27. bölüm / 36
Kan bağıSahte dualar
Bölümler 36Şu an: Sahte dualar
- 1 Kan bağı208 kelime
- 2 İlk şüphe241 kelime
- 3 İlk tehdit231 kelime
- 4 Kara kartal236 kelime
- 5 İçlerindeki köstebek244 kelime
- 6 Şüphe298 kelime
- 7 İhanetin anahtarı309 kelime
- 8 Sessiz fırtına284 kelime
- 9 Kapan369 kelime
- 10 Gölgenin sesi417 kelime
- 11 Geçmişin izleri412 kelime
- 12 Kapının ardında784 kelime
- 13 Hedef550 kelime
- 14 İçimizden biri585 kelime
- 15 Güven çizgisi511 kelime
- 16 Eski istasyon510 kelime
- 17 12 EKİM535 kelime
- 18 En büyük hata508 kelime
- 19 Deponun içindeki gölge576 kelime
- 20 Gölgedeki adam570 kelime
- 21 Kara kartal542 kelime
- 22 Yağmur'un gerçeği680 kelime
- 23 Eski konağın sırrı636 kelime
- 24 Kırılan sessizlik465 kelime
- 25 Geri dönen gölge547 kelime
- 26 Gerçeğin kıyısında434 kelime
- 27 Sahte dualar532 kelime · Okuduğun bölüm
- 28 Bölüm 26-Gerçeğin Gölgesi503 kelime
- 29 Bölüm 27-Artık saklayamazsın657 kelime
- 30 Bölüm 28-Annemin sırrı489 kelime
- 31 Gölgedeki isim879 kelime
- 32 Eski bir dosya709 kelime
- 33 DOSYA 01459 kelime
- 34 Yanlış Kişiye Güven339 kelime
- 35 BÖLÜM — GÜVENİN BEDELİ1.148 kelime
- 36 KARANLIĞIN ARDINDAKİ1.248 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bölüm — Sahte Dualar
Gece, konağın üzerine ağır bir sessizlik bırakmıştı.
Saatler önce herkes odalarına çekilmişti ama kimsenin gerçekten uyuduğu söylenemezdi.
Kerem, çalışma odasında tek başına oturuyordu.
Masasının üzerindeki dosya açıktı.
Aynı isimler.
Aynı tarihler.
Aynı imzalar.
Ve her şeyin ortasında Yağmur'un adı vardı.
Kerem parmaklarını dosyanın üzerinde gezdirdi.
Artık inkâr edemeyeceği kadar çok şey biliyordu.
Yağmur'un onlardan bir şey saklamasının sebebi ihanet değildi.
Tam tersine…
Onları korumaya çalışmıştı.
Kerem sandalyesine yaslandı ve gözlerini kapattı.
— Ben sana hiç inanmadım...
Bu cümle ağzından istemeden çıkmıştı.
Kapının açıldığını duyunca başını kaldırdı.
Yağmur kapının önünde duruyordu.
— Hâlâ burada mısın?
Kerem cevap vermedi.
Yağmur içeri girdi.
— Bir şey mi oldu?
Kerem dosyayı kapattı.
— Otur.
Yağmur onun sesindeki farklılığı hemen fark etti.
— Kerem?
— Sana bir soru soracağım.
— Sor.
Kerem birkaç saniye sustu.
— Bunca zamandır neden sustun?
Yağmur'un yüzündeki ifade değişti.
— Ne hakkında?
Kerem dosyayı önüne doğru itti.
— Bunun hakkında.
Yağmur dosyaya baktı.
Sonra yavaşça başını kaldırdı.
— Nereden buldun?
— Önemli olan nereden bulduğum değil.
Kerem'in sesi bu kez kırgındı.
— Önemli olan, neden bana anlatmadığın.
Yağmur derin bir nefes aldı.
— Çünkü anlatırsam yine bana inanmayacağını biliyordum.
Kerem'in bakışları yere indi.
Bu cümle beklediğinden daha ağır gelmişti.
— Haklıydın.
Yağmur şaşırdı.
— Ne?
Kerem gözlerini ona çevirdi.
— Haklıydın. Sana inanmadım.
Odanın sessizliği daha da ağırlaştı.
— Ama artık biliyorum.
Yağmur'un gözleri doldu ama ağlamamak için kendini tuttu.
— Neyi biliyorsun?
Kerem ayağa kalktı.
— Sen bizi satmadın.
Yağmur sustu.
— Senin adına yapılanları gördüm. Bütün bu zaman boyunca seni suçladığımız şeylerin çoğunun arkasında başka biri varmış.
Kerem bir adım yaklaştı.
— Ve sen tek başına uğraşmışsın.
Yağmur başını eğdi.
— Geç kaldın.
Kerem'in yüzü düştü.
— Biliyorum.
— Çok geç kaldın Kerem.
Yağmur'un sesi titriyordu.
— Ben senden gerçeği bulmanı beklemedim. Bana inanmanı bekledim.
Kerem cevap veremedi.
Yağmur kapıya yöneldi.
Tam çıkacakken Kerem arkasından seslendi.
— Yağmur.
Durdu ama dönmedi.
— Bundan sonra yalnız değilsin.
Yağmur birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra başını hafifçe çevirip ona baktı.
— Bunu daha önce söylemeliydin.
Ve çıktı.
Koridorun diğer ucunda Poyraz onları duymuştu.
Yağmur yanından geçerken Poyraz hiçbir şey söylemedi.
Sadece onun yüzüne baktı.
Yağmur da durdu.
— Ne oldu?
Poyraz başını iki yana salladı.
— Hiç.
— Poyraz.
Poyraz gözlerini kaçırdı.
— Sadece... bazı şeyleri geç anlıyoruz.
Yağmur acı bir tebessüm etti.
— Bazı şeyler geç anlaşıldığında, eskisi gibi olmuyor.
Poyraz bu kez ona baktı.
— Yine de düzeltilebilir.
Yağmur cevap vermedi.
Çalışma odasında Kerem hâlâ ayaktaydı.
Masadaki dosyayı yeniden açtı.
En son sayfaya geldiğinde gözleri bir anda durdu.
Bir not.
Tek bir cümle.
Kerem'in yüzündeki ifade değişti.
Notun altında bir tarih vardı.
Ve tarih, Yağmur'un kendilerine ilk kez yalan söylediğini düşündükleri günle aynıydı.
Kerem birkaç saniye hareketsiz kaldı.
Sonra telefonu eline aldı.
Poyraz'ı aradı.
— Alo?
— Poyraz, hemen çalışma odasına gel.
— Ne oldu?
Kerem dosyaya bakmayı sürdürdü.
— Bence ihaneti yanlış yerde arıyoruz.
Karşı tarafta sessizlik oldu.
— Ne demek istiyorsun?
Kerem gözlerini nottan ayırmadı.
— Bizi kandıran kişi Yağmur değil.
Bir an durdu.
— Bizi kandıran kişi hâlâ bizim yanımızda.
Telefonun diğer ucunda Poyraz'ın sesi kesildi.
Kerem dosyayı kapattı.
İlk defa, düşmanın dışarıda değil…
içeride olduğundan emindi.
Ve bu kez kimseye körü körüne güvenmeyecekti.
Bölüm etkileşimi
