9. bölüm / 9
İki Kişilik Proje (Yarı Texting)9. Bölüm: Geçmişten Bir Anı
Bölümler 9Şu an: 9. Bölüm: Geçmişten Bir Anı
- 1 1. Bölüm: Yeni Çocuk2.527 kelime
- 2 2. Bölüm: ✨Bizim Grup İşte✨1.875 kelime
- 3 3. Bölüm: İkinci Kez3.183 kelime
- 4 4. Bölüm: Kıvılcım3.728 kelime
- 5 5. Bölüm: Yakınlaşma4.104 kelime
- 6 6. Bölüm: Geçmişten Kalma Yara4.022 kelime
- 7 7. Bölüm: Küs Kalmayalım Diye3.977 kelime
- 8 8. Bölüm: İki Farklı Dünya4.332 kelime
- 9 9. Bölüm: Geçmişten Bir Anı4.605 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Sırtımı yatağın başlığına yasladım.
Uzun bir zihin yolculuğundan sonra sonunda Selin'e yazabilecektim.
Ben: Müsaitsen benimle konuşmak istediğin konuyu konuşalım mı, güneşim? ☀️
Şu an çevrimdışı görünüyordu.
Bu yüzden sohbetten çıktım. Nasıl olsa mesajımı görünce bana cevap verecekti.
Telefonumun ekranını kapatıp yatağıma bıraktım.
Yavaşça nefesimi verdim.
Böyle boş boş oturmak istemiyordum.
Acaba ne yapabilirdim?
Biraz düşündüm.
Aral'ın çantasının ben de olduğu aklıma geldi.
Bir anlık düşünceyle içinde ne olduğunu merak ettim.
Aslında hafif olduğu için içinde pek bir şey olacağını zannetmiyordum. Fakat yine de merakıma yenik düştüm. Ve çantayı yatağımın altından çıkardım.
İki büyük, iki de küçük gözü vardı.
Bakmaya önce küçük gözlerden başladım.
İlkini açtığımda içinde bir şey yoktu.
Bunun üzerine ikinci küçük gözü açtım.
İçinde eski bir fotoğraf vardı. Fotoğrafı elime alıp dikkatlice incelemeye başladım.
Birkaç saniye sonra donup kalmadan edememiştim.
Fotoğrafta hamile bir kadın vardı.
İlk dikkatimi çeken şey kadının saçları oldu. Uzun, simsiyah saçları omuzlarından dökülüyordu.
Bakışlarımı yüzünde gezdirdim. Hissettiğim tanıdıklık duygusu duraksamama neden oldu.
Koyu gözleri, bana fazlasıyla tanıdıktı sanki.
Fotoğraftaki kadının yüzüne daha dikkatli bakabilmek için başımı biraz eğdim.
Aral'ın gözleri...
Kaşlarım havalandı.
Bakışları neredeyse Aral'la aynıydı.
Onun Aral'ın annesi olduğunu anladığımda hafifçe gülümsedim.
Aral annesine çok benziyordu.
Fotoğrafı incelemeye devam ettim.
Kadının karnı belirgin bir şekilde öne çıkmıştı. İki eliyle de karnını tutuyor, bir taraftan da kameraya gülümsüyordu.
Fotoğraf eskimişti. Ve kenarları yıpranmıştı. Fakat kadının yüzüne baktığımda yaşadığı mutluluk hâlâ tazeydi.
Arkasını da incelemek için ters çevirdim.
Fotoğrafın arkasında el yazısıyla yazılmış birkaç cümle vardı.
Onun biraz altında da tarih yazıyordu.
İlk önce yazılan yazıyı okudum.
'Bir gün bu fotoğrafa birlikte bakıp, seni beklediğim günleri ve yaşadığım duyguları anlatmak dileğiyle, minik mucizem..."
18.10.2008
Dudaklarım aralandı.
O sırada bakışlarımı yazan tarihte gezdirdim.
Sanırım Aral'ın doğmasına az kala annesi onunla birlikte fotoğraf çekilmek istemişti.
Acaba Aral'ın doğum günü tam olarak hangi gündü?
Fotoğrafı düz hâle getirip biraz daha inceledim.
Kadın otuzlu yaşlarının başında gibi duruyordu.
Acaba Aral tek çocuk muydu?
Belki de abisi veya ablası vardı. Hatta kardeşi bile olabilirdi.
Ona bunu sormak istiyordum.
Bir gün birbirimize biraz daha yakın hissedersek onunla ilgili her şeyi sorup, öğrenecektim.
İç çektim.
Annesinin bu kadar güzel olduğunu hiç tahmin etmemiştim.
Son bir kez fotoğrafa göz gezdirdim. Ve bulduğum yere geri koyup fermuarı kapattım.
Okulun ilk günü Savaş Hoca 'kendini tanıt' dediğinde sadece birkaç cümle kurmuştu.
Ailesinden ya da onların ne iş yaptıklarından hiç bahsetmemişti.
Belki de onlar hakkında konuşmak istemiyordu.
Geçmişini ve şu an yaşadığı hayatı merak etmeden edemiyordum.
Çantayı elime alıp yatağın altına geri koydum.
Bence bu kadarı yeterliydi.
Zaten bunu ondan habersiz yapmamam gerekiyordu.
Yine de annesini görebildiğim için seviniyordum.
Onun yüzündeki gülümseme garip bir şekilde beni mutlu etmişti.
Tam tekrardan sırtımı yatağın başlığına yaslayacaktım ki telefonum titredi.
Yazan kişinin Selin olduğunu tahmin edebiliyordum.
Telefonu elime alıp mesaj kutuma girdim. Ve Selin'le olan sohbetimize baktım.
Selin🍯: Konuşalım, derdimin çiçeği. 💐Müsait misin diye sormana bile gerek yok. Sen de biliyorsun ki senin için her zaman müsait olurum.
Gülümsedim.
Biliyordum.
Tabii ki aynı şey onun için de geçerliydi.
Ben: Sağ ol, bal küpüm. Her türlü yanımda olduğun için.
Birlikte geçirmiş olduğumuz bu güzel lise yılları için ona ne kadar teşekkür etsem az kalırdı.
Her üzüldüğümde, sevindiğimde veya başıma bir şey geldiğinde o her şekilde benimleydi.
Bir insanın böyle bir arkadaşa sahip olması nadir gerçekleşen bir şeydi.
O nadir insanlardan olduğum için şanslıydım.
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Yaa... Duru. Bunun için bana teşekkür etme, lütfen. Ben sadece arkadaşlık görevimi yapıyorum.
Umarım bu görevi yerine getirirken en iyi şekilde yaptığını bilirdi.
Ben: Olsun. Bence bu teşekkürü sonuna kadar hak ediyorsun.
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Ayy, ben de teşekkür ederim o zaman. Beni çok mutlu ettin. Bu arada konumuz fazla dağılmadan konuşalım yoksa beynimdeki soru ve düşünceler susmayacak. Sonra da bunun sonucunda gece geç saatlere kadar uyuyamayacağım.
Derin bir nefes alıp verdim.
Başlayalım bakalım.
Ben: Ne istersen sor, bal küpü. Hazırım.
Acaba gerçekten de hazır mıydım?
Eninde sonunda bütün gerçekliğiyle Selingile her şeyi anlatacağımı biliyordum.
Yine de insanın böyle şeyleri bazen hazmetmesi zor oluyordu.
Ben de şu an tam o evredeymişim gibi hissediyordum.
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Şimdi sen Aral'la yaşadığın şeyi bize zaten anlattın. Orasında tamamım. Fakat aklıma takılan bir şey var. Aras neden Aral'ı senden kıskanıyor?
Selin🍯: Ben Aras'ın herkese nasıl bulaştığını biliyorum. Ve bu her zamanki bulaşma şekli değildi. Orada Aral'a nasıl sert bir şekilde vurduğunu gördüm, Duru.
Selin🍯: Aral'ı senden uzak dursun diye tehdit etmesi de ayrı bir konu zaten. O kısmı düşünmek dahi istemiyorum.
Sıkıntılı bir nefes verdim.
Her şey Aras'la kantindeki konuşmamızdan sonra olmuştu.
Onun kızmasında benim de payım varmış gibi hissediyorum.
Belki de ben orada ona öyle davranmasaydım Aral'la kavga etmeyeceklerdi.
Onun sırf bana yardım ettiği için dayak yemesi çok zoruma gidiyordu.
Aral hiçbir şekilde bunu hak etmemişti.
Ben: Size arka bahçede tostların parasını o ödedi demiştim ya...
Ben: İşte o zaman aramızda küçük ve biraz da saçma bir konuşma geçti. Sanırım sinirlenmesinin nedeni de benim ona karşı kurduğum cümlelerdi. Olayı yanlışlıkla biraz fazla büyüttüm. Ve sonunda da olan Aral'a oldu.
Ben: Kıskanma konusuna gelince inan ben de hiç bilmiyorum, Selin. Neden, niçin... Gerçekten bir anda bana olan tavırlarının değişmesini, Aral'la beni kıskandığı için kavga etmesini hiç anlamıyorum.
Bir süre duraksadığını hissettim.
Büyük ihtimalle olayları çözmeye çalışıyordu.
Ya da başka bir ihtimalle konuştuğumuzu ona söylemediğim için bu durum zoruna gitmişti.
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Konuştuğunuzu bana ne zaman söylemeyi düşünüyordun peki? Ben en yakın arkadaşımın başından geçen şeyleri bilmeyeceğim de kiminkini bileceğim, Duru?
Selin🍯: Keşke bana söyleseydin... eğer bir şeyler bilseydim sana elimden geldiğince yardımcı olurdum.
Sanki o görebilecekmiş gibi bakışlarımı kaçırdım.
Ona hak veriyordum. Ben de onun yerinde olsaydım böyle bir tepki verirdim.
Ama ne yapayım her şey çok ani geliştiği için bir şey diyememiştim.
Daha ben neyin ne olduğunu kafamda oturtturamamışken Selin'e nasıl anlatabilirdim ki?
Ofladım.
Onu gerçekten üzmek gibi bir niyetim yoktu benim.
Ben: Özür dilerim... gerçekten o kaosun içinde ne yapacağımı bilemedim. Zaten Aras'ın da bana söylediği şeyleri kafaya takmıştım. Ondan önce de Şebnem Hoca'yla aramız kötü olunca tren raydan çıktı.
Gözlerim sulandı.
Bunlar neden benim başıma geliyordu ki?
Ben sadece kendi hâlinde üniversiteye hazırlanan, hayallerinin peşinden giden ve güzel bir hayat yaşamak isteyen basit bir kızdım.
Bunca şeyin arasında kaosun içinde kaybolmak yerine sadece lisenin son senesinde biraz olsun mutlu olmak istemiştim.
Gerçekten başka bir beklentim yoktu.
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Ya, Duru... ben bunları sana benden özür dile diye yazmadım ki. Sadece başına bir şey gelse, bir olayın ortasında tek başına kalsan bir şey bilmediğimden sana yardım edemem diye korktuğum için böyle konuşuyorum.
Selin🍯: Ayrıca sen bir baştan sona Aras'la ne yaptığınızı anlat bana. O malın sana ne saçmaladığını bir an önce öğrenmem şart oldu.
Arkadaşlarımı ya da ailemi endişelendirmekten nefret ettiğim kadar hiçbir şeyden nefret etmiyordum.
Bunu dile getirmekten de asla vazgeçmeyecektim.
İnsanların benim saçma sebeplerim yüzünden huzursuz olması rahatsız edici bir durumdu.
Ben: Sen Arın'ın yanına gittiğinde ben de Bora ve kendime yiyecek bir şeyler almak için kantine indim. Ve kantinci abiye ne alacaksam onu söyleyip beklemeye başladım. Üzerinden çok geçmeden tostlar hazır olduğunda da gidip onları aldım.
Ben: Tam cebimden parayı çıkartıp kantinci abiye vereceğim ki Aras benden önce davranıp abiye parayı vermesin mi? İlk başta ne olduğunu anlayamadım tabii. Kimseye bir yararı olmayan bir insanın sana yardım ettiğini bir düşünsene. Kafam çok karışmıştı.
Zaten hâlâ şok etkisinden tam olarak kurtulamamıştım.
Kafam ilk baştaki kadar karışık olmasa bile kendimi tuhaf hissediyordum.
Bunu dışarıya fazlasıyla yansıtmam da cabasıydı.
Ben: İlk şokun ardından hemen ne yapmaya çalıştığını sordum. Bana kaçamak bir cevap verdi ilk önce. Sonra ben de bu sefer daha ciddi bir soru yönelttim.
Ben: Bana verdiği ikinci cevaptan da Aral'ın benim için Şebnem hocayla tartıştığını öğrendiğini ve bunun hoşuna gitmediğini anladım.
Dudaklarımı birbirine bastırdım.
Selin🍯 yazıyor...
Selin'in bana yazdığını fark ettiğimde devam etmek yerine onun mesajını bekledim.
Selin🍯: Neden peki? Neden bu Aras'ın hoşuna gitmiyor? Seni kıskanmasının bir nedeni olmalı, Duru. Ben her türlü ihtimali göz önünde bulunduruyorum. Fakat kıskanmasının tek sebebi sana aşık olmasıymış gibi geliyor.
Başımı iki yana salladım.
Neden insanların korktuğu ve sakındığı her şey bir gün eninde sonunda başına geliyordu?
"Bu nasıl aşık olmak?" diye sitem ettim kendi kendime. "Hayır ben anlamıyorum koskoca üç yıl boyunca bana aşık olma şansı varken kalkıp Aral'ın okula geldiği sene mi bana aşık olası tuttu yani?"
Ben: Selin inan bu ihtimal benim de aklımdan çok geçti. Hatta onunla konuşurken bile kafamda beliren bir şeydi. Fakat ben gerçekten bunu istemiyorum. Ondan bu zamana kadar hep uzak durmaya çalışmış birisi olarak şimdi kalkıp da bana aşık olduğunu kabul edemem.
Ben: Her şeyi geçtim Aral'a yaptığı şey göz ardı edilecek gibi değil. Sen de bir düşünsene o kimsenin düşüncelerini umursamayan biri. Ve ben tam tersi olarak bütün herkesi düşünür ona göre hareket ederim.
Ben: Yani... senin de anlayacağın üzere Aras ve ben çok farklı insanlarız.
Neden bu kadar uzun bir açıklama yaptığımı bilmiyordum.
Tek bildiğim Aras'la alakalı olan bir şeyin içerisinde olmak beni rahatsız ediyordu.
Şöyle bir bakıyorum da bu yaşadığım şeyi Aral'la hiç yaşamıyordum.
Yaşayacağımı da düşünmüyorum.
Nasıl olsa o Aras gibi değildi.
Aral'ı hâlâ tam olarak çözememiş olsam da onun özünde iyi birisi olduğuna inanıyordum.
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Azıcık sakin ol, derdiğim çiçeği. 💐 Ben sadece sana kafamdaki düşünceleri söyledim. Sana kalkıp Aras'la yakınlaş diyen yok.
Selin🍯: Ben zaten seni Romantik Bey'den başkasına yâr etmem merak etme ;) Ondan başkası sana yakışmaz. (O yüzden sen en iyisi Aras'ı şimdilik boşver ve bütün dikkatini Aral'a ver. 🤭)
Dudaklarım aralandı.
Ne?!
Aral ve ben mi?
Gözlerimi kırpıştım.
Utançtan yanaklarım kızarmış gibi hissediyordum.
Gerçekten bizden olur muydu?
Ve ben neden şu an böyle bir düşünceye kapılmıştım?
Düşüncelerimden sıyrılmak için başımı iki yana salladım.
Yine saçmalamayı başarmıştım.
Ben: Lütfen saçmalama, Selin. Biz daha yeni tanıştık ve yeterince kendimi ona karşı mahcup hissediyorken onunla sevgili olmayı düşünemem. Hem belki o bile artık başını daha fazla belaya sokmamak için benimle konuşmaz.
Ben: Her şey daha fazla tuhaf bir hâle gelmeden önce aklımı karıştırmazsan herkes için daha iyi olur.
Neden kendimi kandırıyormuş gibi hissediyordum?
Düşüncelerim farklı olduğu hâlde kalbim daha farklı atıyordu.
Her şeyi geçtim, 'gitme' dediğim bir kişiye böyle cümleler kurmak ne kadar doğruydu?
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Birincisi ben saçmalamıyorum. İkincisi yeni tanışmış olmanızı bahane olarak kabul etmiyorum ve son olarak üçüncüsü de Aral'ın bundan sonra seni bırakmayacağına da eminim.
Selin🍯: Hem aklın karışıyorsa sen zaten onunla olma ihtimalini aklına sokmuşsun demektir. Benim bir şey söylememe gerek bile yok. 😌
Kaşlarım havalandı.
Bana böyle diyordu. Fakat Arın'ı ve kendisini hiç düşünmüyordu.
O benimle uğraşıyorsa tabii ki ben de onunla uğraşacaktım.
Ben: Bana bunu diyen Selin acaba onu seven çocukla kendini de mi göz önünde bulundursa? Kendine aşk konusunda bir şans versen sence de iyi olmaz mıydı?
Annemle konuştuktan sonra onların olmasını biraz daha ister gibiydim.
Sabah Aral'ın da revirde söylediği gibi neden olmasın ki?
En azından Selin küçük bir şans bile verse bu ilişkinin gidişatına bakıp daha güzel bir karar verebilirdik.
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Daha sabah konuştuk bu konuyu, Duru. Bizden olmaz dedim. Şimdi de diyeceğim ve bunu demekten de asla vazgeçeyeceğim, bizden olmaz. Samimiyetime güven. Gerçekten olacak gibi değil.
Kaşlarım çatıldı.
Neden bu kadar kendinden emin konuşuyordu?
Kaderi ona düşündüğünden daha farklı bir son yazmışsa o zaman ne yapacaktı acaba?
Ben: Boşuna olmaz deme, Selin. İnat etme. Sadece bir kere Arın'ın sana nasıl baktığını gör. Ondan sonra gel bir daha söyle fikrini.
Ben: Biraz da Aral'ın da sabah dediği gibi düşün. Şu an bence sizin için her şey imkân dahilinde.
'İmkânsız deme, Bataklıkta açan bir çiçek bile kendine yer bulabiliyorsa, siz neden imkânsız olasınız ki?'
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Her bataklıkta açan çiçeğin sonu güzel bitecek diye bir kural yok, Duru. Bazı çiçekler açar, evet. Ama açması, yaşayacağı anlamına gelmez.
Selin🍯: Belki Arın veya sizin için imkânsız değildir. Ama ben, onunla bir 'biz' olabileceğimize inanmıyorum.
Dudaklarımı birbirine bastırdım.
O zaman Arın'a ne olacaktı?
Zaten babası yüzünden durumu iyi değildi. Bir de şimdi Selin'in onu istememesiyle mi karşı karşıya kalacaktı?
Ben: Bu söylediklerinin nedenini öğrenebilir miyim? Neden bu konuda bu kadar ısrar ediyorsun? Daha hiç Arın'la bir araya gelmeyi denemedin bile.
Arın Selin'i seviyordu. Orasına bu günden sonra daha çok emin olmuştum.
Peki ya Selin?
O da Arın'ı gerçekten seviyor muydu?
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Çünkü ben onu sevmiyorum, Duru. O bunca zaman benim arkadaşım olurken ben bir anda ona nasıl sevgilim diyebilirim? Benim gözüm hiçbir zaman Arın'da olmadı.
Selin🍯: O gerçekten çok güzel bir dost. Fakat bana güzel bir sevgili olamaz. Biz ancak birbirimizi yer dururuz. Sonra da ilişkimiz ayrılıkla sonlanır. En ufak bir kavgada bile birbirimizi kırıyoruz. Sen bunun hiç mi farkında değilsin?
Evet ama Arın Selin'le arasını hemen düzeltiyordu.
Ben kavgalarının farkındaydım. Fakat Selin, Arın'la geçirdiği o güzel zamanların farkında değildi.
Sadece Arın'la yaşadığı sorunları göz önünde bulundurarak konuşuyordu.
Ya da gerçekten de Arın'ı sadece arkadaş olarak görüyordu.
Sıkıntılı bir nefes verdim.
Arın Selin'e aşkını göstermek için çabalarken, Selin ondan uzaklaşmak için çabalıyordu.
Ben: Peki... öyle olsun bakalım. Daha bir şey söylemeyeceğim. Sen zaten kararını çoktan vermişsin.
Umarım Selin bu inadı yüzünden Arın'ı çok üzmezdi.
Arın ne kadar bize mutlu görünmeye çalışsa da bazen gerçekten kendisini iyi hissetmediğini biliyordum.
Sırf biz üzülmeyelim diye dertlerini anlatmayan bir insan asla üzülmemeliydi.
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Evet... çoktan verdim. Bu yüzden ikimiz de daha fazla üzülmeden şu konuyu kapatsak iyi olur, Duru.
Eğer Arın ve Selin'in oluru yoksa benim ve Aral'ın da yoktu, değil mi?
Belki o da aynı Selin'in Arın'ı arkadaş olarak gördüğü gibi beni arkadaşı olarak görüyordu.
Zaten bizim de arkadaş olmamız en mantıklısıydı.
Belki de kendimi üzmeyip, kafaya takmamam gerekiyordu.
Selin'e cevap vermedim.
Vermek istemediğimden değil, verecek bir cevabım olmadığındandı.
Mesajını beğendikten sonra onunla olan sohbetimden çıktım.
Telefonun ekranını kapatıp ders çalışmayı düşünüyordum ki telefona başka bir gelen bildirimle duraksadım.
Bildirim gruptan geliyordu.
Yazan kişi ise Arın'dı.
Arın🐝: Canım sıkıldı.
Arın🐝: Azıcık benimle ilgilenseniz nasıl olur? Valla yalnız kaldım mı çok sıkılıyorum ya!
Üstten gelen bildirimi okuduğumda yüzümde küçük bir tebessüm oluştu.
Hiç vakit kaybetmeden gruba girdim.
Bu sırada da Bora gruba yazıyordu.
Bora💬 yazıyor...
Bora💬: Oğlum biz evlere dağılalı en fazla yarım saat oldu. Neyin sıkılmasından bahsediyorsun sen?
Bakışlarımı telefonumdaki saate çevirdim.
Sanki Boragil evlerine biraz geç dağılmışlardı.
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Canın sıkılınca illa bizim sana ilgi göstermemiz mi gerekiyor, Arın?
Selin🍯: Canın eğer bu kadar çok sıkılıyorsa gidip ders çalışabilirsin. YKS’ye gireceksin bu sene. Fakat ben hâlâ sen de bir çaba göremiyorum.
Kaşlarım çatıldı.
Selin'in Arın'a bu kadar sert bir cevap vermesine gerçekten gerek var mıydı?
Arın🐝 yazıyor...
Arın🐝: Eğer evde olsaydım ders de çalışırdım, Selin. Keşke neyin ne olduğunu bilmeden böyle ani çıkışlar yapmasan.
Duraksadım.
Arın evde değil miydi yani?
Ama az önce Bora ikisinin de eve gittiğini söylemişti.
Bora💬 yazıyor...
Bora💬: O ne demek lan? Nasıl evde olsaydım çalışırdım? Sen beni eve bıraktıktan sonra kendi evine gitmedin mi?
Oturduğum yerde iyice dikleştim.
Acaba bir sorun mu vardı?
Arın🐝 yazıyor...
Arın🐝: Hayır, gitmedim. Hâlâ dışarıdayım. Oğlum, hem erkenden gidip de ne yapacağım sanki? Acelesi yok. Biraz daha dolanıp öyle giderim.
Yanağımı dişledim. Ve klavyenin üzerinde asılı olan parmaklarımı klavyeyle buluşturdum.
Ben: Ama saat biraz geç oldu. Evde olman senin için daha iyi olurdu, Arın. Eğer illa da dolanacağım diyorsan kendine dikkat et lütfen.
Onu olayı tam bilmeden sıkmak istemiyordum. Fakat dikkatli olmasını da söylemem gerekiyordu.
Ne olur ne olmaz.
Bora💬 yazıyor...
Bora💬: Nedense şu an hiç inandırıcı gelmedin, kardeşim. Söylediğin cümlelerin hepsi resmen bahane gibi. Bana orada çok yorgun olduğunu söyledin. Ve eve gidip dinlenmek yerine hâlâ dışarıdasın.
Nefesimi verdim.
Gerçekten şu an ne olduğunu hiç anlamıyordum.
Arın🐝 yazıyor...
Arın🐝: Ben onu seni kızdırmak için söylemiştim. Yorulduğum falan yoktu.
Arın🐝: Ayrıca sen ne diye benim kararlarımı sorguluyorsun? Çocuk muyum lan ben? Annem bile beni arayıp neredesin sen diye sormuyor. Sen ne diye soru yağmuruna tutuyorsun?
Başımı iki yana salladım.
Arın'dan başka ne beklenirdi ki?
Bora💬 yazıyor...
Bora💬: Doğru sen çocuk değilsin. Sadece çocuktan daha da betersin.
Bora💬: Senin durduk yere derdin neydi de beni kızdırmak için uğraştın acaba? Sonra bağırdığımda da 'sen bana bağırdın' diyip trip atıyorsun, gerizekalı! Sen uğraşma ben de bağırmayayım o zaman.
Kaşlarım havalandı.
Muhteşem ikili yine günlük rutinlerini devam ettirmeyi ihmal etmiyordu.
Arın🐝 yazıyor...
Arın🐝: Benim ne suçum var, lan? Orada herkesin içinde bağırmasaydın ben de öyle davranmazdım. Suç sen de. Valla beni karıştırma şimdi boşuna.
Güldüm.
Tabii Arın'ın hiçbir suçu yoktu.
Sadece biraz eğlenmek istemişti o kadar.
Bora💬 yazıyor...
Bora💬: Çok konuşma da bana neden hâlâ dışarıda olduğunu anlat, Arın.
Yoksa bu tartışma devam ederse yarın okulda elimden bir kaza çıkacak.
Arın Bora'nın sorusundan sonra birkaç kez bir şeyler yazıp sildi.
Normalde bize cevap vermek için bu kadar beklemezdi.
Kaşlarım istemsizce çatıldı.
Yoksa gerçekten de tahmin ettiğim gibi bir sorun mu vardı?
Arın🐝 yazıyor...
Arın'ın tekrar bir şeyler yazdığını fark ettim.
Umarım bize gerçek neyse onu söylemeyi tercih ederdi.
Arın🐝: Senden sonra annemi aradım. O da bana babamın evde olduğunu söyledi. Ben de sırf o evde diye gitmedim. Annemin dediğine göre davet gibi bir şey mi varmış ne. Ona gidecekmiş. Eve gitmek için onun davete gitmesini bekliyorum.
Yanağımın içini dişledim.
Bora'nın sorularına neden kaçamak cevaplar verdiğini şimdi daha iyi anlıyordum.
Kalbim sızladı.
Arın'ım...
Kim bilir kendi içinde bizim daha bilmediğimiz ne savaşlar veriyordu.
Kısa bir süre gruptaki kimse bir şey yazmadı.
Ne yazabilirdik ki?
İçimizden kimse şu an onu anlayamazdı. Çünkü bizim babalarımız Arın'ın babası gibi değildi.
Ne kadar Arın'a, 'seni anlıyorum' dersem boştu.
Keşke onun babası da en az benim babam kadar iyi olsaydı.
Bora💬 yazıyor...
Bora💬: Niye beni aramadın, lan? Ben tekrardan gelirdim yanına. Babanın evden çıkmasını birlikte beklerdik.
Sıkıntılı bir nefes verdim.
Arın'ın bizden asıl istediği şey ilgi değildi.
Sadece dışarıda yalnız kaldığı için bizimle konuşmak istemişti.
Belki de sadece moralini düzeltmek içindi yaptığı şey.
Biz bir şey anlamayalım diye neşeli davranmaya çalışması beni daha çok üzdü.
Sırf biz üzülmeyelim diye.
Arın🐝 yazıyor...
Arın🐝: He oldu. Sonra da okulda uykusuz kaldığın için bana kızıp dur, değil mi, Bora? Hem siz niye şu an olayı dramatikleştirir gibi oldunuz? Gruba bir sessizlik çöktü. Bir de bana dram yapma diyorsunuz. Siz benden de betersiniz, lan.
Rol yapıyordu.
Bu durumu umursamadığını göstermeye çalışıyordu. Fakat iyi olmadığını biliyordum.
Bora💬 yazıyor...
Bora💬: Bana rol yapar gibi cevaplar vermeyi bırak, Arın. Bunlar bana sökmez. Ben seni senden iyi tanıyorum. Boşuna kendini iyiymişsin gibi göstermeye çalışma.
Bora💬: Senin bu baban olacak adi insan ne zaman gidiyor bu davete?
Bora'nın fevri çıkışları Arın'ın babasına öfkelendiğini açık bir şekilde belli ediyordu.
Bora'nın bizden daha çok şey bildiğini varsayarak ona hak veriyordum.
Arın🐝 yazıyor...
Arın🐝: Arada atladığın küçük bir detay var. Beni, benim sayemde benden iyi tanıyorsun. Ben sana kendimi bütün samimiyetimle açmasaydım, sen gerçek beni tanıyamazdın.
Bora💬 yazıyor...
Bora💬: Arın?!
Bora💬: Ya beni geçiştirmeyi bırakıp soruma cevap verirsin ya da ben yarın seni bütün okulun önünde büyük bir zevkle döverim.
Kaşlarım havalandı.
Bir an 'yapar mı' diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım.
Arın🐝 yazıyor...
Arın🐝: Ayıp ama. İnsan sorusuna cevap alamadı diye arkadaşını döver mi, lan? Böyle giderse arkadaşlığını gerçekten sorgulamama ramak kaldı haberin olsun.
Arın🐝: Bir de tahminlerime göre o adi insan yarım saat içinde evden çıkmış olur.
Bora💬 yazıyor...
Bora💬: Tamam. Neredesin onu söyle. Yanına geleceğim.
Bora💬: Bu arkadaşlık konusunu da yüz yüze konuşuruz. Bak ben sana gelince ne yapıyorum! Bana hiçbir şey anlatmadığın için ben seni sorgulayacağım asıl.
Dudak büzdüm.
Bora'nın şu an Arın'a değer verdiğini göstermesi kim bilir ona ne kadar iyi geliyordu.
Arın da herkes gibi kendini değerli hissetmesi gerekiyordu. Ve ben de öyle hissetmesi için elimden geleni yapacaktım.
Arın🐝 yazıyor...
Arın🐝: Lan yarım saat için bu saatte evden dışarı çıkılır mı, oğlum? Yat zıbar işte evinde. Ne diye rahatını bozuyorsun?
Bora💬 yazıyor...
Bora💬: Kes kesini, aptal! Ben senin yerinde olsaydım sen gelmeyip evde zıbaracak mıydın sanki?
Bora💬: Geleceğim diyorsam geleceğim. Neredeysen söyle. Yemin ederim gerekirse anneni arar yine de bulurum yerini. Sen inatçıysan ben de inatçıyım.
Gülümsemeden edemedim.
Arkadaşlarımın değerini ve birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizi bugün bir kez daha anlıyordum.
Selin🍯 yazıyor...
Dudağımı dişledim.
Sonunda Selin de konuşmamıza katılmaya karar vermişti.
Selin🍯: Daha fazla inat etmeyi bırakıp yerini söylesen nasıl olur, Arın?
Arın🐝 yazıyor...
Arın🐝: Neden? Yoksa seni rahatsız mı ettim, agresif kız?
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Hayır... ayrıca bana bir daha agresif dersen yemin ederim elimde kalırsın, Arın! Agresif değilim ben! Şunu o çocuksu aklına sok.
Arın🐝 yazıyor...
Arın🐝: Cıks. Sana yaranmak gerçekten çok zor, agresif kız. Ne güzel kendine lakap takılmasını seviyorsun diye sana lakap takıyorum yine de beğendiremiyorum ya.
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Düzgün lakaplar taksaydın eğer beğenebilirdim!
Sıkıntılı bir nefes verdim.
Umarım yine kavga etmezlerdi.
Arın🐝 yazıyor…
Arın🐝: Aa çok ayıp. Öyle denir mi hiç? 'Agresif kız' bence gayet düzgün. Neyi var sanki? Ama sen illa ben başka bir lakap istiyorum dersen bundan sonra sana civciv derim.
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Arın! Deli etme beni. Civciv diye lakap mı olur?
Arın🐝 yazıyor...
Arın🐝: Olur kız tabii. Niye olmayacakmış? Az önce ben koydum. Ve gayet de oldu valla.
Güldüm.
Bence çok tatlı bir lakaptı.
Şahsen ben beğenmiştim.
Arın'ın civcivi.
Gerçekten kulağa güzel ve uyumlu geliyordu.
Bora💬 yazıyor...
Bora💬: Oğlum şu an Selin'i sarı bir civciv olarak hayal ediyorum da eğer böyle bir şey gerçekte olsaydı Selin sabah akşam cikcikleyerek kafamızı şişirirdi, lan.
Arın🐝 yazıyor...
Arın🐝: Tövbe. Sus oğlum. Hayali bile berbat bunun. Hayali böyleyse gerçeğini ben bile düşünemiyorum.
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Ya Bora! Sen hani benim tarafımdaydın? Daha sabah okulda benimle birlik olmadın mı? Şimdi bir anda benimle dalga geçer oldun yani?!
Başımı iki yana salladım.
Selin bir bakıma haklıydı.
Bora💬 yazıyor...
Bora💬: Tabii senin tarafındayım, Selin. Nereden çıktı şimdi bu? Alt tarafı hayal ettik. O da mı yasak oldu?
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Hayal ettiğin şey Arın'a eğlence malzemesi oluyor. Farkında mısın?
Arın🐝 yazıyor...
Arın🐝: Kız bana her şey eğlence malzemesi. Bu sadece sana özel bir şey değil.
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Olsun. Ben ne dersem o. Kabul et ya da etme ama sen bana çok fazla bulaşıyorsun. Duru'ya hiç bu kadar bulaştığını görmedim.
Gözlerim kısıldı.
Selin ne demeye çalışıyordu?
Arın🐝 yazıyor…
Arın🐝: Evet, doğru. Ben bu hayatta Duru'yu geçtim Bora'ya bulaştığımdan bile daha çok bulaşıyorum sana. Şunu da bilmeni isterim ki, civciv. Ben sadece sevdiğim insanlara bulaşırım.
Arın🐝: Bunu bu üç yıl içinde anlayamadıysan bile şimdi benim ne demek istediğimi daha iyi anlıyor olman gerekiyor.
Dudaklarım aralandı.
Yoksa Arın'ın şu an yaptığı şey Selin'e gizliden yapılan bir aşk ilanı mıydı?
Acaba Selin de bunu fark etmiş miydi?
Şu an onun yüz ifadesini göremeyi çok isterdim.
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Bu beni sevdiğin anlamına mı geliyor? Yani şimdi sen beni seviyor musun, Arın?
Arın🐝 yazıyor...
Arın🐝: Evet, küçük civciv. Seni seviyorum. Peki sen? Sen bu çocuk ruhlu genci seviyor musun?
Gözlerim kocaman açıldı.
Allah'ım, ben neler görüyordum böyle?!
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Arkadaşımsın. İlla bir şekilde seni sevmem gerekiyor, değil mi? Ne kadar sinirimi bozsan da birlikte geçirdiğimiz o kadar zamanı es geçemem, Arın.
Ofladım.
Ah be Selin!
Şimdi böyle bir şeyi yapmak zorunda mıydın yani?
Her şey çok güzel gidiyorken bir kez daha Arın'a 'arkadaştan fazlası' olamayacağını göstermişti.
Arın🐝 yazıyor...
Arın🐝: Doğru, sadece arkadaşımın. Ama sırf geçirdiğimiz zaman yüzünden beni sevmek için kendini zorlama, Selin.
Arın🐝: Babam bile beni sevmek için çaba göstermiyorsa senin de göstermene gerek yok.
Gözlerim sızladı.
Şu an yapabilseydim Arın'a sıkı sıkı sarılır, en güzel duyguları hak ettiğini söylerdim.
Bora💬 yazıyor...
Bora💬: Lan, oğlum saçmalama. Kız niye seni sevmek için kendini zorlasın? O zaten çabasız seviyor seni. Ortada hiçbir zorlama yok. Kafan iyice dağılmış senin.
Arın🐝 yazıyor...
Arın🐝: Sence sadece kafam mı, Bora? Ben komple dağıldım oğlum. Bütün benliğimi aldılar benden. Elimde hiçbir şey kalmadı, lan.
Arın🐝: Her şey karmakarışık artık. Hayatım berbat bir durumda. Ben daha fazla dayanamıyorum. Gücüm kalmadı. Kendimi toplamayı geçtim. Ama annem... lan ben artık anneme bile iyi gelemiyorum.
Arın🐝: Şimdi siz söyleyin nasıl dağılmasın benim kafam? Size bir şeyleri anlatmamak için kendimi çok zorladım. Anlatıp sizin huzurunuzu da kaçırmamak için elimden geleni yaptım. Fakat olmadı.
Arın🐝: Yapamadım, lan. İnsanın dertlerini bir başkasına anlatamaması çok kötü oğlum ya. Bir süreden sonra hiçbir şeyi içimde tutamadım. İstemesem de dertlerim kendini dışa vurdu.
Keşke Arın'ın dertlerini daha önceden bilebilseydim.
Keşke her şey onun için daha güzel olabilseydi.
Keşke hayatımızda bazı şeyleri değiştirebilseydik.
Bora💬 yazıyor...
Bora💬: Aptalsın, Arın. Bize başından beri hiçbir şey anlatmadın da ne oldu, lan? Söylesene atlatabildin mi sorunlarını? Aksine tek başına mücadele ettiğin için daha fazla büyüdü dertlerin.
Bora💬: Bak bunu sana son kez soracağım. Cevap vermezsen direkt icraata geçeceğim. Haberin olsun.
Bora💬: Neredesin?
Arın🐝 yazıyor...
Arın🐝: Lan sendeki de normal inat değil ki katır inadı. Okul açılmadan önce seni çağırdığım yerdeyim. Gel bakalım ne olacak.
Bora💬 yazıyor...
Bora💬: Sendeki inat sanki çok normalmış gibi konuşmayı kes, Arın. Otur oturduğun yerde on dakikaya geliyorum.
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Ben de geleceğim. Ama evde canım sıkıldığı için. Meraktan değil yani.
Güldüm.
Selin yalan söylemeyi hiç beceremiyordu.
Tabii ben de bu konuda pek becerikli sayılmazdım.
Eğer herkes Arın'ın yanına gidecekse ben de gitsem iyi olurdu.
Ona sımsıkı sarılır, kendisini iyi hissetmesini sağlardım.
Ben: Beni de bekleyin! Ben de geleceğim. Arın'ı görmek için yarını bekleyemem. İyi olduğunu görmem lazım.
Arın🐝 yazıyor...
Arın🐝: Kız kalın evde. Bu saatte sizin dışarda ne işiniz olabilir? Bora gelecek zaten. Yarın okulda konuşuruz. İyiyim ben.
Ben: İşimiz sensin, Arın. Bu yüzden dışarıya kesinlikle çıkmamız gerekiyor. Hatta üzerime hırka alıp hemen evden çıkıyorum. Sadece bizi birazcık bekle. Çok geçmeden yanında oluruz.
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Sus yoksa elimde kalırsın. Ben ne dersem o. Geleceğiz işte. Az rahat dur.
Arın🐝 yazıyor...
Arın🐝: Elinde kalmak da güzel bir seçenekti aslında. Biraz daha mı ısrar etsem?
Selin🍯 yazıyor...
Selin🍯: Arın! Gelince ensene tokat yemek istiyorsun herhalde?
Arın🐝 yazıyor...
Arın🐝: Aman be! Tamam, sustum işte.
Telefonumun ekranını kapatıp yataktan çıktım.
Dolabımdan mavi hırkamı alıp üzerime giydiğimde telefonuma bildirim geldi.
Telefonu elime alıp gelen bildirime baktım.
Bora gruba Arın'ın konumunu atmıştı.
Telefonun ekranını kilitleyip salona çıktım.
Evden ayrılmadan önce annemlere haber vermeyi ihmal edemezdim.
Hızlı adımlarla oturma odasına geçtim.
Annem başını babamın göğsüne yaslamıştı. Babam ise kolunu sıkıca annemin beline sarmıştı.
Birlikte film izliyorlardı.
"Anne, baba!" dedim telaşla.
Filme daldıkları için beni fark etmemişlerdi.
İkisinin de bakışları bana döndü.
"Duru," dedi annem oturduğu yerde dikleşerek. "Ne oldu kızım?"
Babamın kaşları hafif çatıldı. "Söyle, prensesim? Bir şey mi oldu?"
Başımı hızlıca olumlu anlamda salladım. "Evet, oldu," dedim. "Bizimkilerle buluşmam gerekiyor."
Annemin kaşları çatıldı. "Bunun için biraz geç olmadı mı, kızım?"
Dudaklarımı birbirine bastırdım. "Anne," dedim ısrarla. "En fazla bir saat. Lütfen, izin ver."
Annemin bakışları babama döndü. "Ben gideceği yere bırakırım, hayatım," dedi babam sakinlikle. "Bırak gitsin. Önemli bir şey demek ki."
Annemin bakışları beni buldu. "Tamam o zaman," dedi. "Baban bırakırsa olur. Fakat birine bir şey mi oldu? Arkadaşların iyi, değil mi, kızım?"
Derin bir nefes alıp verdim. "İyi sayılırlar..." diye geveledim. "Aslında asıl sorun Arın anne. Bir bakıma onu teselli etmek için gidiyorum yani."
Annem başını salladığında babam ayağa kalktı. "Ben üzerime bir şeyler alıp geleyim, prensesim."
"Tamam, babam," dedim içtenlikle. "Bekliyorum."
Babam oturma odasından çıktığında annem de ayağa kalktı. "Dikkat et olur mu, kızım?" dedi şefkatle.
Gülümsedim. "Ederim," dedim. "Sen merak etme, annem."
"Bir de Arın'ın iyi olduğundan emin olmaya çalış, olur mu? Söyle, kendine daha çok dikkat etsin."
Başımı salladım. "Emredersiniz, komutanım." dedim.
Güldü.
O sırada babam yanımıza gelmişti.
"Hadi gidelim bakalım." dedi. Ve dış kapıyı araladı.
Ayakkabılarımı giydim.
Annem bizi kapıdan uğurladı. Babamla birlikte arabaya bindik.
Babam arabayı çalıştırdığında, "Nereye gidiyoruz?" diye sordu.
Hemen telefonumun ekran kilidini açıp Bora'nın gruba attığı konumu bana gösterdim.
Bir süre telefonun ekranını inceledikten sonra, "Yakınmış," diye mırıldandı. "Baban seni beş dakika içinde varacağın yere götürmüş olur, prensesim. Seni bıraktığımda işini bitirdiğin an beni ara. Ben seni gelip alırım, tamam mı?"
Kaşlarım havalandı.
İşim uzun sürerse uykusuz kalacaktı. Ve ben bunu hiç istemiyordum.
"Ama yorgunsun," dedim gözlerimi kırpıştırarak. "Olmaz ki böyle, babam."
Yüzüme bakıp gülümsedi. "Evet, yorgunum," dedi dürüstçe. "Ama bu küçük prensesim için geçerli değil. Yani baban senin için her şeyi göze alır. Sen şimdi bunu düşünme. Sadece işini halletmeye bak."
Gülümsedim.
Canım babam...
İyi ki varsın, baba.
İyi ki benim babamsın.
Babam arabayı hareket ettirdiğinde sırtımı koltuğa yasladım.
Arın'ın yanına gittiğimde onu mutlu etmek için elimden geleni yapacaktım.
Zaten biz bir araya geldiğimizde birbirimizi bir şekilde güldürmeyi başarıyorduk.
Eminim ki Arın'ın da iyi olmasını sağlayacaktık.
Biz bir arada olduğumuz sürece her sorunun altından kalkacaktık.
Çünkü bizim güç kaynağımız birbirimizdik. Ve bu gerçek hiçbir zaman değişmeyecekti.
Bölüm etkileşimi
