8. bölüm / 25
Huzur Apartmanı8.1~ İlkokul
Bölümler 25Şu an: 8.1~ İlkokul
- 1 1~Bismillah1.176 kelime
- 2 2~Komşuda İftar2.262 kelime
- 3 3~Anonimo549 kelime
- 4 4~ Sürpriz Kutu901 kelime
- 5 5~ Kulüp1.222 kelime
- 6 6~ Kırıklar1.042 kelime
- 7 7~ Engel857 kelime
- 8 8.1~ İlkokul1.155 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 8.2~ Yeni Komşular1.687 kelime
- 10 9~ Kulüp İftarı1.171 kelime
- 11 10~ Çözdüm Seni Anonimo...1.581 kelime
- 12 11~ Hisler798 kelime
- 13 12~ Karmaşa1.100 kelime
- 14 13~ Asayiş Berkamal531 kelime
- 15 14~ Dışarıda İftar1.601 kelime
- 16 15.1~ Veterinerdeki Teklif1.207 kelime
- 17 15.2~ Güllaç1.306 kelime
- 18 16~Karakol1.117 kelime
- 19 17.1~Komşuluk1.330 kelime
- 20 17.2~Büyük Buluşma888 kelime
- 21 17.3~Görüşme718 kelime
- 22 18~ Gülten...1.425 kelime
- 23 19~ Hayırlı İşler Müdürlüğü879 kelime
- 24 20~ Anne...1.011 kelime
- 25 21~ Ayağını Yere Vur1.075 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bismillahirrahmanirrahim
Ay kim gelmiş okuyucularım gelmiiiş!
8. Bölüm uzun olduğu için ikiye böldüm, daha rahat okursunuzz, bol bol yorumlayın buralarıı
Hayırlı mütalaalar temenni ederim.
(Hayırlı okumalar dilerim.)
Mütalaa: Okuma, tetkik etme, bir konuyu zihinde tartma.
Temenni Etmek: Dilemek, arzu etmek.
Kader, beyaz kağıda sütle yazılmış yazı,
Elindeyse beyazdan, gel de ayır beyazı.
Necip Fazıl Kısakürek
______________________________________
"İki ders saati vaktimiz var. Üçerli gruplar olursak bir kattaki sınıflara yetiyoruz."
"Biz agalarla bir grup olalım."
"Olmaz. Erkeklerden çekinenler olursa? O yüzden her grupta iki cinsiyettende olmalı." Vayy düşünceli biri mi varmış bizim kulüpte?
"Mantıklı dişünmüşsün Emrullah."
"Hadi ayrılalım gruplara." Herkes kendine grup arkadaşı seçtiğinde bizim grupta bir erkek eksikti. Emrullah etrafına bakınırken ortaya doğru konuştum. "Bizim grupta erkek eksik."
"Ben gelebilirim." dedi Emrullah.
"Herkesin grubu var mı?"
"Taner yok." Birkaç saniye sonra asansörden Taner indi.
"Bu geri dönüşümlerle beraber bu kat için yeterli gelir heralde."
"Yeter yeter. Üçlü grup olamamış olan var mı?" Kimseden ses çıkmamıştı.
"Sanırım bana grup kalmadı. Aysun benimle grup olur musun?" Sen niye direkt bana soruyorsun?! Ortaya sorsana! Bir de herkesin içinde!
"Yok ben Gülten'le grubumdan memnunum."
Biraz üzülmüş gibi baktı. "Peki."
"Arkadaşlar her grupta biri diğer gruptan olsa daha iyi olmaz mı?"
"Nasıl unuttuk aslında öyle yapacaktık grupları?" Daha şimdi halletmiştik grupları. Bir süre grupları belirleyemedik. Çünkü yok ben ondan ayrılmam, şununla olmaz, ben bunu istiyorum derken anlaşamadık.
"Arkadaşlar bu ne ilkokul çocuklarına ders vermeye gelmişken biz ilkokul çocuklarına döndük!"
"Aysun haklı arkadaşlar." Taner sen bana hak verme!
"Biri ayarlasın grupları. Böylece kargaşa çıkmaz."
"Bence sen ayarla Aysun." Ben bu Taner'e bir tane yapıştırmak istiyorum artık! Ama ben sakin bir birey olacağım.
"Ayarlasın biri, karıştırmayın beni."
"Sen ayarla bence onu seçene kadarda zaman kaybetmeyelim." dedi tanımadığım biri. Başıma kaldı iş. Neyse sevap kazanalım.
Hızlıca kulüplerden kişi sayısına göre grupları kafamda oturttum ve gözüme gelen ilk kişileri grup yaptım. Mâlesef gözüme Gülten gelmişti. Hakka girmemek için Gülten'imi başka gruba ekledim. En sona dört kişi kalmıştı ama bunun üçü erkek biri kızdı, yani ben. Diğer gruplarda iki kız olan birini çıkarmaya çalıştım ama beynim durdu.
"Pikaçu seni seçtim, gel buraya." Gösterdiğim kız şaşkınlıkla bakındı. Sanırım kendisine dendiğine emin olamadı.
"Ben mi?"
"Evet. Benim beynim çalışmıyor geri kalanları sen ayarla."
"Peki." Bir süre bize baktı.
Kız bu işi düşünürken birinin telefonu çaldı. Herkesin bakışları onun üzerinde toplandı. "Alo. Efendim anne. Ta- tamam sakin ol. Tamam geliyorum ben."
Herkes kötü bir olay olduğunda anlamış gibi ona bakıyordu. Çocuk, cevap bekleyen gözlerle bakanları hemen cevapladı. "Babam fenalaşmış benim gitmem gerek."
Çocuk hızla uzaklaştı. Allah'ım babasına şifa, hayırlı ömür ver.
"Bu durumda şu gruptaki geri dönüşüm kulübündeki arkadaşı bu gruba, doğa kulübündekini sizin kulübe alırsak iş çözüldü." Çok şükür Allah'ım!
"Ama az önce hesapladığımız grup sayısı olmadı." Kız hızlıca grupları ve sınıfları saydı. "Şu an tam geliyor."
"Mehmet senin matematiğin iyi değil ki neden hesap işine kalkışıyorsun?"
"O kadar da hesap makinesinden hesaplamıştım." Ufak bir gülüşmeden sonra herkes sınıflara dağıldı. Hemen sınıflar kapıldığı için biz son sınıfa kalmıştık.
Bizim grupta benim dışımda Emrullah ve diğer kulüpten tanımadığım bir kız vardı. Kız bana yaklaşıp "Ben bir lavaboya gidip geleceğim." dedi.
"Tamam. Sen gelince sınıfa gireriz."
"Zaten kısıtlı süremiz var. Siz girin, ben sonra girerim."
Onaylayıp kapıyı tıklattım ve içeri girdik.
"Selamün Aleyküm Hocam müdür sizi bilgilendirmiştir. Biz Kocaeli Üniversitesi, Doğa ve Hayvan Dostları Kulübü'ndeniz."
"Evet, müdür bilgilendirmişti." Kafamla onayladım. Sınıfa dönünce Emrullah konuşma yapmaya başladı.
"Selamün Aleyküm çocuklar."
"Aleyküm Selaaam!"
"Nasılsınız?"
"İyiyiiiiz!"
"Şimdi biz kendimizi tanıtalım sonra ne yapacağımızı söyleyelim. Ben Kocaeli Üniversitesi Doğa ve Hayvan Dostları Kulübünün üyesi Emrullah, yanımdaki arkadaşımda aynı kulübün üyesi Aysun. Bugün size kısa bir sunum ve etkinlik yapacağız."
"Bir şey sorabilir miyim?" dedi orta sıralardan erkek bir çocuk.
"Tabii ki."
"Siz evli misiniz?" YUH!
"Baran! Evli olup olmadıkları seni ilgilendirmez." Öğretmen çok haklı.
"Baran belli ki meraklı biri." diye ekledim. "Evli değiliz Barancım. Sadece aynı kulübe üyeyiz."
"Bir de aynı bölümde okuyoruz." Öyle miymiş?
"Hangi bölümde okuyorsunuz?" Hiç böyle hayal etmemiştim ben. Bu velet- tamam sakin olup daha düzgünce söylüyoruz. Bu çocuklar uslu sulu oturacak, biz anlatacağız, ardından boyama yapacaklar, biz kesme gibi kısımlarda yardımcı olacaktık.
"Ekonometri." Soruları artık Emrullah'a devretmiştim.
"Orda ne yapıyorsunuz? Paraların boyunu mu ölçüyorsunuz?" Komik şey seni. Tahmin ede ede bunu mu ettin? Ayy şu an çocuğu zorbaladım gibi hissettim. Akılsız Aysun! Tamam kendime de hakaret yoktu. Çocuk ne tahmin edebilir? Daha yeni başlamış okula.
"Yok. Ama parayla alakalı diyebilirim."
Eğer biz konuyu anlatmaya başlamazsak çocukların soru yağmuruna tutulacağımız için söze girdim.
"Evet. Şimdi biz anlatacaklarımızı anlatalım etkinlik yaparken sohbet ederiz."
"Bir soruyla başlayalım. Dışarıda arkadaşlarınızla cips yemişsiniz ama etrafta çöp yok. O çöpü yere mi atarsınız yoksa çöp bulana kadar elinizde mi tutarsınız?"
Kalkan parmaklar pek fazla değildi. Zaten ben parmak kaldırmaya göre değil rastgele seçmek istiyordum. Gerçi soruyu Emrullah sormuştu ama olsun.
Arkada oturan tatlı bir kız gördüm. "Sen ne yaparsın pembe hırkalı kız?" Kendisinde söylendiğinden emin olmak için sağına soluna baktı. "Ben mi?"
"Evet."
"Ben atmak istemiyorum ama annem salak mısın elinde taşıyacaksın diyor." Sınıfta bir gülüşme oldu.
"Gülmeyin arkadaşlar." Sınıfı hemen susturdum. "Annenin yaptığı doğru bir şey değil. Annen bilmiyor olabilir. Sen öyle bir şey olursa cebine koy çöp bulunca at olur mu?" Kafasını dikey eksen de salladı.
Mâlesef bilinçlenmemiş böyle çok ebeveyn vardı.
🌙🌙🌙
Çok yoruldum! Ama sonunda bitmişti. Bazı çocuklar çok yormuştu. Ben ve diğer kız bazılarına çok zor dayanmıştık ama Emrullah ne olursa olsun hep sakindi. Çocuklara çok narin ve nazik davraniyordu. Allah bana da böyle sakinlik nasip etsin.
Gülten'i bulduğum gibi sarıldım. "Canım arkadaşım." Kendimi ve kolumu taşımakta zorlanıyordum. Biraz yükümü Gülten'e verdim.
"Aysun sen sarılma ayağına kendimi bana mı taşıtıyorsun?"
"Biraz öyle oldu." Sarılmamızı sona erdirip bahçeye çıktık. Oh be dünya varmış! Mis gibi oksijen. Temiz hava!
Ben böyle mutluluk içinde ilerlerken az ileride bir kız yere düştü. Hemen hızlanıp o tarafa koşar adım yürüdük. Kız ağlamaya başladı. Biz yetişene kadar Emrullah ve arkasından Emre yetişti.
"Neren acıyor abicim?" Kız ağlamaktan konuşamıyordu. Kendini toparlamaya çalışsada olmadı. Kızın dizindeki yara kendini belli ediyordu. Ellerini kaldırıp gösterdi. Hemen tek elle çantamdan peçete çıkardım.
"Şimdi peçete bastıralım. Sonra okula girelim yıkayalım. Tamam mı?" Ağlamasını bir saniye durdurmadı ama onaylar bir ses çıkardı. Kıyamam, çok tatlı. Küçük olduğu için canı çok acımıştır.
Gülten kızı dikkatlice kaldırmaya çalıştı. Dizi acıdığı için kalkamamıştı.
"Seni kucağıma almamı ister misin?" Kız sümüklerini çekmeye başlarken kafa salladı. Bir peçete daha çıkardım. "Önce sümüklerini temizleyelim." dedim tebessümle. Canı acıyan bebekler annelerine bakarlardı. Eğer annesi telaşlıysa ağlar, gülerse gülerdi. Bunu öğrendiğimden beri canı acıyan birini güldürmeye çalışırdım. Her ne kadar qnne olmasa da yanında destek olacak, güvendiği biri de ay ı etliyi yapabilirdi. Zaten gülmenin acıyı hafiflettiği de bilimsel olarak kanıtlanmıştı.
Kızın burnunu temizledikten sonra Emrullah kızı kucağına aldı. Kız da yaralı elleriyle sarılsa mı sarılmasa mı emin olamadan tam ikisinin ortası gibi durdu.
Okula doğru yürüken Emre, Emrullah'ın arkasından kıza komik hareketlere yapmaya başladı. Kızın gülüşü zaman geçtikçe kendini tutamadığı küçük kahkahalara dönüştü.
______________________________________
Bu bölümde bitti bakalım. Bölüm hakkındaki düşünceleriniz?
Sevdiğiniz yerler?
Sevmediğiniz yerler?
Sizce Taner, Emrullah veya Emir anonim mi?
Oylarınızı eksik etmen guzularım🐑
Allah'a emanet olun güzellikler🌼
Bölüm etkileşimi
