Hayat boşluğu kitap kapağı

3. bölüm / 20

Hayat boşluğu

3.bölüm yolculuk başlıyor

Vaveyla Yazarı: Kimbilir Mm9

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: 3.bölüm yolculuk başlıyor

Barış’la o kafede oturduğumuz o an, hayatlarımızın bir dönüm noktasıydı. Ama bu değişim, bir anda gelen mucizevi bir çözüm değildi. Boşluk, kolay pes edecek bir şey değildi.

Ertesi gün, Barış beni aradı. Sesinde hafif bir heyecan vardı. "Bir fikir buldum," dedi. "Şehirde terk edilmiş bir fabrika var. Çocukken oraya giderdim. Orada oturup düşünmek bana hep iyi gelirdi. Orada buluşalım mı? Belki bu yolculuğa başlamak için doğru yer orasıdır."

Düşündüm. Bir yerden başlamak gerekiyordu ve bir fabrikanın soğuk, sessiz atmosferi bana uygun gibi geldi. "Tamam," dedim. "Ne zaman?"

"O gün batımında orada ol," dedi. "O zaman her şey daha net görünüyor."

---

Fabrika, şehrin dışındaydı. Uzun süredir terk edilmiş olduğu belliydi. Duvarları grafitilerle kaplanmış, pencereleri kırılmıştı. Yıkıntılar arasında bir zamanlar burada hayatın olduğu hissi hâlâ hafifçe seziliyordu.

Barış, fabrikanın girişinde bekliyordu. Siyah montu yine üzerindeydi, ama bu kez gözlerinde bir kararlılık vardı. "Hadi," dedi. "Sana bir şey göstermek istiyorum."

Onu takip ederek fabrikanın içindeki geniş, boş bir alana geldik. Tavandan dökülen ışık huzmeleri, yerdeki tozu altın gibi parlatıyordu. Barış, bir köşedeki eski bir tahtaya işaret etti.

"Bak," dedi. "Burası, benim her şeyden kaçıp düşündüğüm yerdi. O tahtaya bir şeyler yazardım. Hayallerim, korkularım... Ama çoğu zaman sadece sorular."

Tahtanın üzerinde solmuş kelimeler vardı. Çoğu silinmişti, ama hâlâ seçilebilen birkaç cümle dikkatimi çekti:

"Boşluk, bir son mu yoksa başlangıç mı?"
"Eğer hiçbir şey hissetmiyorsan, bu da bir his midir?"

Barış, tahtaya dokundu ve bir tebeşir çıkardı. "Belki de buradan başlamalıyız," dedi. "Kendi boşluğumuza sorular sormaktan. Cevapları bilmiyoruz, ama sormaya cesaret edebiliriz."

Ben de tebeşiri elime aldım ve tahtaya bir şey yazdım:
"Boşluğu doldurmak mı, yoksa onu anlamak mı daha önemli?"

O an, ikimizin de aynı noktada olduğunu hissettim. İkimiz de cevapları bulmaya değil, sorulara anlam vermeye çalışıyorduk. Fabrikadaki sessizlik, içimizdeki karmaşayla garip bir şekilde uyum içindeydi.

Barış, derin bir nefes aldı. "Belki burası başlangıç noktasıdır," dedi. "Ama buradan nereye gideceğimizi bilmiyorum."

"Hiçbir şey bilmek zorunda değiliz," dedim. "Ama artık yalnız değiliz. Bu, başlamak için yeterli."

O gün, eski fabrikanın duvarları arasında, içimizdeki boşlukla ilk kez yüzleşmeye başladık. Bu yolculuk, tahmin ettiğimizden daha karmaşık olacaktı, ama artık bir hedefimiz vardı: kendi gerçekliğimizi anlamak.Siren sesleriyle dolu bir gecede uyandım. Dışarıda hayat akıyordu, ama benim içimde hiçbir şey kıpırdamıyordu. Penceremin önünde dizili apartman ışıkları, birbirine benzeyen hayatların yorgunluğunu yansıtıyordu. İnsanlar ya uyuyordu ya da bir şeyler izliyo

Boşluk, sessiz bir misafir gibi yanı başımdaydı. Çocukluğumdan beri oradaydı aslında, bazen hafiflerdi, bazen üzerime çökerdi, ama asla gitmezdi. Bugün de bir farkı yoktu.

Masamın üzerinde yarım kalmış bir defter duruyordu. Birkaç hafta önce büyük bir hevesle yazmaya başlamıştım, ama sonra o boşluk yeniden beni bulmuştu. Yazacak bir şey bulamıyordum. Hayatımda anlamlı hiçbir şey ka

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.