8. bölüm · GÜLÜN ÖTESİNDE
Bölüm 8 Son Kabadayı
Gözlerini açtığında hastanedeydi.Üç ay komada kalmıştı. Uyandığında ağzından çıkan ilk cümle şuydu:
Akça:
“Abim nerede?”
Yatağın yanında biri vardı ama görüntü bulanıktı. Gözleri net seçemiyordu. O sırada doktor geldi, elindeki fenerle gözlerine ışık tuttu. Akça irkildi ama bilinci yerindeydi.
Yanında olan devresi, yavaş yavaş olanları anlatmaya başladı.
Akça yine yalnız kalmıştı.Abisini de kaybetmişti.Bir kez daha yetim olmuştu.
Sekiz ay süren fizik tedavinin ardından sağlığına kavuştu fakat mesleğine geri dönemedi. Malulen emekli edilmişti.
Hayat bir anda boşalmıştı.Çocukluğundan beri kaybettiği insanlar, aklından hiç çıkmıyordu.
Artık normal yaşama dönmesi gerekiyordu. Bir iş bulmalıydı.Ama nereye başvursa aynı cevapla karşılaşıyordu:
“Özgeçmişiniz çok etkileyici ama bu işte sıkılıp bırakacağınızı düşünüyoruz.”
Bahane hep aynıydı.“Sıkılırsınız, bırakırsınız.”
Bir gün telefonu çaldı. Arayan, harbiyeden arkadaşı Mert’ti.
Mert:
“Devrem nasılsın? Anca duydum, kusura bakma. Büyük geçmiş olsun.”
Akça:
“Sağ ol devrem. Çok şükür, atlattık bunu da.”
Mert:
“Şimdi ne yapıyorsun devrem, çalışıyor musun?”
Akça durumu anlattı. İş bulamadığını, moralinin bozuk olduğunu söyledi.
Mert:
“Devrem sıkma canını. Bak ne diyeceğim… Bir adam var, kızına koruma arıyor. Herkesi de beğenmiyor. Bence sen bu iş için biçilmiş kaftansın.”
Akça:
“Kızına neden koruma arıyor? Kim bu adam? Mafya falan mı? Bak devrem, benim işim olmaz öyle insanlarla. Sıkarım kafasına.”
Mert:
“Dur be devrem, ne mafyası. Adamın lakabı İhtiyar. Bu devrin son kabadayısı.”
Akça:
“Kabadayı mı?”
Mert:
“Evet devrem. Adam namuslu bir adam. Şehirde uyuşturucu sattırmaz, kimseyi ezmez, ezdirmez. Haraç yemez. Halı sahaları, düğün salonları var. Durumu olmayan çiftleri kendi evlendirir. Halı sahada her gün üç öğün yemek verdirir. Derdi olana derman olur, olamazsa derde ortak olur. Öyle bir adam.”
Akça bunları duyunca, sarı abisinin ona anlattığı Karadayı hikâyesi aklına geldi.
İçinden geçirdi:
“Eğer böyle bir adamsa, bu adam uğruna can bile verilir.”
Mert:
“Yarın götüreyim seni İhtiyar’ın yanına. Bir görüşün.”
Telefonu kapattığında, sanki sarı abisi ona yardım etmiş gibi hissetti.
“Bu devrin son kabadayısı…”Akça’nın içi bir anda ısındı.Çünkü bu cümle ona çocukluğunu hatırlatmıştı.
