8. bölüm / 17
Karanlığın Peşinde : Zodiac KatiliBölüm 6: Gölgedeki Yalnız Adam
Bölümler 17Şu an: Bölüm 6: Gölgedeki Yalnız Adam
- 1 Bölüm 1: Sisler Ardındaki Karanlık1.055 kelime
- 2 Bölüm 2: Gölde Sessizlik1.150 kelime
- 3 Bölüm 3: Taksimetrede Durmuş Zaman732 kelime
- 4 Bölüm 4: Gölgelerle Oyun717 kelime
- 5 Bölüm 5: Harflerin Ardına Saklanan Canavar674 kelime
- 6 Bölüm 6: Gölgedeki Yalnız Adam639 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 Bölüm 7: Geçmişin Aynasında629 kelime
- 8 Bölüm 8: Sembolün Gölgesinde491 kelime
- 9 Bölüm 9: Sessiz Tanıklar546 kelime
- 10 Bölüm 10: Kandırak’ın Gölgesinde535 kelime
- 11 Bölüm 11: Kadının Gölgesi963 kelime
- 12 Bölüm 12: Gölgedeki Yankılar888 kelime
- 13 Bölüm 13: Karanlıkta Kalan İsimler831 kelime
- 14 Bölüm 14: Sessizlikte Yankılanan Çığlıklar775 kelime
- 15 Bölüm 15: Sessizlikten Gelen Çığlık831 kelime
- 16 Bölüm 16: Gölgeyi Takip Etmek675 kelime
- 17 Bölüm 17: Gölgenin Ardındaki Nefes848 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Jack Dann, gece yarısını biraz geçmiş ofisinden çıktı. Sokaklar sessizdi; Los Angeles’ın aydınlık yüzü, bu saatlerde karanlığa gömülürdü. Arabanın içinde yalnız başına otururken elindeki son mektuba bir kez daha baktı. Zodiac artık sadece cinayetleriyle değil, kelimeleriyle de Jack’in ruhuna işliyordu. Her satırda bir tehdit, her boşlukta bir ima… Ama asıl olan buydu: Zodiac artık onu seçmişti. Bu bir lanet değil, açık bir davetti.
Jack artık bu savaşı yalnız sürdürecekti. Karısı Emily ve iki küçük çocuğu için bu kararı vermişti. Her gece eve döndüğünde bir yabancı gibi hissediyordu kendini. Zihni sürekli Zodiac’ın dünyasında, gözleri sürekli yeni ipuçları arayışındaydı. Artık onların güvenliği için, ailesinden bile uzak durmalıydı.
Küçük bir otelde kiraladığı oda, sığınağı olmuştu. Tavanı küf kokan, mobilyaları yıllardır el değmemiş bu odada, Zodiac’ın her hareketini incelemek için panolar, dosyalar ve haritalarla donatılmıştı. Jack artık burada yaşıyor, burada düşünüyordu. Ailesine her hafta sadece bir mektup yazıyordu — onlara gerçekleri asla anlatmadan.
***
Gecenin birinde, eski bir kayıt cihazını dinliyordu. Bu cihazda polis telsizinden alınan anonslar ve halktan gelen çağrılar yer alıyordu. Aralarında biri dikkatini çekti: 1969 yılında bir kadının polise bildirdiği, ama sonra sahte sanılarak kapatılan bir ihbar.
Kadın, San Francisco’da bir kütüphanede kendini tanıtmayan, tuhaf konuşan, tarihi kitaplara takıntılı bir adamdan bahsediyordu. Jack derhal kütüphanenin arşivine başvurdu. O dönem çalışan personellerin kayıtlarını çıkardı. Tam 38 isim. Bunlardan biri, yıllar önce kimlik değiştirerek ortadan kaybolmuştu: Leonard B. Crane.
Bu ismi daha önce görmüştü… Zodiac’ın bir mektubundaki şifre çözüldüğünde, anlamsız gibi görünen harf dizisinin arasında “Leonard” adı vardı. O zamandan beri bu detayı önemsiz saymıştı. Ama şimdi, bu iz birden canlandı.
Dr. Raye’yle bağlantısını kesmişti, ama gece yarısı bir not bıraktı:
*“Leonard B. Crane. Derinlemesine araştır. 1970 sonrasına dair hiçbir iz yok.”*
***
Zodiac’ın kurbanları artarken medya artık onun imzasına alışmıştı: Kodlar, semboller, ve dehşet. Ama halk hâlâ bir yüz, bir isim arıyordu. Jack’in aksine, medya Zodiac’ı insanlaştırmaya başlamıştı. Bazıları onun zekasına hayran kalmış, bir nevi modern çağın Moriarty’si gibi sunmaya başlamışlardı.
Jack bu yüceltici anlatılardan tiksiniyordu. Zodiac bir canavardı. Akıllı olabilir, hesaplı olabilir… ama en nihayetinde bir katildi. Ve medya onun istediği her şeyi veriyordu: görünürlük, korku ve kaos.
***
Bir gece Jack, otel odasında elindeki haritaları incelerken bir şey fark etti. Zodiac’ın tüm cinayetleri şehir merkezlerinin dışında, ama stratejik geçiş noktalarında işlenmişti. Bu, onun hem alan bilgisine sahip olduğunu hem de kaçış yollarını çok iyi bildiğini gösteriyordu. Harita üzerinde kurbanların yerlerini, mektupların gönderildiği posta ofislerini ve Zodiac’ın muhtemel hareket güzergahlarını işaretledi.
Tüm yollar, belirli bir çemberin içinde dönüyordu. Ve çemberin tam merkezinde, yıllardır terk edilmiş bir kulübe vardı — eski bir avcı kulübesi. Resmi kayıtlarda “izinsiz yapı” olarak geçiyor, ama yıllardır kimse kullanmıyordu.
Jack, ertesi sabah o kulübeye gitti. İçeri girdiğinde ilk dikkatini çeken şey, yerdeki eski gazeteler ve kitap sayfalarıydı. Aralarında The Aeneid, Beowulf ve Kelt Mitolojisi üzerine yazılmış eserler vardı. Jack’in kalbi hızla atmaya başladı. Bu kitaplar rastgele olamazdı.
Bir masanın çekmecesinde, silinmiş yazılara sahip eski bir defter buldu. Sayfalar yırtılmış, bazıları yakılmıştı. Ama bir köşesinde kısmen okunabilen bir cümle vardı:
*“Şifrelenmiş her gerçek, tanrının insanlar üzerindeki oyunudur.”*
Jack oradan uzaklaştı ama zihni orada kaldı. Bu kulübe onun için bir dönüm noktasıydı. Zodiac artık somut bir figür değil, her yerde olabilecek bir zeka haline gelmişti.
***
O gece Jack günlüğüne şunları yazdı:
*“Korkmuyorum. Ama yorgunum. Bir adama değil, bir gölgeye karşı savaşıyorum. Onu yakalayacağım, çünkü başka çarem yok.”*
***
Zodiac yine bir mektup gönderdi. Ama bu defa adres belli değildi. Mektup, doğrudan Jack’in kaldığı otelin posta kutusuna bırakılmıştı. Bu, her şeyden daha ürkütücüydü. Çünkü bu, Zodiac’ın Jack’i izlediği anlamına geliyordu.
Zarfı açtı. Tek bir cümle vardı:
“Yaklaştın.”
Ve altında başka hiçbir şey yoktu. Ne tarih, ne kod, ne tehdit. Sadece iki kelime. Ama Jack için bu, binlerce kelimeden daha ağırdı.
***
Bu yalnız yürüyüşte, Jack artık Zodiac’ın nefesini ensesinde hissediyordu. Her şey sona yaklaşıyor gibiydi. Ya Jack Zodiac’ı yakalayacaktı… ya da Zodiac Jack’i tarihin bir dipnotuna gömecekti.
---
Bölüm etkileşimi
