30. bölüm · Kan bağı

Bölüm 28-Annemin sırrı

Yağmur Yılmaz

KAN BAĞI
28. Bölüm — Annemin Sırrı
Mustafa, Yağmur'un karşısında durdu.
Bu kez kaçacak yeri yoktu.
Yağmur'un sesi sertti.
"Anlat."
Mustafa başını salladı.
"Tamam."
Kerem, Ada ve Poyraz da sessizce onları izliyordu.
Mustafa konuşmaya başladı.
"Öncelikle şunu bilmen gerekiyor."
Yağmur bekledi.
"Annen seni hiçbir zaman bırakmadı."
Yağmur'un gözleri doldu.
"Ben zaten bunu biliyorum."
Mustafa başını salladı.
"Hayır. Bildiğinden daha fazlası var."
Masadaki eski fotoğrafı eline aldı.
"Annen seni her zaman sevdi. Sen doğduğun günden beri hayatındaki en önemli şey sendin."
Yağmur'un gözlerinden bir damla yaş süzüldü.
"Öyleyse neyi sakladınız?"
Mustafa fotoğrafı masaya bıraktı.
"Annen, yıllar önce büyük bir tehditle karşı karşıya kaldı."
"Ne tehdidi?"
"Senin üzerinden yapılan bir tehdit."
Yağmur'un yüzü ciddileşti.
"Benim üzerimden?"
"Evet."
Mustafa devam etti.
"Anneni susturmak isteyen insanlar vardı. Onlara karşı elinde önemli bilgiler vardı. Fakat seni kullanabileceklerini fark ettiğinde, bütün bu bilgileri gizlemek zorunda kaldı."
Yağmur yavaşça:
"Benim yüzümden mi?"
"Hayır."
Mustafa'nın sesi kesinleşti.
"Senin yüzünden değil. Seni korumak için."
Yağmur başını eğdi.
"Annem bunları biliyor muydu?"
"Her şeyi."
"Peki neden bana söylemedi?"
"Çünkü senin normal bir hayatın olsun istedi."
Kerem söze girdi.
"Annenin tek istediği seni bu işlerin dışında tutmaktı."
Yağmur Kerem'e baktı.
"Ve siz?"
"Biz de ona söz verdik."
Yağmur birkaç saniye sustu.
Sonra aklına başka bir şey geldi.
"28 Nisan."
Mustafa'nın yüzü değişti.
"Bu tarihin ne olduğunu söyle."
Mustafa sessiz kaldı.
Yağmur bu kez daha kararlı konuştu.
"Doğum günümle ilgili o belge neden saklandı?"
Mustafa derin bir nefes aldı.
"Çünkü o belge senin doğumunla ilgili değildi."
Yağmur şaşırdı.
"Ne?"
"Annenin sana bıraktığı bir mektubun kaydıydı."
Yağmur'un gözleri büyüdü.
"Mektup mu?"
Mustafa cebinden küçük, eski bir zarf çıkardı.
Üzerinde yalnızca tek bir isim vardı:
Yağmur.
Yağmur zarfı görünce nefesi kesildi.
"Bu..."
"Annen yazdı."
Yağmur titreyen elleriyle zarfı aldı.
"Ne zaman?"
"Yıllar önce."
"Ve bana neden vermediniz?"
Mustafa gözlerini kaçırdı.
"Çünkü mektubu vermek için doğru zamanı bekliyorduk."
Yağmur başını kaldırdı.
"Doğru zaman ne zamanmış?"
Mustafa ona baktı.
"Sen gerçeği kendi başına aramaya başladığın zaman."
Yağmur zarfı açtı.
İçinden kısa bir mektup çıktı.
İlk satırı gördüğünde gözleri doldu.
Annesinin el yazısıydı.
Yağmur mektubu göğsüne bastırdı.
"Annem..."
Sesi titredi.
"Benimle konuşmak istiyor mu?"
Mustafa gülümsedi.
"Her gün."
Yağmur şaşkınlıkla baktı.
"Ne?"
"Annen seni hiç unutmadı."
Kerem de başını salladı.
"Seninle gurur duyuyor."
Yağmur artık gözyaşlarını tutamadı.
"Ben de onu görmek istiyorum."
Mustafa başını salladı.
"Yarın değil."
Yağmur şaşırdı.
"Ne zaman?"
Mustafa cebinden telefonunu çıkardı.
Ekranda bir mesaj vardı.
Yağmur'a gösterdi.
Mesaj annesindendi:
“Kızımı daha fazla bekletmeyin.”
Yağmur'un yüzünde ilk kez küçük bir gülümseme oluştu.
Annesi onu bekliyordu.
Ve yıllardır saklanan gerçek, düşündüğü gibi korkunç değildi.
Tam tersine...
Yağmur'un annesi onu hiçbir zaman bırakmamıştı.
Sadece onu korumak için, bazı gerçekleri saklamak zorunda kalmıştı.
Yağmur zarfı elinde sıkıca tuttu.
"Yarın annemi göreceğim."
Mustafa başını salladı.
"Evet."
Poyraz gülümsedi.
"Sonunda."
Ada Yağmur'un yanına gelip elini tuttu.
"Artık hiçbir şey saklanmayacak."
Yağmur gözlerini sildi.
"Umarım."
Sonra elindeki mektuba baktı.
Çünkü mektubun son satırını henüz okumamıştı.
Ve o son satırda...
Yağmur'un ailesi hakkında herkesin bilmediği bir isim yazıyordu.
Devam edecek...