17. bölüm / 17
Karanlığın Peşinde : Zodiac KatiliBölüm 15: Sessizlikten Gelen Çığlık
Bölümler 17Şu an: Bölüm 15: Sessizlikten Gelen Çığlık
- 1 Bölüm 1: Sisler Ardındaki Karanlık1.055 kelime
- 2 Bölüm 2: Gölde Sessizlik1.150 kelime
- 3 Bölüm 3: Taksimetrede Durmuş Zaman732 kelime
- 4 Bölüm 4: Gölgelerle Oyun717 kelime
- 5 Bölüm 5: Harflerin Ardına Saklanan Canavar674 kelime
- 6 Bölüm 6: Gölgedeki Yalnız Adam639 kelime
- 7 Bölüm 7: Geçmişin Aynasında629 kelime
- 8 Bölüm 8: Sembolün Gölgesinde491 kelime
- 9 Bölüm 9: Sessiz Tanıklar546 kelime
- 10 Bölüm 10: Kandırak’ın Gölgesinde535 kelime
- 11 Bölüm 11: Kadının Gölgesi963 kelime
- 12 Bölüm 12: Gölgedeki Yankılar888 kelime
- 13 Bölüm 13: Karanlıkta Kalan İsimler831 kelime
- 14 Bölüm 14: Sessizlikte Yankılanan Çığlıklar775 kelime
- 15 Bölüm 15: Sessizlikten Gelen Çığlık831 kelime · Okuduğun bölüm
- 16 Bölüm 16: Gölgeyi Takip Etmek675 kelime
- 17 Bölüm 17: Gölgenin Ardındaki Nefes848 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
San Francisco bir kez daha uykusuz bir geceye gömülmüştü. Sokağın köşesindeki gazete bayiinde, manşetler hâlâ Zodiac’ı konuşuyordu. Halk korkuyor, polis baskı altındaydı. Ama Jack… O artık sadece Zodiac’ı yakalamaya çalışan bir dedektif değil, Zodiac’ın hedefindeki bir adamdı.
Elaine’le birlikte Embarcadero yakınlarındaki eski bir dosya arşivine gitmişlerdi. Zodiac’ın gönderdiği eski mektuplar, tehditler ve polis kayıtları inceleniyordu. Her belgeye dokunurken, sanki Zodiac’ın parmak izleri hâlâ üzerindeydi.
“Bak,” dedi Elaine, sararmış bir zarfı göstererek. “Bu mektup diğerlerinden farklı. Dil yapısı, cümle uzunlukları... Bunları daha önce FBI raporlarında görmemiştik.”
Jack dikkatlice zarfı açtı. İçinden çıkan mektup, alışılmış Zodiac kodlamasının dışında, serbest yazılmış bir metindi. Sanki Zodiac bu kez kendini biraz daha açık etmişti. Sözleri karanlıktı ama bu karanlığın içinde bir çatlak vardı:
"Gerçekten ne zaman sustuğumu sanıyorsun? Gözlerinin önündeydim. Hep oradaydım."
Jack’in yüzü kireç gibi oldu. "O buradaydı Elaine... Bu şehirde, bu bölgede bir yerlerde yaşadı. Bizi sadece uzaktan izlemiyordu."
O gece Jack eve dönmedi. Eski vakaları bir kez daha inceledi. Saat sabah 4’ü gösterdiğinde göz kapakları ağırlaşmıştı ama zihni hâlâ çalışıyordu. Duvardaki panoda, cinayetlerin işlendiği bölgeleri birleştirdiğinde yeni bir şey fark etti: Noktalar, harita üzerinde anlamlı bir şekil oluşturuyordu—bir yıldız.
“Bu… bu bir tesadüf olamaz,” diye mırıldandı.
Sabah saatlerinde Elaine'le acilen buluştu. Haritayı gösterdi. “Yıldız figürü. Bu, astrologiye olan saplantısıyla da örtüşüyor. Her cinayetin tarihiyle gökyüzü hareketlerini eşleştir.”
Elaine başını salladı, "Zodiac... yıldızlarla konuşan bir katil mi yani?"
Jack bir an düşündü. “Hayır, yıldızları bahane eden biri. Anlam yükleyen. Ama her şeyin arkasında tek bir dürtü var: hatırlanmak.”
***
Aynı gün öğleden sonra, şehirde yeni bir cinayet işlendi.
Kurban: 27 yaşında bir sanat galerisi çalışanı.
Yer: Golden Gate Parkı’nın tenha bir patikası.
Yöntem: Bıçak darbesi.
Ve olay yerinden sadece birkaç metre ötede, bir ağaç gövdesine kazınmış bir işaret: Z.
Jack olay yerine geldiğinde etraf çoktan çevrilmişti. Basın oradaydı, insanlar ağlıyordu. Ama Jack’in dikkatini çeken, ağaca yaslanmış yaşlı bir adam oldu. Elinde bir defter vardı. Polis memurlarından biri onun sadece parkta takılan biri olduğunu söyledi.
Jack ona yaklaştı. “Ne yazıyorsun?”
Adam başını kaldırmadan cevapladı. “Onu yazıyorum. Zodiac’ı. Her şeyimi elimden aldı. Oğlu’mu... 1970’te...”
Jack’in gözleri büyüdü. “Adınız?”
“Franklin. Franklin Harrow. Siz... siz o polissiniz değil mi? Hep peşindeydiniz.”
Jack başını salladı. Franklin defterini Jack’e uzattı. “Belki burada aradığınız bir şey vardır. Ben onu hiç yakalayamadım. Belki siz yaparsınız.”
Defter, Franklin’in yıllardır kendi araştırmasını sürdürdüğünü gösteriyordu. İçinde basından alınan bilgiler, kendi varsayımları ve—en ilginci—eski mektuplara çok benzer yazı örnekleri vardı.
Jack şaşkındı. “Bunları nereden buldun?”
Franklin yavaşça, “Bazıları bana geldi. Oğlumun ölümünden sonra... her yıl aynı günde posta kutuma bir harf bırakıldı.”
***
Olay büyüyordu. Zodiac sadece cinayet işlemiyordu. Kurbanların ailelerini, hayatlarını, umutlarını da hedef alıyordu.
Jack, artık bunun sadece bir soruşturma değil; bir adalet savaşı olduğunu biliyordu.
Ve bu savaşta her yeni bilgi, onu sona biraz daha yaklaştırıyordu.
Ama aynı zamanda, Zodiac da bunu biliyordu.
Çünkü her cinayetten sonra Jack’e bir adım daha yaklaştığını hissettikçe, Zodiac da kendi sonuna yaklaşıyordu.
Ve bu son, ya karanlığın kalıcı zaferi…
Ya da yıllardır beklenen bir uyanış olacaktı.
---
Jack, Franklin Harrow’un defterini dikkatle inceledi. Sayfalar yıpranmıştı ama içlerindeki öfke, acı ve takıntı çok canlıydı. Defterdeki bazı notlar, Jack’in yıllardır üzerinde durduğu teorilerle kesişiyordu. Franklin, oğlunun ölümünün ardından Zodiac’ın attığı her adımı titizlikle takip etmişti. Hatta bazı bağlantılar, Jack’in bile fark etmediği detaylara uzanıyordu.
“Bu sadece bir yas defteri değil,” dedi Jack, sayfaları çevirirken. “Bu, yıllarca süren bir gölge takibi.”
Franklin’in gösterdiği mektupların yazım tarzı, Zodiac’ınkine tıpatıp benziyordu. Ancak üzerinde parmak izi ya da DNA izi yoktu. Jack, bu belgelerin orijinalliğini adli laboratuvara göndermek üzere çantasına yerleştirdi.
Elaine, Franklin’in yanında diz çöktü. “Sizce neden size mektup gönderdi?”
Franklin, gözlerini yere dikti. “Belki de beni izlediğini hatırlatmak için. Ya da sadece acımı tazelemek için... Bilmiyorum. Ama hiçbir zaman bir şey istemedi. Sadece... korkumu besledi.”
Jack başını salladı. “Bu bir oyun. Ve sen onun ‘kaybetmiş’ piyonusun.”
***
O gece Jack, laboratuvar raporlarını beklerken ofisine kapanmıştı. Duvara astığı haritanın altında, Franklin’in oğlunun ölüm tarihiyle diğer cinayet tarihlerini kıyaslıyordu. Ve bir şey dikkatini çekti.
“Cinayetler… yıldönümlerine denk geliyor. Kurbanların ya doğum gününe ya da ölüm yıl dönümüne yakın.”
Jack hemen Franklin’i aradı. “Bana oğlunun doğum tarihini söyle.”
Franklin, telefonda sessiz kaldı. Ardından kısık bir sesle söyledi: “13 Ekim.”
Jack’in gözleri irileşti. En son kurbanın öldürüldüğü tarih de 13 Ekim’di.
Bu bir tesadüf değildi. Zodiac, geçmiş kurbanların anısını lekeleyecek şekilde yeni cinayetler işliyordu. Onun için ölenler sadece birer sayı değil, aynı zamanda ritüel parçalarıydı. Her cinayet bir tekrar, her tekrar bir zaferdi onun için.
***
Ertesi gün, laboratuvardan gelen ilk sonuçlar beklenmedik bir şeyi ortaya koydu: Franklin’e gelen bazı mektuplar, 1970’lerde postalanan Zodiac mektuplarındaki kâğıt yapısıyla birebir örtüşüyordu. Yani bu mektuplar, aynı dönemde ya da Zodiac’ın elinde kalan kâğıtlarla yazılmıştı.
Jack’in kafasında tek bir cümle yankılandı: “Zodiac hâlâ aktif.”
Elaine, ofise girerken Jack'in gözlerinin daldığını gördü. “Yeni bir şey mi çıktı?”
Jack başını salladı. “Mektuplar... sahte değil. Ve Franklin tesadüf değil. Zodiac, onun hayatına bilerek dokundu.”
Elaine derin bir nefes aldı. “Peki ya şimdi? Ne yapacağız?”
Jack gözünü haritadan ayırmadan cevapladı:
“Franklin’i korumalıyız. Bu sadece geçmişin yankısı değil. Bu, yeni bir fırtınanın başlangıcı olabilir.”
Bölüm etkileşimi
