17. bölüm / 25
Huzur Apartmanı15.2~ Güllaç
Bölümler 25Şu an: 15.2~ Güllaç
- 1 1~Bismillah1.176 kelime
- 2 2~Komşuda İftar2.262 kelime
- 3 3~Anonimo549 kelime
- 4 4~ Sürpriz Kutu901 kelime
- 5 5~ Kulüp1.222 kelime
- 6 6~ Kırıklar1.042 kelime
- 7 7~ Engel857 kelime
- 8 8.1~ İlkokul1.155 kelime
- 9 8.2~ Yeni Komşular1.687 kelime
- 10 9~ Kulüp İftarı1.171 kelime
- 11 10~ Çözdüm Seni Anonimo...1.581 kelime
- 12 11~ Hisler798 kelime
- 13 12~ Karmaşa1.100 kelime
- 14 13~ Asayiş Berkamal531 kelime
- 15 14~ Dışarıda İftar1.601 kelime
- 16 15.1~ Veterinerdeki Teklif1.207 kelime
- 17 15.2~ Güllaç1.306 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 16~Karakol1.117 kelime
- 19 17.1~Komşuluk1.330 kelime
- 20 17.2~Büyük Buluşma888 kelime
- 21 17.3~Görüşme718 kelime
- 22 18~ Gülten...1.425 kelime
- 23 19~ Hayırlı İşler Müdürlüğü879 kelime
- 24 20~ Anne...1.011 kelime
- 25 21~ Ayağını Yere Vur1.075 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Bismillahirrahmanirrahim
Hoş geldinizzz
Yorumlarınızı bekliyorum Güllaçlarımm
Bölüme geçmeden bölüm adına özel peçete yiyormuş gibş değil de bayıla ayıla yiyeceğiniz Güllaç tarifi veriyorum KESKİNLİKLEEE DENEYİNN
Muhallebisi
2 kaşık un
2 kaşık nişasta
1 su bardağı şeker
Çeyrek margarin
1 vanilya
1 litre süt
1 krem şanti toz(yazıyor ama kullandığınızı hatırlamıyom, ister katın ister katmayın)
Güllacı ıslatmak için
1 litreden az fazla süt
2 bardak şeker
Ocakta ısıtıyoruz ılığa yakın olacak
Güllaçların yarısını üste, yarısını alta yapıyorduk. 5 üste, 5 alta gibi bir şey oluyordu galiba ama değişiyor sanırım. Çünkü 6 gibi de hatırlıyorum.
İşte sütü genişçe bir tepsiye döküyorsunuz. Güllaçların her yeri ıslanınca tam gelen tepsiye koyuyorsunuz. Paketin yarısını böyle yaptıktan sonra muhallebisini döküyorsunuz. Sonra diğer yarısını aynı şekilde süte batırıp diziyorsunuz. Eğer fazla süt kalırsa üstüne dökün çekiyor. Biraz dileniyor ne kadar olduğunu ben de bilmiyorum djdkmd yumuşayınca yersiniz AFİEEDD
Gideceği limanı bilmeyene, hiçbir rüzgar yardım etmez.
______________________________________
Yaklaşık 45 dakika beklememizin sonucunda veteriner yanımıza geldi. Ha bu arada 10 dakika dışarıda durduktan sonra donduğum için tekrar içeri girip oturmuştum. Neyse ki Emrullah ne gülmüştü ne de dalga geçecek bir şey yapmıştı.
"Maalesef anneyi kaybettik. Durumu eklampsi, yani halk arasındaki adıyla süt humması. Yavruları beslemek için vücudundaki tüm kalsiyumu süte vermiş ama kendi bünyesi buna dayanamamış. Kandaki kalsiyum bitince kaslar kilitlenir, ateş yükselir ve kalp iflas eder. Çok hızlı ilerleyen bir süreç.
Getirdiğinizde kalbi hâlâ atıyordu ama kalsiyum eksikliği vücudunu çoktan yakmış. Ateşi 42 dereceye çıkmıştı. Hemen kalsiyum verdik, soğutmaya çalıştık ama bünyesi daha fazla dayanamadı. Maalesef kalbi durdu.
Şimdi bu iki yumurcağa odaklanmalıyız. Anneleri yok, bu yüzden vücut ısılarını siz korumalısınız. Bir kutuya havluya sarılı sıcak su torbası koyun ve yavrular onun yanında ısınsın.
Sakın inek sütü vermeyin, market sütü onları öldürür. Her iki üç saatte bir özel kedi süt tozuyla besleyip ardından nemli bir pamukla karınlarına masaj yaparak tuvaletlerini yaptırmalısınız, anneleri olmadığı için bunu siz yapmazsanız şişer ve ölürler. Zor olacak ama bunları yapmazsanız yaşayamazlar." Yeni doğmuş kedi bakmak ne kadar zormuş.
"Peki şimdi burada kalmaları gerekiyor mu? Eve götürebilir miyiz?"
"Tabii ki. Eğer isterseniz yapmanız gerekenleri göstereyim."
"Çok memnun oluruz." Doktoru takip ederken "Ben ikimiz de bakacakmışız gibi konuştum ama bilememedim bakmak ister misin istemez misin, o yüzden öyle konuştum"
"İkimizde birini alalım bence. Böylece çok yorulmamış oluruz." Bir kedi bile insanı çok yorarken ikisine bakmak daha zor olur.
"Tamam. Öyle yapalım."
Veteriner, yapmamız gereken şeylerin hepsini anlatmıştı. Sıra hangi kediyi hangimiz alacağına geldiğinde şöyle karar verdik. İkimizde başlarını okşayacaktık ve hangisi daha hangimize daha ılımlı davranırsa ona o kişi bakacaktı.
Kafatasları henüz birleşmemiş olduğu için veteriner dikkatli olmamızı söyledi ve bağışıklıkları güçlü olmadığı için ellerimizi yıkamamızı istedi. Ellerimizi yıkadıktan sonra tek parmağımızla ikisinin de başını sevdik ama ikisi de aynı tepkiyi verdi. Sakince yattılar.
Veteriner bize bir fikir önerdi ve ikimiz de bu fikri beğendik. İki kutuya bu yavruları koyacaktı ve arkamızı dönecektik. Birimiz sağ veya sol diyecekti.
Biraz Emre ve Gülten'in sıcak tencere aktarımı gibi uğraşlı oldu ama bence bu önemli. Sonuçta uzun bir süre kalacak bu kediler bizde. Ve ben iki tatlı yavrudan birini nasıl seçeyim?
Veteriner kutulara yerleştirirken arkamı döndüm. Emrullah benim seçmemi istemişti. Seçmem istendiğinde sağ dedim. Arkamı dönüp bana uzatılan kedi taşıma kutusundaki kediye baktım. Bembeyazdı neredeyse, sadece iki patisinde ve kulağının arkasında küçük turunculuk vardı.
Diğeri de beyazdı fakat kulaklarının arasında duran turuncu, yuvarlağa benzer bir şekil vardı. Kuyruğunun bir kısmı da turuncuydu.
Veterinerden gerekli olan malzemeleri aldık. Geri kalanı bir aydan sonra lazım olacağı için şimdi almadık. Veteriner de hemen eve gitmemizi, kedileri üşütmememizi söylemişti. Kutunun yanında üşüyünce yanaşabileceği sıcak su torbası olsa da hala havalar soğuktu ve yeni doğan kedilerin bağışıklıkları güçlü değildi.
Kapının önüne çıktığımızda beyaz bir araçtan bizim yaşlarımızda biri indi.
"Selamün Aleyküm Emro."
"Aleyküm Selam."
"Gelin hemen arabaya geçelim. Yavrulara bir şey olmasın. Klimayı açıp ısıttım da." Emrullah'ı takip edip arabaya ilerledim. Arkadaşı kapıyı açınca taşıma kutusunu dikkatle koydum.
"Benim minikte senin yanında dursun. Önde durursa klima direkt çarpabilir." Onaylayıp diğer kapıdan arabaya bindim. Emrullah dikkatlice kutuyu bırakınca kapıyı kapatıp arkadaşıyla kendi yerlerine oturdular.
Ne güzel kedileri düşünüyor... Her zaman böyle düşünceli mi acaba?
"Yavaş gidiyorum. Sarsılmasınlar." Emrullah onaylayınca arkadaşı arabayı çalıştırdı. Gülten'e yola çıktığımızı, iftar yemeklerini tek başına bitirmemesini yazdım.
"Aga ev curcuna olacak. Beş erkek bir evde olursa o ev sağlam kalır mı emin değilim."
"Artı kedi."
"Yavru ama o. Hareket bile edemiyor doğru düzgün."
"Doğru."
"Az önce gördüm de, fareye benziyor bu. Kedi olduğuna emin misiniz?"
"Daha geçme çocuğumla." Çocuğum mu... Hemen sahiplendi... Ne güzel...
"Çocuğum mu?" Gülüşü arabayı inletti. "Evleneceğin kişiye dersin artık benim çocuğum var diye." Kıkırdayıp yola baktı.
"Kıskanma senin de olur."
"Aman kalsın. Tüyleriyle uğraşamam ben onun."
Yok boyunca şakalaşıp sohbet ettiler. Ben de arada Gülten'le yazmıştım arada yavrulara baktım. Gülten de bir sürprizi olduğunu söylemişti. Ben de bir sürprizim olduğunu söylemiştim hatta tahmin etmişti. Doğru olsa da doğru olup olmadığını söylemedim.
Apartmana geldiğinizde Emrullah asansöre binmem için öncelik verdi. Yukarı çıktığım gibi kapıyı çaldım. Bir yandan kucağımda kutuyu sarsmamaya çalışırken bir yandan ayakkabılarımı çıkardım.
Gülten'i beklerken karnım guruldadı. Yolda ezan okunmuştu ve orucumuzu Emrullah'ın arkadaşının verdiği sularla açmıştık.
Gülten pörtlek gözlerle kapıyı hızla açtı. Sanki tahmin etmedi.
"Anaaa!"
"Anaaa!" diyerek onu taklit ettim.
"Kız biz buna nasıl bakacağız?"
"Ben öğrendim sana da öğretirim. Hem bilmediğimiz yerde veterineri arayacağız."
Hangi oda daha sıcak olurdu acaba?
"Hangi odaya koyalım? Mutfak sıcak olur bence."
"Yemeklerin orada olmaz. Hem mutfağı havalandırırken üşürse?"
"Doğru. Birimizin odasına koymamız lazım. O zaman benim odaya!"
"Tabii ki senin odaya. Ben kıyafetlerinin beyaz tüylerle dolmasını istemiyorum." Hızla mutfağa ilerledi.
"Sakın bir yere koyma!"
Beklerken kedişe baktım. Halimden memnunum gibiydi. Aslında bunu nereden anladığımı ben de bilmiyorum. Namazdan sonra biberonla beslemem gerekiyor.
"Geldim." Elindeki poşete bakarken odama ilerledi. Yere serip "Gel koy buraya." dedi.
"Kız yeni aldık kutuyu." dememe rağmen poşetin üstüne koydum.
"Yere koyuyorlar onları, olmaz.
"Haklısın." Yere koyulmuş şeyi basacağım yere ben de koyamazdım.
"Bakayım şu minnoşlara." Eğilip kapağını açtı.
"E bunun diğeri nerde? Yedi mi?" Yorgun halime rağmen güldüm. En son yere çöktüm.
"Kanka nereye yesin? Yemeğini yiyemiyor, hatta kendi tuvaletini bile yapamıyor."
"Ne yapacağız, biz mi yaptıracağız?" Şakasına deöiş gibiydi. Gerçek olduğunu bilmiyor garibim. Gözümü kapatıp açtım ve başımı salladım. "Hıhım."
"Sana kolay gelsin. Kedi severim ama bu kadar uğraşamam. Bana fazla bu."
"Tamam sen merak etme, bende o iş."
Eğilip biraz daha baktı. "Bu çok çirkin. Tüysüz gibi de."
"Çirkin deyip durmayın şu kedilere! Emrullah'ın arkadaşı da fareye benziyor dedi."
"Haklı."
"Sus Gülten. Açım ben, yemek hazır mı?"
"Hazır. Ben çok acıkınca başladım."
"İyi yapmışsın. Ben de üzerimi değiştirip geliyorum."
Hızla üzerimi değiştirdim ve yavruyu son kez kontrol ettim. Durumu iyi gibiydi.
"Neler var Gülo? Bugün bize hangi rızıkları yaptın?"
"Tavuk var. İster lavaş sar döner yap, ister pide arası yap, ister tek ye."
"Ayran var mı ayran?"
"Tabii ki." Göz kırpıp tabağıma tavuk doldurdu.
"Bana lavaş getirir misin?"
"Hemen getirdim."
Yemeğimi hazırlarken bir yandan isim düşünmeye başladım.
"Sence ismini ne olsun?"
"Pamuk."
"Çok klasik."
"Luna, kartanesi, yumak?"
"Her kediye konulan isim olmasın istiyorum. Luna gibi değişikte olmasın. Samimi hissettirsin."
"Hmm." İkimizde etrafa bakınmaya başladık. Ben midemin isyanına dayanamayıp lavaşın içini doldurdum.
"Şu lavaşı sarar mısın Gülo?"
"Tamam." Saraken başını hızla kaldırdı.
"Lavaş?"
"Aslında güzel isim!" Bence samimi ve hoştu.
"Ama benekleri olsa güzel olurdu. Bu daha çok beyaz." Vazgeçtim bu isimden.
"Doğru."
"Neyse yemek yerken düşünürüz. Bulamazsak araştırırız."
Dürümümden bir ısırık aldım. Tezgahtaki üstü kapalı tepsi dikkatimi çekti. "Bu ne?"
"Dediğim sürpriz. Güllaç!" dedi büyük bir sevinç ve heyecanla.
"Harbisin! Sen var ya cansın, balsın!" Ve o an midemde çakan şimşekler haricinde aklımda da şimşek çaktı.
"Güllaç! Güllaç olsun adı!" Gülten de beğenmiş bir tebessümle baktı. "Çok güzel olur."
______________________________________
Oy anam oyyy! Nasıl bölümdü amaaa🫣🫠🙃
Aklımızda canlanması açısından yeni doğmuş kedi görsellerde bakabilirsiniz. Sizce gerçekten yeni doğmuş kediler fareye mi benziyor?
Kedinin ismi hakkındaki düşünceleriniz? Ben bayıldımmm😍😋
İlerki bölümlerde sizce ne olacakk?
Siz deyince samimiyetsiz gibi geliyor ama ne desem bilemedim. Sen diye mi sorsam acaba direkt birebir konuşuyor gibi olurrr
Yıldıza basmayı unutmayınnn
Allah'a emaneeeeet👻
Bölüm etkileşimi
