12. bölüm · Karanlığın Peşinde : Zodiac Katili

Bölüm 10: Kandırak’ın Gölgesinde

Nylla .

Sabahın ilk ışıkları San Francisco sokaklarını aydınlatırken, Jack ofisindeydi. Masasında Eleanor’un hazırladığı analiz raporu duruyordu. Kandırak… Bu kelime zihninde takılı kalmıştı. Her harf, her sembol bir şey anlatıyor gibiydi. Ama henüz doğru dili bilmiyorlardı.

Kapı hafifçe aralandı. Raye elinde bir gazete kupürüyle içeri girdi.

— “Jack, bu sabah bir gazeteci Zodiac’la yazıştığını iddia etti. Dört gün önce eline ulaşan bir mektubu basına vermemiş, doğrulatmak için bekliyormuş.”

Jack başını kaldırdı.
— “Kimmiş bu gazeteci?”
— “Mark Gresham. Bağımsız çalışıyor. Eski SF Chronicle muhabiri.”

Raye dosyayı Jack’e uzattı.
— “Mektup, Zodiac’ın stiliyle neredeyse birebir. Ama bu defa adres satırında ‘Jack D’ye selamlar’ yazıyor.”

Jack’in boğazı kurudu. Artık Zodiac onunla doğrudan konuşuyordu.

— “Toplantı ayarlayın. Onunla konuşmam gerek.”

***

Gün içinde Gresham’la bir kafede buluştular. Orta yaşlarda, yorgun ama dikkatli bakışlara sahip bir adamdı. Ceketinin içinden dosyayı çıkardı.

— “Bu pazartesi geldi. Direkt posta kutuma. Dışında hiçbir adres yoktu. İçeriği bu.”

Zarfın içindeki sayfa titiz bir şekilde daktiloyla yazılmıştı. Cümleler tanıdıktı:

“Sislerin arasından geldim. Sessizlikteki bağırışı duydum. Gölgeye dokunabileni bulsun.
Jack D’ye selamlar. İkinci perde başlıyor.”

Jack’in zihni bu sözlerle alev aldı. “İkinci perde” ne demekti? Ve neden doğrudan adını kullanmıştı?

Gresham devam etti:
— “Size bunu vermemin tek şartı var. Olayın haber hakkını ilk ben kullanacağım.”

Jack, Raye’ye göz attı. Başını salladı.
— “Olur. Ama bize yardım etmenizi istiyoruz. Geçmişte böyle mektuplar aldıysanız hepsini istiyoruz.”

Gresham çantasından başka zarf çıkardı.
— “İkisi daha var. Ama bu sonuncusu... tuhaf. İçinde bir not değil, bir fotoğraf var.”

Fotoğraf, gece vakti çekilmişti. Flu bir görüntü, uzak bir evin penceresini gösteriyordu. Işık açıktı. Siluet hâlinde bir kadın figürü belli oluyordu.

Arkasında tek bir cümle:
“O, izlenmeyi seviyor.”

Jack irkildi.
— “Bunu en kısa sürede analiz ettirmeliyiz.”

Eleanor, fotoğrafı inceledikten sonra konuştu:
— “Bu bir tehdit değil, bir gösteri. Zodiac bir gözetleyici, bir hakim. Kurbanlarını önce tanıyor. Onların ne izlediğini, ne yediğini, ne düşündüğünü biliyor. Ve sonra yok ediyor.”

Jack içinden geçirdi: “Artık sadece geçmişteki cinayetleri çözmeye çalışmıyoruz. Yeni bir saldırıyı engellemeye çalışıyoruz.”

***

Akşam saatlerinde Jack ofisine döndü. Yalnız kalmak istemişti. Mektupları tekrar tekrar okudu. “İkinci perde” neydi?

Panonun önüne geçti. Tüm ipuçlarını yeniden sıraladı:
- İlk cinayet: Lover’s Lane.
- İkinci: Lake Berryessa.
- Üçüncü: Presidio Heights.
- Yeni mektup: “Gölgeye dokunabileni bulsun.”

Gölge... izleme... Kadın silueti...

Jack’in aklına bir fikir düştü. Hemen kalktı, dosyaları koltuğa attı ve Eleanor’un evine doğru yola koyuldu.

***

Eleanor, eski kitaplarla dolu evinin salonunda, ses kayıtlarını analiz ediyordu. Jack kapıyı çaldığında şaşırmadı.
— “Buldun mu?”
— “Hayır. Ama eksik olan şeyi fark ettim.”

Jack duvara bir kroki çizdi.
— “Zodiac, her saldırıdan sonra bize ipucu bırakıyor. Ama bu kez, bir kurban değil, bir tanık olabilir. Fotoğraftaki kadın… belki de sıradaki hedef değil. Belki o, geçmişte bir şeyi görmüş biri.”

Eleanor gözlerini kısmıştı.
— “Eğer öyleyse, Zodiac şimdiye kadar saklanmış bir tanığı ortadan kaldırmak istiyor olabilir.”

Jack başını salladı.
— “İkinci perde bu. Artık katil değil, tanıklar tehlikede. Ve bu, oyun planını tamamen değiştiriyor.”

***
O gece Jack uyuyamadı. Aklında tek bir şey vardı: “O, izlenmeyi seviyor.”

Bu kadın kimdi? Ne biliyordu? Ve Zodiac onu neden şimdi seçmişti?

Artık zaman daralıyordu. Zodiac bir hamle yapmadan, Jack’in onu durdurması gerekiyordu.
Ama bu defa sadece zekâ yetmeyecekti.
Bu defa empati gerekiyordu.

Ve Jack, Zodiac’ın gölgesine girmek zorundaydı.