10. bölüm / 17
Karanlığın Peşinde : Zodiac KatiliBölüm 8: Sembolün Gölgesinde
Bölümler 17Şu an: Bölüm 8: Sembolün Gölgesinde
- 1 Bölüm 1: Sisler Ardındaki Karanlık1.055 kelime
- 2 Bölüm 2: Gölde Sessizlik1.150 kelime
- 3 Bölüm 3: Taksimetrede Durmuş Zaman732 kelime
- 4 Bölüm 4: Gölgelerle Oyun717 kelime
- 5 Bölüm 5: Harflerin Ardına Saklanan Canavar674 kelime
- 6 Bölüm 6: Gölgedeki Yalnız Adam639 kelime
- 7 Bölüm 7: Geçmişin Aynasında629 kelime
- 8 Bölüm 8: Sembolün Gölgesinde491 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 Bölüm 9: Sessiz Tanıklar546 kelime
- 10 Bölüm 10: Kandırak’ın Gölgesinde535 kelime
- 11 Bölüm 11: Kadının Gölgesi963 kelime
- 12 Bölüm 12: Gölgedeki Yankılar888 kelime
- 13 Bölüm 13: Karanlıkta Kalan İsimler831 kelime
- 14 Bölüm 14: Sessizlikte Yankılanan Çığlıklar775 kelime
- 15 Bölüm 15: Sessizlikten Gelen Çığlık831 kelime
- 16 Bölüm 16: Gölgeyi Takip Etmek675 kelime
- 17 Bölüm 17: Gölgenin Ardındaki Nefes848 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Jack, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Raye’nin ofisine vardı. Göz altları uykusuzluktan çökmüş, zihni ise karanlıkla doluydu. Masanın üzerinde Zodiac’ın yolladığı mektupların kopyaları, semboller, haritalar ve ses analiz raporları yer alıyordu. Raye, onları dikkatle incelerken başını kaldırmadan konuştu:
— “Jack, bu semboller rastgele değil. Her birinin bir yapısı, tekrar eden bir deseni var. Dikkat ettiysen Zodiac, bazı harflerin yerine bilinçli olarak şekiller koymuş. Bu, sadece şifre değil, bir kimlik dili.”
Jack, kâğıtları karıştırarak başını salladı:
— “Yani, her cinayet sadece bir eylem değil… bir mesaj. Ama kime? Sadece polise mi, halka mı, bana mı?”
Raye gözlüğünü çıkarıp Jack’e döndü:
— “Belki hepsine. Belki de kendi içinde konuştuğu bir ‘üst benliğe’. Bu tür vakalarda katil, sembolleri sadece iletişim için değil, kontrol için de kullanır. Bu onun dili.”
Jack sessizce düşündü. Masadaki bir sembol dikkatini çekti: dört çeyrek daire içine alınmış bir haç. Bunu ilk cinayetten beri her yerde kullanmıştı. Haritalarda, mektuplarda, hatta bazı kurbanların üzerine kazımıştı.
— “Bu sembol... belki bir yön değil, bir harita değil, bir fikir. Dört yön, dört kurban… belki de dört günah, dört maske…”
Raye ayağa kalktı, duvara kocaman bir pano astı. Sembolleri, tarihleri ve cinayet yerlerini bağlayan iplerle bir örümcek ağı oluşturdu. Jack, iplerin kesiştiği merkezde duran sembole baktığında içi ürperdi.
Tam orta noktada San Francisco’nun bir mahallesi vardı: Presidio Heights.
Jack gözlerini kıstı:
— “Taksi cinayeti… Paul Stine…”
Raye başını salladı:
— “O gece, sadece bir adam öldürülmedi. Zodiac’ın davranışında da bir kırılma oldu. Öncesinde kurbanlarını tenha yerlerde, çiftler hâlinde seçiyordu. Oysa bu kez şehir içinde, gözlerin tam ortasında bir adamı öldürdü.”
Jack:
— “Bize bir şey söylemek istedi. ‘Ben her yerdeyim, sizi seyrediyorum’ demek istedi.”
Raye ciddi bir ifadeyle ekledi:
— “Ve belki de seni seçti, Jack.”
Bu cümle odada sessizliğin ağırlaşmasına neden oldu. Jack ilk defa gözlerini kaçırdı. O günden beri bunu hissediyordu, ama sesli duymak farklıydı. Bu artık bir kovalamaca değil, bir bağ halini almıştı. Avcı ve av… ama kim hangisiydi?
***
Jack o gece Presidio Heights’a gitmeye karar verdi. Olay yerini bir kez daha görmek istiyordu. Belki gözden kaçan bir şey… belki Zodiac’ın görmesini istediği bir iz. Sokağa girdiğinde, zaman durmuş gibiydi. Eski taksi durağı hâlâ oradaydı. Sokak lambasının altındaki kaldırımda kurumuş bir iz duruyordu—zamana meydan okuyan bir kan lekesi.
Jack eğilip lekeye baktı. Ve o an, cebinde bir kağıt buldu. Birisi oraya koymuş olmalıydı. Üzerinde sadece şu yazıyordu:
“Yolculuk bittiğinde, aslında her şey yeni başlar.”
Jack hızla çevresine baktı, ama sokakta kimse yoktu. Kalbi hızlandı. Zodiac burada mıydı? Onu mı izliyordu? Yoksa bu sadece bir oyun muydu?
Raye’yi aradı:
— “Bunu şimdi buldum. Sence burada mıydı? Beni mi izliyor?”
Raye sessiz kaldı. Sonra yavaşça:
— “Jack… bazen izlenmekle, izlediğini sanmak aynı şey olabilir. Ama bu oyunda, gerçeklik sınırları bulanıklaşıyor.”
Jack telefonu kapattı. Gözleri yola takıldı. Sanki taksiden bir yolcu inmiş gibi… ama hayaletti. Zodiac bir gölgeydi. Nerede başlıyor, nerede bitiyordu… artık kimse bilmiyordu.
Ama Jack biliyordu ki, bir sonraki hamleyi beklemek için zamanı kalmamıştı. Oyunun ortasındaydı ve artık geri dönüş yoktu.
---
Bölüm etkileşimi
