Kayıp Edebiyat kitap kapağı

4. bölüm / 10

Kayıp Edebiyat

Bölüm 4

Vaveyla Yazarı: Berceste 💜

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: Bölüm 4

"Kelimeler sustuğum yerden yürür,
Anılar bir gölge gibi düşer sırta.
Ne zaman baksam geriye,
Bir cümle kalır dudakta." - Ahmet Erhan
📜📜📜📜📜
Ruşân
Tahtadaki cümle hâlâ silinmemişti: "Zaman unutur, kelimeler değil."
Ruşân, sırayla öğrencilerine döndü.
"Hazırsanız başlayabiliriz," dedi. İlk sözü Tuğçe aldı:
"Ben bir rüya anlatacağım. Gerçek değil ama... aklıma hep aynı sahne geliyor." Sınıf sessizleşti.
"Bir kütüphanedeyim. Raflar sonsuz gibi. Ama her kitap boş. Sayfalarında yalnızca tek bir kelime yazıyor: 'Sen.' Bir kapı aralanıyor, ama içeriye kimse girmiyor. Sonra uyanıyorum." Ruşân başıyla onayladı.
"İlginç. Bu cümlenin sende oluşturduğu boşluk duygusu çok güçlü."
Sıra Emre'deydi:
"Ben küçükken dedemle tren istasyonuna giderdik. Orada hep eski bir saat olurdu, çalışmazdı. Bir gün dedem bana dedi ki: 'Bazı saatler ilerlemez, çünkü hatırlamaları gerekir.' O zamandan beri eski saatleri görünce dedemi hatırlıyorum. Bu cümleyi okurken o geldi aklıma."
Üçüncü olarak Zeynep elini kaldırdı:
"Ben bir hikâye yazdım. Bir kız var, sürekli yazılar yazıyor ama kimse okumuyor. Sonra bir gün biri geliyor ve sadece onun yazdığı bir kelimeye takılıyor: 'beklemek.' Sonra konuşmaya başlıyorlar. Ama kız hâlâ yazmaya devam ediyor. Çünkü konuşmak yetmiyor." Ruşân tebessüm etti.
"Bu çok tanıdık geldi bana," dedi ama açıklamadı.
Dördüncü öğrenci Kenan oldu:
"Ben olmasını istediğim bir hayatı anlattım. Sahil kenarında bir kitapçı dükkânım var. İnsanlar giriyor, bir kitap alıp denize karşı okuyor. Sonra oturup konuşuyoruz. Hayattan böyle bir şey isterim."
Beşinci ve son olarak Elif konuştu:
"Benim bir günlüğüm var. İçinde sadece kötü günleri yazıyorum. Çünkü iyi günleri zaten unutmak istemem. Kötüleri unuturum sanıyordum ama her cümle beni tekrar oraya götürüyor. Bu cümle... sanki günüme yazılmış."
Ruşân, kısa bir süre sustu.
"Hepinizin kelimeleri çok kıymetli. Onları kaybetmeyin."
📜📜📜📜📜
Sami
Sami, eski belgeleri incelediği arşiv odasında yeni bir dosya bulmuştu. Dosyanın üstünde tarih yoktu ama içeriği alışılmadık şekilde düzenlenmişti. Her sayfa, farklı bir harfle başlıyordu. Alfabetik değil, anlamlı da değildi.
Bir sayfada sadece şu yazıyordu: "Bazı harfler ses değil, iz taşır."
Sami bunun üzerine not aldı. "İz taşıyan harf: G." Çünkü hem mektuptaki hem de önceki el yazmasındaki o farklı "G" harfi hâlâ aklındaydı.
Sonra eline bir katalog geçti: "Kayıp Metinler Dizini – 1927". İçinde "Yazar bilinmiyor" notuyla geçen bazı eserler vardı. Bir tanesi dikkatini çekti: "Susmanın Tınısı". Açıklamada sadece şu yazıyordu:
"Yalnızca bir okuyucu, bir öğretmen ve bir geçmiş bu kitabı çözebilir."
Sami duraksadı. "Bir öğretmen mi?" Elini cebine attı, mektubu çıkardı. Cümlenin sonundaki harf, dikkatli bakınca aslında bir 'S' değil, 'R' harfiydi. Köşesi hafif silinmiş, el yazısıyla 'R'. "Ruşân mı?" Bu kitapla onun bir ilgisi olabilir miydi?
📜📜📜📜📜
Sınıfta anlatılan her hikâye, geçmişin bir yankısı gibiydi. Kimisi bilinçli, kimisi fark etmeden o cümleye kendi hayatını yüklemişti. Ruşân, öğrencilerinden çok şey öğrenmişti o sabah.
Sami ise yıllardır dokunulmamış sayfaları aralarken, kelimelerin iz sürdüğünü fark etmişti. Her harf, her sembol onu başka bir yöne çekiyordu. İki ayrı yol, bir yerde birleşmek üzereydi. Belki de bu sadece kelimelerin değil, unutulmuşların hikâyesiydi.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.