Kayıp Edebiyat kitap kapağı

8. bölüm / 10

Kayıp Edebiyat

Bölüm 8

Vaveyla Yazarı: Berceste 💜

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 10Şu an: Bölüm 8

"Gündüzü soluk bir düş gibi geçer,
Gece olunca kelimeler çağırır beni.
Bir ses dolaşır eski defterlerde,
Tanıdık bir yalnızlık gibi."
(M. Akif Ersoy)

Ruşân
O sabah pencere pervazında bir kuş konmuştu, gri tüyleri sabaha karışmış bir kararsızlık gibi. Ruşân, kahvesini yudumlarken gözlerini kuşla değil, arkasındaki eski deftere dikmişti. Defter, annesinin ona ortaokuldayken hediye ettiği sade çizgisiz bir defterdi. Sayfalar arasında silik kalem izleri, yarım kalmış cümleler vardı. Şimdi o cümlelerin hiçbiri yazmakla ilgili değil; yaşamakla ilgiliydi.
Derste öğrencilerine sıkça söylediği gibi: "Bazen bir cümle, bir ömrü taşır."
Bugün sınıf yoktu. Bugün, ders de yoktu. O günlerden biriydi işte. İçin için yoran, ama sessizliğin de fısıldadığı şeyler vardı.
Kütüphanesinin önünde durdu bir süre. Kitapların sırtlarına baktı, eski bir dost gibi. Parmakları bir kitabın kenarında duraksadı: "Cam Kırıkları" — kendisi kadar sessiz, kendisi kadar geçmişe meyilli bir kitap. Elini çekti, bugün kitaplara dokunmak istemiyordu.
Paltosunu giydi, çantasını almadı. Bugün çanta yok. Bugün sadece yürümek vardı. Hava serin, gökyüzü kuru bir pus içindeydi. Şehir uykusunu henüz üzerinden atamamış gibiydi. Bir simitçiden sessizce bir simit aldı, selam bile vermedi. Bugün selam da yoktu. Çünkü Ruşân bazı sabahlar dünyayla bağını sadece yürüyerek kurardı.
📜📜📜📜📜
Sami
Sami sabahları hep erkenden kalkardı. Arşivlerin içine doğmuş biri gibiydi. Eski belgelerin kokusu, onun için sabah kahvesi kadar anlamlıydı. Fakat bugün arşive gitmedi. Bugün o da biraz diğer insanlar gibi yaşamak istedi.
Kendi evindeki odasında, yığılı kitaplar arasında bir köşe yaratmıştı. Defterlere notlar alırdı, ama bilgisayara değil. Çünkü Sami, kalemin izine güvenenlerdendi.
Bir gün önce gelen eski mektubun izi hâlâ zihnindeydi. Gönderen belli değildi, damgası yoktu. Sadece bir harita gibi kıvrılmış eski bir sayfa vardı: Eski bir el yazması eserin son sayfası gibi duruyordu. Ve o sayfada sadece şu yazılıydı:
"Beni bulmaya çalışan, önce kaybolmalı."
Sami bu cümleye uzun uzun bakmıştı. Sonra düşünmüştü: "Belki de gerçeklikten çıkmalı önce."
Bugün eski kitapçılardan birine uğramaya karar verdi. Belki o sayfanın izine dair bir işaret bulabilirdi. Belki bir ipucu. Ya da sadece bir sessizlik. Ama o sessizlik bile onun için bir adımdı.
📜📜📜📜📜
Şehirde iki farklı yalnızlık aynı sokaklarda yürüyordu: Biri sessizliğe sığınan bir öğretmen, diğeri geçmişi arşivlemeye çalışan bir iz sürücüydü. Hiç tanışmadan birbirlerinin adımlarına yaklaşan iki karakter. Biri kaybolan kelimelerin izini sınıf duvarlarında sürüyordu, diğeri ise raflar arasında. Ve kader, onları birbirlerine yavaşça yaklaştırıyordu. Bugün hava griydi, ama aynı gri içinde ikisinin de adımları buluşmaya biraz daha yakındı. Henüz bir cümle kurulmamıştı, ama hikâye sessizce yazılıyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.