden koşmaya başlamıştım.
Yol boyunca koşturmuş ve sabah sporumu bitirmeye başlamıştım. Esneme hareketleri, koşular falan yaptıktan sonra evime geri dönmüştüm. Hemen ılık suyla duş alıp çıkmıştım. Üzerime daha rahat kıyafetler giyip evden çıkmıştım. Arabama binip çalıştırdıktan sonra bir simit ve bir meyve suyu aldıktan sonra sabah kahvaltımı böylelikle yapmış olmuştum.
İkia meydanına gelmiştim. Çünkü evime bir şeyler almak, üzerime kıyafetler almak ve birkaç parça eşya bakmaya gelmiştim. Belki bir kitapçıya uğrar kitap bile alabilirdim.
Arabamı müsait olan bir yere park ettikten sonra arabadan inmiştim ve yavaştan bir mağazaya girip alışveriş yapmaya ufaktan başlamıştım.
