Bölüm 6

Vaveyla Yazarı: LYNX C

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Bölüm 6

Aras Korvaz;
Ne kadar onun dudakları üzerinde soluklandım bilmiyorum ama en sonunda o girdiği şoktan sıyrılmış bir şekilde dudaklarımdan ayrıldı yüzüme bile bakmadan elimden tutup beni asansöre geri soktu. Şimdi yarrağı yedim işte! Asansörün içinde bizimle birlikte bir kişi daha vardı ancak bu adamı daha önce görmemiştim. Elina önce adamı tanımışcasına selam vermiş kapılar kapandıktan sonra bana dönüp yüzüme tokadı basmıştı.

-Sen ne yapmaya çalışıyorsun be hayvan herif!
-Elina sakin ol! Sorun ne?
-Arslan bu adam az önce eski kırığının önünde sırf o kıskansın diye beni öptü!
-Bu adam kim Elina?
-Doğru, biz tanışmadık sizinle. Ben Arslan Gergin Elina'nın çocukluk arkadaşıyım aynı zamanda aynı işi yapıyoruz.
-Kelly'nin öldü sandığı arkadaşım Arslan'dı Aras. Ne zaman döndün Londra'dan?
-Yeni indim sayılır. Albay hızla tesise gel diyince manitayı kaptığım gibi geldim bacım! Bu dallama kim?
-Biraz internette dolaşsan kim olduğumu ve kimlerden olduğumu bilirsin birader?!
-Neden siz erkekler normal bir şekilde tanışamıyorsunuz? Aras Korvaz, kendisi medyanın bildiği kadarı ile sevgilim senin bilmen gereken kadarı ile Korvaz adı altındaki tüm şirketlerin başındaki adam ayrıca yeraltının en çok bilinen mafyası.
-Ne kadar da güzel tanıttın beni sevgilim!
-Cıvıma hemen! Kahvaltıyı yapalım boks torbası niyetine seni yumruklayacağım!
-Ulan gönderdin beni gavurların içine kendin mafya manita mı yaptın kendine? Çok ayıp ettin bacım, bu arada yarrağı yemişsin kardeş geçmiş olsun!
-Bende içimden onu söylüyordum birader...
-Hayır anlamıyorum neden durup dururken şak diye yapışıyosun bana?
-E kendin dedin?! Kendimi zor tutuyomuşum ya hani?
-Blöftü o blöf! Gel şak diye beni öp demedim kadın zaten gidicekti!
-Neden bu kadar sinirlendiğini anlamadım? Takma kafana gece konuştuklarımız aklına gelmiyor mu?
-Kardeşim sen Elina'yı ne kadar tanıyorsun bilmem ama keşke öpmeseydin yani ayıp olmuş biraz.
-Neden ilk öpücüğüymüş gibi konuşuyosunuz?
Soğukkanlılık ile bana dönen kadın konuşmaya başladı.
-Belki gerçekten de ilk öpücüğümdü ve iğrenç bir zamanlamaydı? O yüzden olabilir mi?
Dedikten sonra kapılar açılmış o ve Arslan denen arkadaşı çıkıp gitmişti. Kapılar kapanmadan onlara yetişmiş sessizce düşünmeye başlamıştım. Nasıl yani? Kaç yaşında kadın olmuşsun daha önce hiç mi ilişkin olmadı yada birisiyle cinsel ilişki yaşamadın? Öyle hayat mı olur amına koyayım? Kahvaltı masasına geldiğimizde herkes önce Arslana hoşgeldin demişti benim adamlarımla da tanıştıktan sonra herkes masanın kendisine ayırılan yerine oturdu. Herkes rahat rahat kahvaltısını etmişti. Elina'ya baktığımda karşımdaki kadının hala sinirli olduğu belli oluyordu maalesef.

-Elina, neden çok gergin bir enerji alıyorum senden abicim? Bu Aras bişey mi yaptı ben sizi bıraktıktan sonra balkonda?
-Hayır Alaz abi o bişey yapmadı. Uyumadım gece sadece.
-Nasıl yani? Bana asansörde söylediğin şeyi söylemiyecek misin?
-Neyi söyleyeceksin abicim?
-Boran abi, az önce Aras eski sevgilisinin yanında Elina'yı sömürmüş. Ama ondan önce sadece dudaklarıyla kalmamış galiba şu haline bi bakın heryeri iz olmuş kızın!
-Arslan!
-İşler korkunçlaşıyor yanlız! Patron yapmadım de lütfen ben buna hazır değilim!?
Yavuz'un ensesine bir tane geçirdiğimde odadakilerden kıkırtı sesleri gelmişti.
-Bazen diyorum ben bu adamı yakın korumam olarak neden seçtim diye! Salak salak konuşma lan! Yap kahvaltını sonra yürü git Baron ile Kestane'yi buraya getirin!
-Emredersiniz patron! Başka isteğiniz var mı?
-Var mı bir isteğin?
Diyip Elina'ya bakmıştım ki zaten sinirli gözlerle bana bakan kadın hafif ürkmeme sebep olmuştu. Masadaki hiçbirşeye daha dokunmamıştı elindeki boş zencefilli zımbırtının bardağını sertçe masaya koyup gözlerini benden çekti ve Yiğit'e döndü.
-Velvet'i kazasız belasız buraya getirirseniz sevinirim beyler, artık çekici mi çağırıyosunuz napıyorsanız tek bir çiziği dahi olmasın lütfen.
-Velvet'i ben getirebilirim istersen bacım?
-Yapar mısın bunu cidden Arslan?
-Bacım benden rica eder de ben onu kırar mıyım? Kahvaltıdan sonra bu delikanlılarla gider dönerken senin depoyu fuller gelirim.
-Eyvallah sen adamın dibisin!
-Bana bilmediğim bişey söyle!
Herkes sessizleşmiş kahvaltısına devam etmişti. Normalde masadakiler önce kendi tabakları ile uğraşırken Berk ve Güneş birbirlerinin tabaklarına sevdikleri şeyleri koyuyordu. Onların bu haline gülmeden duramamıştım.
-Lan Berk, sakin kimse önünüzden almıyor!
-Siz dün gece nerdeydiniz Güneş?
-Nasıl yani abla?
-Kulaklarında bi sorun mu var Berk? Dün gece nerdeydiniz?
-Şey, ben akşam yemek için Berk'i atölyeme çağırdım sabaha kadar oturmuşuz 2 saat anca uyuyabildik.
-Kızlar siz buna inandınız mı?
-Vallahi ne yalan söyleyeyim ben bile inanmadım Güneş'im, neden doğru olanı söylemiyorsun ki? Biz dün akşam yemeğe çıktık sonra da benim evime geçip önce dizi izledik sonra uyuduk abla başka hiçbirşey yapmadık. Sizin aksinize!
-Berk!
-Ne Berk!? Sabahın köründe ses yapsın diye açtığım 8. Kanalda gece sizin resmen dip dibe olan fotoğraflarınızı görünce kendimize gelemedik yarım saat abi! Siz hala kendinize sahte ilişki diyorsunuz ama emin misiniz? Hem neden sinirli bu kadın?
-Çünkü istemediği zamanda istemediği bir şeyi yapmak zorunda kaldı tamam mı!? Bunun cezasını da ben çekiceğim birazdan, kimse bu konu hakkında daha fazla konuşmasın!
-En azından farkında yaptığı hatanın. Ama siz bize haber bile vermeden ortadan kayboldunuz Berk! Lütfen bir daha olmasın Güneş benim herşeyim.
-Özür dileriz Elofidi! Bir daha olmaz söz veriyorum.
-Bir daha olmasın lütfen!
-Bu konuyu da çözdüğümüze göre karnı doyan işinin başına dönebilir. Bugünkü planlar ne gençler?
-Biz Aras ile akşam üzerine kadar saldığım tüm günlerin telafisini geçiriceğiz abi. Değil mi Aras?
-Evet öyle yapıcaz. Akşam da Tuğkan Kılınç ile yemeğe oturucaz ağzını bir aramamız lazım.
-Evet, bu süreci hızlandırabilir. Kızlar?
-Tonla evrak işleri var kızlarla onların başına geçicez abi.
-Bende Barış bey ile zehirin gezdiği elleri araştırmaya devam ediceğim abi. Labaratuardan çıkmayız gibi.
-Beyler?
-Önce patron bizi kurşuna dizmeden Arslan ile buraya getirilicekleri getiririz sonra Yiğit'in yanına geçer Drone kısmında yardım ediceğimiz birşey olur diye yanında bekleriz.
-Biz odalarımızda oluruz arkadaşlar. Sıkı çalışalım tek bir hataya yer yok! Elina, bandajını yenilemeyi unutma!
-Ne bandajı? Kim vurdu lan seni? Allah'ına teslim ederim o densizi!
-Sakin ol Arslan, benim adamlarımdan birisi zaten Allah'ına teslim etti onu. Üstüne bir şarjör mermi boşaltmış için rahat olsun.
-Mermiye yazık olmuş, bu kızıl şeytana hiçbişey olmaz! Kaç defa ölümden döndü kedi gibi dokuz canlı mübarek!
-İltifatlar için teşekkürler arkadaşlar ama az daha kalkmazsanız öğle yemeği ile kahvaltıyı birleştiriceğiz.

Kolumdaki akıllı saate baktığımda saatin normalinden çok hızlı aktığını fark etmiştim. Saat on'a geliyordu resmen. Fincanımdaki kahvemden son bir yudum daha alıp ayaklandım. Karşımdaki kadın da ayaklanınca Arslan konuşmaya başladı.

-Ulan anahtar nerde?
-Ceyda'dan alırsınız evin anahtarını onda vardır!
-Bacım sana zahmet anahtarı verir misin ya?
-Çantamda anahtar getireyim Arslan abi.
Onlar konuşmaya devam ederken biz çoktan spor katına geri dönmüştük. Elina bileğinden eksik etmediği tokası ile saçlarını bağlamış ringe ilerliyordu. Ringe girdiğini gördüğümde betim benzim atmıştı.

-Sen beni dövmekte ciddisin baya?

Dedikten sonra önündeki duvarda kalan tuşa tıkladı. Yukarıdan inen boks torbasını görünce içime su serpildi.

-Ben sana ne dedim? Bizde tutulan söz öylesine söylenmez. Dövmeyeceğim dediysem dövmem. Geç karşıma ısındıktan sonra birlikte ağırlık çalışıcaz daha.
-Bugünü spora ayırıyoruz yani öyle mi?
-Aynen öyle.
-Haftada bir gün boşladın diye o sıkı kalçalarının şekli bozulmaz korkma.
Eline geçirdiği eldivenler ile suratıma baktı. Küfür edicek sandım ama olmadı.
-Haftada bir gün boşladığımı nereden çıkardın? Uzun zamandır adam akıllı spor yapamadım.
-Neden?
-Kestane ve kızlarla ilgilenmekten kendime vakit ayıramadım desem daha iyi olur.
-Bana hala kızgın mısın?
-Aras, o anda aklından ne geçiyordu tam olarak?
-Sadece seni öpmek geçiyordu ve yaptım. Gram da pişman değilim Elina tamam mı? Onu kafama sokan sendin çünkü ve ben kafama koyduğumu yaparım!
-Tamam sakin ol şampiyon! Yaparsın elbet ama karşındaki insanın vereceği tepkileri lütfen önden gözden geçir. Dün gece konuştuklarımız bir nebze de olsun aklındaysa yavaş yavaş ilerlemenin yararı var.
-Nasıl yani? Birbirimize gerçekten şans verelim mi demek istiyorsun?
-Çıkarlarımız doğrultusunda bunu yapmanın bize fazla zararı olucağını sanmıyorum. Tüm ülke bizi sevgili sanarken birbirimizden uzak kalamayız sonuçta. Hele ki başımızda Hazal gibi biri varken. An kolluyor baksana burayı nasıl buldu da içeriye girebildi!
-Merak etme koruma ve güvenlik sayısını arttırdım artık istese adımını atamaz içeriye.
-Sen arttırdıysan Boran abi arşa çıkarmıştır. Şimdi az sessizlik istiyorum mümkünse gıcık olucağım birşey yapma yumruğum yönünü şaşıp sana gelebilir.
-Kumandalı mısın kızım sen o ne demek?

Sırtıma gelen yumruktan sonra sustum. Önce iyice ısınmış sonra çalışmaya başlamıştık. Bana sırtını döndüğü için yüzünü göremiyordum ama bu benim için bir fırsattı. Karşısındaki torbaya vurdukça parçalamak ister gibi daha sert vuruyordu. Bi şeye garezi vardı ama henüz çözememiştim. Onu izlemeyi bırakmış arkamda kalan boks torbası ile çalışmaya başlamıştım. Aradan neredeyse bir saat geçtiğinde ben yorgunluktan kendimi yere atmıştım ama bu kadın benden önce başlamasına rağmen hala vurmaya devam ediyordu.

Alaz elinde iki şişe su ile yanımıza geldiğinde önce boks torbalarını aramızdan kaldırmak için düğmelere bastı suyun birini bana diğerini ona ter içinde bakan kadına fırlattı.

-Sana bu kadın hakkında bir bilgi vereyim Aras, boks torbasını önünden almazsan akşama kadar yumruklarını savurur. Çoğu zaman setlerde bile kendine challenge koyuyor manyak.
-Bunu öğrendiğim iyi oldu saol.

Yerde nefes nefese konuşmam ona komik gelmiş olucaktı ki güldü.

-Manyak kadın benden ne istiyosun be?! Beni de gaza getiriyosun!?
-Ama ben hiçbirşey yapmadım?
-Sen o kadar gaza getirici bir şekilde çalışıyorsun ki farkında değilsin, bi ara ritim tutturmaya bile başladık amına koyayım! Hiç farkında değilsin.

-Alaz abi kaldırmasaydı patlatırdım ben o torbayı iyi oldu.
-Kaçıncı olucaktı bununla?
-Yirminci olucaktı abi, şaka maka terimiz çok soğumadan birkaç set sırt mı çalışsak?
-Senin hala gücün var mı?
-O zencefilli zımbırtı fena enerji basıyor insana haberiniz yok!

Şişenin kapağını açıp tek nefeste içmişti. Boş şişeyi geri Alaz'a vermiş sırt çalışmak için yanımızdan ayrılıp spor aletlerinin olduğu yere gitmişti.

-Sigarayı bırakman için bir sebebin var artık. Hem Elina sigaradan nefret eder hem de 1 saatde kesiliyorsun amına koyayım! Kendine gel lan sen koskoca Aras Korvaz'sın! Yarın yatakta da nefessiz bırakır bu kadın seni bak demedi deme!
-Yatağı geçtim burda bile nefessiz kaldıysam sahada ne bok yicem ben? Azaltmam lazım kesinlikle şuanda karar verdim. Sen neden geldin?
-Boran gönderdi Elina'nın aşırı spor rutinini durdurmam için. Hadi kalk artık sende!

Uzattığı elini tutup kalktım Elina'nın yanına geldiğimizde sırt kaslarını çalıştırmak için önündeki ekrana kilo oranı giriyordu. Alaz müdahele edip fazla kilo girmesini engellemişti.

-Ne lan bu? Herşeyime karışıp durucak mısınız böyle?
-Vücudunu zorlayıp duruyorsun zaten, sen hala yaralısın Elina fazla ağırlık sana zararlı.
-Hay vurulan kafama sokayım!
-Şşt küfür etme! Albay duysaydı ağzına sıçardı!
-Of Alaz abi of!
-Abilere oflanmaz devam et! Max 2 set yapıcaksın.
-Tamam be! Ne o Aras bey? Siz devam etmeyecek misiniz?
-Sigarayı içime çekmeyi öğrendiğim güne saydırmakla meşgulüm şuanda. Galiba bırakıcam.
-Bana yetişmen için iyi bir karar verdin.
-Sana yetişmek için değil, sana daha yakın olmak için veriyorum bu kararı.

Bir sure sessiz kalmıştı, düşünceli yüzünü bana çevirdi ve konuşmaya başladı.

-Demek Alaz abi söyledi.
-Sevgilimin sevmediği şeyleri neden yapayım ki? Bu kabul edilemez, değil mi Alaz?
-Kesinlikle!
-Var sizde bişeyler bugün ya hadi bakalım.
-Elina, 95 kilo ile başlamak istediğine emin misin?
-Evet, ben hep 95 kilo ile başlıyorum.
-Lan ben 100 kiloyum zaten?!
-Bu manyak olası bir tehlikede seni bile taşır Aras korkun olmasın.
-Ben 100 kiloyu belimle kaldırıyorum yakışıklı sen ne anlatıyorsun?!
-E ebesinin amı? Kaç kilosun kızım sen?
-60'larda bişeylerdi.
-İki katını kaldırıyosun yani?
-Yani evet, öyle de denebilir.
-Tanıdığım kimseye benzemediğini söylemiş miydim?
-Söylemene gerek mi var Aras kim kendi kilosunn iki katını beli ile kaldırabiliyordur ki? Ben çok dedim buna halterci ol diye dinlemedi beni.
-Adam öldürdükten sonra kameraların karşısına geçip birde madalya mı alayım abi? Biliyorsun göz önünde olmayı hiç sevmem.
-Bilmez miyim. Kedi gibi çatılarda geziyorsun sürekli.
-O gerçek miydi?
-Ne gerçek miydi Aras?
-Bizimkiler de senin için ne zaman ne yaptığını sorsam "Kedi gibi çatıdan çatıya atlayıp insan doğruyor." Lafını duyuyordum.
-Bizde senin yaptığın yardımların bas bas bağırıldığı haberleri izliyorduk işte.
-O kadar diyordum dangalaklara benim olduğum belli olmadan yapın diye.
-Korvaz soyadı ile yapılınca direk sen olduğu anlaşılıyordu vallahi.
İlk seti biten kadın bana dönmüş konuşmaya başlamıştı.
-Bana sakın yeraltından kaldırdığın paralarla bağış yaptığını söyleme sevgilim!
-Şirketlerin gelirlerinden yapıyorum o kadar salak değilim bebeğim!
-Lan benim yanımda neden oyun oynuyorsunuz?
-Oyun oynamıyoruz abi.
-Ne?!
-Ne duyduysan o abi!
-Boran bu işe asla ama asla onay vermiyecek.
-Onun onay verip vermemesi umrumuzda gibi mi sence Alaz? Bu kadın 15 yaşında değil artık kendi kararlarını verebilir. Hem bizi bir araya getiren de kendisiydi bunu tahmin etmemiş olamaz!
-Onun gözünde hiçkimse bana karşı bir sevgi besleyemezdi çünkü insan öldüren birisiyim. Kimle tanışmak istediğimi söylesem bana "Sen bir seri katilsin aşk işleri sana göre değil." Der lafı ağzıma tıkardı.
-İkinizin birbirinizden bir farkı olmadığına göre bence de gayet uyumlu bir çiftsiniz.
-O değil de siz Aras'ın benim arkamdan yıllarca arkamda bıraktığım delilleri kararttığını biliyor muydunuz abi?
-Ne?! Benim haberim yok bundan?! Aras, ne zamandır yapıyorsun bunu ?
-Neredeyse Elina'nın ilk cinayetinden beri desek doğru olur gibi.
-Seni buna sürükleyen neydi?
-Elina'nın Güneş yüzünden ağzından tükürdüğü çilekli sakızı.
-Aromasını bile hatırlıyor hayvan herif!?
-Seni bana götüren ilk şey o tabi hatırlarım. Tuğkan Kılınç bana gelip sakızı araştırmamı istedi, molozların içinde bulmuş getirmiş salak adam. Orda Elina'yı korudum ilk defa. Onu araştırdığımı kızlardan biri fark etmişti galiba bilmiyorum Boran abi ile tanıştım ondan sonra onunla konuştum, bana Elina'yı korursam ilerde herhangi bir ceza yersem ondan feragat edebiliceğimi söyledi. Başta sadece koruyordum ama sonra işin ucu onunla aynı anda baskın yaptığı yerlere gitmeye ve ona yardım etmeye kadar gitmişti.
-Size benimle birlikte karşı tarafa ateş açan adamlar vardı dediğimde bana "Spor'u yine mi abarttın sana kim niye yardım etsin?" Diyorsunuz hatırlıyor musun Alaz abi? Şimdi ben bu adamla sevgili olmayayım da kimin ile olayım ha? Adam beni adam akıllı bilmemesine rağmen benle en başından ekipmiş zaten!

Alaz bize inanmayan gözlerle bir süre bakakaldı sonra ayağa kalkıp koşa koşa spor odasından çıktı.

-Noluyor amına koyayım?!
-Boran abinin başını şişirmeye gitti. Bundan nasıl benim haberim olmaz diye.
-Umarım işe yansıtmazlar.
-Boran abinin olduğu her ortamda en uzağına oturur ve sorularına cevap vermek yerine bizimle konuşur sadece zamanla affeder zaten bişey olmaz.
-Umarım. Bitti mi setin?
-Son setteyim neden?
-Gözümle görmeden inanmam belinle 100 kilo taşıdığına.
-Bekle biraz direk seni kaldırıcam belimle hiç merak etme.
-Yok artık! Şaka yapıyorum bücürüğüm yaralısın sen unuttun yine bak!
-Bizde laf ağızdan bir kere çıkar!
-Siktirtme lafını yapmıyacaksın iyileşince yaparsın!
-Yo banane yapıcam.
-Yaradana sığınıyorum! Bu kadının inadından al bana sabır ver!

...
Boran Korkut;
Önümdeki bilgisayara dalmış çalışıyordum ki odaya hışımla giren Alaz ile dikkatim dağılmıştı.
-BANA BUNDAN NASIL BAHSETMEZSİN?
-Sakin ol!? Neyden bahsediyorsun?
-Yıllardır Aras'ın, Elina'nın arkasından onunla zaten çatışmalara gitmesini, sahaya inmesini nasıl bana söylemezsin Boran!? En başından beri Albay ile benimle dalga mı geçtiniz o odada? Ama tahmin etmeliydim ne dese onaylamandan anlamalıydım!
-Sen bunu nerden duydun?
-Bizzat kendilerinden duydum tabi ki! Kızcağız o zaman bana "Benimle birlikte karşı tarafa ateş edenler vardı abi." dediğinde kızı neden tersledin sürekli Boran?
-...
-Konuşsana! Albay mı istedi bunu senden?
-Hayır. O zamanlar Aras'ın adı Sinan yüzünden iyi anılmıyordu. Onu öldürmemesi için söylemedim.
-Sence Elina araştırma yapmadan hareket eden birisi mi Boran? İkisi de sana bu konuda çok kızgın! Ayrıca haberin olsun korktuğun başına geldi, ikisi birbirlerine gerçekten şans vermeye karar vermişler gibi gözüküyordu. Ne de olsa birbirlerinden ayrı kalır yanları yok.
-Sen ne saçmalıyorsun?
-Az önce kendileri söyledi, inanmıyorsan git spor salonundalar kendin konuş.

Koltuğumdan kalktığım gibi adımlarımı önce asansöre sonra beklemeyi bile düşünmeden merdivenlere yönelttim. Hızla üst kata ulaşmış spor salonuna girmiştim. Onların dışında birkaç kişi daha vardı gözlerim etrafta gezdiğinde. Karşımdaki spor aletlerinin orda olduklarını fark etmiş onlara doğru ilerlemeye başlamıştım. Aras karşısındaki kadının beş defa karnındaki ellişerden yüz kilo olan plakları kaldırıp indirmesini izledikten sonra plakaları kaldırmıştı.

-Yaralı olduğunu unuttun yine! Tutmasak 5 değil 25 defa yapıcaksın.
-Gel kucağıma seninle yapıyım biraz da yakışıklı?
-Bu ne sapıkça bir teklif! Irzıma mı geçiceksin o nasıl bir ima öyle?

Aras'ın iması ikisini de güldürmüş onlara doğru yürüdüğümü bile anca fark etmişlerdi.

-Boran abi? Alaz abi sana gelmiş anlaşılan?
-Aras, bana bak.
-Buyur abi.
-Bugüne kadar onu ben korudum ama bugünden sonra birbirinize emanet ediyorum sizi. Sakın ama sakın bırakmayı düşünme bu kadını.
-Biz birbirimize zaten yıllar önce emanet olmuşuz abi, bunu yıllar önceden bize öğretmiştin sadece haberimiz yoktu. Hem neden bırakmak isteyeyim ki? İki gün önceki sözleşmenin aynısını yıllar önce de benim önüme koyduğunda ben zaten tüm bu olacakları öngörerek sana bir soru sormuştum.

~Geçmiş~
"Koruduğum kızın bundan haberi olursa Boran abi? Böyle bir şeyi neden ondan gizliyoruz? Onun da bilmeye hakkı yok mu?
"Vakti geldiğinde öğrenir. Şu anda hayatına uzaktan bizzat ilgilenmeni istiyorum. Baştan söylüyorum ona karşı hiçbir his beslememelisin."
"Zaten hali hazırda bir ilişkim varken bu zor gibi? "
"Hazal'ı tanırım ama Elina'yı izlerken dikkatli ol neye uğradığını şaşarsın onu korurken. Bir bakmışsın kendini kaptırmışsın. Şeytan tüyü var o kızda."
"Ne diyorsun abi gözünü seveyim? Başladın yine bilmece gibi konuşmaya!"
"Ben diyeceğimi dedim imzala da dağılalım dağ gibi evraklar beni bekliyor!"
~

Aklıma gelen konuşmalar ile ikimizde aynı anda yüzümüzü buruşturmuştuk. Resmen geleceği görmüş olmamız yeterince yeterliydi yüzümüzün limon yemişe dönmesi.

-Neler döndü yılkar önce bilmem ama bacağım sızlamaya başladı Sedef'i çağırın bana! Hem sen neden bizim yanımıza geldin ki? Alaz abi nerde?

Aras telefonuna davranmış doktor arkadaşını aramış, tüm işini bırakıp spor salonuna gelmesi gerektiğini söylemişti. Karşı tarafın konuşmasını dinlemeden telefonu kapatıp Elina'nın yarası ile ilgilenmeye başlamıştı. Bende o sıra konuşmaya başladım.

-Muhtemelen varıma yoğuma sövüyordur bunları ondan sakladığım için.
-Neden hiçkimseye anlatmadın bu konuyu peki abi?
-Gizli olması senin açından daha iyi olur diye düşündüm Elina, sadece ben, Aras ve Albay biliyordu tüm bunları.
-En azından bana söyleyebilirdin abi! Adama da karşıma çıkmamasını söylemişsin!
-Çünkü o zamanlar hala eğitim almaya devam ediyordun. Birden karşına mafya ailesinden birini seni koruyor diye çıkarsaydım ortalığın amına koyardın!
-Çünkü bücürüğüm, o zamanlar senin piç kurusu olan mafyaların kellelerini uçurduğun dönemlere tekabül ediyor bu olanlar. Sinan Korvaz yüzünden benim de adım kötü anılıyordu. Sorgulamadan beni bulur sen kim köpek beni koruyosun der çeker vururdun beni muhtemelen.

Elina bir süre düşündü sonra Aras'a hak verdiğini söyledi. O lafını bitirince yanımıza Sedef ile Barış geldi. Bir yandan Sedef, Elina'yı kontrol ederken Barış'da ona gerekli malzemeleri veriyordu.

-Sana adam akıllı iyileşene kadar bacağını zorlayacak bişey yapma demedim mi ben yenge?
-Az önce beliyle 100 kilo kaldırdı.
- Aras, İlk okul çocuğu gibi beni arkadaşıma mı şikayet ediyorsun?
-Seni kucaklayıp squad yapmaya başlamamış dua et Aras abi, evde ağırlık olmadığında Kestane'yi dumbell niyetine kullanıyordu.
-Adamı kucağıma çağırmadığımı kim söyledi Sedef'ciğim?
-Sana inanamıyorum gerçekten bunu yaptın mı?
-Irzıma girer diye kabul etmedim vallahi!
-Allah'tan kabul etmemişsin birader! Kızın dikişleri patlayacakmış az daha zorlasaymış kendisini.
-Ne diyosun lan?
-Neyseki patlamamış sakin ol Aras, çıkar Elina'yı buradan gidin dinleni hadi akşamki yemeğe zombi gibi gitmeyin.
-Derin nerde Sedef?
-Şey, o Güneş ile Murat bey'in yanına gitti. Adam dünden beri dil döküyormuş Derin'e.
-Senin işin var mı?
-Zehir üzerinde çalışıyoruz hala canım. Barış "Koş Elina'ya bişey olmuş." diyince koşa koşa geldim.
-O zaman kendim duş alayım.
-Sevgilin yardım eder sana abim neden öyle diyorsun?
-Sorun kolumda değil abi bacağımda. Duşakabine girip çıkmama yardım etse yeter.
-Dert ettiğin şeye bak güzelim ya!
-Ay noluyor be!?
-Bu iki deli cidden ilişki yaşamaya karar vermişler Sedef.

Aras önden bağırdı.

-Düşünmüyoruz abi, zaten öyle!

Dedikten sonra odadan çıkmışlardı. İkisini de yıllardır tanımanın verdiği bir rahatlık vardı üzerimde. Yanlış bir karar vermiş olamazlardı ikisinin de hisleri kuvvetliydi. İkisi de birbirlerini korumak için kurşunun önüne atlardı o derece bir manyaklıkları vardı. Düşüncelere dalmış bir şekilde odama geri döndüğümde Alaz'ı görememiştim. Anlaşılan bu olaydan ekipteki herkese bahsedicekti...

Elina Dağhan;
Bacağımdaki yaranın varlığını unutmuş neredeyse dikişleri patlatıcak seviyeye getirdikten sonra can çekişe çekişe odama getirilmiştim. Aras, herzamanki gibi beni kucaklamış ve duşakabinin içine sokmuştu. O odama geçip bana kıyafet ayarlayacağını mırıldanırken ben çoktan üzerimdekilerden kurtulmaya başlamıştım. Duşakabinin camları full buğulu olduğu için çekinmeden duş almaya bsşlamıştım.
-Elina, pijamalarını yatağına koydum. Ne zamana çıkarsın?
-Sende gir duşunu al bekleme beni hasta olursun! Benim çıkmam uzun sürer.
-Tamam. İşin bitince çaldır geleyim.

Benden onayı kaptığı gibi çıkmıştı. Ben rahat rahat duşumu almış bakımlarımı yapıyordum. Odanın kapısının açılıp kapandığını duydum. İçeriden seslenen Arslan ile rahatlamıştım.

-Len nerde senin deli anan? Elina, nerdesin la?
-Banyodayım noldu?
-Kızını getirdim eşyalarıyla beraber. Nereye bırakayım?
-Kestaneyi kutusundan çıkar eşyaları da boş bi köşe var orda oraya koy kafana göre ben çıkınca hallederim.
-Tamam! Manitan nerde lan?
-Duş almaya gitti o da gelir birazdan herhalde?

Dedikten sonra kapı tıklatıldı. Bunu Aras ve adamları dışında çok yapan yoktu açıkcası. Arslan içerden seslenince ters konuşmasıyla Aras da içeriye girmişti.

-Ne arıyosun lan sen burda?
-Kestane'yi getirdim birader. Senin adamların ağzına sıçmış resmen hepsini revire yolladım gelir gelmez haberin olsun. Köpeğini de odana bırakmıştım.
-Gördüm, saol. Elina?
-Hala banyoda. Anan yine süs peşinde galiba dayıcığım...
-Ne süsü lan?! Cilt bakımı yapıyorum. Çıkardın mı kızımı kutusundan?
-Çıkardım manitana kitlendi.
-Kim bilir neler seziyor hayvan amına koyayım. Ne zaman beni görse dik dik bakıyor. Adamlarımdan ne istedin Kestane?
-Miyav!

Cevap verirmişcesine miyavlaması bana kahkaha attırmıştı. Tüm saç bakımımı uzun zamandır ertelediğim için şimdi yapabilmiştim. Üzerimde bornoz saçımda saç havlum ile odaya girdiğimde Arslan odadan çıkmıştı. Yatağın üzerindeki kıyafetlere ek olarak iç çamaşırı bakıcaktım ki onların bile seçildiğini fark etmiştim??? Gözlerim yerde Kestane ile oynayan Aras'a döndü. Nedense sırtı bana dönüktü? Bak sen şu işe?! Ense köküne şamarı yapıştırmak istemiştim ama kendimi tuttum onun yerine ayağımdan çıkardığım pofuduklu terliklerden birini sırtına atmıştım. Neye uğradığını şaşırmış bir şekilde bana döndüğünde elimdeki kilot ile ona bakıyordum.
-Bu ne ve bana bunların bile aynı renk olduğunu sakın söyleme!?
-Tamam söylemem. Senin her zevkini bilmek bizim için iyi değil mi ama?
-Bu korkunç hissettiriyor bir kere! Sütyen numaramı da biliyorsundur sen şimdi!
-85B?
-Ebesinin amı Aras! Siktir git şurdan be!?
-Bizimkilere detaylı araştırma diyince maalesef bu kadar ileriye gidebiliyorlar. Merak etme tek bilen benim o hıyarlar okumaz benim dosyalarımı.
-Sapığım var gibi hissettim bi anda. Şaka mısın lan sen?
-Biliyorum bu doğru değil ama detaylı araştırma taraması böyle birşey sende biliyorsundur? Siz de öldürüceğin piçlerin don markalarına kadar araştırmıyor musunuz?

Allah kahretmesin ki haklıydı. Bırak donunu son yediği yemekten bile haberimiz oluyordu. Sessiz kalmam ile haklı olduğunu fark etmiş önüne dönüp Kestane ile oynamaya devam etmişti. Bende ona arkamı dönmüş kıyafet odasına girip giyinmeye başlamıştım. Anlaşılan odadan çıkmayacaktı.

-Kestane'nin derdi neymiş anladım bu arada.
-Neymiş?
-Kaslı sırtıma tırmanma planları yapıyormuş.

Pijamanın önünü ilikleyerek odaya geri geçtiğimde elinde telefon ile mesajlaşan omuzlarındaki kedim yokmuş gibi davranan Aras'ı bulmuştum.

-Of! Önceki hayatında özgür bir papağandı galiba.
-Yada muhabbet kuşu? Hiç inesi yok gibi. Ben biraz kestirsem iyi olucak bu arada. Uykun yok mu senin?
-Bünyem alışkın ama yatsam uyurum herhalde.
-Neyi bekliyorsun? Ben burdayım, Kestane de burda, kabuslarının kabusu olucaz rahat rahat uyuyabilirsin.

İstemeden de olsa gülümseyerek kendimi yatağa bıraktım. Aras omzunda Kestane ile yanıma geldiğinde balkon kapısında beliren Baron ile telaşa kapıldım. Kestane Aras'ın omzundan atlayıp tıslayarak yanıma geldiğinde Aras da köpeğinin yanına gitmiş onu odasına kapatacağını söyleyip 5 dakika sonra dönmüştü.

-Az kalsın Baron'un ağzına sıçıcaktı!
-Annen gibi hırçın olmanı anlıyorum Kestane ama o benim oğlum, kardeşsiniz siz!
-Aras! Kedimi travmatize etmeyi keser misin? Şuna bak nasıl kabardı. Uzun zamandır kendi yansıması dışında bir hayvan görmedi bu hayvan!
-Bu kadar neye kinlendi anlamadım?
-Annesini ve kardeşlerini sokak köpekleri öldürmüştü ondan. Ne zaman sokakta da köpek görse camdan tıslayıp yanıma geliyor böyle.

Biz konuşmaya devam ederken bir yandan Kestane'yi sakinleştirmiştim. Yatağa girip kedime sarıldığımda Aras'da 10 yıllık sevgilimmiş gibi yanımıza gelmiş bize sarılmıştı.

-Herkesi kandırabilirsin Aras ama beni kandıramazsın. Ne zamandır bana karşı birşeyler hissediyorsun? Bir anda bu kadar yakın davranmanın herşeyime hakim olmanın başka bir açıklaması olamaz çünkü!
-Sadece seni senin kadar iyi tanıyorum Elina başka birşey değil. Ya da ben kendimi kandırıyorum bilmiyorum. Lütfen biraz uyu artık gözlerinden uyku akıyor.

Yatağa sinip ona arkamı döndüm kucağımdaki kediye yarınlar yokmuşcasına sıkı sıkı sarılıp gözlerimi kapattığımda arkamdan sarılmasını kesinlikle beklemiyordum. Kucağımdaki kedinin mırlamaları eşliğinde uykuya dalmaya başladığımda fısıltısını ensemden hissediyordum artık.

-Yaşadığım duyguların ne olduğunu bende kestiremedim henüz lütfen bana kızma, zamanı gelince en doğru şekilde sana açılacağım bunu bil sadece.

Artık dibine kadar emindim bu adamın bana karşı koyamadığı duyguları vardı...

Aras Korvaz;
Yıllardır içimde ona karşı biriktirdiğim bir hayranlık vardı. Nasıl bu kadar profesyonel olmuştu gencecik yaşında aklım almıyordu. Belki de psikolojisi zaten buna elverişliydi. Ben bunları düşünürken o çoktan uykuya dalmıştı ona sarılmayı bırakıp yataktan kalktım. Baron'u kontrol etmesi için görevlendirdiğim Yiğit arıyordu ve benim telefonum yerde kalmıştı. Telefonu yerden alıp açtım.

Yiğit: abi Baron odanda hiçbir sorun yok. Kevin ile birbirlerine bakıp uluyorlar ama şuan.
Aras: bize ses gelmiyor koçum sorun yok enerjisini atsın köpek bahçeye çıkarın biraz tüm gün evdeydi.
Yiğit: ulumaları biterse yapıcaz abi. Bu arada hayırlı olsun patron!
-Saol koçum saol, sizden çıt çıkmayınca kendim manita yapmaya karar verdim.
-Ya patron ayıp oluyor ama! Aklımız başka yerlere kaymasın diye yapmıyoruz dedik sana en başından.
-Lan mal kaç yaşına geldin git birileriyle tanış artık sıçtırtma aklına! Bunu diğerlerine de söyle! Sevgilim uyuyor gitmem lazım Yiğit kapat abicim hadi!
-İşimizin başındayız diyosun yani patron?!
-Senin amına koyarım! Uyuyacağız kapat!

Yiğit ona sövmeye başlamam ile dayanamayıp telefonu kapatmıştı. Arkama dönüp yatağın içinde huzurla uykuya dalmış kadını bir süre izledim. Uyumak yerine onu izlemem saçmaydı belki evet ama kendimi yıllardır olduğu gibi ona bakmaktan alıkoyamıyorum. Galiba kafayı yemiş olabilirim. Zaman hızla geçmiş saat akşam yedi olmuştu çoktan. Elina hala uyanmamıştı yanında onu izlemek yerine dibine kadar girip kulağına fısıldadım.

- Elina, uyan hadi hazırlanmamız gereken bir yemek var.
- Saat kaç?
- Yedi oldu hadi kalk güzelim, süslenen zaman alacak.
- Benim süğum size neden bu kadar batıyor anlamadım yarım saat içinde hazır oluyorum ben bir kere!
- Tamam birşey demedim! Hadi git elini yüzünü yıka. Bende hazırlanıp salonda bekleyeceğim seni.
- Tamam.

Onu banyoya gönderdikten sonra bende odadan çıktım ve kendi odama geçip hazırlanmaya başladım. Hazırlanmam bitince kendimi salona attım herkes de buradan toplanmış muhabbet ediyordu. Kevin'in bakışları bana kaydığında korkunç birşey görmüş gibi bana bakakalmıştı.

- Abi, sen uyumadın mı?
- Ordan bakınca uyumuş gibi mi duruyorum koçum?
- Neden uyumadın Aras?
- Düşünürken uyumayı unutmuşum Boran abi.
- Ne düşündün bu kadar patron? Uykundan edecek kadar?
- Boşver, siz ne yaptınız?
- Zehri ülkeye ihraç eden kimmiş tahmin edin bakalım?
- Yok artık ?? Buldunuz mu?
- Evet. Enis Kayaoğlu'nun işiymiş kardeşim.
- Barış, o adam benim en iyi ortaklarımdan birisi sen ne dediğinin farkında mısın?
- Barışın bir suçu yok Aras abi, bulduğumuz veriler de bunu doğruluyor.
- En son kime vermiş peki?
- Bunu demekten çok korkuyorum ama Akın Arıcı satın almış patron ve dedenizin eline geçmiş zehir.
- Nasıl yani? Elina'yı öldürmeye çalışan kişi?
- Dedeniz olamaz ama eski sevgiliniz olabilir.
- Ashley ile de arası kötüydü abi o kadının arayerde onun da ölmesine sebep oldu bul çok büyük bir suç. İsterseniz bu işin icabına bakabilirim hem.
- Bu resmen adam öldürmeye teşebbüs icabına bak Berk. Cici nenemize bir daha bizimle uğraşmaması için güzel bir ders ver.
- Sen hiç merak etme abim. Kimse benim yengeme dil uzatamaz!

Berk yanımızdan ayrılıp odasına geçiyordu ki merdivenleri delen adım sesleri ile herkesin bakışı oraya döndü. Elina hazırlanmış yanımıza inmişti. Omzuna attığı blazer ceketinin içindeki korse detaylı kıyafeti bana afakanlar bastırtmıştı. Hadi ama, bu kadın bana hiçte iyi gelmiyordu....

- Ohal! Siktir Elina, bu ne kadar iddalı bir üst bu.
- Asıl mafyanın Elina olacağı gerçeği kafama dank etti şuan. Aras, sakın ama sakın delice birşey yapmasına izin verme bu delinin!
- Bunu asıl deli olan Aras'a söylemeniz çok saçma oldu sanki Boran bey.
- Alaz, siktirtme beyini, hala mı amına koyayım?
- Olmayan şeyin nesine koyacaksanız ağzınızdan düşmüyor bakıyorum da! isterseniz size bir kadın ayarlayayım stresiniz gider belki?
- Alaz, lütfen sus.
- Yeter ya! Sabahtan beri aynı muhabbet. Kafamız yeterince meşgul zaten sizin kavganızı çekemeyiz. Şu akşam bir geçsin ne bok yiyorsanız yiyin. Kevin, sizde kazıyor musunuz bu adamı napıyorsanız yapın geç kalıcaz.

Ulan beni olduğum yerden kazısalar kıpırdayamam şu anda sen ne anlatıyorsun be güzelim ?

- Patron? Hadi geç kalıcağız.
- Patron? Lal oldu adam!

Hiç birşey söylemeden Elina'nın elinden tutup asansöre doğru yürümeye başladım. Asansöre binip garaj katına indik. Ben sesizliğimi sürdürürken Elina omzuna aldığı ceketin kollarını geçirmişti.

- Neden bu kadar sesizsin Aras, bir sorun mu var?
- Hayır, sadece ne kadar mantıklı bir karar vermişiz onu düşünüyordum Seni zehirleyen kişiyi bulmuşlar.
- Kimmiş? Söyle geberticem onu!
- Akın Arıcı.
-Ne? İyi de ne alakası var benimle?
-Muhtemelen Enis Kayaoğlu, Akın'a satmak için getirtti bir şekilde de seni öldürtmek için kullandı.
- Tamam da ben Akın'ı tanımam etmem o da beni tanımıyor seri katil kimliğim ortaya çıkmadıysa eğer?
- Elina yenge, Enis Kayaoğlu, Hazal'ın babası oluyor.
- Ne? Yavuz ne diyor Aras, doğru mu bu?
- Malesef ki doğru bücürüğüm.
- Diyor ki gel beni zorla öldür!
- Babası normal biri değil ama canım, adam şu anda ortaklarımdan birisi istersen giderken kim olduğunu anlatabilirim.
- Aras, eski sevgilin neden daha ilişkimiz tam ortaya çıkmadan beni öldürmeye çalışıyor, sende benden sakin olmamı ve onu öldürmenemi mi bekliyorsun?
- Kafaya taktı bizi işte, tanıştığımız günden beri etrafımdaki insanların davranışları o kadar değişti ki. Barış'lar bulmak için çok uğraştı, zehiri Enis getirtmiş muhtemelen başka bi ama ile getirtti ama bir şekilde Hazal'ın eline geçmiş.
- Oyuncak mı bu Aras?! Zehirden bahsediyoruz! Basit birşeymiş gibi konuşuyorsun.
- Istersen Enis ile konuşalım bu konuyu? Yemekten sonra da benim mekanlardan birine geçeriz.
- Daimi müşterisi olduğu bir mekanın var mı?
- İnci Rüyası'na sürekli gidiyor şu sıralar yenge. Haberi geliyordu sürekli.
-Lan orası da mı senin?
- Seni tanıdıktan sonra yaptırdım ben orayı, bordonun en güzel tonları ile donattırdım orayı. Gelecekte karım olursan orayı sana verebilirim hatta.
- Yuh! Cidden mi? Ne zaman evleniyoruz??
- Önümüzdeki yaza ne dersin?
- Teklif gelmeden birşey söylemem.
-Yuh! Patronu evliliğe ikna eden ilk kadın! Yenge lütfen ayrılmayın. Vallahi düğün de beşi bir yerde takarım.
- Altın sevmiyorum Yavuz saol.
- Hazal bunları duysa intihar ederdi.
- Sevgilimi öldürmeye çalışan birinin cehenneme kadar yolu var.
- Babasıyla bizzat kendim konuşmak istiyorum.
- Yiğit, duydun mu koçum?
- Duydum abi hemen ayarlıyorum.

Elina Dağhan;
Kısa asansör konuşmasından sonra garaj katına inip arabalara dağıldık. Ben çantandan çıkardığım aynadan kendimi kontrol ederken bu sefer arabayı Yavuz'un kullandığını fark ettim ön koltukta da Yiğit vardı. Telefonundan istediğim görüşmeyi ayarlamaya çalışıyor gibiydi. Elimdeki aynayı kapatıp geri çantama koydum.
- Bu adam beni hiçbir şekilde tanımıyor değilmi Aras?
- Normalde insanlar seni nasıl tanıyorsa Tuğkan da öyle tanıyor seni.
- Ona göre mi tanıtmalıyım kendimi?
- Tanıtmana gerek yok ki?! Seni tanıyan herkes benim 5 aylık sevgilim olduğunu biliyor.
- Sen kafaya takma bunları yenge, biz Anya ile hallettik onları.
- Mesela, nasıl tanıştığımızı sordular ne anlatıcağız?
- Gerçekten nasıl tanıştığımızı, Yiğit sayesinde sokakta karşılaştık sonra ben seni unutamadığım için peşini bırakmadım. Berk ve Güneş sayesinde tekrar karşılaştık sonra birbirimizi hiç bırakmadık. Nasıl fikir?
- Medya da böyle biliyor değil mi?
- Evet ama yine de ek olarak kendin birşeyler anlatabilirsin.
- Bana ayak uydurman gerekicek.
- Hallederiz.
- Patron, Enis viski ısmarlamak istiyormuş.
- Benim mekanımda bana viski mi ısmarlayacakmış?
- Ağzının içine viski yerine mermi boşaltınca görücek o. Aras, kim lan bu adam? Neden yurtdışından zehir getirtiyor?
- Zehir işini bende bilmiyorum, normalde işletme kısmında yöneticilik yapıyor.
- Hazal istemiş olabilir mi?
- Bir gecede gelebilecek birşey değil. Yavuz, Barış size anlatmıştır bahsetsene biraz.
- Zehrin kullanım amaçlarını anlatmışlardı, genelde suikast için kullanılıyormuş. Dünya üzerinde bu Veyrith ile ölen insan sayısı 15 falanmış bunlardan birisi de Ashley oldu.
- Eğer O kutuya dokunmuş olsaydım...
- Düşünme böyle, sezgilerine daima güven. Beni bile etkin altına aldın sen basit bir kutu mu seni durduracak?
- Hayır tabiki, sadece aklım almıyor. Bu kadar basit mi?
- Hayır. Biz birlikteyken ölmek yok.

Aras, kendinden emin bir şekilde ellerimi tutmuştu. Başkası olsa ağzının Ortasına yumruğu geçirirdim ama Aras gerçekten benim tarafında olan sayılı insanlardandı. Hiçbirsey yapmadan öylece ellerinize kilitlenmiştım. Bordo ojeli minik elim resmen kaybolmuştu elleri arasında. Gülümsedim, sadece tırnaklarım gözüküyordu. O da ellerinize bakıp konuşmaya başladı.

- Bazen aramızda dağlar kadar cüsse farkı olduğunu unutuyorum.
- Patron, sohbetinizi balla bölüyorum ama hem geldik hemde gizli dinleme cihazlarını vermem lazım artık size.

Arkaya uzanıp iki tane kulaklık kutusu verdi elimize, Kapağını açtığımda bir adet kulaklık bir adet de dinleme cihazı çıkmıştı. kulaklığı takıp arkamı Aras'a dönüp göğüslermin içine dinlenme cihazını yerleştirdim. Aras da gömleğinin içine yerleştirmişti aynı anda hem kulaklığı hem dinleme cihazların aktif edip kapıların açılmasını beklemiş, arabadan inmiştik. Paparaziler yine etrafımızı sarmıştı, saçma sapan soruların arasından mekana girmiştik. Karşılama görevlisi bizi görünce direkt masamızı göstermiş bize eşlik etmişti. Masaya geldiğimizde Tuğkan yanında bir kadın ile bizi bekliyordu. Aras ses çıkartmadan elini uzattı, yanındaki kadının ilgisinden sıyrılıp bize döndü ve ayağa kalktı.

- Vay vay vay! Kimleri görüyorum, Aras Korvaz ve biricik sevgilisi! Buyrun oturun.
- Sevgilim, bu adam buranın senin olduğunu bilmiyor galiba baksana, bizim mekanmıza bizi buyur ediyor.
- Estağfirullah yenge hanım.
- Sipariş verdin mi?
- Yok sizi bekledik Aras'cığım.
- Bu kadın kim Tuğkan ve neden benimle böyle konuşuyor?
- Beni hatırlamadın mı? Şeyma ben yanındaki kadın kim Aras'cığım?

Masaya oturmuştuk karşımdaki kadının Aras'a uzattığı elini kendim sıkmıştım. Kadının yüzü ekşimeye başlayınca bıraktım.

- Ben Aras'ın 5 aylık sevgilisi Elina Dağhan, televizyondan ve medyadan bu kadar uzak kalınmaz ama.
- Aras! Sadece iki seneliğine yurt dışına gitmiştim? Nasıl yaptın bunu?
- Ne anlatıyor bu kadın Aras?
- Yenge hanım bu kadın psikolojik olarak gidik önüne kim gelse eski sevgilisi sanıyor Aras'a kızmana gerek yok. Şeyma'da kalkıyordu zaten değil mi?
- Yo neden kalkayım ki?
- Babanlar seni bekliyormuş hadi.

Kadını korumalarından birisi ile göndermişti çoktan.

- Şeyma'yı bilerek getirdin buraya değil mi?
- Hayır, burada karşılaştık tek başına yemek yiyordu bende masaya davet atmıştım ki babası öğrenmiş. Bırakın şimdi o kadını siz benden ne istiyorsunuz?
- Kiraz sokaktaki apartmanı, sevgilimin küçüklük anılarının olduğu bir apartman orası 6. ay kutlamamızda o evi ona geri vermek istiyorum.
- Apartmanın asıl sahibinin yıllar önce öldüğünü duymuştum başın sağ olsun yenge ama o apartmanı satamam.
- Nedenmiş o?
- Korumalarının ailelerinden orada kalanlar var.
Anlaşılan yalan söyleyecekti. O apartmanda aylardır kimsenin yaşamadığını bizzat biliyorduk.
- Aras! Hani bana orada evlenme teklifi edicektin! Ne yapacaksın şimdi?
Dememle Tuğkan'ın yüzündeki kararlı ifade bir anda yok oldu. Düşünmeye başlamıştı çoktan galiba blöfüm işe yarayacaktı.

-Tuğkan, ilk defa bir kadına bu kadar kendimi yakın hissediyorum siktirtme keyfini başka apartman mı yok lan! Ayda yılda bir bişey istedik.
- Kaç'a alıcaksın?
- Kaça almamı istersin?
- 3 milyona anlaşalım.
- Dua et sevgilim için alıyorum. Ona herşeyim feda olsun.
- Demek Hazal'dan sonra gerçekten gerçek aşkı buldun öyle mi?
- O kadın hakkında konuşmasak? Ondan sonran Elina ile olmam onu delirtmiş resmen.
- O kadın tam bir deli. Kaç defa kendi kafasına göre beni delirtmeye çalıştı.

Beni öldürmeye çalışanın o olduğuna emin olmadan kimseye birşey anlatamazdık. Onlar tapu işlemleri için sözleşirken bende garsona sipariş veriyordum.

- Yanında ne istersiniz efendim?
- Beyaz şarap alabiliriz. Ne dersin canım?
- Efendim sevgilim?
- Beyaz şarap?
- Olur, yemekten sonraya da yer aç midende.
- Tamam. Yemekler gelene kadar bi lavaboya gidip gelicem ben canım.
- Tamam sevgilim.

Ayağa kalkıp lavaboların olduğu yere doğru yürümeye başladığımda peşimden Yavuz da gelmişti. Kapıda bekleyeceğini söyledikten sonra ben lavaboya girmiş işimi halletmiştim. Lavabodan çıktığımda etrafı izleyerek masaya geri dönmüştüm, geri yerime otururken karşımdaki sandalyede başka bir kadın görmeyi beklemiyordum. Ben oturduktan sonra kalkmaya yeltenmişti.

- Neden kalkıyorsun bana anlattıklarını karşındaki kadına da anlatsana? Yoksa kaçıyor musun ondan?
- Tanışıyor muyuz? Kimsiniz?
- Hazal'ın arkadaşı, az önce seni öldürmekle tehdit etti beni. Ayrılmazsak seni öldürücekmiş.
- Beni öldürmek o kadar kolay mıymış? Arkadaşın korkudan yaklaşamazken bana Sen mi öldüreceksin beni?
- Seni sıradan biri sanmaları çok komik geliyor değil mi sevgilim?
- Hemde nasıl.

Kahkahalarımın arasında üzerimdeki ceketi çıkardım Aras'ın hediye ettiği silah belimdeydi. Gözü beni süzerken belimdeki silahı ve kaslarımı bol bol incelemişti.

- Kimsin sen tam olarak?
- Internete yazsan görürsün aslında.
- Dengin olmayan insanları tehdit etmemen gerektiğini ailen sana öğretmediyse sevgilim öğretebilir.
- Güçsüz kadınlara dokunmuyorum sevgilim.
- Güçsüz mü? Karatede siyah kuşağım var benim.
- Arkadaşlar alın arkadaşı dışarıya.

Aras adamlarına emin verdikten sonra kadını yaka paça götürdüler, yemeklerimiz gelmiş yemeye başlamıştık. Beyaz şarabın gelmesinden sonra şişeye odaklandım. Garson şişeyi açacakken onu durdurdum. Dünkü kötü his yine içime oturmuştu.

- Güzelim, sorun ne?
- Vazgeçtim. Şarap içmek istemiyorum.
- Götür geri şarabı istemiyoruz.
- Ben içerdim neden geri yolluyorsunuz?
- içmek istiyorsan git kendin seç bir tane onun içinde zehir var.
- Ne?
- Kör musunuz siz? Şarap resmen morlaşmaya başlamış.
- Kevin, alın bu şişeyi araştırması için Barış'a götürün.
- Hallediyorum patron. Sait, Özgür gelin benimle.
- Yavuz yanına iki kişi al garsonu konuşturun.
- Emredersiniz patron.

Kevin peşine taktığı adamlarla Winston'dan ayrılmıştı. Yavuz'da yanımızdan ayrılmıştı. Biz yemek yemeye devam ederken Tuğkan konuşmaya başladı.

- Nasıl fark edebildin yenge hanım? Ben olsam kesin fark etmeden içerdim onu.
- Kadınların iç sesi kuvvetlidir diye bir söz var bilir misin? Hissediyorum resmen bu ikinci oldu.
- Kaç iki bebeğim? Geçen günde beni ölümden kurtarmadan mi?
- Doğru söylüyorsun sevgilim.

Yemek bitmiş sonraki durak alan İnci Rüyası'na doğru yola çıkmıştık. Yolda giderken Erdem birden frene bastığı için öne doğru savrulmuştuk.

- Erdem? Noldu?
- Yolumuzu kestiler patron.
- Kim buna cüret edebilir?
- Plakayı okuyamıyorum uzunları sonuna kadar açmış.
- Çıkıp bakayım mı patron?
- Dikkat et!
- Merak etme yenge.

Belinden çıkardığı silahının emniyetini kapatıp arabadan indi. Karşı arabanın şoför kapısına yanaştığında bize doğru döndü sonra sabır diler gibi ellerini havaya kaldırdı. Şoför uzunları kıstığında plakadaki kod beni şaşırtmadı. Enis Kayaoğlu'na ait olan araç önümüzü kesmişti muhtemelen içinde Hazal ve o aptal sarışın arkadaşı vardı. Caddenin ortasında resmen önümüzü kesmişti.

- Yine mi bu kadın? Aras, bırak beni ikisinin de derisini yüzeyin nerdesin?
- Caddede olmasak istediğini yapabilirsin biliyorsun ama caddedeyiz insanların içinde sakin olmalısın canım.
- O zaman senin eski fabrikalardan birine kaçırtalım onları he?
- Babasıyla konuştuktan sonra hala peşimizdelerse ayarlatırız bişeyler.
- Sonunda! O estetik dolu suratını parçalara ayarıcam.

Erdem geri yanınıza geldi ancak araba hareket etmiyordu.

- Erdem, noldu kimmiş?
- Kim olacak Hazal ve gazeteci kankası. Babasının yanına gittiğimizi onu şikayet ediceğimizi söyledim, sinir krizi geçiriyor şuanda.
- Arabayı o mu kullanıyor?
- Hayır, gazeteci kız kullanıyor. İnada bindi çekmiyor arabayı.
- Aslında yürüyerek on dakikada gidebiliriz. Ne dersiniz?
- Bana fark etmez güzelim.
- Bırakalım onlara sövsünler biz yürüyerek devam edelim yolumuza.
- Ben arabada kalıp çekilirlerse yanınıza gelirim patron.
- Tamam koçum. Hadi gidelim sevgilim. Yiğit hadi koçum sen bizle gel.
- Tamam patron.

Arabadan inip kaldırıma yürüdük. Arkamızdan bizimle beraber mesafeyi koruyarak gelen bir sürü adam olmasına rağmen rahat rahat yürüyorduk. Karşıdan karşıya geçmemiz gereken bir yerde uzaktan deklanşör sesi duymuştum. Gözlerim karşı kaldırıma gidince Arslan, Kevin ve Yavuz'u görmüştük. Fotoğrafı çekende Arslan'dı.

- Yemin ediyorum gördüğüm en taşsaklı çift bunlar.
- Siz neden burdasınız?
- Yol tıkandı bizde arabayı park edip sizi arayacaktık.
- Yürüyerek gidiyoruz.
- Neden patron?
- Patronunun takıntılı eski kırığı yolumuzu kesti de ondan.
- Ne diyorsun bacım sen?
- Adamı bekletmeyelim hadi.

Yola tekrar çıkmıştık ki arkadakilerin muhabbeti çok komik gelmeye başlamıştı.

- Pist! Lan sarı bebe?! Kavga mı etti bunlar?
- Sarı bebe ne lan?! Hem tövbe de lan ne kavgası, O nerden çıktı birader?
- Adın aklıma gelmedi kardeş kusura bakma. El ele gitmiyorlar baksanıza.
- Adım Yiğit, Arslan.
- Koca bir orduyla gezdiğiniz için unutuyorum ne yapayım?
- Bırak şimdi orduyu neden el ele değiller gerçekten?
- Bence yenge sürekli Hazal'ın karşılarına çıkmasından bıktı.
- Patronunuzun ne suçu var bunda peki Kevin?
- Muhtemelen yenge az önce arabada Hazal'ı bırak öldüreyim falan dedi, patronda caddede olduğumuz için izin vermedi ona gıcık olmuş olabilir.
- Sen dinliyordun dimi bizi?
- Evet! Neden var bu kulaklıklar sence? Her şeyi duyduk.
- Winston'a giderken konuşulan şeyleri de duydunuz o zaman?
- Hepsini Yiğidim hepsini.
- Sizce Elina yenge Hazal'ı öldürse nasıl bir şekilde öldürürdü?
- Yaptığı tüm cinayetler büyük ses getiriyor bunu tahmin etmek çok güç açıkcası.
- Sürprizlerle dolu bir insandır yengeniz. Ben bile nasıl öldürürdür kestiremiyorum.
- Bence en büyük korkusunu öğrenir o şekilde öldürürdü.
- Hazal'ın en büyük korkusu ne ki?
- Herşeyden korkuyordu o kadın.
- Elina'nın tam tersiydi yani?
- Evet.
- Baron'dan çok korkuyordu özellikle. Kedilerden de çok korktuğunu görmüştüm.
- Sinekten kaçtığını şahit olduk lan biz Kevin'le
- Harbi lan, patron niye baktı onca zaman o kadına hiç anlamadım. Hiç uyumla değillerdi.
- Hatırlanıyorsunuz sanki, Hazal'ın annesi zorluyordu işte.
- Çocuk mu bu insanlar Yavuz? Kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz?
- Patron'da o yüzden ayrıldı ya bir bakıma. Hazal'a karşı bişey hissetmiyordu zaten onun yaptığı tuzu biberi oldu.
- Aman bize uzak rabbime yakın olsun o karı !

Onların muhabbetinden duyduklarımı beynime kazımış yürümeye devam etmiştim. Aras'ın kocaman elini elimde hissettim. Son bir sokak kalmıştı, elini tutup yürümeye devam ettim.

- Galiba yenge bunları duymayı bekliyordu beyler.

Sokağı da geçmiş mekana gelmiştik. İçeriye girdiğimizde Aras elimi daha sıkı tutmaya başlamıştı herkesin gözleri bizim üzerimizdeyken Enis denen adamın locasına doğru yürümeye başladık. Adam kapıdan girdiğimiz andan itibaren bize bakıyordu resmen.

- Hoşgeldiniz, buyrun geçin. En iyisinden bi Viski açtırtayım size.
- saol amca ayrıca sevgilimin seninle konuşması gereken bir konu var.
- Dinliyorum.
- Enis bey, lütfen kızınıza peşimi bırakmasını söyler misin?
- Anlayamadım?
- Hazal kıskançlıktan iki defa Elina'yı zehirlemeye çalıştı Enis amca.
- Ne zaman? Siz ilişkinizi daha yeni duyurdunuz! Ne ara yaptı?
- Duyduğu ondan beri. Kızını sadece sen durdurabilirsin amca, ben sevgilimin başına bişey gelmeden onunla evlenmek istiyorum. Yurtdışına mı gönderiyorsun napıyorsan yap.
- Yoksa ben kızına bişeyler yapıcare bey amca.
- Tamam ben onunla konuşacağım. Siz rahatınıza bakın ben telefon görüşmeyi yapıp geliceğim.

Adam yanımızdan ayrılmıştı. Diğerleri de yanımıza oturmuştu. Biz masaya gelen viskinin dibine vurarken hepimizin kulağında Barış ve Sedef'in sesi yankılandı.

- Ses, deneme, Saha ekibi sesimi alıyor musunuz?
- Konuş doktor buldunuz mu Şarap şişesindekini?
- Bulduk, hatta Hazal Kayaoğlu'na ait parmak izleri bile bulduk.
- Garson'da onun adını vermişti patron.
- Veyrith de onun işiymiş patron dün ölmedi bugün ölmeli dedi resmen.
- Kaydını aldınız mı?
- Berk'e gönderdik bile.
- O balık beynine bakmadan beni mi öldüreceknmiş bu kadın?

Elimdeki viski kadehini gülümseyerek masaya geri bıraktım. Aras keyifle eline aldığı jelibonu bana yedirdi. Hala çoğu insanın gözü bizim üzerimizdeydi hatta bazıları video yada fotoğraflarımızı çekiyordu. Enis Kayaoğlu yanınıza geri döndüğünde sinirden Kudurmuş gibiydi resmen. Galiba kızının yediği bokların hepsinin doğruluğu canını çok sıkmıştı.

- Enis amca iyi misin?
- İyiyim oğlum, işlerim çıktı gitmem lazım.
- Veyrith'in ülkeye girme amacını anlatmadan hiçbir yere gidemezsin ihtiyar!
- Ne? Siz nerden biliyorsunuz Veyrith'i?
- Kızın bizzat beni onunla zehirlenmeye çalışıp Aras'ın adamlarından birinin acılar içerisinde ölmesine sebep oldu.
- Ama ben getirilen tüm Veyrith'i Akın Arıcı'ya sattım.
- Ne kadar geldi ki?
- Yaklaşık 500 miligram.

Sedef'in sesi kulaklarımızı doldurdu.

- Kutudan çıkan miligram oranı ile aynı.
- Anlaşılan Akın kızına vermiş.
- Akına satma amacın neydi amca?
- Biliyorsun biyolojik silahlar üzerinde projeleri var.
- Yeterli! Gidebilirsin.

Adam yanımızdan giderken uzun uzun yüzünü sıvazlamıştı. Jelibondan iki üç tane daha ağzıma attım. Bardağın dibinde kalan viskiyi de içtiğimde Yiğit bardağımı yenilemişti.

- Sedef, beni duyuyor musun?
- Evet, duyuyorum.
- Şaraptan çıkan zehir ne çeşit bir zehirdi?
- Bir çeşit kuvvetli azgınlaştırıcıydı. Alkol ile karıştığında kalp krizi, yüksek tansiyon, baş dönmesi, kusma gibi yan etkileri vardı.
- Nerden bulmuş lan bu kadın bunu?
- Eczanelerden rahatlıkla alınabiliyor, ereksiyon problemi yaşayan erkekler satın alıyor genelde.
- Sus lütfen sus! Tamam sormadım sus!
- Sordun anlatıyorum Elina neden kızıyorsun? Tıbta ayıp yoktur öğrenin bunları.
- Siz ne zaman kıçınızı üsse sokacaksanız acaba?
- Alaz abi?
- Alem yapmanın zamanı değil kıçınızı çabuk buraya getiriyorsunuz. Toplantı yapıcaz tüm verileri toparlamamız gerek bilmediğiniz gelişmeler var.
- Geliyoruz.
- Masadan kalkmadınız hala?
- Birde kameralarına mı sızdınız?
- Benim bir suçum yok enişte! Alaz abinin kurbanıyım.
- Sana bişey demem Naomi korkma.

Hızla ayaklanıp mekandan çıktık. Arabalara dağıldığımızda Arslan da bizim araba ile gelmek istediği için şuanda bulunduğum konum Aras'ın kucağıydı. Ben bu adamı tanıyorsam bilerek yapmıştı. Bizi daha da yakınlaştırmak için bizi bu hale getirmişti. Ona kötü bakışlarımı atarken Aras eliyle çenemden tutup kendisine çevirmişti. Sabah olanlar ister istemez aklıma gelirken kendimi zor tutuyordum. Gözlerimi kaçırıp onun göğüsüne sığınmayı seçtim. Bir yandan ayağımla Arslan'a tekme savurıyor denk getiriyordum.

- Enişte bişey de şu şeytana! Bacağımı koparttı.
- Güzelim, rahat bırak adamı.

Tekme atmayı bırakmış kötü bakışlarımı sürdürmüştüm. Kedi gibi olduğum yerde kıpırdanıp duruyordum, Aras'ın kulağıma fısıldadığı şeyden sonra olduğunu yere çakılmıştım.

- Zaten yeterince zor bir durumdayım lütfen sabit durur musun güzelim?

SELAMLAR!!! Nasıldı bölüm? Çok içime sinmedi benimya. Neyse hadi kaçtım ben😗

Düzenlenme Tarihi;03.10.2026

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

32okunma 4beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.