19. bölüm · GÜLÜN ÖTESİNDE
Bölüm 19 Maziden İzler
Hakan şaşkınlıkla döndü.
Hakan
Kırmızı yanıyor ama…
Korkut dişlerini sıktı.
Korkut
Bas gaza dedim!
Hakan bir an tereddüt etti ama Korkut’un sesindeki sertliği görünce bastı gaza. Korna sesleri yükseldi, araç kırmızı ışığı geçip hızlandı.
Güneş panikle.
Güneş
Ne oluyor? Neden geçtik?
Korkut cevap vermedi. Aynadan arkayı izliyordu.
Ve beklediği oldu.
Az önce yan şeritte duran araç sert bir manevrayla peşlerine takıldı.
Korkut alçak bir sesle mırıldandı:
Artık siz çok oldunuz…
Belindeki tabancayı çıkardı. Camı indirdi. Gövdesini hafifçe dışarı uzattı. Nefesini sabitledi.
Aracın ön lastiğine nişan aldı.
Tetiği çekti.
Bir el.
Sonra bir el daha.
Arkadaki aracın lastiği patladı. Kontrolü kaybedip savruldular. Takip kesilmişti.
Korkut içeri döndü.
Korkut
Herkes iyi mi?
Güneş
Biz iyiyiz… ya sen?
Korkut kısa bir baş hareketi yaptı.
Korkut
Ben de iyiyim.
Ama iyi değildi.
Sol omzunda sıcak bir yanma vardı. Kolunu oynattığında sızı kemiğe kadar işliyordu. Kurşun temiz girmiş, temiz çıkmıştı. Ama kan akıyordu.
“En azından içeride kalmamış…” diye geçirdi içinden.
Hakan sağa baktı ve yüzü soldu.
Hakan
Korkut… kanıyorsun. Vurulmuşsun!
Güneş’in yüzü bir anda bembeyaz kesildi.
Güneş
Ne? Vuruldun mu? Hastaneye gidelim!
Korkut sert bir şekilde başını salladı.
Korkut
Hastaneye gidemeyiz. Seni orada koruyamam Güneş. Eve gidiyoruz. Pansumanı kendim yaparım. İlk defa vurulmuyorum.
Güneş arka koltuktan öne doğru uzandı. Elleri titriyordu ama yine de Korkut’un omzuna bastırdı.
Kan eline bulaştı.
Korkut, Güneş’in elinin üzerine kendi elini koydu. Birlikte bastırdılar.
O an göz göze geldiler.
Güneş’in gözlerinde korku vardı. Korkut’un gözlerinde ise alışmışlık.
Eve vardıklarında araç daha tam durmadan Güneş kapıyı açtı.
Güneş
Baba!
İhtiyar Hamdi bahçeden fırladı.
Hamdi
Ne oldu?!
Hakan bağırdı:
Korkut vuruldu!
Hamdi’nin yüzü değişti.
Hamdi
Doktoru çağırın! Hemen!
Korkut’u içeri aldılar. Güneş bir an bile yanından ayrılmadı. Ceketini çıkarmaya çalıştı ama kan yapışmıştı.
Titreyen ellerle makası aldı.
Gömleğinin bir parçasını çıkardı.
Ve donup kaldı.
Göğsünde, sırtında, kaburgalarının kenarında… Eski mermi izleri. Bıçak yaraları. Dikiş izleri.
Sayısız.
Bu adamın vücudu savaş haritası gibiydi.
Güneş’in gözleri doldu ama ağlamadı. Sadece fısıldadı:
Güneş
Sen… nasıl bir hayat yaşadın?
Korkut gözlerini kaçırdı.
Cevap vermedi.
