Huzur Apartmanı kitap kapağı

11. bölüm / 25

Huzur Apartmanı

10~ Çözdüm Seni Anonimo...

Vaveyla Yazarı: Lem'â Saye Yazar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: 10~ Çözdüm Seni Anonimo...

Bismillahirrahmanirrahim

Hoşgeldinuz uşaklarr

Bölüm ismi hakkında ne düşünüyorsunuz;)

Yorumlarınızı eksik etmen

Buyurunuz bölüme🐇

Gönül kimi severse, güzel odur.

______________________________________

Bu anonim ne zaman karşıma çıkacaktı acaba? Acayip yazasım geliyordu ama günah diye tutuyordum kendimi. Hayır sağ elim, o telefonu almayacaksın ve engeli kaldırıp anonime yazmayacaksın.

İftara da daha vardı. Yakın olsa Mercanlara gider yardım ederdim. Bugün iftar onlarda olacaktı. Bari belediyenin düzenlediği çöp toplama etkinliğine katılayım da aklım dağılsın.

"Gülten! Hadi çöp toplamaya gidelim." Beklememe rağmen cevap gelmeyince Gülten'e bakmaya gittim. Yatağında mışıl mışıl uyuduğunu görünce ses çıkarmadan yanına geldim. Açılmış yorganını yukarı çekip örttüm. Üşümüş olacak ki hemen yorgana sarındı. Kıyamam, sürekli koşturuyordu. Herkese ablalık yapıyordu ama kendisi yorulunca ona ablalık yapan azdı. Sanırım onun bu kadar yorulmasın izin vermemem lazım.

Odama gidip hazırlandım. Evden çıktığımda mesaj attım. Uyanırsa merak etmesin.

🌙🌙🌙

"Yeni oğlanlar taşınmış üst kata." Ne ara haberin oldu Hayat Abla?

"E hiç taşınma sesi duymadık?"

"Bir koltuk, bir yatak çıkardılar yukarı. Yatakta sadece sünger, bazası yok. Acaba fakirler mi? Aslında üst başları da öyle eski püskü durmuyordu." Bu bilgiler bizi ne kadar ilgilendiriyor acaba?

"Hayat Abla insanları niye gözlüyorsun?" Yürü be Safiye Abla!

"Ne gözlemesi kız? Tak tuk sesler gelince baktım. Hem sen demiyor musun komşusu açken tok yatan bizden değildir diye? O yüzden merak ettim."

"Doğru dedin onu. Ezan okunmadan onlara da mı yemek götürsek? Kaç kişilerdi?"

"İki, yok üç kişilerdi."

"Getirdiğimiz yemeklerden biraz ayıralım o zaman. Herkese yeter Ramazanın bereketiyle."

"Doğru dedin kızım." dedi Fevziye Teyzem.

"Gel Aysun biz seninle götürelim. Diğerleri iftar hazırlıyor hiç dokunmayalım." Onaylayıp Safiye Ablanın arkasından mutfağa yürüdüm. Bütün yemeklerden koydu. En son tatlıyı da bir kutuya verip bana verdi.

Feracelerimizi geçirip yemekleri aldık. Asansörün düğmesine bastığımda kapı açıldı. Terliklerini giyen Safiye Abla "Ben merdivenden çıkacağım sen asansörle çık." dedi.

"Niye? Elinde yükte var gel."

"Yok ben asansör sevmiyorum. Çok mecbur kalınca kullanıyorum."

"Peki." Asansöre binip katın düğmesine bastım. Birkaç saniye içinde yukarı çıktım. Kapının önünde beklemeye başladım. İçeriden boğuk konuşma sesleri geliyordu. Safiye Abla gelince onun kapıyı tıklatamayacak durumda olduğunu gördüm.

"Tıklatayım mı?" Onay gelince tıklatmak için kapıya yaklaştım.

"Buraya Aysun için taşındı-" Ne!? Safiye Ablanın yanında bir şeyin anlaşılmaması için şaşkınlığımı içime attım.

Anonim bu evde mi oturuyordu? Ve benim için taşınmıştı! Bunu söyleyen de Emre'ydi! O ZAMAN ANONİM EMRE!

Hayır olamaz! Gülten'in üzülmesini istemiyorum. Belki de engeli açıp anonime onu çözdüğümü ve hiç sevmediğimi yazmalıyım. Ama kalbi çok mu kırılırdı?

Kapı açılınca Emre ve arkasında Emrullah çıktı.

"Yeni taşınmışsınız ablam. İşten güçten yemek yapamamışsanızdır diye yemek getirdik."

"Teşekkür ederiz." dedi Emrullah. Safiye Abla elindekileri uzatınca Emre aldı. Ben de uzatırken ayakkabılara takıldım. Elimdeki tatlı neredeyse düşecekti. Tam tuttum derken tutamadım ama daha fenası ben düşüyordum. Feracemin bol kolundan tutulmamla düşmekten kurtuldum. Tatlı da kurtulmuştu. Doğrulduğumda Emrullah'ın bir eliyle beni, bir eliyle tatlıyı kurtardığını gördüm.

"Teşekkür ederim..." Fısıltı gibi çıkmıştı sesim.

"Önemli değil. Kıyafetine bir şey olmadı değil mi? Dokunmamak için kıyafetini tuttum." Çok ince bir düşünceydi. Normal insanlar kurtardım bir şey olmaz deyip geçerdi...

"Yok. Tekrar teşekkürler ederim." Minik bir tebessümle kafasını hafifçe eğdi. Çok tatlı gülüyordu. Ne diyorum ben? Az önce ondan aldığım güzel kokunun içinde bir şey vardı da beynime mi etki etmişti acaba?

"Bu kaplar daire 4'ün. Ben de daire 3'te oturuyorum. Bir ihtiyacınız olursa gelebilirsiniz."

"Çok sağ olun."

"Hayırlı iftarlar."

"Size de."

Kapıyı kapatınca Safiye Abla merdivene ilerledi. Ben de asansöre.

O koku hiç almadığım bir kokuydu. Parfüm değildi. Parfümlerin yapaylığını hiç sevmem ve hemen anlarım. Daha doğal bir konuydu. Bazı insanların kendi kokusu olurdu. Ama bu kadar yoğun olur muydu öyleyse?

Asansörün durmasıyla düşüncelerimden çıktım. Kimsenin bana ne olduğunu sormasını istemiyordum.

🌙🌙🌙

"Bismillahirrahmanirrahim. Oruç tutarken beden güçsüzleşir ama ruh güçlenir. Güçsüzleşir ama enerji de verir. Basen fark edersiniz, aç olursunuz ama daha enerjiksinizdir.

Maddi bedenimiz, manevi ruhumuza hizmet eder. Yani maddi bedenimizi sadece maddiyat için kullanmamalıyız. Gözümüzle Allah'ın yarattıklarını görür tefekkür ederiz, kulağımıza bu ilimleri duyar ruhumuzu onarır, nefsimizi terbiye ederiz. Yani her maddiyat kötü değildir..

Hani Müslümanlar zengin olamaz, aza tamah eder gibi bir düşünce var ya o yanlış. Eğer fakirse durumu yoksa bu Allah'tandır der duasını eder ve bu durumdan kurtulmak için maddi işleri yapar. Zengin olduğunda şükreder zekat ile fakire hakkını verir ve cömert olur.

Peki zengin müslüman var mı? Tabii ki var, olmaz mı ya?

Hz. Ebubekir bütün malını infak etmiştir. Ama bütün mal sadece ona özel. Peygamberimiz Sallahualeyhivessellem, diğer sahabelere bir kısmını kendilerine geçinmek için ayırmalarını söylemiş.

Konu buralar geldi bugün Müslümanı durumundan devam edelim madem. Müslüman her alanda olabilir mi? Günah, Allah'ın yasakladığı bir şey değilse olur. Komşu olur, eş olur, garson olur, temizlikçi olur, astronot olur, mühendis olur."

"Uzayda nasıl namaz kılacağız peki? Ben de olmak istiyorum ama namaz kılamazsam olmaz." Fevziye Teyzenin torunu da gelmişti bugün. Kafamdaki soruyu sormuştu. Herkes kahkalarla gülüyordu.

Tebessümle cevap verdi. "Neredeysen dünyaya dönersin öyle kılarsın namazını." Çocuk tatmin olmuş bir şekilde gülümseyip başını salladı. Bu hali insanın yanaklarını sıkma istediğini uyandırıyordu.

"Evet ne diyorduk. Heh. Peki bir soru. İslam kadına; evde otur, yemeğini yap, çocuğuma bak mı der; çalışmasına, sosyalleşmesine, gezmesine, ilimlenmesine izin mi verir?

"Evde otur, yemeğini yap çocuğuna bak, geriye vaktin kalırsa diğerlerini yap."

"Yok. Öyle demez. Eğer bir anne istiyorsa bebeğini emzirmez, kocası süt anne tutar. Eğer kadın evi temizlemek istemiyorsa temizlikçi tutar. Ve haram değilse gezmesine izin verir." Etraftaki fısıldaşmalara baktı sonra güldü."Sanırım eve gidince temizlikçi arayışına girilecek.

Peki ilmiyle bilinen bir Müslüman kadın bileniniz var mı?"

"Hz Aişe." bu cevap Gülten'den gelmişti.

"Evet. Başka?" Göz gezdirdi kimseden ses çıkmayınca devam etti.

"O zaman Aişe anneminzle başlayalım.
Aişe annemiz, Hz Ebubekirin kızı, Peygamberimiz Sallahualeyhivessellem'im eşidir. 2210 hadis rivayet etmiştir. Dönemin en büyük hukukçularına ders vermiştir. Öyle ki Peygamberimizin vefatından sonra bir soru soracaklarında ona gitmişlerdir.

Fatıma el Fihri, 9. Yüzyılda Fas yaşanıştır doğumu Kayrevandır. Mimari ve İslami ilimler de produr." Kısa bir gülüşme oldu. "Her yaştan insan var nasıl anlatacağını şaşırdım." Kıkırdayıp devam etti. "Yani bu ilimlerde uzmandır. Varlıklı bir kadındır. Bu varlığını hayırlı işler için kullanmıştır Karaviyyin Üniversitesi'ni kurmuştur(Al Quaraouiyine). Şimdi size böyle deyince büyüklüğünü anlamadınız. Başından alıp neler yaptığına bakalım. Önce büyük bir cami ve medrese (okul) inşa ettirdi. Bu medresede sadece dini dersler değil; tıp, matematik, astronomi ve yabancı diller gibi bilimsel dersler de verilmeye başlandı.

Bu kurum, eğitimine hiç ara vermeden günümüze kadar geldiği için UNESCO ve Guinness Rekorlar Kitabı tarafından "dünyanın hala faal olan en eski üniversitesi" olarak kabul edilir.

Genelde "üniversite" denince akla hemen Avrupa gelse de, Fatıma el-Fihri sayesinde dünyanın ilk modern üniversite yapısı İslam coğrafyasında, bir kadın tarafından temellendirilmiştir. Hatta bugün mezuniyetlerde giyilen cübbe geleneğinin bile bu medreselerden dünyaya yayıldığı söylenir.

Fatıma el-Fihri, mirasını altına gümüşe değil, eğitime yatırarak 1100 yıldan fazla süredir yaşayan dev bir okul kurmuştur.

Şifa bin Abdullah, Peygamber efendimiz sallalahualeyhivessellem zamanında yaşamıştır. O dönemde okuma-yazma bilen çok az kişiden biriydi. Bu yeteneği sayesinde "öğretmen" vasfı kazandı. Hz. Muhammed'in eşi Hz. Hafsa'ya okuma ve yazmayı o öğretmiştir. Bu yönüyle İslam'ın ilk kadın öğretmenlerinden biri kabul edilir.

Asıl adı Leyla olsa da, hastalıklara sunduğu çözümler ve tedavi yöntemlerindeki başarısı nedeniyle kendisine "Şifa" lakabı verilmiştir. Özellikle cilt hastalıkları, nemle yarası gibi, üzerine uzmanlığı vardı.

Şifa bint Abdullah'ın en dikkat çekici özelliği devlet yönetimindeki rolüdür. Hz. Ömer döneminde, Medine çarşısının denetimi ve idaresiyle görevlendirildi. Ölçü ve tartıların doğruluğunu kontrol eder, ticari ahlakı denetler ve düzeni sağlardı. Bu, İslam tarihinde bir kadına verilen ilk üst düzey kamu yönetimi görevlerinden biridir.

Hz. Ömer, Şifa'nın görüşlerine ve zekasına çok güvenir, devlet işlerinde sık sık ona danışırdı. Hatta bir dönem onu Medine valiliğine bağlı ticari müfettiş gibi konumlandırması, kadınların idari mekanizmalarda yer alabileceğinin o dönemdeki en büyük kanıtıdır.

Ayrıca şifa bin Abdullah bir annedir. Yani siz bunları dinlerken kendi üstünüze alınmamazlık yapmayın anne olmak bunları yapmaya engel değil. Aksine bu yola çocuğunu teşvik etmek için harika bir ortam.

Zeynep el Bağdadiye, 12. Yüzyılda Bağdat'a yaşamıştır. Bir annedir. Ve bunun yanında dönemim büyük muhaddislerindendir. İmam Nevevi gibi dev alimlere icazet yani diploma verdiği bilinir. O dönemde yolculuk yapmak zordu. Kadınlar için biraz daha zordu ama yine de ilim öğrenmek için Bağdat'tan Şam,a ordan Kahire'ye kadar uzanan yolculuklar yapmıştır. Binlerce hadisi, kimden kime aktarıldığı bilgisiyle, senet zinciriyle, eksiksiz ezbere biliyordu. Yani hafızasını ne kadar iyi olduğunu siz hesap edin.

Fatıma el Semerkandi, 12. Yüzyılda Halep'e yaşamıştır. Sermerkant doğumludur. Ve annedir. Ünlü hukuk kitabı Bedâyiu's-sanâi nin yazımında babasına ve eşine danışmanlık yapmıştır. Hükümdar Nureddin Zenginden fetvalar vermiştir. Onun imzası olmadsn o fetva yayınlanmazdı

Fatıma çok güzel ve zengin olduğu için pek çok yönetici ve prens onunla evlenmek istedi. Ancak o hepsini reddetti. Evlenmek için tek bir şart koştu: Babasının "Tuhfetü'l-fukaha" adlı zor eserini en iyi şerh eden (açıklayan) kişiyle evlenecekti.
Öğrencisi El-Kasani, bu kitabı muazzam bir şekilde şerh ederek "Bedaiu's-sanai" isimli, bugün hala hukukçuların temel kaynağı olan, eseri yazdı. Fatıma bu emeğe ve ilme saygı duyarak onunla evlenmeyi kabul etti

Evlendikten sonra eşi el-Kasani bazen hukuki konularda hata yaptığında veya tıkandığında, Fatıma ona doğrusunu öğretir ve meseleyi çözmesini sağlardı. Eşi de bunu gururla dile getirirdi.

Meryem el-İcliyye, 10. yüzyılda Suriye'nin Halep şehrinde yaşamış bir astronomi mühendisi ve tasarımcıdır. Babası da bir usturlap ustasıydı ve Meryem el-İclaliyye, babasının yanında çıraklık yaparak bu karmaşık teknolojiyi en üst seviyeye taşıdı.

Meryem el-İclaliyye'nin yaptığı usturlaplar o kadar hassas ve kaliteliydi ki, dönemin Halep hükümdarı Seyfü'd-Devle onu sarayında özel olarak görevlendirmişti. Bu yüzden Meryem el-Usturlabi de denirdi. Bilim dünyası onu dünyanın ilk kadın astronomi aletleri imalatçısı olarak tanır.

Bugünkü dersimizin sonuna geldik. Teravihe yaklaşıyor. Yavaştan hazırlanalım."

______________________________________

Anonimi bulduk ha?

Doğru tahmin etmiş miydiniz?

Peki başkası mı çıkmasını isterdiniz memnun musunuz?

Safiye Ablamızın dersi nasıldı? Benim çok hoşuma gitti. Araştırdıkça aslında geçmişte ne kadar ileride iken geriye düştüğümüzü fark ettim:(

Allah bize hayırlı ilim nasip etsin🤲🏻

Allah'a emanet olun canlarım🚜

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

28okunma 2beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18