10. bölüm / 25
Huzur Apartmanı9~ Kulüp İftarı
Bölümler 25Şu an: 9~ Kulüp İftarı
- 1 1~Bismillah1.176 kelime
- 2 2~Komşuda İftar2.262 kelime
- 3 3~Anonimo549 kelime
- 4 4~ Sürpriz Kutu901 kelime
- 5 5~ Kulüp1.222 kelime
- 6 6~ Kırıklar1.042 kelime
- 7 7~ Engel857 kelime
- 8 8.1~ İlkokul1.155 kelime
- 9 8.2~ Yeni Komşular1.687 kelime
- 10 9~ Kulüp İftarı1.171 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 10~ Çözdüm Seni Anonimo...1.581 kelime
- 12 11~ Hisler798 kelime
- 13 12~ Karmaşa1.100 kelime
- 14 13~ Asayiş Berkamal531 kelime
- 15 14~ Dışarıda İftar1.601 kelime
- 16 15.1~ Veterinerdeki Teklif1.207 kelime
- 17 15.2~ Güllaç1.306 kelime
- 18 16~Karakol1.117 kelime
- 19 17.1~Komşuluk1.330 kelime
- 20 17.2~Büyük Buluşma888 kelime
- 21 17.3~Görüşme718 kelime
- 22 18~ Gülten...1.425 kelime
- 23 19~ Hayırlı İşler Müdürlüğü879 kelime
- 24 20~ Anne...1.011 kelime
- 25 21~ Ayağını Yere Vur1.075 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bismillahirrahmanirrahim
Hoşgeldiniz okurlarımmm🌸
BİŞİ DİCERERĞM
TERS KÖŞE YAPÇAM DİYE ŞÜPHELERİ HERKESİN ÜSTÜNE ÇEKTİKTEN SONRA YORUMLARDA DOĞRU YANLIŞ TAHMİN ETTİKLERİ HERKESTEN ŞÜPHE ETTİRMEYE BAYILDIM AMA NASIL PATLIYORUMMM DJPDNDIXLWMXL72UEONSOEOD AŞŞIRI EĞLENCELİ LLAAAĞN(bunu panoya yazdım dedim kitaba da ekliyim xkxmnx)
Yorum atmayı unutmayın, iyi okumalarrr
Rızkı veren Hüda'dır, kula minnet eyleme.
______________________________________
Dünkü dışarıda kalktık korkusundan sonra şimdi evimizdeydik. Çilingir çağırmamak için bin tür yol düşünürken bir şeyler denedik. Ve sonra yedek anahtarı Safiye Ablaya verdiğimiz aklımıza geldi. Yani Gülten'in geldi. Sonra çok şükür eve girdik.
"Gülten hiç yorulmuyor musun?"
"Yoruluyorum da sen neyi soruyorsun tam olarak?"
"Ne bileyim durmuyorsun yerinde. Dün deyemek yaptın bugünde yapıyorsun falan."
Tencerenin kapağını kapatıp yanıma oturdu. "Alışkınım ben. Annem ben daha ilkokula giderken çalışmaya başladı. Kardeşim de o zamanlar küçültü. Okuldan gelene kadar komşu da kalıyordu. Okuldan gelince ben bakıyordum. Kendi yemeğimi, onun yemeğini ben hazırlıyorum. Aslında zor değildidi o. Yumurta kırıyordum, zeytin peynir, çay falan koyuyordum. Canım çay çekti iyi mi?" Gülten tam bir çay bağımlısıydı. Konuşurken, ödev yaparken, temizlik yaparken bile içerdi. Aslında doğum gününde almak için çok mantıklı. Ya çay ya da güzel bir bardak olabilir.
Çayın sadece tiryakisi değil gurmesiydi. Tadı onun için çok önemliydi. Rengi de. İnce belli bardakla saplı bardak arası bir bardağı vardı. Ama sapı yoktu Üzerinde de çiçekler vardı. O bardağını çok seviyordu. Bir keresinde camı biraz ince olduğu için yerine koyarken kırılmıştı. Ondan sonra o bardağı bulmak için gezmedik yer, gezmedik İnternet sitesi bırakmamıştı. Uzun uğraşlar sonucu bulunca o ay benden borç alıp beş tane almıştı. Bir tanesini de bana hediye etti. O bardaktan içmek gerçekten çok keyifli.
"Aman neyse. İlk yıllarda akşam yemeğini hazırlamıyordum. Daha sonra büyüyünce annem çok yorulduğu için kendimi denemeye başladım. İlk başlarda ziyan ettiklerim oldu. Videolardan araştıra araştıra öğrendim. Babamın eski bir telefonu vardı. Yarı çalışır durumdaydı. Bana vermişlerdi. Ben de tarif bakardım hep. Daha sonra sevmeye başladım. Özellikle tatlı kısmını. Bir ara pastane açmak hayalimdi."
"Peki şimdi?" Sanki içinde bir yerler de hala istiyordu.
Alt dudağını üst dudağının üstüne kaydırdı. "Bilmiyorum." Bakışlarında bunu gerçekten isteyip istemediğini sorguluyordu. Gözlerinin içine bakınca emin oldum, gerçekten istiyordu. Kendini saklayıp kapıyı kapatmış bu isteğin kapısını açılması lazımdı.
"Bence yapmalısın. Bu hayalinden vazgeçme. Düşünsene böyle tatlı soft renkli bir pastane. Duvarları senin sevdiğin gibi soft yeşil. Çeşit çeşit tatlı."
Heyecanla devam ettirdi. "Duvarlarında estetik duran kalp, yıldız çizimleri var. Onlar da beyaz renkte. Tabelasında çiçekler olsun. Belki özel doğum günü pastası yaparım." Yüzündeki mutluluk on beş metre uzaktan bile olunabilirdi. Yüzü ışıldamıştı resmen. İşte o kapı açılmıştı.
"Yaparsın kız! Hatta benim doğum günü pastamı sen yapacaksın."
"Emin misin?"
"Tabii ki." Yanağından bir makas aldım. "Hadi fıstık artık çıkalım evden."
"Bu seferlik seni affedeceğim." Normalde yapmaz böyle şeyler. Yanağı kırmızı çizgisi onun. Asla makas alamazsın hemen pataklar. Ama ben işi çözmüş biri olarak bunu başarabiliyordum.
Gülten çorbayı sıkı sıkıya sarıp poşete koydu. Sonra kucaklayıp yola koyulduk.
🌙🌙🌙
Fakültenin bahçesine vardığımızda bazıları sohbete dalmıştı. Bazıları başlarını yaslayıp dinleniyorlardı. Bir kısmı da telefonlarına dalmıştı. İftar vaktine az olduğu için hareketlenenler vardı.
"Oturmaya mı geldik? Kalkın sofrayı hazılayın Ayhan."
"Yok ya. Kalk kendin hazırla. Biz senin kölen miyiz?" Bir tane şaplak yapıştırınca benim canım acıdı.
"Emrullah şu Emre'ye bir şey söyle. Kendine benzet biraz." Ayhan denen çocuk bir kez daha şaplak atacaktı ki Emre kendini kurtardı.
Bu sırada Emrullah dikkatini hiç arkadaşlarına vermeden kitap okuyordu. Ama onları dinlediği de belli oluyordu.
"Aşk diyorum, güzel şey. Sen ne dersin Emre." Emre anlamsızca kaşlarını çattı.
"Ne diyorsun Ayhan? Senin devreler mi yandı?"
"İftar aşktır diyorum.
'Hani iftar vaktine yakın susar ya insan,
Yokluğun da öyle bir şey.
Bir yudum su gibi özledim seni...' demiş Can Yücel."
"Öyle bir açlık ki bu,
Ne iftarı var, ne sahur vakti...
Bir yanım 'sabret' diyor,
Bir yanım 'hayret'.
Kalbimde bir sızı var,
Adı 'vakit gelmedi'...
Şiirin devamı böyle. Ama yanlış bilinen bir şey var, bunu Can Yücel yazmadı." Başını bir saniye olsun kitaptan kaldırmamıştı. Arkadaşları ona bakarken sayfayı bitirip aycını koydu ve kitabı kapattı. Emrullah niye çok yakışıklı geldi gözüme?
Düzenleme: Şiir Can Yücel'inmiş ve bu şekilde değilmiş. Geminiye güvendim meğersem değiştirmiş şiiri ve yanlış bilgi vermiş. Şiir konusunda nedense böyle yapıyor:/
Başını kaldırıp etrafına bakınınca bizi gördü. "Beyler kalkın. Hanımlara iş yaptırmak bize yakışmaz." Yanımıza gelip eşyaları aldı.
Yaklaşık 30 kişilik sofrada herkese baktım. Erkekler kızlardan biraz azdı. Anonim acaba burada mıydı? Bir kulüpte olduğunu söylemişti. Bence benim için bile bu kulübe üye olmuş olabilir. Yoğun hislerim onun bu kulüpte olduğunu söylüyor. O zaman tahmin yürüyelim. 14 erkek vardı. 4 tanesinin sevgilisi olduğunu biliyordum. Biri Ayhan'dı. Onun kulübe üye olduğunu sanmıyorum. Sanırım arkadşlarıyla gelmişti. Diğer beşi de muhtelemen sosyalleşmek için gelmişti. Çünkü ilk defa görüyordum. Geriye kaldı 5.
Arif
Doru
Taner
Emre
Emrullah
Sanırım anonimoyu bulma yolumda iyi ilerliyorum. Arif arada bir geliyordu. Doru da geçen sene gelmişti. Onlardan pek şüphelenmiyordum.
"'Öyle uzaktan seviyorum seni,
Kokunu alamadan, boynuna sarılamadan,
Yüzüne dokunamadan... Sadece seviyorum.' Bu da benim içimden geldi." Emre'nin beklemediğim bir anda bu şiiri okuması kafamda onu bir numaralı şüpheli konumuna çıkardı.
Tabildotlar dağıtıldıktan sonra erkekler tencereler alıp gezmeye başladı. İsteyen söylüyor tabağına dolduruyorlardı.
"Çorbacı ayağınıza geldi. Mercimek, tarhana çorbası dağıtılır. Beş dakika içerisinde hüpletilir." Bu çocuk bana anonim olduğunu söylemeden anlatmaya mı çalışıyor? Overlok makinesi ayağınıza geldi demişti. Emre de ona benzer yapmıştı. Şiir ve bu arka arkaya denk gelmesi tesedü- tevafuk muydu?
Herkesin istediği yemekler önündeyken ezan okunmaya başladı. Emin olmak için bekledim. Keyfe Keder'de anlattığı gibi İstanbul'dayken Bursa'ya ayarlı telefondan çalan ezan sesiyle orucunu bozanlar gibi kalmayayım.
Gerçekten de ezan okunuyordu besmele getirip su içtim. Suyu tabildotumun yanına koyacakken alçıma çarptı ve üzerime döküldü.
"Peçete ister misin?" Başımı kaldırmadan Taner olduğunu anladım. "İyi olur." Sanki sormadan versen de olurdu. Üstüm ıslanmış ne yapacağım yani?
Uzattığı peçeteyi alıp üstümü silecekken Gülten aldı. "Gel buraya bebek." Sadece ikimizin duyacağı gibi konuşmuştu. İkimizde gülerken üzerimi kuruladı.
"Hadi dökmeden yemeğini ye." Gülerken gözlerimi devirdim ve önüme döndüm. Mis gibi yemeklerden yerken sorun yoktu ama ekmekten parça koparmak zordu. Ona da Gülten yardımcı oluyordu.
Bugün iftar boyunca şüpheli listemi dizmiştim. Birinci Emre'ydi. Anonimin bana yazdığı iki şeyden de bugün bahsetmişti.
İkincisi Taner'di. Direkt bana yönelik konuşmaları vardı.
Üçüncüsü Emrullah'tı. O da sadece şiir bilmesiydi. Yoksa başka bir şeyini görmemiştim.
Tabağımızdakiler bitince yemeklerin midemize yerleşmesi için biraz oturup sohbet ettik. Vaktin yatsıya yaklaşmaya başlamasıyla Gülten'e hadi yavaştan kalkalım mesajı verdim.
Birkaç kişinin bizle beraber ayaklanmasıyla sofra toplanmaya başlandı. Bizim tencereyi ararken tabildotları çöpe attım. Tenceyi gözüme kestirince gidip aldım. Her şey toplanınca kimisi oturmaya devam etti. Kimisi de camiye yöneldi.
Camiye yaklaştığımızda gözüme Emre ve Emrullah çarptı. Emrullah Emre'yi ikna etmeye çalışıyor gibiydi.
"Tamam söz alacağım. Şimdi yürü yatsı gelmeden kılalım namazı." Sanırım Emrulhah düzenli namaz kılıyordu. Artık on puan. Niye bilmiyorum ama insanlara puan verip sevgimi ona göre bekirliyordum.
İçeri girip akşam namazını kıldıktan sonra ellerimi açtım. İçimden geçen her şeyi söylerken etrafa bakınıyordum. Böyle daha iyi aklıma geliyordu edeceğim dualar. Gökyüzünü gösteren cam tavandan dışarı bakındım biraz. Çok güzeldi. Ellerimi yüzüme sürüp duamı bitirdim.
Emrullah namaz kılarken huşu içinde kılıyordu. Onu izleyince insanın namaz kılası geliyordu. Tövbe tövbe ben niye izliyorum Emrullah'ı?
______________________________________
Nasıldı bölüm?
Şüpheliler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sizce kim anonim?
Oylarınızı vermeyi unutmayın bacılarr
Allah'a emanettt🦚
Bölüm etkileşimi
