1. Bölüm: "İlk gün"

Vaveyla Yazarı: Nova A

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 29Şu an: 1. Bölüm: "İlk gün"

İlk bölümümüz hayırlı olsun diyerek sizi bölümle baş başa bırakıyorumm

Keyifli okumalarrrr 🦋🦋

ㅤㅤ ㅤㅤㅤ❦ㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Astronomi kulesine çıkan merdivenleri birer birer tırmanıyordum. Üzerimdeki beyaz gecelik rüzgarın etkisiyle dalgalanıyor, çıplak ayaklarım bastığım zeminin soğukluğu yüzünden üşüyordu.

Merdivenlerin sonuna geldiğimde kulenin korkuluklarına yaslanmış birinin olduğunu gördüm. Üzerinde kusursuz bir şekilde ütülenmiş Slytherin üniforması vardı. Yeşil kravatı ay ışığı altında neredeyse gümüş gibi parlıyordu. Geldiğimi duyduğunda arkasına dönmeden sadece hafifçe gülümsedi.

"Şu an parlamasını hayranlıkla seyrettiğin yıldızların çoktan öldüğünü biliyor musun?" Dedi kendinden emin ve biraz da mesafeli sesiyle. Cümlesinin ardından çenesini havaya kaldırarak yıldızları işaret etmişti.

Ona cevap verebilmek ve kim olduğunu sorabilmek için sesimi arasamda bulamamıştım. Ağzımı açıp tek laf bile edemiyordum.

Sessiz kaldığımı farketmiş olacak ki vücudunu tamamen bana döndürerek gözlerimin içine bakmaya başladı. Yüzünü hem görüyor, hem de göremiyordum. Beynim yüzünü reddediyordu sanki.

Bana doğru attığı bir kaç adımın sonunda tam karşımda duruyordu. Sol eli elimi avcunun içerisine aldı, boşta kalan eli de belimi güven verici bir şekilde sarmıştı.

Nereden geldiğini anlamadığım bir müzik duymaya başladığımda kendi etrafımızda dönerek dans etmeye başlamıştık. İnce geceliğim yüzünden mi üşüyordum yoksa elini tuttuğum yabancının soğukluğundan mı bilmiyordum.

Ama inkar etmek istesem bile kalbimde yeşeren, yıllardır hasretini çektiğim güvende olduğumu bilme hissi beni gafil avlamıştı. Soğuk ellerinin arasında hiç bir kötülük bana dokunamazmış gibi hissediyordum.

Dansın sonlarına doğru dikkatlice belimi bükerek üzerime eğildiğinde yüzlerimiz fazlasıyla yakındı.

"İnsanlar zamandan korkar, Antares," diye fısıldadı dudaklarıma doğru. "Oysa zaman, sadece onu nasıl bükeceğini bilmeyenler için bir hapishanedir. Biz... biz asla o sönen yıldızlar gibi olmayacağız."

Cümlesi bir rüzgar gibi esip geçtiğinde yüzlerimiz arasında duran mesafeyi kapatmıştı. Dudaklarının bir salise kadar kısacık bir zaman dilimi içerisinde hissettiğim sıcaklığı bütün ortamın karanlığa boğulması ile son buldu.

Not: Onlar dans ederken medyadaki müzik çalıyor.

ㅤ ㅤㅤ ㅤ❦ㅤㅤㅤㅤㅤㅤㅤ

Gözlerimi açtığımda güneş daha tam olarak kendini göstermemişti. Gökyüzü güneşin doğuşu için kendini hazırlıyordu.

Yatağımdan doğrularak ellerimle yüzümü sıvazladım. Ortak salondan gelen herhangi bir ses duymadığımda kimsenin daha uyanmadığı kanaatine vardım.

Hogwarts'tayken zaten normal düzenim böyleydi ama yaz tatili boyunca uzun süre uyumaya alıştırmıştım kendimi.

Ayağa kalktığımda Hermione'nin üzerinin açık olduğunu görünce yere sarkan yorganını alıp geri üzerine örttüm.

Eylül ayının başlarındaydık ve havalar şimdiden soğumaya başlamıştı. Hasta olmasını istemezdim.

Banyoya girip yüzümü yıkadığım sırada banyo yapma isteğiyle boğuşuyordum. Daha sonra zaten zamanımın bol olduğuna karar vererek duşa girdim.

Hızlıca bir duşun ardından yatakların olduğu kısma gelip üzerime okul formamı giydim.

Kırmızı-turuncu bu forma kendimi Güneş gibi hissetmeme sebep oluyordu ve bu fazlasıyla hoştu.

Yatakhaneden çıkarak ortak salona indiğimde şöminenin hala yandığını ama kimsenin daha uyanmadığını gördüm.

Okula daha dün gelmiştik ve bu gün ilk ders günümüzdü. Buraya gelmeden önce geçirdiğimiz zaman fazlasıyla güzeldi.

Önce Weasley evinde güzel bir zaman geçirmiş sonra ise İrlanda ile Bulgaristan maçına gitmiştik.

Maç çok güzeldi ve Viktor Krum ile tekrar kaşılaşmak paha biçilmezdi.

Onu süpürgenin üzerinde Quidditch oynarken görmek istemsizce maça olan ilgimi artırıyordu. Bunun sadece bende olmadığını düşünüyordum çünkü fazlasıyla hayranı vardı.

Eh yakışıklılğını da es geçemeyeceğim. Hem yakışıklı, hem de çok iyi bir oyuncu. Bir insan daha ne kadar mükemmel olabilirdi ki?

Diğer bir çok kişinin benimle aynı düşünceye sahip olduğunu biliyordum. Çünkü dünden beri hangi kızın yanından geçmez hep Viktor ile ilgili bir şeyler duyuyordum. Bir gün içinde hakkında bir sürü dedikodu duymuştum bile.

Ortak salondan çıktığımda yer değiştiren merdivenlere geldim. Doğru merdiveni bekleyerek aşağı inmeyi başarmıştım.

Karanlık koridor kasvetli bir havaya sahipti. Buradan böyle saatlerde yalnız geçmek ürpermeme sebep oluyordu.

Maçın öncesinde kampa gitmeden Diggory'ler ile buluşmuştuk. Ama ne yazık ki Amos Diggory'nin bende bıraktığı ilk izlenim hiçte iyi değildi.

Oğlunu sevmesini ve zaferlerini takdir etmesini anlayabilirdim ama Harry'yi aşağılayarak ve ya küçümseyerek bunu yapması kabul edilebilir bir şey değildi.

Geçen yıl Hufflepuff'ın Cedric sayesinde aldığı maçı Harry'nin ruh emiciler tarafından saldırıya uğramasına borçlulardı.

Ama Amos Diggory bunu ısrarla görmezden gelerek Cedric'in Harry'den daha iyi süpürgeye bindiğini ve bu yüzden kazandıklarını söylüyordu.

Ama oğlu Cedric konusunda kararsızdım. Onu daha tam tanımıyordum ve ilk izlenimi de benim için fazlasıyla nötrdü.

Büyük kapılardan hafifçe aydınlanmış bahçeye çıktığımda temiz hava ciğerlerime dolmaya başladı. Esen rüzgarın etkisiyle saçlarım uçuşuyor ve bana hazz veriyordu.

Kahvaltının vaktine daha zamanım olduğu için gölün kenarında biraz kitap okuyabilirim diye düşünmüştüm.

Göle doğru hızlı hızlı adımlamaya başladım. Çınarın yanına geldiğimde çantamı yere atarak kendimi çimlere bıraktım.

Bacaklarımı uzatıp çantamdan Quentin Trimble'ın "Biçim değiştirmeye yeni başlayanlar için rehber" adlı kitabını çıkardım.

Geçen yıl Remus ve Sirius'u tanıdıktan sonra biçim değiştirmeye garip bir merak geliştirmiştim. Animagus büyüsünü nasıl yaptıklarını merak ediyordum.

Hem belki de babam gibi bende başarabilirdim. Aslında hiçte fena olmazdı.

Kitabı açıp usul usul okurken hafızamdan silmeye çalıştığım anılar beynime doluşuyordu.

Buraya gelmeden önce geçirdiğimiz zamanı ne kadar iyi anılarla hatırlamya çalışsam da kötüler beynime saldırmayı bırakmıyordu.

Maskeli kişiler -ki onlar ölüm yiyenlerdi, kampı basmış bir muggle aileye işkence etmişlerdi.

O görüntüler kafamın içinde dönüyor, kamp alanındaki çığlıklar bir türlü susmuyordu.

Karanlık işareti ilk kez görmüş ve çok korkmuştum. Gökyüzünde olan kocaman simsiyah kurukafa bulutu kabuslarımı süsleyebilecek cinstendi.

Ama ifade ettiği anlam daha da korkunçtu.

Voldemort geri dönmüştü.

Sonrasında yaşananlar ve karanlık işaretin Harry'nin asası ile yapıldığının ortaya çıkması daha büyük bir kaosa neden olmuştu. Ama çok geçmeden onun asasını çalarak büyüyü yapanın Barty Crouch Sr'nın ev cini olan Winky olduğu ortaya çıktı.

Konu böyle kapansa bile içimde hala garip bir his vardı. Sanki bir şeyler yanlış gidiyor ve bizim atladığımız bir şeyler kalıyordu.

Kendimi kitaba veremeyeceğimi anladığımda onu çantama koyarak ayağa kalktım.

Gölün yanından uzaklaşarak geldiğim yolu geri yürürken havanın da yeterince aydınlandığını ve bir kaç öğrencinin dışarı çıkmaya başladığını gördüm.

Bir kaç kişiye selam verdikten sonra içeri girdiğimde merdivenlerden inen Severus Snape ile karşılaştım.

Ben uzakta olduğum için o beni görmese bile ona bir şey sormak için koştum.

Yetişmeme bir kaç adım kalmış "Profesör Snape," dedim. Yanına vardığımda nefes nefese kalmıştım.

"Bayan Ashford," dedi beni baştan ayağa süzerek.

"Efendim size sormam gereken bir soru var da," dediğimde acele etmem gerekiyormuş gibi bakıyordu.

Acaba gerçekten bir hamam böceği falan mıydım? Bu bakışlar beni herşeye inandırabilirdi.

"Efendim, Amortentia nedir?"

Kaşları çatılan Snape bana şüphe ile baktı. "Bu da nereden çıktı?"

"İksirler ile ilgili araştırma yapıyordum ve onun ismine rastladım. Ama okuduğum kaynakta onun hakkında hiç bir şey yoktu. Sadece ismi yazılmıştı. Öğle arasında kütüphaneye gidip başka bir kaynak arayacaktım ama sizi görünce sormanın daha iyi olacağını düşündüm."

Snape bir süre başka bir yere bakarak düşündü. Sonra ise söyleyebileceği kanaatine gelmiş olacak ki "Aşk iksiri," diye cevapladı beni.

"Gerçek aşk mı?" Diye sordum. Vay be! Aşk iksiri denen bir şey de varmış.

Sanpe başını iki yana salladı. "Hayır. Sadece içirilen kişinin iksiri yapan kişiye karşı güçlü bir çekim hissetmesine sebep olur."

İşaret parmağımla çenemi kaşıyarak yere baktığım sırada idrak etmeye çalışıyordum. Sonra "Zaman ayırdığınız için teşekkür ederim," dediğimde Snape sadece baş selamı vererek yanımdan uzaklaşmaya başladı.

Bu iksiri kütüphanede enine boyuna güzelce araştırmam gerekiyordu. Çünkü çok fazla ilgimi çekmişti.

Büyük salona doğru yürümeye başladım. Karnım gurulduyordu ve bunu benden başkalarının duymasını hiç istemezdim.

Kapıya yaklaştığımda içeriden Harmione beni görünce hızlıca boynuma atıldı. "Seni arıyordum!"

Kıkırdadım. "Geldim."

Beni kolumdan çekiştirerek Gryffindor masasına götürdüğünde "Herkes kahvaltı etmeye başladı. Seni binanın içerisinde aradım ama bir türlü bulamadım. Neredeydin?"

Harry ve Ron'un yanında yerimizi aldığımızda "Bahçede kitap okuyordum," dedim.

Ron şaşkın bakışlarla bana baktı. "Sen kafayı yemişsin dostum."

Ona gözlerimi devirdiğimde kendime küçük bir parça peynir almıştım. "Günaydın, mavi göz." Dediğini duydum Fred'in.

Ah yakışıklı Weasley erkeği... Fred'e aşık olmamam için hiç bir sebep bulamıyordum. Keşke aşık olsaydım.

"Günaydın Weasley'lerin en yakışıklısı," dedim ben de ona uyarak. Çarpık bir gülümseme ile bana baktığında elindeki bardağı uzattı.

"En sevdiğim mavi göze güzel bir limonata," sırıtarak bardağı elinden aldım ve uzak bir yere koydum. "Ah yakışıklı ama aptal Weasley," Ginny sözlerime ve bardağı kendimden uzağa koymama güldüğünde Fred'in sırıtan yüzü asıldı.

"Sabah sabah şaka yapmaya çalışacak başka birilerini bulamadınız mı?"

George kolunu Fred'in boynuna attı. "Ee ben dedim sana yemez diye. Demek ki sadece yakışıklı olmak yetmiyormuş." Kıkırdadığımda George bana göz kırptı.

"Biz ikiziz salak," dedi Fred. "Ama zekamız ikiz değil, sevgili kardeşim." George'nin bu lafından sonra Fred ona üzüm atmaya başladı.

Onlar didişirken bende Gelecek gazetesinde Rita Skeeter'in yazdığı bir kaç yazıya göz gezdirdim. Önemli bir şeyin olmadığına karar verdiğimde diğerleri ile sohbet etmeye kaldığım yerden devam ettim.

Kahvaltı faslı böyle geçtikten sonra bize ayrılan derslere sırayla girmeye başladık.

O gün diğer bir çok ilk ders günü gibi sıkıcı ve fazlasıyla yavaş geçmişti.

Akşam odama geçmeden önce baykuşluk kulesine uğramaya karar vermemle simsiyah tüyleri görünce içimde tarifsiz bir heyecanın yeşermesi bir olmuştu.

Evet bu simsiyah tüylü şey benim biricik baykuşum Nyx'den başkası değildi.

Onu ilk mağazada gördüğümde eşi benzeri olmaması beni fazlasıyla etkilemişti. Simsiyah tüyleri ve bilge bakışları ben dahil gören herkesi kendine hayran bırakıyordu. Benim olduğu için çok şanslıydım.

Geçen yıl öğrendiğim şeylerden birisi de Remus Lupin'in benim vaftiz babam olduğuydu. Bir babamın hayatta olduğu düşüncesi garip ama sıcacık bir duyguya sebep oluyordu. Ona her gün mektup yazıyordum. Dün buraya varır varmaz da bir tane yazıp Nyx ile yollamıştım.

Nyx'in gelmesi demek Remus'tan bana bir mektup var demekti.

Heyecanla Nyx'in ayağındaki kağıdı açıp Remus'un yazdığı mektubu okudum.

O gece ondan haber alabilmiş olmanın sevinci ile rahat bir uyku çekmiştim.

❦

Hmmm bittiğine göre bölüm hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Görüşmek üzere hoşçakalınnn 💜

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

51okunma 11beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18