Huzur Apartmanı kitap kapağı

2. bölüm / 25

Huzur Apartmanı

2~Komşuda İftar

Vaveyla Yazarı: Lem'â Saye Yazar

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 25Şu an: 2~Komşuda İftar

Bismillahirrahmanirrahim.

Hoşgeldinizz🌸

Yorumlarınızla eksik etmeyinn🦆

Pergel gibi olmalıyız ana nokta sabit oldu mu tamam.

______________________________________

Okuldan gelip üstüne oruçlu oruçlu yemek hazırlamak çekilecek iş değil. Bak daha eve gitmedim, hatta evi bırak okula varmadım daha, hala yürüyorum ve bunu düşünüyorum. Allah'ım lütfen biri iftara çağırsın bizi... Öğrenci eşittir gariban yani. Çağırın bizi iftara...

Okula vardığımda 2 bildirim geldi ama Baharla konuştuğum için bakmadım.

"Ben çok acıktım dün."

"Ben üç aylarda oruç tuttuğum için çokta acıkmadım." diyerek kıkırdadı Bahar.

"Bebişi ne yaptın?"

"Babasıyla bugün. Sen yoruldun dedi, o aldı bugün." Bahar'ın çok tatlı bir bebişi vardı. Daha 6 aylıktı. Baharla bir o kadar benziyor ama bir o kadar da benzemiyordu.

"Senden bir şey rica edebilir miyim?" Onaylamak için kafamı salladım.

"Bizim haftaya pazartesi doktora gitmemiz lazım. Ama bizim bebişi götürmek istemiyorum. Sen bakar mısın 2-3 saatliğine."

"Tabii ki bakarım. Sen tüm gün sen de kalsın de, yine bakarım kız. Hayırdır kötü bir şey yok değil mi?"

Umursamazca başını salladı. "Yok. Bizim kulaklarımız tıkandı, onun için gideceğiz."

"Tamam. Ay bebişle bir gün çok güzel olacak! Hatta siz ne yapın biliyor musun, hastaneden sonra gezin dolaşın. Zaten bebiş ve okuldan gezemiyorsunuz."

Önce bir düşündü kabuk edecek sanmıştım ki reddetti. "Yok ya. Ben özlerim Ali'mi."

"Bana bak bu bebişe bu kadar bağlanırsan hem senin için hem onun için zor olur. En son ne zaman dışarı okul için değil de eğlenmek için çıktın?"

Birkaç saniye düşündü. "Hatırlamıyorum. Sanırım okul başlamadan."

"İşte, o yüzden sen kabul ediyorsun ben bebişle kalıyorum. Eğer ki kabul etmezsen seninle konuşmam. Ben de Ali'yle vakti geçirmiş olurum."

Boş bir sıraya otururken inci gibi dişlerini göstererek gülümsedi. "Peki."

Ders için gerekli eşyalarımızı çıkarırken bana bir kez daha döndü. "Ama bebişe bakmak öyle kolay değil. Emin misin?"

"Tabii ki. Sen bana ya şimdi anlatırsın ya da liste yapıp mesaj atarsın. Eğer ne yapacağımı bilemezsin seni ararım. İçin rahatladı mı?" Mutlulukla başını salladı.

🌙🌙🌙

"Teravih sonrası alamıyor muyduk şunları? Oruçlu oruçlu bu kadar yol çekilmiyor market poşetleriyle. Gerçi poşet olmasa da çekilmez ama böyle ayrı bir çekilmez."

"Ne söyledin Aysun! Ayrıca teravihe sonra marketler kapanıyor!" Harbi sinirlenmiş. Susmanın vakti gelmiştir.

"Ne yapacağız iftara?" Ama bak bunun için konuşulur. Öğreneceksem kızabilir.

"Sen mesajlara bakmadın mı?"

"Ne mesaji?" Sabah gelen mesajları hatırladım. "Bakmadım."

"Safiye abla iftara çağırmış."

"Hadi canım! Dualarım kabul olmuş!"

"Şükret o zaman."

"Allah'ım sana hamdüsenalar olsun! Çok şükür! Elhamdülillah, Estağfurullah, Subhanallah, Bismillah, Allahuekber!" Bütün tuşlara basmak bu olsa gerek.

🌙🌙🌙

Mutlu mutlu hazırlanmıştım. Eğer hazırlanmam bittiyse bu demek oluyor ki Gülten'i rahatsız etme vakiti! Aslında amaç bu değil benim sevinmem amaç ama Gülten değişik hareketler yapmamdan rahatsız oluyor. Ne yapalım kardeşim? Sevinmeyelim mi?

Telefondan sesi fullemiştim ki yine o kadın duyar da bir olay boş yere çıkarır diye kıstım. Şarkıya eşlik ederek söylemeye başladım.

"Ramazan! Ramazann!
Gelişiyle güldüren,
Kalbe huzur dolduran
Kalpleri hislediiren-"

"Ramazan geldi Ramzan!" Gülten'in eşlik etmesiyle gülerek el ele tutuşup beraber coşkuya şarkıyı söylemeye başladık. Allah Allah? Ramazan diye mi kızmadı acaba?

Şarkı bittiğinde telefonumu aldım. Tam bir daha başlatmıştım ki Gülten durdurdu. "Hadi Safiye ablaya yardım etmeye gidelim. Kadın tek başına hazırlamasın."

Telefonu kapatıp cebine attım. Kendime terlik çıkartmaya üşendiğim için Gülten'in terliğini giydim.

"Terliklerimi ver!" Hızla merdivenlerin yarısına kadar indim.

"Senin bana hediye aldığın terlikleri giy."

"Terliklerimi ver!"

"Bak benimkileri giy, bir kez daha ne kadar doğru seçim yapmışsın gör. Safiye abladan dönerken giyersin, hadi yaa." Sıkıntıyla nefes verdi.

"Anahtarı aldın mı?"

"Yes baby."

Kapıyo çekip gelince koluna girdim. Sevecenlik yaparak gülümsedim. Sinirli halinden ödün vermemeye çalışsa da o da güldü. Kıyamıyor bana bacım.

Mutlulukla kapıyı tıklattım.

"Safiye Abliiş!"

Kapının arkasından tatlı sesi geldi. "Geldiim!"

Kapı açıldığı gibi atıldım ve Safiye Ablaya sarıldım. Bunu beklemeyen Safiye Abla dengesini kaybetti ve beraber yere düştük.

"Allah! Yavaş kız, sırtım çıktı!"

"Özür dilerim ablam. İyi misin?" Kalkarken saçma bir soru olduğunu fark ettim. "Gel sen otur dinlen. Biz hazırlarız geri kalanı."

Dikilip sağına soluna döndürdü sırtını. "Ay tamam tamam. Yaşlı değilim ben de. Aramızda 5 yaş var canım."

"Gel otur biraz." diyip destek olarak otuma odasına yönlendirdim.

"Abla iyi misin?" BU O KADININ SESİ! Safiye Ablaya dönüp 'ciddi misin' bakışımı attım. Onun karşılığı tatlış tatlış göz kırpmak oldu.

Tam geriye kaçmayı düşünmüştüm ki kadın tam karşımızda gözüktü ve beni gördüğü gibi durdu.

"Abla! Bunların ne işi var?"

"İftara çağırdım ablam. Bütün apartman geliyor." İkimize de baktı. Red istemeyen bir ifadeyle "Ramazanda küslük olmaz. Zaten bir Müslüman, Müslüman kardeşine 3 günden fazla küs kalamaz. Barışıyorsunuz ve bir daha kavga etmiyorsunuz." dedi.

Sitemle öne atıldım. "Safiye Abla, ben bir şey yapmıyorum ki-"

"Nereye yapmıyorsun be?! Kocama yanaşmaya çalışan!"

"Bana bak benim hakkımda doğru konuş!"

"Konuşmazsam ne ol-"

"Yeter!" dedi tok bir sesle Safiye Abla. "Ben sırayla size söz hakkı vereceğim öyle konuşacaksınız. Yürüyün, odaya." dedi azatlarcasına. Bu tatlı kadının sinirli halini ilk kez görüyordum ve fazlasıyla korkmuştum.

Odaya geçtiğimizde ben Safiye Ablanın yanına oturdum. Bana dönerek konuştu. "Başla güzelim, sen anlat bakalım."

"Abla benim aramda sıkıntı yok. Bu kadın kafasında kurup kocasına yürüdüğümü düşünüyor."

"Öyle!"

"Şşşt! Kimse kimsenin sözünü kesmeyecek!"

Derin bir nefes alıp devam ettim."Bir keresinde anahtarını düşürdü kocası, dedim anahtarınız düşmüş. Uzattım, bak başka hiçbir şey yapmadım bu gördü apartmanı inletti. Sen biliyorsun o günü zaten.

Ondan sonra, bir gün asansöre bineceğim. Asansör de bunun kapısının önünde. Bekliyorum asansörü. Kapısı açıldı evinin kocası çıktı. Ben bakmadım bile. Sonra bu arkadan çıktı. Bu sefer saçımı başımı yoldu. Tırnak izleri hala duruyor. Kocası rica etmese polise şikayetçi olacaktım. O adam nasıl sana bakmış hiç anlamadım."

"Bana bak kocamı ağzına almayacaksın!"

"Bağırış istemiyorum. Kızım sen neden böyle yapıyorsun?" Ah Safiye Ablam, hala nazik nazik konuşuyor. Anlamaz ki o kadın.

"Dediği şeyleri yaptı. Ama yapmadım diyor!" Gözlerimi kapattım ve nefesime odaklandım. Sakin olacağım, sakin olacağım, sakinim.

"Canım, bunlar yanlış anlaşılacak şeyler değil ki. Kötü bir şey yapmamışlar. Sadece karşılaşmıştır ve yardım etmiş. Bundan sonra küslük, kavga yok tamam mı?"

"Benim için çok iyi olur abla." Dünden razıydım. Kadın yüzünden 4. kata merdivenle çıkıyordum ya! Bir de okuldan yorgun argın dönmüşken, hele hele marketten dönmüşken daha kötü.

Burun kıvırarak "Tamam." dedi.

"Ama.." diyerek söze girdim. "Ben bu karı yüzünden Asansör kullanamıyorum bir aydır. Bana hiçbir laf dalaşı veya fiziksel temas yapmayacak. Kabulse ben de kabulüm."

Gözlerimi kadına dikmişken kapı çaldı.

"Gülten bakar mısın?" Onaylayarak gitti.

"Cevabını bekliyoruz canım." Kafasını salladı. "Oh be sonunda!" diyerek rahatlayan ben değil Safiye Ablaydı.

"Allah! Okay çıkacak kesin! Ateş ve barut aynı odada." Cansucum şom ağzını açmasa güzel olur. Bir daha bu kadından çekmek istemiyorum.

"Ağzımızı hayra açalım güzelim." dedi uyarıcı ama nazik bir tonda Safiye Abla.

Mahçupça "Tamam abla." dedi. Arkadan Mercan girdi.

"Çağla nerde?" Aynı evde yaşıyorlardı. Bizim gibi üniversite öğrencisiydiker. Ama Çağla ve Mercan aynı odada yattığı için üç kişi kalıyorlardı evde. Bizim alt katımızdaydılar. Asiye Ablanın da karşısında.

"Onun az işi var. Biz erken gelip yardım edelim dedik."

"Gelin oturalım, daha vakit var."

Biraz oturup sohbet ettikten sonra Fevziye Teyze ve Hayat Abla geldi. Beraberce iftar sofrasını hazırlarken o kadar huzur dolmuştumki. Aramızda gülüşüp şakalaşıyor, yardımlaşıyorduk. Eski Ramazanlar değil bu Ramazandı güzel olan. Çünkü gözümü açmış ve Ramazan'ın güzelliklerini fark etmeye başlamıştım.

Kısa bir süre sonra sofra hazırdı. Herkes oturmuşken kapı çaldı. Hemen kapıya baktım. Çağla gelmişti. Hoşgeldin beş gittin faslından sonra masaya geçtik. Ezan okunduktan sonra herkes orucunu açtı. Yemeğimizi yerken ezan bitti ve Asiye Abla ezan duası okuyacağını söyledi. 'Öyle bir dua mı var?' diye düşünürken herkes yemeği bırakıp ellerini açtı.

"Allahümme Rabbe hâzihi'd-da'veti't-tâmme. Ve's-salâti'l-gâime. Âti Muhammedenil vesîlete vel fazîlete veb'ashü magâmen mahmûdenillezî vaadteh. İnneke lâ tuhlîfü'l-mîâd."

"Amin." seslerinden sonra yemeğe geri dönüldü. Arada nir şeyler konuşuluyor sonra susuluyordu. Midem kısa sürede dolmuştu. Safiye Abla da yemeğini bitirip bir konuşma yapacakmış gibi kendini hazırladı.

"Hanımlar ben diyorum ki Ramazanda herkes evine bir kere iftara davet etsin. Böylece her evde misafirin bereketi olur. Ama kalabalık olduğumuz için yemek yapmasını ve ona giden ücret biraz sıkıntı. Hele ki öğrenciler için." dedi bizi göstererek. "Bu yüzden öğrenciler dışında biz bir çeşit yapsak. Tabii size de uygunsa. Bir de hergün mukabele ve iftarladan sonra kısa bir sohbet yapalım diyorum."

"Güzel düşünmüşsün Safiye."

"Evet yapalım kızım, güzel olur. Bu mübarek ayda sevap yağarken evde oturmak olmaz."

Ben çekindiğim için bir şey dememiştim. Sonuçta bu konularda bilgim yoktu. Ama dinlemeye gelirdim. Hem de seve seve.

"Tamam o zaman. Bir şey olursa gruba yazarız. Şimdi herkse yemeğini bitirince sofrayı toplayalım namazı kılıp sohbet anlatayım ben, sonra ateravihe gidelim."

Çağla kıkırdayarak konuştu. "Safiye Abla MaşAllah her şeyi organize etmişsin."

🌙🌙🌙

"Bismillahirrahmanirrahim. Bugün biraz beraber sohbet ederek yapalım diyorum. İlim öğrenmek kısmına hemen girmeyelim ki Ramazanın başında sıkıldım falan olmasın.

Mübarek Ramazan ayındayız. Sevapların yağdığı bir ayda. Peygamberimiz sallahualeyhivessellemin, Ramazan girip çıktığı halde günahları affedilmemiş olan insanın burnu sürtülsün, dediği ayda. Yani sen bir Bismillah de sana nasıl sevaplar yağacak.

Ramazanın daha başındayız. Günlük bir plan oluşturabiliriz. Mesela sabah namazından sonra kerahatte uyumayıp zikir çekebiliriz. Gözümüzde büyütmeye gerek yok. Oturduğumuz yerden çekiyoruz. Ayrıca birilerine tesbih, zikirmatik hediye edebiliriz. Böylece onun sevaplarına vesile olduğumuz için bize de sevap yazılacaktır. Ama zikirmatik alırken dikkat edin genelde Çin de üretilmiş oluyor. Ayrıca made in p.r.c yazıyorsa da çinde üretilmiş oluyor.

Evet. Beraber konuşalım. Sizler ne söylemek istersiniz?"

"Kızım o kadar içimize konuşuyorsun ki seni dinlemekten konuşasım gelmedi."

"Sağol Hayat Ablam, o senin güzel dinlemen. Demekt ki içine işlemesini istiyorsun."

"Sen anlat abla biz dinleyelim."

"Peki, konuşmak istediğinizde dahil olursunuz.

Bu ay nefis terbiyesi ayıdır. Önce nefis nedir bunu anlatayım. İstek ve arzuların merkezi diyebiliriz. Nefsin iki tarafı vardır. İnsanı sadece dünyevi zevklere, bencilliğe ve aşırılığa yönlendiren tarafıdır. Nefs-i Emmâre denir buna.

Terbiye edildiğinde insanı olgunlaştıran, vicdanı devreye sokan ve kişiyi "insan-ı kâmil" (olgun insan) seviyesine taşıyan güçtür. Bunun isimleri birden fazladır. Vaktimiz kalırsa değinmeye çalışacağım.

Nefis ata benzer. Eğer atın dizginlerini serbest bırakırsan seni uçuruma götürebilir. Ancak onu eğitirsen, seni varmak istediğin hedefe çok hızlı ulaştırır.

Peki bu nefisler niye terbiye ediliyor? Örneğin bir ateş yaktık. Bu ateş zararlı mıdır, yararlı mı?"

"Ne için kullandığına bağlı olarak değişir."

"Aynen Mercan'ım. Sen bu ateşle yemekte yapabilirsin, ısınabilirsin de. Ama bir yerleri yakıp zarar da verebilirsin. Yani nefisi de böyle terbiye etmezsek yakıp yıkar. Neyi?.. Bizi.

Nefesi başka neye benzetirler bilir misiniz?" Cevap bekler gibi bir saniye bekleyip devam etti. "Kuma. Sizce neden?" Kum ve nefis hangi yoldan benzeyebilirdi ki?

"Cam neyden yapılır? Kumdan. Eğer kum gözüne kaçarsa göremezsin, kötü olursun. Ama o kumu işler, terbiye edersen cam olur gözüne takarsın ve her şeyi net görmeye başlarsın.

Peki bu gözlükleri nasıl yaparız, yani biz bu nefsi nasıl terbiye ederiz? Nefsin her istediğini vermeyerek. Tabii ki Kuran okumak isterse falan verin. Koşa koşa. Ama bunu da abartmamak lazım.

Birkaç kişi annelerimizden Peygamberimizin ibadet hayatı ile bigi alınca "Biz nerede, Peygamber nerede? Şüphesiz Allah onun geçmiş ve gelecek bütün günahlarını bağışlamıştır!" dediler. Bu sebeple içlerinden biri, "Ben bundan böyle geceleri daima namaz kılacağım!" dedi. Diğeri, "Ben her zaman oruç tutacağım ve oruçsuz günüm geçmeyecek!" dedi. Üçüncüsü ise, "Ben de hanımlardan ayrı yaşayacağım, evlenmeyeceğim!" diyerek söz verdi. Onlar bu sözleri söylerken Resûlullah (sav) çıkageldi ve şöyle buyurdu: "Şöyle şöyle söyleyen sizler misiniz? Allah'a yemin ederim ki, ben sizin Allah'tan en çok korkanınız ve en çok sakınanınızım. Bununla beraber ben bazen oruç tutarım, bazen oruç tutmam. (Gecenin bir kısmında) nafile namaz kılar, (bir kısmındaysa) uyurum. Ben, kadınlarla da evlenirim. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse, o benden değildir." buyurmuştur peygamberimiz sallahualeyhivessellem.

Evet şimdi tekrar nefsin her istediğini vermememiz gerektiğine gelelim. Nefsi sürekli isteklerini verirsek Allah'tan olduğunu unutur. Nefsin istediğini değil, ruhumuzun gıdalarını vermeliyiz. Ruh beslenmezse çöker. Aynı bedenimiz gibi. Ruhun gıdasını verirsen Allah'tan olduğunu unutmaz.

Örneğin; babasının parasından alan bir çocuk düşünün. Çok var böyleleri şu an değil mi? Çocuk bu parayı kullansa sürekli ama babasına hiç teşekkür etmese, hatta belki babasına kızsa. 'Ya sen ne veriyorsun sanki? Bu da para mı? Ben kendim de kazanırım!' dese babası ne yapması gerekir? Paranın musluğunu kapatması gerekir. Sonra çocuk sokakta kalır. Su alacak, yemek alacak parası yok. Kalacak yeri yok. Ne yapacak? Babasına geri dönecek özür dileyecek. 'Affet baba, ben şaşırdım. Sana teşekkür etmek yerine kötüledim.'

Aynı yaşadığımız imtihanlar bu yüzden gelir. Hepsi değil ama temel amaçta Allah'ı fark etmemiz, ne olursa olsun şükretmemiz için gelir.

Peki şeyi hiç fark ettiniz mi? Sadece oruç yapmayarak yapılan bir ibadettir, bir şey vermezsin. Namazda vakit verirsin, hareketlerini yaparsın, dualarını okursun. Zekatta paranı verirsin. Hacda hem para hem vakit. Ama oruçta vermezsin, hiçbir şey yapmazsın. Sadece sabredersin. Oruç sabrı geliştirir. Sabırsız nefse hakiminin o değil Allah olduğunu gösterir.

Şimdi böyle anlatınca belki kolay mı bunu yapmak diyeceksiniz. Değil ama zorluğunu düşünürsen zorlaşır. Şimdi bak yanında biri olduğunu düşün. Sürekli seni dürtüyor." Omzuyla birini dürtüyor gibi yaptı. "Şşt. Baksana ne güzel yemekler. Geçen dediğin yeri gezmeye mi gitsek? Of ne yakışıklı erkekler! Yav baksana belki biri senin kısmetin! Oruçta zor ha. Tüm gün okulda güzel pastaları, eklerleri, yoğurtları, köfteleri, patatesleri yemiyorsun." Yakasını silkerek "'Eeh be yeter!' demez misiniz siz de?" dedi. "İşte sürekli bir şey istiyor. Ona deyin ki 'Önce Allah'ın istediği. Sonra eğer istediğin helalse bakarız.' Böylece nefis terbiyesi olmaya başlar. İstekleri de gel şu mekana gidelim gecelere akalım, erkolarla dolaşalım olmaz. Gel kankilerle camide buluşalım, yeni örtü alalım olur.

Bu arada ablalar gençlere de hitap etmesi açısından biraz böyle anlattım. İnşAllah siz de beğendiniz. Herkese hitap etsin sohbetimiz."

"Kız sen bize bakma. Ayrıca ben senin bu sondaki anlayışına bayıldım." Hayat Ablanın kıkırtısı odayı doldurdu. Ardından Fevziye Teyze ekledi. "Ay ben de çok beğendim. Kendimi genç gibi hissettim."

Hemen lafa atıldım. "Öyle deme Fevziye Teyze. Siz hala gençsiniz. Sizin ruhunuz genç bikerem." Geçiştiricesine kafa sallayarak güldü.

Yüzü gülen herkese bakarken bugün için şükrettim. Hayatımın değiştiğini hissederek bu güzel anı bana yaşattığı için şükrettim. Hatta o bana takık karşı komşuyla gözgöze geldiğimizde bile gülümsememiz solmadı.

______________________________________

Sizce bu bölüm nasıldı?

Sevdiğiniz kısımlar?

Sevmediğiniz kısımlar?

Safiye Ablanın sondaki anlayışına tarzı favım olabilir :D

Sonraki bölümde neler olacak olabilir?

Oyları unutmayınnn

Allah'a emanet bacılarrr🛼

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

105okunma 14beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18