5. bölüm · Kayıp Zamanın Mührü
Alaz ( Buluşma )
Arkasını dönüp bana vereceği en mantıklı cevabı düşündüğünü görebiliyordum. Bu benim için de bir fırsattı, sorularından nasıl kaçacağını düşünme fırsatım. Çok geçmeden bana geri döndü.
“ Onu dün de gördüm ama tam iyi mi diye kontrol edecekken uyandım yani ben öldürmedim ben nasıl yapılır bilmem bile. Tabi diyebilirsin biliyorsan zaten katilsindir ama iyi yanı işte değilim!”
“ Senin yaptığını düşünmüyorum. Yapabilecek birine benzemiyorsun.”
Cevabımla rahatlamışa benziyordu. Konuyu buraya gelme nedenime getirmek istiyorum ama onunla tam olarak nasıl konuşmam gerektiğini kestiremiyorum. Hiç yaşamamıştım bunu. Pazarlamacıyım ben doğru konuşmayı bilmemem Fatih gibi olmamla aynı şey.
“ Böyle düşünmen güzel. Şimdi sorabilir miyim? Sen kafayı mı yedin? Uçurumdan atlamak nedir?”
Haklıydı. Özellikle öldüğümü düşündüğüne göre uçuruma atlayınca uyanıldığını bilmediği izlenimini alabilirdim. O zaman daha da haklı oluyordu. Sorusunu görmezden gelmeyi denemek istedim ama onunla yaşadığım konuşmalara göre eğer cevabını almayı yeterince isterse peşini bırakmayacağını biliyordum. Yeterince istememesiydi umudum.
“ Beni çizip sosyal medyada paylaşmışsın.”
Sanırım haberim olmasını tahmin etmiyordu, söylediğim şeyden epey gafil avlanmışa benziyordu. Bu benim işime gelirdi çünkü tam da bunu konuşmak için onu aramaya gelmiştim. Eğer gerçek dünyada cevap verseydim kaçamayacağımı bildiğim için burada konuşmayı tercih ettim. Onun bunu anlamamış olmasını umut ediyorum.
“ Çünkü öldüğünü düşündüm, uçurumdan atladın. Bana ömür boyu travma bırakabilirdin farkındasın değil mi?”
Konuyu tekrar uçuruma getirdi.. Sanırım bu önceki düşüncemi yanıtlıyor. Kolay pes etmeyeceğim ama.
“ Benim de hayatım olabileceğini düşündün mü acaba? Herkes beni gösterdi bütün gün. İş hayatım var patronlarım var benim.”
“ Ölmüş olsaydın onlara birinin haber vermesi gerekebilirdi!”
“ Uçurumdan atlayınca uyanıldığını bilmediğini nereden tahmin edebilirdim?”
O biraz sinir olmuşa benziyordu bu nedenle ses tonu biraz yükseldi. Ben sakinliğimi koruyarak yanıtlayınca bağırdığının o an farkına vardığı izlenimine kapıldım.
“ Uçurumdan atlayınca uyanıyor musun?”
“ Evet.”
“ Bana bunu daha önce neden söylemedin ya harika bir şey bu.”
Dün tanıştığımız gerçeğini belirtmek istedim ki koştu ve uçurumdan atladı. Beni bulmak için o kadar çaba gösterdikten sonra bunu yapması bekleyeceğim en son şey olabilirdi. Bu yüzden onu anlamakta zorluk çekiyorum. Gerçek dünya farkındalığını aldıktan sonra benim de uyanmam çok geçmedi. Yatağımda uzanıp tanıştığım bu enteresan kişiyi düşünürken buldum kendimi.
Neden o? Farklı hissettiriyor ama tam olarak onu farklı yapan ne? Doğrusunu söylemek gerekirse o bunları yaşamayı hak edebilecek tarzda biriydi. Bunu sorarken kendimdeki farkı arıyor da olabilirim. Benim gibi normalliği seven biri neden en normal olmayan durumda bulur kendini? Düşüncelerim okul müziği gibi olan kapı zilimin çalmasıyla bölündü. Karşımda Zehra teyzeyi görmek beklediğim bir şeydi.
“ Merhaba Zehra Teyze nasılsın?”
“ İyiyim oğlum sana yemek getirdim.”
“ Niye zahmet ediyorsun ya Zehra Teyze teşekkür ederim.”
“ Eee ne zahmeti artık alışmış olman gerek.”
Onun bu iyiliği geçen gün yaptığım kabalığı hatırlattı ve bahsetmeden geçseydim bütün gün beni rahatsız edeceğini biliyordum.
“ Zehra Teyze geçen acelem vardı da biraz kaba davrandım ondan umarım seni kırmamışımdır.”
Bundan bahsetmemi beklemediğini hissettim.
“ Ne kırılması oğlum ben de zaten seni görmeyi beklemiyordum şaşırdım. Hiç takma kafana.”
Cevabımı beklemeden çoktan evine yöneldiği için gülümseyerek konuşmayı bitirdim. Getirdiği yemeğin kokuları ne kadar çekici olsa da onu bırakıp işe gittim. Masama geldiğimde ise Fatih beni çoktan orada bekliyordu.
“ Geç gelirsin de seni saatlerce burada beklerim diye korkuyordum ben de.”
“ Hiç korkmuşa benzemiyorsun baya rahat duruyorsun aslında.”
Onunla laf dalaşına girmek ilgimi çekmese de yıllarca bundan bahsetmesini istemediğim için bu konuyu kapamak için karşılık verdim. Ancak o zaten onu kapamaya hazırmış..
“ Biri senin resmini paylaşmış internette ve seni aradığını söylemiş. Neden biliyor musun?”
Bu durum öyle bir şeydi ki nasıl cevap versem kendimi üstün konuma koyabilirim bulamıyordum.
“ Bilmiyorum ama o resmi sen bile paylaşmış olabilirsin bana sorarsan. Beni takip ettiğini hissediyorum.”
Ama tabii ki altından kalkamayacağım bir şey değil. Söylediğimle birlikte yavaş yavaş uzaklaşmaya başladı. Bu demek oluyor ki kinaye konuşup kaçacak.
“ Patronlara biri söylerse güzel bir reklam olmaz ama ben onu düşün derim.”
Tam tahmin ettiğim gibi. Ama haklı, öğrenirlerse terfimi riske atar mı emin değilim. İşimiz reklamken benim reklam olmam güzel bir seçenek olmayabilir. En yakın zamanda bunu olumlu bir şeye dönüştürmenin yolunu bulmalıyım ama artık onu silmesi bir seçenek değil.
İş bugün beklediğimden uzun geçti. Normalde rahat hissettiğim halde şu an uyumayı bekliyor, hatta bunun için heyecanlanıyordum. Belki de onu görmek o kadar kötü değildir. Bunca zaman onunla görüşmemiş olmamız çok tuhaf. Çocukluğundan beri böyleyse nasıl hiç karşılaşmadık ki? Sorularıma kendim de cevap bulamadım. Düşüncelere dalmış bir şekilde eve kadar geldiğimi fark ettim. Şarkı bile açmadım yolda. Hiç kendim gibi davranmıyorum. Bunun için endişelenmeli miyim? Kendimi rahatlatarak Zehra Teyzenin sabah getirdiği yemeği yedim. Bu sırada da Mira’nın çizdiği kendi resmime bakarken buldum kendimi. Çok yetenekliymiş.. Kendimi onun gözünden görmüşüm gibi hissettirdi. Bu kadar somurttuğumun farkında değildim. Sanki bilerek oluyormuş gibi yanlışlıkla beğendim. Sosyal medya kullanma konusunda uzman sayılmam ama bu kadarı da fazla. Hızlıca uyursam belki görmemiştir diye umut ederek yatağıma gittim. Eldivenlerimi aynı yerine yerleştirdim ve gözlerimi açtığımda o tanıdık yerdeydim.
O da oradaydı. Arkası dönük bir şekilde şehri izliyor ve bu sırada kızılımsı saçları omuzlarından şelale edasıyla dökülüyordu. bir süre sessizce onu izledim. Sonra seslendim;
“ Merhaba.”
Seslenmemle bana döndü ve yine baktı, sanki bana değil ruhuma bakıyordu. Kendimi savunmasız hissetmemek için olduğum yerden geri adım atarak ondan uzaklaştım ve gülümseyerek cevapladı.
“ Merhaba.”
