15. bölüm · Karanlığın Peşinde : Zodiac Katili

Bölüm 13: Karanlıkta Kalan İsimler

Nylla .

Jack ve Evelyn, dosyalarla kaplı odada sabaha kadar çalıştılar. Her harita çizgisi, her not, her kurban fotoğrafı birer ipucuydu. Ama hâlâ eksik olan bir şey vardı: Zodiac’ın neden bazı kurbanları seçtiği.

Jack masanın başına oturdu. Elindeki kahve soğumuştu ama zihni harıl harıl çalışıyordu. Haritaya yeniden baktı, sonra bir fikir ışığı çaktı gözlerinde. Kurbanların yaşları, cinayet yerlerinin yakınındaki okullar, kiliseler, hatta gazeteler... Bunların hepsi Zodiac’ın gündelik hayatından izler taşıyor olabilirdi. Belki de bazı kurbanlar, onun hayatına istemeden dokunmuştu.

"Zodiac için kurbanlar sadece hedef değil," dedi Jack, "onlar birer mesaj."

Evelyn kaşlarını çattı. "Mesaj kime peki?"

Jack, cevabı kendi kendine fısıldadı:
"Bize. Sisteme. Belki de geçmişte onu görmezden gelen bir otoriteye."

Tam o sırada merkeze acil bir çağrı geldi. San Francisco’nun Mission bölgesinde bir evin duvarına gece yarısı sprey boyayla yazılmış bir mesaj:

“Zodiac geri döndü. Bu kez siz yazacaksınız, ben okuyacağım.”
Jack ve Evelyn olay yerine ilk ulaşan ekipti. Duvarın önünde kalabalık toplanmıştı. Polis hattının ardında kameralar, fısıldaşan komşular ve yükselen panik vardı. Duvara yaklaşan Jack mesajın hemen altında bir şey daha fark etti: küçük bir X işareti ve altında üç rakam: 17-8-4.

Evelyn rakamları görünce bir anda dondu.
"Bunlar… belki bir tarih? 17 Ağustos 2004 mü?"

Jack başını salladı.
"Ya da başka bir şey. Belki de koordinatlar. Her ihtimali göz önünde bulundurmamız lazım."

Jack ve Evelyn merkezde rakamları analiz ederken Jack’in aklına bir fikir geldi. Babasının cinayet dosyalarındaki notlarda da benzer semboller vardı. Derhal arşiv odasına indi. Tozlu rafların arasında bir defteri çekti. Üzerinde babasının el yazısıyla tek bir kelime yazıyordu: "Kayıp İsimler"

Defterde, çözülememiş bazı yerel vakalar vardı. Hepsi küçük kasabalarda, benzer yöntemlerle işlenmiş ve Zodiac'ın bilinen cinayetlerinden yıllar öncesine dayanıyordu. Cinayetler dikkat çekici biçimde planlıydı ama hiçbir zaman Zodiac’la ilişkilendirilmemişti.

Jack sayfaları çevirdi ve bir vakada durakladı. 1956, Vallejo yakınlarındaki küçük bir kasaba… Genç bir çift, arabada saldırıya uğramıştı. Hayatta kalan olmamıştı. Fail bulunamamıştı. Tüm detaylar Zodiac’ın Lake Berryessa saldırısını andırıyordu.
"Evelyn, bu… bu Zodiac’ın ilk provası olabilir," dedi heyecanla. "Ve bu defterde beş benzer olay daha var."

Evelyn dosyalara göz gezdirdi.
"Hepsi kamuya açıklanmamış vakalar… belki Zodiac’ın gölgede bıraktığı suçlar."

Jack başını salladı.
"O zaman bu isimler… karanlıkta kalanlar. Ve Zodiac bize mesaj yollayarak diyor ki: geçmişi görmeden beni anlayamazsınız."

***

O gece Jack evine döndüğünde zihni susmuyordu. Her ayrıntı zihninde dönüyordu. Duvarındaki haritaya bir iğne daha ekledi. Bir şey fark etti: eski ve yeni cinayetler arasında saat farkları vardı ama hepsi belli bir paternle ilerliyordu. Sanki bir metronom gibi…

Zodiac bir şey anlatıyordu. Sadece cinayetlerle değil, zamanlamayla da.

Jack gözlerini kapattı. Babasının defterindeki son notu hatırladı:
"Cinayet bir dilse, Zodiac bu dili en iyi konuşan kişi."

Ertesi sabah Jack, Evelyn’le birlikte basına kapalı özel bir toplantıya katıldı. İl Emniyet Müdürü, ellerindeki bilgileri yeniden gözden geçirecek özel bir ekip kurulacağını duyurdu. Jack lider olacaktı. Bu aynı zamanda bir riskti; Zodiac onu hedef almıştı. Ama Jack’in gözlerinde korkudan çok kararlılık vardı.

Toplantıdan sonra Jack pencereye yöneldi. San Francisco’nun sisli silueti karşısında bir şey düşündü:
Zodiac’ın mesajları ve sembolleri yalnızca delilik değil, bir matematik içeriyordu.

"Onu bulacağız," dedi Evelyn.

Jack başını salladı.
"Evet… ama önce geçmişi gömmemiz gerek."

---

Jack, Evelyn’le birlikte eski vakaların izini sürerken zihninin derinliklerinde başka bir soru yankılanıyordu: Zodiac neden geri dönmüştü?

Eğer bu bir ego meselesiyse, onca yıl suskun kalıp yeniden ortaya çıkmasının ardında çok daha kişisel bir sebep olmalıydı. Yaşlanmıştı belki… ama gururu hâlâ gençti. Ve şimdi, yeniden sahneye çıkmak istiyordu.

O akşam, Jack eski bir gazeteciyi aradı. Babasının zamanında Zodiac üzerine haberler yazmış olan Arthur Kane. Artık yaşlıydı ama hafızası hâlâ güçlüydü.

Jack, Kane’in dairesine gitti. Eski gazete küpürleri, notlar ve sararmış fotoğraflarla dolu odaya girdiğinde yaşlı adam başını kaldırdı.

"Babana çok benziyorsun," dedi Kane. "Zodiac onun takıntısıydı."

Jack dosyaları gösterdi.
"Benim de oldu. Ama sanırım bu sefer bir adım öndeyiz."

Kane sigarasını yaktı.
"Zodiac, dikkat isteyen biriydi. Onu asla sadece bir katil olarak göremeyiz. Her mesajı, her çizimi bir ritüel gibiydi. Ama dikkat et Jack… bu ritüele fazla yaklaşırsan, kendi zihnini kurban edersin."

Jack başını eğdi.
"Belki de onun zihnine girmeden bu savaşı kazanamayız."

***

O gece Jack eve döndüğünde duvarda duraksadı. Her kurbanın fotoğrafına tek tek baktı. Sonra, deftere yeni bir başlık attı:
“Karanlıkta Kalan İsimler”

Bu başlık artık sadece geçmişin kurbanlarını değil, Zodiac’ın gölgesinde unutulmuş tüm hayatları temsil ediyordu. Sadece ölenleri değil… hayatta kalanları da. Kurban yakınlarını, hayatları sonsuza dek değişenleri…

Evelyn, Jack’in masasının üzerine bir dosya bıraktı.
"Bunlar son on yılda Zodiac tarzına yakın rapor edilen ama bağlantı kurulmamış olaylar. Belki bir kısmı tesadüf… ama bir tanesi bile doğruysa—"

Jack hemen dosyayı açtı. Gözüne bir vaka çarptı. 2011, Oregon: genç bir kadın yalnız yürürken saldırıya uğramış, hayatta kalmıştı. Saldırgan hiçbir şey söylememişti. Sadece bir şey bırakmıştı: göğsüne çizilmiş bir çember ve haç işareti.

Jack’in kalp atışları hızlandı.
"Bu… bu bir imza olabilir."

Evelyn sessiz kaldı. Artık yalnızca geçmişin peşinden gitmiyorlardı. Zodiac’ın hâlâ hayatta ve aktif olabileceği ihtimali güçlenmişti.

Jack haritaya son bir bakış attı. Her iğne, her çizgi, her kurban… artık sadece bir dava değil, bir takıntıydı.

Zodiac hâlâ oradaydı.

Ve Jack, karanlıkta kalan isimleri aydınlatana kadar durmayacaktı.

---