Hayat boşluğu kitap kapağı

12. bölüm / 20

Hayat boşluğu

12.bölüm kaybolan zamanın ardında

Vaveyla Yazarı: Kimbilir Mm9

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 20Şu an: 12.bölüm kaybolan zamanın ardında

Bir sabah, Barış bana eski bir fotoğraf albümü getirdi. Albüm, yıllar önce, birbirimizi tanımadan önceki zamanlardan kalma bir sürü eski anı taşıyordu. Her sayfada bir anı, bir gülümseme, bir kaybolmuş zaman vardı. Ama albümü inceledikçe, bir şey fark ettim. O fotoğrafların hiçbirinde biz yoktuk. Her şey bir zaman diliminde kaybolmuş ve geçmişin bir parçası olmuştu.

“Gördüğün gibi,” dedi Barış, albümü kapatırken, “her şeyin bir zamanı vardı. Ama bu zaman, ne kadar çok geriye gidersek, kaybolmuş gibi hissetmeye başlıyor.”

“Evet,” dedim, “belki de kaybolan şey, sadece anılardı. Ama bu kayboluşlar, o anların bizde bıraktığı izleri taşır.”

Barış bir süre sessizce düşündü. “Zaman, kayboldukça, bizdeki izleri bırakıyor. Bazen, geçmişin hatıraları, yaşadığımız anı bulmamıza yardımcı olabilir. Ama bazen de, her şeyin kaybolması, bir boşluk yaratır. Ve o boşluk, sonunda kendi kimliğimizi bulmamıza olanak tanır.”

O an, tüm o kaybolmuş anıların ve zamanların, aslında bir boşluk değil, bir dönüşüm süreci olduğunu fark ettim. Geçmişte kaybolmuş gibi görünen her şey, aslında bizi biz yapan bir parça haline gelmişti. Belki de kaybolan her an, sonunda var olabilmemiz için gerekliydi.

Bir hafta sonra, Barış ile yine buluştuk. Bu sefer, biraz farklı bir yerdeydik: Eski, terkedilmiş bir sinema salonunun önündeydik. İçeri girmek için cesaretimizi topladık. Işıklar sönmüş, her şey kararmıştı ama biz, salonun içindeki boşluğa adım atmak istedik.

Sinema salonunun karanlığında, birbirimize doğru adım attık. Her şeyin sessizliği, sinemanın eski duvarlarından yankı yapıyordu. Bu boşluk, geçmişin izleriyle doluydu ama o boşluktan geçerek, her şeyin bir zamanlar var olduğunu hatırladık.

Barış, gözlerini karanlığa dikerken, "Belki de," dedi, "her boşluk, eski bir filmi tekrar izlemek gibidir. Aynı görüntüler, aynı hikâyeler, ama her seferinde farklı bir anlam taşır."

Ben de başımı sallayarak, "Evet, her kayboluş, bir kez daha izlenmeye değer. Çünkü her kayboluş, bize farklı bir şey öğretir."

Karanlık, etrafımızı sararken, birbirimize daha yakınlaştık. Sessizce oturduk ve bir süre boyunca hiçbir şey söylemedik. Boşluk, bu eski sinema salonunda, geçmişin ve geleceğin birleşiminde büyüdü. Her adımda, daha da kayboluyor ama aslında bir şeyler daha çok buluyorduk.

Bir sabah, Barış bana döndü ve dedi ki: “Yolculuk bitmeyecek. Çünkü boşluk, sonunda bir yansıma olur. Kendimizi bulduğumuzda, aslında her şeyin zaten bizde olduğunu fark ederiz.”

Sonsuz bir dönüşümdeydik, birbirimizi ve dünyayı anlamaya çalışırken, kaybolmuş gibi hissetsek de, her şeyin bir yansıma olduğunu fark ediyorduk.

Yolculuğumuz, bir yansımanın ötesinde, kendi içsel gerçekliğimize doğru ilerliyordu. Her kayboluş, yeni bir keşif yapıyordu. Birbirimize her gün bir adım daha yaklaşırken, anlamın aslında her zaman bizim içimizde olduğunu fark ettik. Kayboldukça, gerçek kimliğimizi buluyorduk. Bu yolculuk, asla bitmeyecek, çünkü her adım bir kayboluş ve her kayboluş bir buluştur.

Boşluk, bir zamanlar korkulacak bir şey gibi görünse de, aslında yaşamın kendisiydi. Her şeyin içinde, hem kaybolduğumuz hem de bulduğumuz bir anlam vardı. Belki de her şeyin sonunda varacağımız yer, kendi içimizdeki yansıma ve kabul edişti. O anı yakaladığımızda, her şey tamamlanacak, ama belki de tamamlanmak, son değil, bir başlangıç olacak.

Yolculuğumuz, aslında bu yansımanın içinde kaybolan bir hikâye gibiydi. Ama her kayboluşta, yeni bir şey buluyorduk. Ve bu, her zaman devam edecekti.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

0okunma 0beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.