22. bölüm · Kayıp Zamanın Mührü

Mira ( Görüşme )

Kal İra

İEvinden çıkar çıkmaz ilk gelişimde kaldığım otele gittim. Saat iyice geç olmuştu ve her ne kadar durmadan fark etmesem de yorulmuştum. Tempolu bir geceydi, en azından buna değse daha mutlu olabilirdim. Alaz'ı o şekilde yalnız bırakmak hiç içime sinmese de söylediği şeylerden sonra yanında kalamazdım. Çok çabuk her şeye kırılıp alınan biri değilim aslında ama bu sefer kırıcıydı. Bora'ya, Alaz'ın hastaneden resmen kaçtığını, eve gittiğini, yarın işe gitmeyi düşündüğünü ve benim de onu yalnız bıraktığımı söyleyen kısa bir mesaj attım. İlerisiyle de artık Bora ilgilenir diye düşünerek uykuya dalma kararı aldım.

Bilmediğim bir yerdi, normalde bilmediğim yerlerde uyanmazdım, şaşırdım. Biraz etrafı incelemeye karar verdim. Döndüğüm ilk sokakta karşıma Alaz çıktı. Al ne oldu yani beni resmen kovdu da sanki benden kaçabilecek, rüyasında bile peşinde gibiyim.

"Kırdıysam özür dilerim."

"Daha hayatıma gireli ne kadar oldu ki kıracak kadar etki bırakasın?" Kırmıştı ama laf çarpıtmak daha cazipti.

"Yanlış bir şey söylemedim. Olan bu." Ben bilmiyordum çünkü ne olup ne bittiğini.

"Belli ki olan şeyleri aynı yorumlamamışız. Neyse benim aramam gereken şeyler var, görüşürüz."

Geriye bakmadan devam ettim. Peşimden gelmesi gibi bir istek doğdu içime, bunu da bırakmam gerektiğini fark ettim.

"Ne arayacaksın?" Diye bir ses duyunca bunu bekliyormuş gibi hemen Alaz'a döndüm.

"Senin bulmak istemediğin şeyler."

"Birlikte arıyoruz sanıyordum."

"Kendim aramaya karar verdim. Zaten sen de kurcalamak istemiyordun hem iyi değilsin, bana kalırsa bir yerde oturup uyanmayı bekle."

"Kendin araman iyi bir fikir değil. Bana kırılmış ya da kızmış olabilirsin ama o gerçek dünyamızda geçerli, burası başka."

"Başka falan değil, ne değişiyor sanki. Gerçi pardon senin hislerin değişkendi. Onlar değişiyor olabilir."

"Mira bir laf çarpıtmadan beni ciddiye alır mısın?"

"Emin ol seni çok ciddiye alıyorum artık." Artık. Evet artık öyle yapıyordum. Arkamı döndüm ve yoluma devam ettim. Burasının neresi olduğunu bilmediğim için sadece bomboş yürüyebiliyordum, hiçbir iz yoktu olsa peşine düşerdim. Yürürken zaman nasıl geçti anlamadım bile.

Uyandığımda ilk iş telefonumu elime almaktı. Saate baktım neredeyse öğlen olmuştu, bu kadar uyumak pek iyi değildi ama dün geç yattığım için görmezden gelinebilirdi. Saatten sonra dikkatimi çeken şey Fatih'in attığı mesajdı.

*Günaydın umarım rahatsız etmiyorumdur*
*İstanbul'a gelmişsin, vaktin olur mu acaba diye merak ettim*

Bora'nın söylemeyeceğini biliyordum ve geriye tek bir seçenek kalıyordu, Elif. Gerçekten durup Fatih'e bunu mu anlatmıştı yani?

*Günaydın, rahatsız etmiyorsun da sen nereden duydun ki*

*Şirkette konuşurlarken duydum. Elif ile hastanede karşılaşmışsınız*

*Anladım*

*Anladın ama cevap vermedin*

*Pek vaktim yok Alaz için gelmiştim döneceğim*

*Onun için sen neden şehir dışından geldin ki yani bir şey varsa da Elif hallederdi sevgilisi sonuçta*

Sevgilisi mi sonuçta? Aklıma dün gelince şaşırdım, evet Alaz'ın nasıl biri olduğunu az çok anlamıştım da sevgilisine de böyle davranmaz diye düşünmüştüm.

*Sevgilisi olduğuna emin miyiz, dün pek iyi değil gibilerdi*

Ya öyleyse de öyle zaten beni ilgilendirmezdi niye sordum ki?

*Zaten öyle görünür bir şey değilmiş yasak aşk gibi*

*Doğrudur olabilir*

*Hâlâ cevap vermediğini tekrar belirtmeli miyim*

*Gün içinde müsaitsen biraz görüşebiliriz ama dediğim gibi çok vaktim yok geri dönsem iyi olur*

*Tamam anlaştık ben sana haber veririm*

Cevap vermeden çıktım konuşmadan. Elif ile bir ilişkisi olabileceğini düşünmemiştim ama dün bana davranışını da düşününce çok da imkansız bir şey gibi gelmedi. Bunları düşünmeme gerek yoktu kalkıp hazırlandım sonra da çıktım. Umarım Alaz işe gitmek gibi bir saçmalık falan yapmamıştır. Gerçi ben Bora'ya söyledim o onu dizginler diye düşünüyorum. Kahvaltılık bir şeyler alıp yerken Büşra aradı.

"Arayacağım demiştin."

"Geceydi ve yeni sabah oldu."

"Yeni mi sabah oldu? Öğlen oldu öğlen. Alaz ile iyi vakit geçiriyorsunuz herhalde hemen unutuveriyorsun beni."

"Alaz ile bir ilgisi yok, döneceğim zaten bugün."

"Tamam dön de niye sinirlendin?"

"Sinirlenmedim."

"Sesin öyle gelmiyor."

"Sana öyle gelmiştir. Fatih ile görüşüp otobüse bineceğim, işin yoksa almaya gelir misin?"

"Gelirim tabii ki de Fatih?"

"Bahsetmiştim."

"Alaka seviyesini soruyorum."

"Bilmem, öğreneceğim. Alaz ile ilgili kaotik şeyler arıyor galiba, bende olmadığını görsün de başka yerde arasın."

"Gelince konuşacağız. Otobüse binince haber ver."

"Olur görüşürüz."

Telefonu kapatıp yarım bıraktığım simidime geri döndüm. Burada sürekli simit yediğimi fark ettim, telefonuma bildirim gelince yine elime aldım.

*13.30 gibi uygun olur mu hem sen de çok geç dönmemiş olursun*

*Olur*

*Tamam o zaman seni almaya gelirim*

*Gerek yok dışarıdayım zaten konum at ben gelirim*

*Tamam o zaman öyle yapalım*

Konum atınca oraya doğru yola çıktım. Zaten saat 13.30'a yaklaşmıştı, anca giderim diye düşündüm. Vardığımda Fatih'in bir masada oturmuş olduğunu gördüm, yanına gittim.

"Merhaba."

"Merhaba hoşgeldin."

"Hoşbuldum."

"Nasılsın?"

"İyiyim sen?"

"Ben de iyiyim teşekkür ederim."

"Alaz işe gelmiş miydi bugün?"

"Onu mu konuşacağız?"

"Sen zaten bir şekilde konuyu ona getireceksin, en azından ben getirmiş olayım dedim."

"Ben niye konuyu ona getireyim? Öyle bir niyetim olsa onunla konuşurdum seninle değil."

"Bak aramızda yanlış anlaşılma olsun istemem, ne yapmaya çalışıyorsun bilmiyorum ama benden Alaz ile ilgili kötü bir olay çıkmayacak."

"Ne? Nereden çıkardın bunu?"

"Bir yerden çıkarmama gerek yok, görebiliyorum. Benim Alaz ile bir bağım da yok zaten, sadece onu çizdim, anlaşma yaptık bitti."

"Tamam da ben seninle bunu konuşmak için gelmemiştim ki."

"Ben bunun için geldim açıkçası. Otobüsü kaçırmadan gitsem iyi olur, görüşürüz." Otobüs biletini daha almamıştım ama onun bunu bilmesine gerek yoktu. Ben bunları söyleyince gerçekten şaşırmış gibi duruyordu, sanki niyetini anlamıyoruz... Neyse yeterince sinirlenecek şey var bir de bunu ekleyemem. Otogara gittim, birkaç saat sonrasına bilet aldım ve bir köşede oturup İstanbul'dan gitmeyi beklemeye başladım.