3. bölüm · Karanlığın Ardındaki Sen
Yolculuk
Valizimin fermuarını yavaşça çektim.
Çıkan o ince ses, yıllardır içimde biriken sessizliğin sonu gibiydi.
Odaya göz gezdirdim.
Bu evde yıllarca yaşamıştım.
Her sabah aynı pencereden dışarı bakmış, her gece aynı kâbusla uyanmıştım.
Ama burası hiçbir zaman evim olmamıştı.
İnsan, ait olduğu yerden koparıldığında başka hiçbir yere kök salamıyormuş.
Valizimin sapını tuttum.
Tam çıkacakken gözüm komodinin en alt çekmecesine takıldı.
İçimde garip bir his oluştu.
Sanki gitmeden önce son bir kez açmam gerekiyordu.
Yavaşça çekmeceyi açtım.
Siyah deri bir dosya...
Yıllardır benden başka kimsenin dokunmadığı tek şey.
Parmaklarımı kapağında gezdirdim.
Sonra usulca açtım.
İlk sayfada onun fotoğrafı vardı.
Demir...
Fotoğrafta yüzünde tek bir mimik bile yoktu.
Soğuk...
Mesafeli...
Ve insanın içine işleyen o bakışlar...
Altında küçük bir gazete kupürü duruyordu.
"İş dünyasının yükselen ismi Demir Karaca, hakkında çıkan iddialar karşısında yine sessizliğini korudu."
Sayfayı çevirdim.
Başka bir haber.
"Adı yasa dışı örgütlerle anılan Demir Karaca, hiçbir suçlamayı kabul etmedi."
Bir tane daha...
"Korumasının karıştığı cinayet dosyasında ifade vermeyi reddetti."
Yıllardır bu haberleri ezberlemiştim.
Her satır bana aynı şeyi söylüyordu.
Abimi öldüren adam buydu.
Dosyayı kapattım.
Artık kâğıtlara bakmama gerek yoktu.
Bu kez onun karşısına çıkacaktım.
Gözlerinin içine bakacaktım.
Ve eğer gerçekten düşündüğüm kadar vicdansızsa...
Yıllardır içimde büyüttüğüm öfke sonunda yerini bulacaktı.
Derin bir nefes aldım.
"Bekle beni Demir..."
Sesim neredeyse fısıltıydı.
"Bu kez seni uzaktan izlemeyeceğim."
Dosyayı yeniden çekmeceye koydum.
Kapıyı kilitlemeden önce son kez arkamı döndüm.
Bu ev bana hiçbir zaman yuva olmadı.
Belki de ilk defa...
Gerçek evime dönüyordum.
Ama bu dönüşün tek bir nedeni vardı.
İntikam.
Valizimi alıp apartmandan çıktım.
Sabahın ilk ışıkları sokaklara yeni yeni yayılıyordu.
İnsanlar kahvelerini alıp işlerine yetişmeye çalışıyordu.
Kimsenin yüzünde benim taşıdığım yük yoktu.
Taksiye bindim.
Şoför dikiz aynasından bana kısa bir bakış attı.
"Havalimanı?"
Başımı sessizce salladım.
Araba hareket ederken şehrin sokakları birer birer geride kalıyordu.
Ben ise yıllardır geride bırakamadığım tek geceye doğru gidiyordum.
Bu yolculuk sadece bir ülkeye dönüş değildi.
Geçmişime...
Yarım kalan hesabıma...
Ve belki de hiç tanımadığım gerçeklere doğru atılmış ilk adımdı.
demir karacayı neler bekliyor ?????
😶
