9. Bölüm: "Safkan"

Vaveyla Yazarı: Nova A

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: 9. Bölüm: "Safkan"

Karanlık sanatlara karşı savunma dersinin üzerinden bir kaç saat geçtiği için kendimi daha iyi hissediyordum. Büyünün etkisi tamamen üzerimden kalkmıştı.

Başkalaşım dersinden çıkmış hızlı adımlarla aşağıya iniyordum. Bu günün son dersine girip günü sonlandırmak, uyumak ve gözlerimi açınca arkadaşlarımın yanında olmak istiyordum.

İkinci kata indiğimde bir kaç öğrencinin koridorda durduğunu farkettim. Abraxas Malfoy'un sesi kulaklarıma dolduğunda bir şeyler olduğunu anlamıştım. "Soyunun tamamı Gryffindor olan bir aile nasıl olur da 'Kutsal 28'e girer anlamıyorum."

Eleanor'un kızgın sesi Malfoy'a meydan okuyordu. "Gryffindor olabilmek için cesaret gerekiyor Malfoy."

Çocukların arasından geçtiğimde Abraxas'ın alaylı bakışları ile karşılaştım. Gözlerini dikmiş küçümseyerek kuzenime bakıyordu. "Cesaret aptalların aptallıklarını gizlemek için uydurduğu bir şey, küçük böcek. Size safkan demek bile bizim gibi gerçek safkanları utandırıyor."

Yanındaki bir kaç kişi güldüğünde Eleanor'un önüne geçerek Abraxas'ın aptal suratına bakmaya başlamıştım bile. "Neler oluyor Eleanor?" Dedim gözlerimi sarışından ayırmadan.

"Malfoy soyumuzu küçümsüyor," dediğinde alayla gülümsedim. "Neyini küçümsüyormuş tam olarak?"

Eleanor'un elini kolumda hissettiğimde "Cesaret aptalların işiymiş," dedi.

"Haksız olmadığımı sende biliyorsun, Ashford. Yoksa neden Slytherin seçilesin ki?" Abraxas'ın bilmiş tavrı midemi bulandırdığında iğrenerek baktım.

"Soyumu küçümsemek bir yana, soy ismimi bile ağzına alırken izin almak zorundasın, Malfoy. Asıl cesaret senin gibi aptallara yakışmıyor tabiki. Yoksa neden Slytherin seçilesin ki?"

Arkadaşları kendilerini tutamadan güldüğünde Abraxas üzerimize doğru bir kaç adım attı. "Kiminle konuştuğuna dikkat et."

Eleanor'u tamamen arkama aldığımda "Bir daha ki sefere sen hangi aile hakkında konuştuğuna dikkat et. Aile servetim bütün soyunu satın almak bir yana isminizi büyücü dünyasından silmeye bile yeter. Ha bilmeyen varsa da hatırlatayım, bir çok safkan aile daha soy isimlerini bile almamışken Ashford'lar İngilterenin her yerinde tanınıyordu. Buna siz de dahilsiniz, Malfoy."

Abraxas asasını hızla kaldırdı ve "Expelliarmus!" Dedi. Üzerime gelen kırmızı şimşek gözlerimi kamaştırsa bile zamanında asamı çıkarmayı başarmıştım. "Protego!"

"Liora, profesörler bundan hiç hoşlanmayacak!" Eleanor'un kolumu tutan eli beni çekiştirdiği sırada dönüp ona bakmıştım. Gözlerindeki korkuyu gördüğümde dudaklarıma yayılan şefkatli bir gülümsemeye engel olamadım. Gördüğüm bir çok Gryffindor kuralları umursamıyordu -ki buna ne kadar bizi uyarsa da Hermione de dahildi- ama Eleanor ilk kez bir Gryffindor'dan duyacağım o cümleyi söylüyordu.

Benimle konuşmak için arkamdan çıkan kızı tekrar arkama aldığımda tamamen önünü kapatmıştım. Gelebilecek herhangi bir büyü ondan önce bana çarpmak zorundaydı artık.

"Aileniz muggle'ların tarafında," dediğini duydum Abraxas'ın. "Bunu ben dahil bir çok safkan biliyor. Kanıtlanmaması bu gerçeği değiştirmeye yetemez, Ashford!"

Sözlerini bitirdikten sonra "Everte Statum!" Diye bağırdı. Gözlerimi devirdiğimde "Protego!" Dedim bu sefer de. Bir atakta bulunmak ve ya daha etkili koruma büyüleri yapmak istemiyordum. Bir çok öğrencinin bulunduğu bir koridorda bu sadece zarar verirdi.

"Malfoy! Nott'un yaptığı boktan bir liste umrumda değil! Listede olmanız sizi bizimle denk yapmıyor. Bunu sende iyi biliyorsun ve artık kes şunu!"

Abraxas'ın sinirli gözleri cayır cayır yanarken yeni bir büyü yapmak için asasını kaldırmıştı. Beyin yetmezliği mi yaşıyordu yoksa ben mi anlatamıyordum!?

Koridorun başından Profesör Dumbledore'un sesi geldiğinde bütün öğrenciler kenara çekilmeye başlamıştı. Böylece Abraxas'ın yapmaya çalıştığı büyü yarım kalmış ve daha fazla sinirlenmesine neden olmuştu.

Dumbledore'un gelmesiyle birlikte üçümüzde müdürün odasında toplanmıştık. Dippet bizi süzdükten sonra kavgamızın nedenini öğrenmişti. "Bu okulda seçimleri ne olursa olsun bir çok öğrenci barış içinde yaşıyor. Sizin gibi başarılı öğrencilerin onlara örnek olması gerekirken koridorun ortasında düello yapmakta neyin nesi?"

Dippet'in sinirli gelen sesine rağmen çenemi dik tutuyordum. Yanımda olan Eleanor elleri ile oynuyor ve ne kadar mahcup olduğunu gözler önüne seriyordu.

Yanımdaki şahısa göz attığımda Abraxas'ın da benim gibi başını dik tuttuğunu görmüştüm. "Karşımdaki kim olursa olsun aileme laf edemez profesör," dedim burnumu biraz daha dikleştirerek.

"Safkan olmaya yakışmayan birinin Slytherinde olmasını kabul edemiyorum," dedi Abraxas da benim sözlerimin ardından.

"Yeter!" Müdürün sert ve kızgın gelen sesi çenemi sıkmama neden olmuştu. Bu sarı kafa kimi nereye yakıştıramıyordu pardon?

Dippet bizi biraz daha azarladıktan sonra Malfoy ile birlikte dışarı çıkmıştı. Dippet ile Dumbledore arasında inkar edilmeyecek kadar büyük bir uçurum vardı. Dumbledore'un bize şimdiye kadar böyle sinirlendiğini hiç görmemiştim. Oysa Harry ile birlikte bir çok olaya en önden karışmıştık kaç kez.

Eleanor ile dışarı çıkmak için haraketlendiğimizde "Liora, sen kal," dedi profesör.

Eleanor'a başımı salladığımda odadan çıkmış ve Dumbledore ile beni yalnız bırakmıştı.

"Riddle'ın da burnunu sen mi kırdın?" İlk kez gözlerimi kaçırma isteği duyduğum için gözlerimi pencerelere doğru yönlendirmiştim. "Evet," dedim yalan söyleme gereği duymadan.

"Riddle ile aranızda ne oldu?" Küçük adımlarla deri kanepelerden birine oturarak beni de yanına çağırmıştı. Şu an küçük bir diktatör gibi göründüğümün farkındaydım ama bu tamamen göz yanılgısından ibaretti.

Onun gibi bende kendimi kanepeye bıraktığımda "Göründüğü gibi birisi değil," dedim.

"Peki nasıl biriymiş?" Dumbledore'un bilge bakışları zaten herşeyi bildiğini ima ediyordu. Ama yine de sorularına cevap verecektim. "İyi biri gibi davranan bir canavar."

Hafifçe güldüğünde kaşlarımı çatarak neye güldüğünü anlamaya çalışmıştım. "Riddle'ın hikayesini biliyor musun?"

Başımı iki yana salladım. Aslında çocukluğu hakkında pek bir şey bilmiyordum ama ne gerek vardı ki?

Dumbledore derin bir nefes alarak beyaz sakallarını eliyle taradı. "Bunu aklında ne varsa çözülmesi için sana anlatacağım. Bunu küçük bir sır gibi düşün. Riddle geçmişinin bilinmesini pek istemiyor ama ona karşı olan acımasız tutumunun biraz hafiflemesine yardımcı olacağını düşünüyorum." Kaşlarım sanki olabilirmiş gibi biraz daha çatıldı. Geçmişi ona karşı olan hislerime nasıl etki edebilirdi ki?

"Onun annesi, Merope Gaunt, safkan bir soydan gelen ama daha sonra aileden reddedildiği için sefalet içerisinde yaşayan, neredeyse akli dengesini yitirmiş bir cadıydı. Babası ise Tom Riddle Sr., Little Hangleton köyünde yaşayan zengin, kibirli ama tamamen Muggle bir adamdı. Merope, bu yakışıklı Muggle'a aşık oldu ve onu bir aşk iksiriyle kendine bağladı. Tom, bu sahte aşkın meyvesi olarak dünyaya geldi. Ancak Merope, adamın kendisini gerçekten sevebileceği hayaline kapılıp iksiri vermeyi kestiğinde, Tom Riddle Sr. onu ve henüz doğmamış olan oğlunu terk edip kaçtı.
Annesi Tom’u bir yetimhanede dünyaya getirdi ve hemen ardından öldü. Ölmeden önce oradaki kişilere isminin Tom Marvolo Riddle olmasını istediğini söylemişti. Ben Tom'u ilk gördüğümde yaşadığı yetimhanedeki müdürden annesini öğrenmiştim."

Dumbledore anlatacaklarını bitirdiğinde söylediklerini idrak etmeye çalışıyordum. Yetimhanede büyüyen yalnız bir çocuk muydu?

Düşüncelerim bir çığ gibi üzerime devrildiğinde ayağa kalkmıştım. "Gidebilir miyim?"

Dumbledore bana şefkatli bir şekilde baktı. "Tabi ki," dediğinde arkamı dönmüştüm ama sesini duyunca olduğum yerde durdum. "Ama anlattıklarımı ve hissettiklerini unutma, bayan Ashford. Bazen kalbinin gösterdiği yol bir çok kişinin hayatına dokunabilir."

Daha fazla duramayacağımı anladığımda hızlı adımlarla içeriden çıktım. Adımlarımın hızını kesmeden hava alabilmek için kalenin duvarlarından dışarı çıkmıştım.

Gölün kenarındaki koca çınar ağacına vardığımda yanına oturarak sırtımı ağaca yasladım. Hava daha tam kararmamıştı ve akşam yemeğinden önce girilmesi gereken bir ders kalmıştı.

Ama ne derse girecek kadar iyi hissediyordum ne de öğrendiğim yeni bilgileri idrak etmeyi başarmıştım. Birinin geçmişinin bu kadar karışık olması garip gelebilirdi ama her zaman fazla etkilenmek zorunda değildiniz. Konu Tom Marvolo Riddle gibi bir canavar olduğunda ise etkilenmeden edemiyordu işte insan.

Gözlerimi gökyüzüne kaldırarak düşen yaprakları izledim. Son baharın getirdiği kızıllık Hogwarts'ı da ele geçiriyordu artık. Bundan nasibini çınar ağacı da almıştı.

Saçlarıma düşen bir yaprak beni rahatsız etmediği için olduğu yerden alma gereği duymadan öylece oturmaya devam etmiştim. İç çektiğimde yeşil gözlerin sahibi beynimin bir köşesinde belirmişti yine.

Demek o da kimsesiz büyümüştü bizim gibi. Babasızlığın ve anne sevgisinin eksikliğini hissetmiş olmalıydı. Ama tek farkımız vardı, onun babası hala hayattaydı. Benim ailem mecburiyetten beni bırakmıştı ama onun babası onu istemiyordu.

Kalbimin ortasında kıpırdanmaya başlayan empati duygusu gözlerimi kapatmama neden olmuştu. Ama öfkemin azalmasına izin vermek istemiyordum. Ne de olsa karşımdaki Lord Voldemort'tu.

Duygusuz canavarın tekiydi. Ailesi için üzüldüğünü nereden bile bilirdim ki? Belki de hissedemediği duygular ailesi için üzülmesine bile izin vermiyordu. Belki de olmadıkları için kendini şanslı sayıyordu. Zaaf güç açlığı çeken insanların en nefret ettiği şey değil miydi? Onun gibi bir büyücü zaafı olabilecek bir aileyi neden istesindi ki?

Bir süre düşüncelerimde boğuldum. O sırada bir kaç yaprak daha saçlarıma düşmeyi başarmıştı. Göl hafif hafif esen rüzgarın etkisiyle dalgalanıyordu.

Üşümeye başladığımda oturduğum yerden kalkarak içeriye girmiştim. Büyük salona ilerlediğimde bir çok öğrencinin de aynı yöne gittiğini görmüştüm. Zamanlamam mı mükemmelleşmişti öyle? İçimden kendimi alkışladığımda büyük kapıları iterek içeri geçmiştim bile.

Gryffindor masasına baktığımda kuzenlerimi göremedim. Genel olarak Gryffindor öğrencileri nerdeyse yok denecek kadar azdı. Büyük ihtimalle son dersleri uzun sürmüş olmalıydı.

Slytherin masasında kendime yer bakındığımda sadece Abraxas'ın yanının boş olduğunu görmüştüm. Sinirlerim bozulsa bile yapacak bir şey olmadığı için geçip oturdum.

Malfoy geldiğimi anlasa bile bana dönüp bakmamıştı. Çatalıma önümde duran tavuk göğsünden bir parça batırıp tabağıma koyduğumda yeşil gözlerin bana baktığını hissettim.

Başımı kaldırarak siyah silüet ile göz göze geldim. Bana baktığında bir kaç saniyelik bir gülümseme dudaklarına dokunup kayboldu.

Gülümsemesinin kurnazlığını o farketmese bile ben anlamıştım. Yemeğime bir şey koymuş olması yüzde kaç ihtimalle gerçek olabilirdi? Sabah almaya çalıştığı intikamı beceremeyince en kolay yolu seçmiş olması muhtemeldi.

Bir kendi tabağıma bir de Malfoy'un tabağında olan iki parçaya ayrılmış tosta baktım. Üçgen şeklinde kesilmiş tostlardan birisi elindeydi. Diğeri ise el değmemiş halde tabağında duruyordu.

"Malfoy," diye fısıldadım ona doğru hafifçe eğilerek. "Ne var?" Çatık kaşları yakınlığım yüzünden afallasa bile yeniden eski halini almıştı. "Tostun yarısını alabilir miyim?"

Bakışları tabağına kaydığında biraz daha tatlı görünmek için gözlerimi kırpıştırdım. Tekrar bakışları bana kaydığında "Karşılığında sende bana tavuğunu verirsen olur," dedi.

İçimden kahkaha atarken dışardan belli olmaması için alt dudağımı ısırmıştım. Aptal kendi kendini yakacaktı anlaşılan.

Önündeki tabağı alarak yerine kendi tabağımı bıraktığımda yüzünde çarpık bir gülümseme oluşmuştu. "Beyaz bayrak mıydı bu?"

Tostu elime aldığımda istediğimi aldığım için omuz silktim. "Ben bayrak uzatmam, Malfoy. Beyaz bayrak için bana yalvarman gerekecek," aynı tatlı gülümsememi takınıp tosttan bir ısırık aldım.

İlgim Malfoy'dan ayrıldığında bakışlarım beni zehirlemek isteyen yeşilliye takıldı. Kaşları çatık bir şekilde, sağ elindeki çatalı sıkıyordu. Çatalın büküleceğini düşündüğüm sırada tam da aklımdan geçen gerçekleşmişti.

Bükülmüş çatalı masaya atarak hızlıca kalktıp salondan çıktığında arkasından bakakalmıştım. Malfoy'un bile bakışları onun üzerine kaymıştı.

Omuz silkip tostumu afiyetle yemeye devam etttim. Meyve suyu dahil hiç bir şeye elimi sürmeden sadece tostla atıştırdım. Uyumadan önce mutfaktan bir kaç şey alıp atıştırabilirdim. Sorun değildi.

ㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤ❦ㅤㅤㅤㅤㅤㅤ
ㅤ
Slytherin ortak salonuna girdiğimde Lucretia'yı elinde kitapla deri koltuklarda oturur bulmuştum.

Sakin adımlarla yanına yanaştığımda beni farkederek gülümsedi. "Neden yemeğe gelmedin?" Diye sordum. Yemek boyunca gözlerim onu arasa bile sadece Walburga'yı görebilmiştim.

"İksir dersinden kaldım," dedi dudaklarını bükerek. "Walburga da ceza olarak yemeğe inmeyip eksik kısımlarımı düzeltmemi söyledi."

Elindeki kitaba göz attığımda bende deri koltuğa bırakmıştım kendimi. "Eskik olduğun kısımları yarın öğle arasında birlikte yaparız," dedim göz kırparak. Bana kıkırdayarak benim gibi göz kırpmıştı.

Büyük kapının açılma sesiyle bakışlarımız oraya kaydığında içeri giren Riddle'ı ve yanındaki arkadaşlarını gördüm. Arkadaş çevresinin içinde isminin Regina olduğunu hatırladığım kız da vardı.

Nedeni bilinmez bir şekilde bu kıza gıcık olmuştum. Sanırım enerjisi bir şekilde hoşuma gitmemiş olmalıydı.

Lucretia'ya gözlerimle kızı göstererek "İsmi ne?" Diye sordum. "Kızın mı? Regina Rowle. Tom'un müritlerinden."

Kaşlarımı çattığımda söylediğini anlamadığımı belli etmiştim. "Mürit derken?"

Elindeki kitabı bırakarak bir bacağını altına topladı. Bana döndüğünde ellerini birleştirmiş ve ciddi bir pozisyon almıştı. "Yani yandaşları. Riddle safkanlığı destekliyor ve kendisine eşlik edecek yandaşlar topluyor."

Yok artık daha neler? Bu yaşında mürit toplayacak kadar takıntılı olduğunu hiç düşünmemiştim.

İç sesim bana güldüğünde 'Aynen katil olabilecek birinin yandaş toplamasına şaşırdın' diyordu.

İç sesime gözlerimi devirdiğimde aklıma Myrtle gelmişti. Riddle sırlar odasını mı daha keşfetmemişti yoksa Myrtle benim uyarımı mı dikkate almıştı bilmiyordum. Ama genel olarak hala nefes alıyor durumdaydı ve herhangi bir cinayet olayı yoktu.

"Bize de teklif etmişti," dediğinde düşüncelerimden sıyrılıp Luc'a baktım. "Kabul ettiniz mi?"

Gözlerini devirdi ve "Hayır tabiki!" Dedi. Black'ler safkanların Ashford'lara denk olabilecek en önde gelen ailelerindendi. Onlara teklif etmemiş olması zaten gülünç gelebilirdi.

"Reddettiğimiz için bizimle yıldızları barışmıyor. Şu an bir kargaşa olmasa bile geçen yıl Walburga ile her hafta bir şey yüzünden kavga ediyorlardı."

İstemsizce kıkırdama isteği gelmişti ve kendimi durduramadan dudaklarımdan serbest kalmıştı. Ben gülünce bana bakıp Luc'ta gülmeye başlamıştı. "Orion onunla nasıl başa çıkacak çok merak ediyorum doğrusu."

Orion Black ile nişanlı ve ya sözlü olmaları lazımdı. Orion bizden bir kaç yaş büyük diye hatırlıyordum. Yani Hogwarts'tan mezun olalı bir iki yıl olmuştur.

"Peki Ashford'lardan kimseye teklif etmemiş mi?" Sorumu duyduğunda başını iki yana salladı. "Sana etmediyse hayır."

Kafam karışmıştı. Ashford gibi soylu bir aileden kendisine yandaş istememesi olağan bir şey değildi.

"Neden?" Sorum kısık bir şekilde çıksa bile Luc beni duymuş olmalı ki "Sen gelmeden önce tek Ashford'lar Gryffindor binasındaydı. Açıkcası Slytherin olmayan bir yandaşının olduğunu görmedim. Sanırım sadece Slytherin olanları kendine yandaş seçiyor ve biliyorsun Ashford'ların Gryffindor binasına seçilmeleri bir çok safkana garip geliyor."

Son sözlerinden sonra kaşlarımı çattım. "Safkan takıntısı olanları anlamıyorum. Gryffindor gibi bir binaya neden ön yargılı yaklaştıklarını da anlamıyorum. Diğer binaların çoğunda zaten bir çok safkan var. Hatta 'Kutsal 28'e giren bir çok aile ya Ravenclaw'a, ya da Hufflepuff'a seçilen aileler. Ama nedense Ashford'lar Gryffindor'a seçildiği işin listede olmamalı diye bir algı ortaya çıkmış."

Konuşmamı bitirdiğimde uzun tırnaklarını giydiği eteğinin kenarlarında gezdirmeye başladı. Bunu düşünürken yapıyor diye geçirdim içimden. Bir çok kez konuşurken aynı haraketi yaptığını görmüştüm.

"Aslında kısaca sebebi en çok muggle doğumlunun Gryffindor'a seçilmesi. Yani ailen hakkında gezen dedikoduyu da biliyorsun. O yüzden öyle bir binaya seçilmeniz bir çok kişinin gözünde bu dedikoduları doğruluyor."

"Ama ailem yıllardır bu binaya seçiliyor," diye itiraz ettim. Aptal safkanlar neye inanacaklarını şaşırmışlardı artık. Asılsız iddialara inanıyorlardı. Ki zaten ailemin muggle'ları desteklemesini yeğelerdim. Arkadaşım Hermione'nin aptal Draco'dan gördüğü zorbalığı biliyordum.

Ama bu düşüncemi sesli bir şekilde dile getirmedim. Ne olur, ne olmaz Slytherin gibi bir binada bunu dile getirmem bana eksi puanla geri dönerdi. Gelecekte neyin işime yarayacağını bilemem ya.

Omuz silktiğinde onun da benim gibi bu konudan sıkıldığını anlamıştım. Lucretia gördüğüm diğer safkanlardan farklıydı. Herkesin uzun uzadıya kendi düşüncelerini direteceği bir konudan omuz silkerek uzaklaşabiliyordu.

Önüme döndüğümde kollarımı kucağımda birleştirdim. Ayaklarım yerde sallanıyorken beynimde yine bin türlü düşünce dönmeye başlamıştı bile.

Bölüm sonu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

28okunma 7beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18