13. bölüm · Karanlığın Peşinde : Zodiac Katili
Bölüm 11: Kadının Gölgesi
Jack, kadının verdiği ifadeden sonra ofisine döndüğünde saat gece yarısını geçmişti. Odanın loş ışığında, kahve fincanı elinde, duvardaki pano yeniden dikkatini çekti. O kadının söyledikleri, Zodiac’ın oyununda yeni bir perdeyi aralıyordu. Kadın, onunla sadece karşılaşmamış, bir nevi temas etmişti. Bu, Zodiac’ın kurbanları dışında ilk gerçek temasıydı. Bu bir rastlantı olamazdı.
Jack, kadının verdiği fiziksel betimlemeyi notlarına geçirdi: orta boylu, zayıf yapılı, dikkat çekmeyen bir yüz, belirsiz bir göz rengi... Zodiac, görünmezliği seçmişti. Kadının anlattığı, sanki normal biri gibi davranan ama içinde karanlık bir fırtına taşıyan biriydi.
Ekip, o gece kadının geçtiği tüm sokakları yeniden taradı. Güvenlik kameraları yoktu, ama birkaç tanık onun panikle yürüdüğünü hatırlıyordu. Kadının korkusu gerçekti. Ve Zodiac hâlâ bir sonraki adımı atmamıştı.
Jack, artık Zodiac’ın cinayetleri işleyiş biçiminde yeni bir detay olduğuna inanıyordu: gözlem. Belki Zodiac artık sadece öldürmekle yetinmiyor, kurbanlarını ya da potansiyel tanıkları izliyordu. Bu yeni bir tehdit oluşturuyordu.
Polis departmanına atanan kriminal psikiyatrist Dr. Evelyn Cross devreye alındı. Evelyn, Zodiac’ın profiline daha derinlemesine bakacak, kurban seçimleri ve davranış örüntülerini analiz edecekti. Jack ilk başta bu fikre mesafeli yaklaşsa da, Zodiac’ın zihin yapısını anlayabilmek için Evelyn’in yardımının kaçınılmaz olduğunu fark etti.
İlk analizler şu noktalara odaklandı:
1. *Zodiac, duygusal bağlılığı olmayan kurbanlar seçiyor.*
2. *Saldırıların tarihleri arasında duygusal patlamaya işaret eden aralıklar var.*
3. *İletişim kurma arzusu, öldürmek kadar güçlü.*
Evelyn şöyle dedi:
"Zodiac, sadece bir katil değil. O, görülmek isteyen bir zihin. Kimliğini gizlerken bile 'bilinmek' istiyor. Bu çelişki onun zayıf noktası."
Jack bu sözleri defterine not etti.
Tam her şey biraz durulmuş gibiyken, 15 gün sonra, San Francisco’nun arka sokaklarında park etmiş bir takside bir ceset bulundu. Taksici, kafasından tek kurşunla vurulmuştu. Cüzdanı yerindeydi. Gasp yoktu. Ancak radyo telsizinde tuhaf bir not iliştirilmişti:
"Bu sefer uzaklara gitmeden, şehrin içinde öldürdüm. Tanıdınız mı beni? –Z"
Polis telsiz kayıtlarına göre olaydan hemen sonra, bölgede bir adamın aceleyle yürüdüğü ihbar edilmişti. Tanıklar yine belirsizdi. Ama Zodiac bir kez daha meydan okumuştu.
Jack, taksici cinayetinin ardından panodaki başlığı güncelledi:
"Şehir içi saldırılar başladı mı?"
Evelyn, taksici cinayetini "güç gösterisi" olarak tanımladı. Zodiac artık güvenliğini test ediyordu. Önce ormanlık alanlar, sonra göller, şimdi şehir... Bu, bir gövde gösterisiydi.
Ancak bu defa Zodiac bir iz bırakmıştı.
Cinayet mahallinde bulunan bir eldivenin iç kısmında ter lekesi bulundu. DNA için yeterli değildi ama ileride karşılaştırılabilecek bir biyolojik işaret bırakmıştı. İlk kez Zodiac, fiziksel bir iz bırakmıştı. Jack için bu, bir ilerlemeydi.
Basına haber sızınca şehir yeniden panikledi. Ama Zodiac’ın amacı da buydu: korkuyu diri tutmak.
Jack, Evelyn’le birlikte şunu konuştu:
“Eğer bu adam artık şehirdeyse, kimin hedef olacağını kestiremeyiz. Herkes ve hiç kimse olabilir.”
Evelyn’in cevabı nettı:
"Tam da bu yüzden oyun artık sadece onun değil. Onun kural koyduğu bir satranç tahtasında değiliz. Şimdi hamle sırası bizde."
Jack, Zodiac’a dair tüm mektupları ve olay yerlerini haritalandırdı. Cinayetler arasında garip bir simetri vardı. Sanki bir figür çizmeye çalışıyordu. Bir mesaj mı? Yoksa sadece kafa karıştırıcı bir illüzyon mu?
Ancak bir detay dikkatini çekti: olay yerleri ve zamanları, belirli astronomik olaylarla denk geliyordu. Ay tutulması, dolunay, belirli yıldız dizilimleri...
Evelyn’in teorisi büyüyordu:
"Bu sadece psikolojik değil. Belki bir saplantısı var. Astrolog değil ama bir düzenin takipçisi."
Jack, dosyayı kapattığında artık Zodiac’ın sadece geçmişte değil, her an gelecekte olabileceğini hissetti. Ve onun zihnine giden yol, korkularından değil, takıntılarından geçiyordu.
Jack, Evelyn’in teorisini aklının bir köşesine not etti, ama elindeki somut verilere odaklanmaya karar verdi. Taksici cinayetiyle birlikte Zodiac’ın rotası değişmişti. Artık daha görünür, daha meydan okuyandı. Bu, yalnızca güveninin değil; aynı zamanda dikkat çekme arzusunun da arttığını gösteriyordu.
Jack, olay yerinden alınan delilleri kriminal laboratuvara gönderdi. Eldivenin içinden çıkan ter izine ek olarak, taksinin camına bırakılmış parmak izine benzer bir yağ lekesi de analiz altındaydı. Eldeki örnekler hâlâ eksikti, ama Jack için her detay bir harf gibiydi; sonunda cümleyi kurabilecekti.
Evelyn ile birlikte gece geç saatlere kadar ofiste kaldılar. Evelyn, Zodiac’ın psikolojik profiline dair notlarını Jack’e okudu:
"Bu kişi muhtemelen 30-40 yaş aralığında, yüksek zekâya sahip, ama sosyal açıdan kopuk biri. Disiplinli, planlı, ama aynı zamanda narsistik. Cinayet onun için sadece bir araç. Asıl bağımlılığı; kontrol."
Jack başını salladı.
"Kontrol... evet. Bizi yönetmek istiyor. Şehri korkutmak, medyayı kullanmak, bizi peşinden sürüklemek."
Tam bu sırada, ofisin kapısı çaldı. Gece nöbetindeki bir polis memuru elinde zarfla içeri girdi. Zarfın üzerinde hiçbir adres yoktu, sadece el yazısıyla "San Francisco Polis Departmanı - Cinayet Masası" yazıyordu.
Jack zarfı açtığında içinden çıkan mektup tanıdıktı: Zodiac’ın el yazısıyla yazılmıştı.
"Bir sonraki oyunuma hazır mısınız? Bu sefer size küçük bir ipucu vereceğim: Doğunun ışığı, batının gölgesine karışacak. Arayın, bulun, engelleyin. -Z"
Zarfın içinden ayrıca eski bir gazete kupürü çıktı. Kupürde 1940’ların sonlarında işlenmiş çözülmemiş bir cinayet haberi vardı. Kurbanın adı "M. Lane"di. Kadın, göğsünden tek kurşunla vurulmuş, olayı gören kimse olmamıştı.
Jack ve Evelyn hemen arşiv kayıtlarına yöneldi. Bu olayın Zodiac’la bir bağlantısı olabilir miydi? Yoksa sadece zihinsel bir oyun muydu?
Evelyn şöyle dedi:
"Belki de Zodiac sadece şimdiki zamana değil, geçmişe de hükmetmek istiyor. Bu eski cinayeti gündeme getirerek bize meydan okuyor."
Jack, Zodiac’ın yeni mesajıyla birlikte basına kontrollü bir açıklama yapılmasını önerdi. Halk paniğe kapılmamalıydı ama aynı zamanda gözlerini açık tutmalıydı.
O gece Jack, ofisinde tek başına kaldı. Panodaki tüm fotoğraflara, notlara ve haritalara bir kez daha baktı. Ardından gözleri mektuba kaydı.
"Doğunun ışığı, batının gölgesi..."
Jack bu sözcükleri defterine yazdı. Belki de yeni saldırı şehir merkezinde değil, daha doğuda kalan eski bir bölgede olacaktı. Ya da Zodiac geçmişteki cinayetlerden birine dikkat çekerek bir desen oluşturuyordu.
Zihin yorgunluğu çökmeye başlamışken Evelyn geri döndü. Elinde 1949 tarihli bir dosya vardı.
"M. Lane cinayetinde kullanılan silah... Zodiac’ın kullandığı silahla aynı kalibrede Jack. Ve vuruluş açısı benzer."
Jack’in gözleri büyüdü.
"Yani... Zodiac 1949’da da mı aktifti?"
Evelyn sessizce başını salladı.
"Belki de hikâyemiz düşündüğümüzden daha eskiye dayanıyor."
Jack, kalemini eline aldı. Panoya büyük harflerle yeni bir başlık yazdı:
"Başlangıç Noktası: 1949?"
Ve o anda anladı. Zodiac, bir son değil, çok daha eski bir başlangıcın yankısıydı.
