19. bölüm · Kavuşan gözler
Kavuşan gözler 19 Bölüm
Sabah namazının ardından Fatih, yeni bir güne uyanıyordu.
Erkan, seccadesini katlayıp pencerenin önüne geçti.
Gökyüzü henüz aydınlanmaya başlamıştı.
Derin bir nefes aldı.
Bugün içinde tarif edemediği bir huzur vardı.
Mutfağa geçtiğinde annesi Zehra çayı demlemiş, babası Mehmet ise gazeteye göz gezdiriyordu.
Mehmet, oğluna baktı.
"Erkan, bu akşam biraz erken gelir misin?"
"Gelirim baba."
"Annenle konuştuk. Artık bu işi daha fazla uzatmayalım."
Erkan'ın kalbi hızla çarpmaya başladı.
Mehmet devam etti.
"Önce kızın ailesini usulünce araştıralım. Sonra da Allah nasip ederse kapılarını çalarız."
Erkan, babasının elini öptü.
"Allah razı olsun baba."
Zehra'nın gözleri dolmuştu.
"Oğlum... Biz senden hep helal lokma kazanan, dürüst bir evlat olmanı istedik. Allah da inşallah gönlüne göre bir eş nasip eder."
---
Aynı saatlerde Kocamustafapaşa'da...
Hilal hazırlanıp işe gitmek üzere evden çıktı.
Mustafa da işe gitmek için hazırlanıyordu.
Tam kapıdan çıkacakken kızına seslendi.
"Hilal."
"Buyur baba."
"Akşam seni ben alacağım."
Hilal şaşırdı.
"Baba, gerek yok. Her zamanki gibi gelirim."
Mustafa kararlı bir sesle konuştu.
"Ben ne dediysem o."
Hilal başını eğdi.
"Tamam baba."
Mustafa'nın sert tavrının altında tek bir duygu vardı:
Kızını korumak.
Üsküdar'daki telefon bayisinde Ayşe, Hilal'in sessizliğini yine fark etti.
"Günlerdir düşüncelisin."
Hilal hafifçe gülümsedi.
"Geçecek inşallah."
Ayşe, arkadaşının elini tuttu.
"Kalbine güven."
"Allah, temiz niyet eden kullarını mahcup etmez."
Hilal'in gözlerinde umut yeniden filizlendi.
Öğle saatlerinde...
Mehmet, eski bir dostunu ziyaret etmek için Fatih'teki küçük bir esnaf dükkânına uğradı.
Mahalleyi, insanlarını iyi tanıyan güvenilir biriydi.
Çaylar gelirken Mehmet söze girdi.
"Sana bir şey danışacağım."
"Buyur Mehmet."
"Kocamustafapaşa'da yaşayan Mustafa diye birini tanıyor musun?"
Esnaf gülümsedi.
"Belediyede yıllarca şoförlük yaptı. Dürüst, sözüne güvenilir bir adamdır."
Mehmet dikkatle dinliyordu.
"Bir kızı var."
"Hilal."
"Mahallenin herkesinin sevdiği, edepli bir kızdır."
Mehmet'in yüzünde fark edilmeyen bir tebessüm oluştu.
İçinden sessizce,
"Şükürler olsun..."
diye geçirdi.
Aynı dakikalarda...
Selim'in galerisinde İlyas, arkadaşlarıyla konuşuyordu.
"Bundan sonra kimse takip falan yapmayacak."
Arkadaşları şaşkınlıkla birbirine baktı.
"Abi vaz mı geçtin?"
İlyas başını iki yana salladı.
"Hayır."
"Artık uzaktan izlemek yok."
"Önce Erkan'ı tanıyacağım."
Tam o sırada Selim içeri girdi.
Konuşulanların son kısmını duymuştu.
Sert bir sesle konuştu.
"İlyas!"
Galeride sessizlik oldu.
"Ben sana bu konuyu kapattığını sanıyordum."
İlyas cevap vermedi.
Selim oğlunun karşısına geçti.
"Bak oğlum..."
"Bir insanın gönlü zorla kazanılmaz."
"Bir daha Mustafa'nın ailesini rahatsız ettiğini duyarsam, bu galeride de yerin olmaz."
İlyas, babasının gözlerinin içine baktı.
İlk kez babasının bu kadar kararlı olduğunu görüyordu.
Akşam...
Mustafa, söz verdiği gibi Hilal'i işten almaya geldi.
Hilal ile Ayşe birlikte dükkândan çıktılar.
Ayşe gülümseyerek,
"Görüşürüz."
dedi.
Mustafa başıyla selam verdi.
Tam o sırada karşı kaldırımda duran gri otomobil dikkatini çekti.
Direksiyonda İlyas vardı.
Göz göze geldiler.
Mustafa'nın bakışları sertleşti.
İlyas ise başını önüne eğdi.
Motoru çalıştırdı.
Hiç durmadan oradan uzaklaştı.
Mustafa derin bir nefes aldı.
Belki ilk defa...
İlyas'ın geri adım atmaya başladığını hissetmişti.
Ama kader, ikisi için bambaşka bir hazırlık yapıyordu.
O gece...
Erkan, odasında otururken telefonu çaldı.
Arayan Babasıydı...
"Oğlum."
"Buyur baba."
"Yarın akşam müsait ol."
"Neden baba?"
Mehmet'in sesi sakin ama kararlıydı.
"Allah nasip ederse..."
"Yarın seninle çok önemli bir yere gideceğiz."
Erkan'ın kalbi hızla atmaya başladı.
Acaba...
Babası, Hilal'in ailesiyle tanışmak için ilk adımı mı atacaktı?
Bunun cevabını ise yarın akşam öğrenecekti...
