10. bölüm / 10
Kayıp EdebiyatBölüm 10
Bölümler 10Şu an: Bölüm 10
“Bazı duygular, sessizliğin en derin katmanlarında yeşerir.”
Ruşân
Kitap fuarının ardından gelen sessizlik, Ruşân’ın içinde bir boşluk değil; bir dinginlik bırakmıştı. Öğrencilerin o gün anlattıkları, ellerinde tuttukları kitaplara sarılış biçimleri, onun kendi gençliğini düşündürmüşdü.
Hafta sonunu alıştığı gibi yalnız geçirmedi bu kez. Kitapçıya uğradı, bir pazar sabahı kahvesini erkenden alıp sokakta yürüdü. Ankara'nın gri sokaklarında bile bir renklilik vardı sanki. Kendi iç sesiyle baş başa kalmak, bu şehri dinlemeye benziyordu.
Pazartesi günü için bir gezi planı vardı. Şehrin kenarında kalmış bir antik yerleşke idi bu. Tarihi çok eskiye dayanıyor, ama pek bilinmiyordu. Kültür bakanlığında müdür aracılığıyla bir anlatım yapılacağı bildirilmişti. Çocukların bu taşların arasından geçmesini, geçmişle yüzleşmesini istiyordu.
Gezi sabahı otobüs durağında, öğrencileriyle birlikte heyecanla beklerken, isim listesinde bir detay gözünden kaçmadı. Rehber olarak gelen kişi: Sami Gökmen. Gözlerini birkaç saniye listeye sabitledi. Sonra içten içe hafifçe gülümsedi. Tesadüf müydü bu, yoksa aynı yolda yürümeye dair bir başka işaret mi?
📜📜📜📜📜
Sami
İstanbul’dan döndüğünde yorgundu ama huzurluydu. Kütüphaneler arasında kaybolduğu üç günde zihnindeki düğümler bir nebze çözülmüştü. Bazı belgeler, bazı fotoğraflar... Sanki geçmişin boğuk sesi ona yeni kapılar aralıyordu.
Ankara'ya döner dönmez aldığı ilk telefon, Kültür Bakanlığından olmuştu. Antik bir yerleşkede öğrencilere bilgi verilmesi istenmişti. Kabul etti, çünkü bu mekânı seviyordu. Taşların dili, belgeler kadar güçlüydü.
Gezi günü geldiğinde, öğrencilerin sesleri arasında bir huzur vardı. Ama onu asıl durduran, gözleriyle buluşan tanıdık bir yüz oldu. Ruşân. Küt saçları rüzgârda hafifçe savrulurken, gözleri her zamanki gibi durgun ve sakindi.
"Sanırım yollarımız artık yalnızca kelimelerde kesişmiyor," dedi Sami içinden. Sonra eliyle antik yapıya yöneldi ve anlatmaya başladı.
Ama her kelimesi, sanki ona bakıyordu. Ve Ruşân, onu dinlerken geçmişin gölgesiyle değil, geleceğin sıcaklığıyla sarılıydı.
📜📜📜📜📜
Zaman bazen küçük ayrıntılarda birleşir. Bir kitap fuarının gürültüsünden bir taş kalıntısının sessizliğine, bir sabah kahvesinden göz göze gelişe… Ruşân ve Sami’nin yolları, artık yalnızca geçmişin iziyle değil; geleceğin sorularıyla da örülüyordu.
Ruşân’ın öğrencileri taşların arasında gezinirken, Sami’nin anlatımı duraklardı. Çünkü bazen, tarih kitaplarda değil; gözlerde okunurdu.
Ve yıllardır beklenen sevinç, artık sadece bir ihtimal değildi. Sessiz, ama adım adım kendine yol buluyordu.
Bölüm etkileşimi
