6. bölüm · Kavuşan gözler
Kavuşan gözler 6 Bölüm
İlk karşılaşmalarının üzerinden haftalar geçmişti.
Erkan, her sabah fabrikaya gitmeden önce aynı otobüs durağından geçiyor, sadece Hilal'i birkaç saniye görebilmek için erken çıkıyordu. Hilal de telefon bayisine giderken aynı saatte oradan geçiyordu.
İkisi de birbirlerine tek kelime edemiyordu.
Göz göze geldiklerinde zaman sanki duruyor, çevredeki insanların sesleri kayboluyordu. Sonra yine başlarını öne eğip yollarına devam ediyorlardı.
Ailelerinin verdiği terbiye, yaşadıkları çevre ve mahallenin baskısı, birbirlerine yaklaşmalarına izin vermiyordu.
Bir gün Erkan, duygularını daha fazla içine sığdıramadı.
Küçük bir kâğıda şunları yazdı:
"Seni tanımıyorum. Belki adını bile bilmiyorum. Ama gözlerine baktığım her gün kalbim başka atıyor. Eğer beni yanlış anlamazsan, bu mektubu kabul et. Senden hiçbir şey istemiyorum. Sadece seni tanımak istiyorum."
Mektubu cebinde günlerce taşıdı.
Vermeye cesaret edemedi.
Nihayet yağmurlu bir sonbahar sabahı Hilal otobüse binecekken, titreyen elleriyle kâğıdı uzattı.
Hilal önce şaşırdı.
Etrafına baktı.
Kimse fark etmeden mektubu aldı ve çantasına koydu.
Hiç konuşmadılar.
Sadece göz göze geldiler.
O bakış, ikisinin de kalbine ömür boyu unutamayacakları bir anı olarak kazındı.
O akşam Hilal odasına çekildi.
Kapısını kilitledi.
Mektubu yavaşça açtı.
Satırları okudukça gözleri doldu.
İlk defa biri ona böyle temiz, saygılı ve sessiz bir şekilde kalbini açıyordu.
Ertesi gün küçük bir cevap yazdı.
"Adım Hilal. Mektubunu okudum. Çok düşündüm. Ben de seni uzun zamandır fark ediyorum. Ama ailem çok hassastır. Kimsenin bizi yanlış anlamasını istemem. Eğer konuşacaksak, bunu saygı içinde yapalım."
Erkan, mektubu eline aldığı an kalbi yerinden çıkacak gibi oldu.
Artık isimlerini biliyorlardı.
Artık sadece gözleriyle değil, kelimeleriyle de birbirlerine dokunmaya başlamışlardı.
Ama ikisini de bekleyen zorlu yollar vardı.
Çünkü bu aşkı sadece mesafeler değil, aileler ve hayatın ağır sorumlulukları da sınayacaktı
