Kayıp Edebiyat kitap kapağı

7. bölüm / 10

Kayıp Edebiyat

Bölüm 7

Vaveyla Yazarı: Berceste 💜

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: Bölüm 7

"Bir kitap bazen kalbinin unuttuğu dili hatırlatır."
— Hasan Ali Toptaş

Ruşân
Kalabalığın uğultusu, kitaplar arasında yankılanan çocuk seslerine karışıyordu. Ruşân, sandalyesinden kalktı, elindeki çayı masaya bırakarak çocuklara döndü.
"Şimdi," dedi gözleriyle etrafı tarayarak, "her biriniz seçtiği kitap hakkında ne düşündüğünü söylesin. Hangi duyguları hissettiniz? Anlattığı hayat sizde neyi uyandırdı?"
İlk söz alan Dilan oldu. Elinde tuttuğu küçük mavi kapaklı kitabı göstererek konuştu:
"Ben “Mektupsuz Yolculuğu” seçtim. Okurken kendimi kaybolmuş gibi hissettim. Kitaptaki karakter yalnızdı ama aynı zamanda kendini arıyordu. Bence insanlar bazen yalnız kalmalı."
Hemen ardından Yusuf söz aldı. Sesinde bir telaş vardı:
"Ben “Kırık Saatleri” okudum. Çok şey anladım ama en çok zamanı kaçırmak korkuttu beni. Bazen anneme 'birazdan gelirim' diyorum ama hiç gelmiyorum. Sanki bu kitap bana o 'birazdan ların aslında hiçbir zaman olmadığını söyledi."
Üçüncü olarak Azra konuştu.
"'Gölgelerin Ardında”... Beni korkuttu. Ama sonra düşündüm, o gölgelerin içinde ben de vardım. Belki de karanlık dediğimiz şey, sadece içimizde sakladığımız şeylerdir."
Diğer iki çocuk da sırayla konuştu. Her biri farklı dünyalardan ses getirmişti. Ruşân hepsini dikkatle dinledi, her birine küçük notlar verdi. Gözlerinin içi gülüyordu.
"Kitap sadece kelimeler değildir," dedi sonunda. "Bazen unuttuğun bir sesi, bazen hiç bilmediğin bir soruyu hatırlatır."
📜📜📜📜📜
Sami
Fuar alanının en köşesinde, kitap raflarının gölgesine yaslanmıştı Sami. Sessizdi, ama gözleriyle her detayı izliyordu. Özellikle onu... Ruşân'ı.
Onu ilk kez bu kadar yakından görüyordu. Duru bir yüzü vardı. Gözlerinde sakince dalgalanan bir sessizlik... Dalgaların çarptığı bir kıyı gibiydi kadın. Huzurlu, ama içten içe bir şeyler anlatmak ister gibiydi.
Sami, cebinden küçük defterini çıkardı. Hızlıca bir not aldı:
"Gözlerinde eski bir kitap kokusu var. Sayfalar çevrildikçe yüzü aydınlanıyor."
Birden sesi işitti. Ruşân, çocukların anlattığı kitaplarla ilgili konuşuyordu.
"Hayal dediğimiz şey bazen gerçeğe giden köprüdür," diyordu bir çocuğa. "Ama o köprüden geçmek cesaret ister."
Sami, o an anladı. Bu kadın, sadece edebiyat öğretmeni değildi. Onun sözleri, unutulmuş cümleleri hayata döndüren birer anahtardı. Ve belki... belki de mektubun ipuçlarını çözmekte ona yardım edebilecek tek kişiydi.
📜📜📜📜📜
İki yabancı. İki yalnız ses. Biri kitapların içinden yürüyerek gelmiş, diğeri kitapların tozunda kaybolmuştu. Şimdi aynı salonda, aynı sessizliğin içindeydiler. Kader dediğimiz şey, bazen bir fuarın gölgesinde, bazen bir çocuğun sorduğu soruda belirir.
Ruşân, kitapları konuşurken kendi geçmişine dönerken, Sami geçmişin izlerini bir mektubun harflerinden söküyordu. Henüz konuşmamışlardı. Ama kelimeler, çoktan yürümeye başlamıştı aralarında.
Ve bu, daha başlangıçtı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.