Bölümler 23Şu an: Bölüm 9: Geçmişin İzleri
- 1 Bölüm 1 Kaybolan Hayatlar659 kelime
- 2 Bölüm 2 Altı aylık sesizlik460 kelime
- 3 Bölüm 3 — Beni Bul596 kelime
- 4 Bölüm4 Geriye Kalan1.454 kelime
- 5 Bölüm 5 Yeni Hayat843 kelime
- 6 Bölüm 6 Yabancı Kapılar1.726 kelime
- 7 Bölüm 7 Yeni Düzen1.328 kelime
- 8 ODA 12’Yİ TANIYALIM245 kelime
- 9 Bölüm 8 Saklı Yaralar1.285 kelime
- 10 Bölüm 9: Geçmişin İzleri1.357 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 Bölüm 10 Eski Dosya1.126 kelime
- 12 Bölüm 11 CevapsızSorular4.098 kelime
- 13 BÖLÜM 12: Sırların Gölgesinde1.699 kelime
- 14 BÖLÜM 13 Kesişen Yollar2.357 kelime
- 15 BÖLÜM 14 Karanlık İz913 kelime
- 16 BÖLÜM 15 Büyük Gün.1.001 kelime
- 17 Bölüm 16 iki Hayat1.159 kelime
- 18 BÖLÜM 17 – İKİ HAYAT ARASINDA4.923 kelime
- 19 Bölüm 18 — Düşmanlar1.382 kelime
- 20 Bölüm 19 — Gülüşün Ardındaki Çocuk798 kelime
- 21 Bölüm 20 — Geçmişten Gelen Ses1.983 kelime
- 22 Bölüm 21 — Sakladığı Şey1.049 kelime
- 23 Bölüm 22 — Fırlama’ nın Gerçeği1.152 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Cumartesi Sabahı
Denizli Erkek Yetiştirme Yurdu'nda hafta içlerine göre daha sakin bir cumartesi sabahıydı.
Oda 12'nin perdelerinden içeri süzülen güneş ışığı, ranzaların üzerine vuruyordu.
Saat 08.30'du.
Normal okul günlerinde çoktan kalkmış olan çocuklar, hafta sonunun rahatlığından yararlanarak yataklarında biraz daha uzun kalmışlardı.
Ama artık kalkma vaktiydi.
Kapı hafifçe açıldı.
Mehmet Karaca başını içeri uzattı.
"Hadi bakalım çocuklar. Uyanıyoruz."
"On beş dakika sonra kahvaltı var."
Yorganın altından Doğukan'ın sesi geldi.
"Mehmet abi..."
"Bugün cumartesi."
"Biraz daha uyusak?"
Mehmet Bey güldü.
"Okul yok diye öğlene kadar yatmak yok."
"08.45'te herkes hazır olsun."
Doğukan yorganı başına kadar çekti.
"Ben hazır değilim."
Selim yatağından doğrulup ona baktı.
"Sen hiçbir zaman hazır değilsin zaten."
Şahin üst ranzadan aşağı inerken güldü.
"Fırlama , kalk."
"Yoksa seni ben kaldırırım."
Doğukan bir anda doğruldu.
"Tamam, tamam! Şahin abi, sakin."
Odadaki çocukların bazıları güldü.
Emre ise sessizce yatağından kalkmıştı.
Yatağını topladıktan sonra yüzünü yıkamak için banyoya yöneldi.
Celil de yatağından kalkmıştı.
Ama diğerlerinden farklıydı.
Sessizdi.
Yüzünde hiçbir ifade yoktu.
Dün okul dönüşünde karşılaştığı kadın hâlâ gözlerinin önündeydi.
Annesi...
Yıllar sonra karşısına çıkmıştı.
Ama yanına gelmemişti.
Tek bir kelime bile söylememişti.
Celil aynanın karşısında yüzünü yıkadı.
Başını kaldırıp aynadaki yansımasına baktı.
Bir süre öylece durdu.
Sonra gözlerini kaçırdı.
Odaya döndüğünde Şahin onu fark etti.
Ama hiçbir şey söylemedi.
Çünkü dün gece konuşulanlardan sonra herkes Celil'in neye ihtiyacı olduğunu anlamıştı.
Bazen soru sormamak...
Bir insanın yanında olmanın en doğru yoluydu.
---
08.45
Çocuklar hazırlıklarını tamamlamıştı.
Doğukan saçlarını eliyle düzeltmeye çalışıyordu.
Selim ona baktı.
"Boşuna uğraşıyorsun."
"Ne?"
"Saçın zaten her yöne gidiyor dağınık."
Doğukan aynaya baktı.
"Benim saçım böyle güzel."
Şahin güldü.
"Tabii canım."
Emre sessizce onları izliyordu.
Yiğit ise yatağını toplarken Emre'ye döndü.
"Sen alıştın mı buraya?"
Emre kısa bir süre düşündü.
"Biraz."
Yiğit gülümsedi.
"Alışırsın."
"Biz de ilk geldiğimizde böyleydik."
Celil kapının yanında duruyordu.
"Hadi."
"Kahvaltıya iniyoruz."
Çocuklar birlikte odadan çıktılar.
Koridorda diğer odalardan çıkan çocuklar da vardı.
Yurt yavaş yavaş hareketleniyordu.
---
08.55
Çocuklar yemekhaneye indiler.
Masalar hazırlanmıştı.
Kahvaltı için peynir, zeytin, yumurta, ekmek ve çay dağıtılıyordu.
Doğukan masaya oturur oturmaz tabağına baktı.
"Bugün yumurta var!"
Selim başını salladı.
"Her hafta sonu yumurta var."
"Ben yine de seviniyorum."
Şahin gülerek konuştu.
"Sen yemeği görünce her seferinde seviniyorsun."
Doğukan cevap vermedi.
Çünkü çoktan ekmeğine reçel sürmeye başlamıştı.
Emre masanın ucuna oturdu.
Yiğit yanına geçti.
Celil ise karşılarına oturdu.
Mehmet Bey yemekhanenin girişinde çocukları kontrol ediyordu.
Bir süre sonra masaların arasında dolaşmaya başladı.
Oda 12'nin masasına geldiğinde çocuklara baktı.
"Bugün okul yok."
"İsterseniz kahvaltıdan sonra biraz bahçede vakit geçirebilirsiniz."
Doğukan hemen sordu:
"Futbol oynayabilir miyiz?"
"Öğleden sonra."
"Tamam!"
Mehmet Bey gülümsedi.
"Sabah salonda kitap okuyabilir, televizyon izleyebilir veya bahçede oturabilirsiniz."
Sonra çocuklara baktı.
"Öğleden sonra da etkinlik var."
"Kimse sıkılmayacak."
Doğukan başını salladı.
"Ben zaten sıkılmam."
Selim hemen araya girdi.
"Sen başımızı ağrıttığın için sıkılmıyoruz."
Masada gülüşmeler oldu.
Celil bile hafifçe gülümsedi.
Emre bunu fark etti.
Dün akşamdan beri ilk kez Celil'in yüzünde gerçek bir tebessüm görüyordu.
---
Kahvaltıdan Sonra
Çocuklar yemekhaneden çıktı.
Doğukan ve Şahin bahçeye gitmek için hazırlanırken Selim salondaki kitaplığa yöneldi.
Yiğit ise Emre'nin yanında kaldı.
Celil koridorda birkaç saniye durdu.
Sonra dışarı çıktı.
Bahçenin kenarındaki banka oturdu.
Tek başına.
Emre uzaktan ona baktı.
Bir an yanına gitmek istedi.
Ama dün gece söyledikleri aklına geldi.
"Konuşmak istemiyorsan konuşma."
Emre onun yanına gitmedi.
Sadece uzaktan baktı.
Celil de bunu fark etti.
Kısa bir an göz göze geldiler.
Celil hafifçe gülümsedi.
Emre de karşılık verdi.
Hiçbir şey söylemediler.
Ama ikisi de birbirini anlamıştı.
---
Aynı Saatlerde
Yurdun diğer tarafında Şahin, Mehmet Bey'in odasının önünden geçiyordu.
Tam o sırada içeriden telefon sesi geldi.
Mehmet Bey telefonu açtı.
"Efendim?"
Kısa bir süre dinledi.
Sonra yüzündeki ifade değişti.
Şahin birkaç adım sonra durdu.
Mehmet Bey telefonu kapattığında kapıda Şahin'i gördü.
"Şahin."
"Bir şey mi oldu Mehmet abi?"
Mehmet Bey birkaç saniye sustu.
"Yok."
"Sen merak etme."
Şahin onun yüzüne baktı.
Ama Mehmet Bey'in bir şey sakladığını anlamıştı.
"Babamla mı ilgili?"
Mehmet Bey cevap vermeden önce derin bir nefes aldı.
"Şahin..."
"Bugün bir telefon geldi."
Şahin'in yüzü ciddileşti.
"Ne olmuş?"
"Şimdilik önemli bir şey yok."
Mehmet Bey bir an durdu.
"Ben sadece..."
Cümlesini tamamlayamadı.
Şahin başını eğdi.
"Babamla ilgiliyse bilmek istiyorum."
Mehmet Bey ona baktı.
"Sonra konuşacağız."
Şahin sessizce başını salladı.
Ama yüzündeki endişe hâlâ vardı.
---
Öğleden Önce
Oda 12'de çocuklar bir süre vakit geçirdi.
Doğukan yatağına uzanmıştı.
Selim kitap okuyordu.
Yiğit, Emre'yle satranç oynamaya çalışıyordu.
Şahin ise pencerenin kenarında sessizce oturuyordu.
Celil onun yanına yaklaştı.
"Bir şey mi oldu?"
Şahin başını kaldırdı.
"Yok abi."
Celil birkaç saniye ona baktı.
Sonra:
"Tamam."
dedi.
Başka hiçbir şey sormadı.
Şahin bunu fark etti.
"Sağ ol abi."
Celil kaşlarını kaldırdı.
"Ne için?"
"Bir şey sormadığın için."
Celil hafifçe gülümsedi.
"İnsan bazen ne zaman susacağını bilmeli."
Şahin başını salladı.
"Doğru."
Celil pencerenin dışına baktı.
"Ben dün bunu öğrendim."
Şahin onun ne demek istediğini anladı.
İkisi de bir süre sessiz kaldı.
---
Öğleden Sonra
Saat ilerledikçe yurdun bahçesi çocuklarla doldu.
Top oynayanlar, ip atlayanlar, banklarda oturanlar vardı.
Oda 12'nin çocukları da futbol sahasına geçti.
Doğukan topu aldı.
"Takımlar belli!"
"Ben Şahin abiyle oynuyorum."
Selim hemen itiraz etti.
"Sen kendi kendine takım kuramazsın."
"Niye?"
"Çünkü topu alıp herkesten kaçıyorsun."
Şahin güldü.
"Doğukan, bırak şu topu."
Oyun başladı.
Emre ilk başta kenarda duruyordu.
Yiğit onu oyuna çağırdı.
"Emre, gel!"
"Ben çok iyi oynayamam."
"Biz de profesyonel değiliz."
Emre istemsizce gülümsedi.
Sonra oyuna katıldı.
Bir süre sonra Doğukan'ın attığı top Emre'ye geldi.
Emre topu kontrol etti.
Yiğit bağırdı:
"Emre, vur!"
Emre topa vurdu.
Top kaleye gitti.
Gol.
Doğukan bağırdı:
"İşte bu!"
Herkes güldü.
Emre'nin yüzünde uzun zamandır görülmeyen bir mutluluk vardı.
---
Fakat O Gün...
Saatler ilerledikçe Şahin'in aklı hâlâ Mehmet Bey'in söylediklerine takılıyordu.
Babasıyla ilgili bir telefon gelmişti.
Ama neden?
Ne olmuştu?
Babası yıllardır cezaevindeydi.
Şahin onun suçunu biliyordu.
En azından kendisine anlatılanı biliyordu.
Babası yıllar önce bir şirketin finans işleriyle uğraşmıştı.
Sonra şirketin büyük bir dolandırıcılık ve kara para aklama soruşturmasının merkezinde olduğu ortaya çıkmıştı.
Bütün belgeler babasının imzasını taşıyordu.
Para transferleri onun üzerinden yapılmıştı.
Mahkeme onu suçlu bulmuştu.
Ve Şahin'in babası cezaevine gönderilmişti.
Fakat Şahin yıllardır aynı şeyi düşünüyordu:
Babam gerçekten bunları yaptı mı?
Çünkü babası ona her zaman başka bir şey söylemişti.
"Ben bilmiyordum."
"Beni kullandılar."
"Bir gün gerçek ortaya çıkacak."
Şahin çocukken bunlara inanmıştı.
Büyüdükçe ise emin olamamaya başlamıştı.
Çünkü ortada belgeler vardı.
Mahkeme kararı vardı.
Ve babası hâlâ cezaevindeydi.
Annesi ise...
Babası tutuklandıktan sonra büyük bir çöküş yaşamıştı.
Günlerce odasından çıkmamış, geceleri uyuyamamış, sürekli eşinin suçsuz olduğunu söylemişti.
Zamanla durumu ağırlaşmıştı.
Şahin bir süre annesinin yanında kalmıştı.
Ama annesinin kendisine ve çevresine zarar verebilecek hâle gelmesinden sonra tedavi altına alınması gerekmişti.
Şahin o gün hem babasını hem annesini kaybetmiş gibi hissetmişti.
Sonra yurda gelmişti.
İşte bu yüzden Şahin'in içinde yıllardır cevapsız kalan bir soru vardı:
Babası gerçekten suçlu muydu?
---
Akşamüstü
Çocuklar bahçeden dönerken Mehmet Bey kapının yanında bekliyordu.
Şahin'i görünce:
"Şahin."
dedi.
Şahin durdu.
"Efendim?"
Mehmet Bey bir süre ona baktı.
"Yarın seninle baban hakkında konuşmamız gerekiyor."
Şahin'in yüzü gerildi.
"Yarın mı?"
"Evet."
"Bugün neden değil?"
Mehmet Bey cevap vermedi.
"Çünkü bugün bunu konuşmak için doğru zaman değil."
Şahin başını salladı.
"Tamam."
Ama gözlerindeki endişe daha da büyümüştü.
Celil uzaktan onları izliyordu.
Şahin'in yanına geldi.
"İyi misin?"
Şahin birkaç saniye sustu.
Sonra:
"Yarın öğreneceğim."
"Ne olduğunu."
Celil başını salladı.
"Ne olursa olsun yalnız değilsin."
Şahin ona baktı.
Sonra hafifçe gülümsedi.
"Biz birbirimizin ailesiyiz."
Celil de gülümsedi.
"Aynen öyle."
İkisi birlikte Oda 12'ye doğru yürüdüler.
Emre arkalarından bakıyordu.
Artık yurdun çocuklarının her birinin içinde sakladığı bir hikâye olduğunu anlamaya başlamıştı.
Celil'in annesi...
Şahin'in babası ve annesi...
Ve kendi ailesi.
Karan...
Babası...
Annesi...
Dedesinin bilinmeyen geçmişi...
Emre elini cebine attı.
Parmakları küçük oyuncak arabanın üzerine geldi.
Oyuncak arabayı çıkarmadı.
Sadece cebinde tuttu.
Çünkü artık bunun yalnızca Karan'dan kalan bir oyuncak olmadığını hissediyordu.
Sanki geçmişe açılan küçük bir kapıydı.
Ve Emre o kapının ardında ne olduğunu henüz bilmiyordu.
---
O akşam Oda 12 her zamankinden daha sessizdi.
Çocuklar yatmaya hazırlanırken Şahin, Mehmet Bey'in söylediklerini düşünmeye devam etti.
"Yarın seninle baban hakkında konuşmamız gerekiyor."
Şahin bunun sıradan bir konuşma olmadığını hissediyordu.
Ama ertesi gün eline geçecek olan şeyin, yalnızca babasının geçmişini değil...
Emre'nin ailesiyle ilgili yıllardır saklanan bir sırrı da ortaya çıkaracağını henüz bilmiyordu.
Ve o gece...
Denizli Erkek Yetiştirme Yurdu'nun sessiz koridorlarında herkes uykuya hazırlanırken, yıllardır kapalı kalmış bir dosyanın ilk sayfası açılmak üzereydi.
Bölüm etkileşimi
