9. bölüm / 10
Kayıp EdebiyatBölüm 9
Bölümler 10Şu an: Bölüm 9
"Yüzünde tanımadığım bir ev vardı,
Kapısını usulca aralayan bakışlarında.
İçeri girmekten korkmadım hiç,
Ama ayakkabılarımı çıkardım önce."
— M. T.
Ruşân
Sabah sessizdi. Pencerenin kenarındaki saksıda duran kurumuş fesleğen bile biraz hüzünlü duruyordu. Kahvesini ağır ağır karıştırırken, odada yankılanan yalnızlığı dinledi. Dün geceden kalma notlar masa üstünde dağınıktı. Bir öğrencisinin yazdığı cümle hâlâ aklındaydı: "Bir insanın içini yalnızca bir kitap anlayabilir." Gülümsedi. Belki de bu yüzden bu kadar bağlanmıştı onlara. Kelimelere. Sayfalara. Sessizliğe.
O sabah ders yoktu. Okulda yapılacak etkinlik sonrası bir gün tatil verilmişti. Ama o yine de odasından çıkmamıştı. Kitap dolabının karşısında uzun süre durdu. Renklerine, isimlerine, yıllarına baktı. Bazı kitaplar vardı, yalnızca ona ait olan. Yalnızca onunla konuşan.
Telefonuna gelen bildirimle irkildi. Okuldan bir öğrenci mesaj atmıştı. "Hocam, size bir şey anlatmak istiyorum ama... biraz garip." Ruşân cevap yazmadı. Garipliklere alışkındı ama bazen bir öğrencinin dünyasında "garip" olan, bir yetişkinin kalbini paramparça edebilirdi.
O gün kimseyle görüşmek istemedi. Sadece yürümek istedi. Sessiz sokaklardan geçerken bir kitapçıya rastladı. Kapısı aralıktı. İçeri girdiğinde çan sesiyle birlikte geçmişin tozlu rafları arasında eski bir hikâyeye yürüdüğünü hissetti. Rastgele bir rafın önünde durdu.Elini uzattığı kitap, yıllar önce okuduğu bir hikâyenin başka bir basımıydı.
Ve bir not iliştirilmişti içine. Biri o kitaba "Bazı hikâyeler, sadece doğru zamanda bulunmak içindir." yazmıştı. İçini ürperten tanıdık bir hisle kitabı aldı. Kasaya yürürken sanki bir çift göz, çok uzaktan ama yakından onu izliyordu.
📜📜📜📜📜
Sami
Ankara'ya dönüş yolunda başını camdan ayırmadı. Yollar birbirine karışırken, içindeki sesler de birbirine karışıyordu. Elinde mektupla gelen dosya, onu başka bir arşive götürüyordu. Eski, neredeyse unutulmuş bir yazarın el yazmaları... ama asıl gariplik, o belgelerin bir öğretmenin mektuplarıyla kesişmesiydi.
Arşive vardığında kimse yoktu. Sessizliği özlemişti. Ama içinde tanımlayamadığı bir hareketlenme vardı. Tuhaf bir şekilde huzursuzdu. Bir ismin etrafında dönüp duran düşünceler... Ruşân. Onun konuşma tarzı, kelimelere olan yaklaşımı, çocuklara sabırla bakışı...
Bilgisayar başına oturdu. Yavaşça kutuyu açtı. İçinden çıkan ilk sayfa, daktilo ile yazılmış bir metindi. "Kelimeler yiterse, insanlar birbirini sessizlikte arar." Başlık yoktu. Yazar adı da. Ama notun köşesinde çok silik bir el yazısı vardı. R.S.
O harfler içini ürpertti. Tesadüf müydü? Yoksa bu hikâyede başka katmanlar mı vardı?
Bir an durdu. Kendine çay koymaya karar verdi. Ama masasındaki eski defteri açtı önce. Not aldığı yerlerden biri açık kalmıştı. "Bazı insanlar geç kalmaz. Sadece zamanın onlar için geçmesi gerekir."
Ve sonra gözleri yavaşça cama kaydı. Camın ardından gökyüzü değişiyordu. Belki de bu hikâyeyi anlamak için önce kendi sessizliğini okumalıydı.
📜📜📜📜📜
Sami kitabın sayfalarını karıştırırken içindeki satırlar değil, araya sıkışmış zamanlar konuşuyordu. Belki de bazı kelimeler, okunduklarında değil, hissedildiklerinde yer ediyordu insanın içinde. Ve o gün, Ruşân'ın dokunduğu kitapta kalan sıcaklık, onun yalnızca bir okuyucu olmadığını fısıldıyordu. O kadın... kelimelerin içinden geçen bir yol gibiydi.
Kitapçıdan ayrıldığında Sami, adımlarını takip etti. Bilmeden aynı yolda yürüdüler bir süre. Aralarında hiç söz geçmedi, hiç bakışmadılar. Ama bazen sessizlik, karşılıklı bir konuşmadan daha kalın bir bağ kurar.
Ruşân bir ara başını kaldırdı gökyüzüne. Güneş, gölgelerin arasından zar zor sızıyordu. Sanki hava da suskunluğu büyütüyordu. Elindeki kitap çantasındaydı ama yüreğine çoktan işlemişti.
İkisi de farkında değildi belki. Henüz bir hikâyenin içinde olduklarının... Ama her satır yavaşça birleşmeye başlamıştı. Sami, o gece elindeki notu uzun süre inceledi. "Bazı hikâyeler sadece doğru zamanda bulunmak içindir."
Bu cümle, sadece bir kitapta rastlanacak kadar basit değildi. Bu bir izdi. Ve belki de ilk defa bir iz, onu bir insana çıkarıyordu.
Henüz tanımadığı ama varlığını sayfalarda hissettiği bir kadına.
Henüz adını koyamadığı ama derinlerde bir yerlerde beklediğini bildiği o duyguya.
Henüz dile gelmemiş ama kalpten kalbe çoktan yazılmış bir cümleye.
Bölüm etkileşimi
