Bölüm 3

Vaveyla Yazarı: LYNX C

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Bölüm 3

Aras Korvaz;
Yemek boyu güldük eğlendik şakalar yaptık. Sözleşme şartlarını da okuyup imzaları atmıştık. Uzun zaman sonra bir yemekte kendimi bu kadar kendim hissettiğimi fark etmiştim. Birkaç kadeh viski içmiştim ama birşey beni içtiğim viskiden daha çok etkiliyor gibi geliyordu. Ama ne olduğunu seçemiyordum. Kafamın güzel olmaya başlamasından olduğunu düşünüp boşverdim. Kolumdaki saate baktığımda saatin dokuz buçuğa gelmek üzere olduğunu fark etmiştim. Masa sessizleşince konuyu açmaya karar vermiştim ki karşımdaki kadın benden önce konuşmaya başlamıştı.
-Naomi, Cüneyt iti şuanda tam olarak nerde?
-Hemen bakıyorum canım.
Kadın çantasından tabletini çıkarıp birkaç saniye ellerini ekranda oynattı ardından konuşmaya devam etti.
-Adam şuan aşıklar tepesindeymiş.
-Aşıklar tepesi mi?
-Napıyor o dingil orda?
-En son korunun orda otostop çekmiş onu arabaya alanlar da aşıklar tepesindeki villalardan birinde oturuyor olmalı ki villalardan birinde gözüküyor konumu.
-Yada son çare olarak Gökay'ın yanına kaçmış.
Dememle Boran abi ve Elina'nın bakışları beni buldu.
-Var mı bir planın ortak?
-Ne planı Elina? Bam güm giricez içeriye.
-Tam konumu arabanıza yönlendirdim Aras abi.
-Ceyda sen kızlarla bizim eve geç.
-Sözleştiğimiz gibi arkadaşlar sabah bizde kahvaltıya geliyorsunuz ardından üsse geçiyoruz. En geç on da herkes bende olucak.
-Tamam Boran abi tamam!
-Sakın aramalarımı alarm diye kapatmıyorsun Elina!
-Daha 1 kere yapmıştım onu!
- 30 aramamı da kapattın ama!
-Boran kızın üzerine gitme!
-Ortak, ben önden gidiyorum arabanın önünde beklerim.
Diyip kimseyi dinlemeden yanımızdan hızla ayrılmıştı. Kızlar da kalkınca birşeyler döndüğünü düşünmek zor olmadı. Bunun konusunu açmadan bende ayaklandığımda adamlarım da ayaklanmıştı. Elina nerden biliyor benim aracımı bilmiyorum ama gerçekten de benim aracımın önünde beni bekliyordu. Adamlarımdan birisi önce onun kapısını açtı bindiğine emin olduktan sonra bende binmiştim. Yavuz ve Kevin da arabaya bindiğinde hareket etmeye başlamıştık.
-Yanında herhangi bir silah var mı şuan hanım abla?
-Siz daha iyi bilirsiniz Yavuz, yumruklarım yetmez mi sence o kılıbığa?
-Yeter tabi ancak derin bir yara açmalıyız onda.
-Kurşun yarası gibi mi? Merak etme ortak.
Dedikten sonra eteğini sıyırıp susturuculu 9mmlik g18 çıkardı. Bu kadının boş geziceğini düşündürten neydi Yavuz'a anlamıyordum.
-Yedek şarjöre ihtiyacın olabilir hanım abla. Kevin, ver ablana ordan iyisinden 2 3 şarjör.
-Manavdan meyve mi seçiyorsun kardeşim?
-Kevin başlatma manavına, pazarına versene oğlum işte kadına?!
-Vermeyeceğim diye birşey mi dedim lan? Buyur abla.
-Siz bana sürekli abla falan diyorsunuz ama ben daha 23 yaşındayım.
Arabada derin bir sessizlik oluştuğunda Elina ile ikimiz gülmemek için kendimizi zor tutuyorduk çünkü hem Kevin'in eli havada kalmıştı hemde Yavuz dikiz aynasından suratımıza bakakalmıştı. Dayanamadan gülmeye başladığımda artık ne ben durabiliyordum ne de Elina da gülmeye başladığında öndeki ikili sonsuza kadar susmaya karar vermişti.
-Muhtemelen korkudan evin her tarafına paralı adamlar doluşmuştur. İşimizi sağlama alalım adamlarım etrafı temizlerken biz içeriye dalar adamın işini bitiririz.
-İçeridede dışarıda olduğu kadar adam vardır bence.
-Bana da öyle geliyor zaten. Neyseki yanımda süikast uzmanı var o yüzden içim rahat.
-Siz kendi kıçınızı kurtarın yeter. Bana birşey olmaz.
-Ne demek kendi kıçınızı kurtarın? Biz artık bir takımız Elina birlikte hareket etmeliyiz.
-Birlikte hareket edicez zaten.
-Birbirinizin huyunu suyunu bilmeden nasıl birlikte hareket ediceksiniz patron?
-Bilmediğimizi kim söyledi? Benimle göz göze geldiği an karşımdaki insanın bakışlarını okumayı Albay bana ben çok küçükken öğretti Yavuz.
-Harbi lan! Kaç defa patronun bize soracağı şeyleri kendi arkadaşlarına sorup her seferinde hem bizimkileri hem patronu şaşırtmadı mı lan?
Yavuz kötü kötü yanında oturan arkadaşına baktığında susması için kaş göz yapmaya başlamıştı ki ben dahada üstüne gitmeye karar vererek konuşmaya başladım.
-Sence ben bu kadına güvenmesem şuan yanımda oturur muydu Yavuz?
-Doğru söylüyorsunuz patron.
-Ne kadar yolumuz kaldı?
-Şarjörleri kontrol edicek kadar.
Dediğimde yine sessizlik oluşmuştu 5 saniye sonra arabadan inmiş adamlara verdiğim talimatla çatışma başlamıştı. Onlar dışarıdakilerin işlerini hallederken biz çoktan içeriye sızmıştık. Birbirimizi koruya koruya ilerliyorduk. Bahçeyi de geçip evin içine girdiğimizde Cüneyt kudurmuş bir şekilde bağırınıyordu.
-SANA DEDİM NE YAPARSAM YAPIYIM BENİ BULUCAKLAR DEDİM!
-BENDE SANA BENİM EVİMDEN SİKTİR GİT DEDİM! SENİN YÜZÜNDEN ADAMLARIMI KAYBEDİYORUM DIŞARIDA!
Gökay'ın bağırışarını da duyduğumuzda koridora bize doğru koşan iki adamı sırayla etkisiz hale getirmiştim. Etrafıma bakındığımda Elina silahını düşürdüğü adama önce kafa atmış ardından iki büklüm etmişti. Muhtemelen karnına ateş etmişti. Arkasından ona doğru koşturan iki goril gibi adamı görünce adamlarıma döndüm.
-Yavuz, koruyun beni.
Dedikten sonra görüş açıma giren ilk adamı da öldürüp koridorun diğer tarafına geçmiştim. Gorillerden birinin dikkatini kendi üstüme çektiğimde bana doğru silahını uzatmıştı ki Elina bileğine tekme atmış sillahını düşürmüştü. Fırsattan istifade adamı omzundan vurup kadının yanına geçmiştim.
-Sende Kestane gibi kıçımın dibinden ayrılamıyorsun bakıyorum da ortak.
-Benim yüzümden başına bişey gelirse hem Albay hem Boran abiler ümüğümü sıkar. Bi zahmet kıçının dibinde durayım.
-Ben bugüne kadar nasıl tek başıma hayatta kaldıysam bugünde hayatta kalırım ortak sen merak etme beni.
-Karşıdan gelen gorili halledebilicek misin?
-Sormadın sayıyorum.
Siper ala ala gelen adamı vurmak için saklandığım kolondan çıkmıştım ancak ben çıkar çıkmaz Elina kolumdan geri çekmişti, kulağımın yanından geçen mermi ile neye uğradığımı şaşırmıştım.
-Az kalsın headshot yiyordun salak! Kafan mı güzel neden mermilerin ortasına atlıyorsun?
-Neden bu kadar korktun?
-Sen ölürsen tüm adamların beni kurşuna dizer de ondan!
Sessizliğimi korudum, adamlarımın onu öldürmeye çalışmasını bırak ona yaklaşırken bacakları titriyordu birde öldürücekler miydi?
-Koca adamı yaraladım ama bu sefer de bu tarafa doğru durmadan koşuyor!
-Bizimkiler kurşuna dizer onu Cüneyt evden kaçmadan onu yakalamalıyız! YAVUZ KORUYUN BİZİ KOÇUM!
-Hiçbir süikastimde bu kadar gürültü çıkarmamıştım.
-Biz ilklerin adamıyız bücür hanım.
Benden önce salon olduğuna emin olduğum iki kapılı odaya geçip sessiz bir şekilde içeriye girdi peşinden aynı sessizlikle bende girdiğimde onlar hala bağırışıyordu. Odada onların dışında kimse yoktu. İkisi de arkasını kapıya dönmüş bahçedeki çatışmayı izliyordu ne büyük acemilik ama! Elina neresinden çıkardığına emin olmadığım bıçakla Cüneyt'e doğru yürümeye başladığında bende elimdeki silahla ona eşlik etmeye başlamıştım.
Boynuna değen bıçak ile kaskatı kesilen Cüneyt camın yansımasında sadece beni görüyordu.
-Son dileğin ne Cüneyt?
Diye sorduğumda komik olduğunu düşünerek cevap vermişti.
-Bugün ölmemek!
Arkasındaki kadın kahkaha atmaya başlayınca daha da gerilmişti. Gökay kadını görmek için olduğu yerde hareketlendiğinde belimdeki diğer silahı çıkarıp ona uzattım. Elina'nın yüzünü gören herkes ölmeye mahkum demekti.
-Bu ne demek oluyor Aras? Bana neden silah çektin?
-Olduğun yerde kal Gökay! Eğer ölmek istemiyorsan burdan arkana bile bakmadan uzaklaş ve benim otellerimden birine git.
-Aras neler oluyor? Bu kadın kim neden bir kadınla buraya geldin?
-Seni ilgilendirmez dedim çık dışarıya! Arkana bile bakmadan çık ve git!
-Gitmiyorum!
-Benden günah gitti o zaman bana karşı mı geliyorsun sen?
Dedikten sonra onu bacağından vurdum. O yerde can çekişirken tam önüne geçip odağımıı Cüneyt itine verdim.
-Ne dersin ortak başlayalım mı artık?
Dediğinde onu onayladım. Son sözleri olduğunun farkında olmayan Cüneyt hala onunla dalga geçtiğimi düşünüyordu yada korkudan kafayı sıyırmıştı.
-Ne o Korvaz? Kendin öldüremeyince başka birini mi tuttun getirdin? Yoldan geçen herhangi bir kadını tutup getirmiş bile olabilirsin sen!
-Sen dön bakalım arkana bi kimi getirmişim tanıyabilecek misin?
Arkasına döndüğünde karşısındaki kadını görür görmez beti benzi atmış kaçmaya çalışırken arkasındaki koltuğa düşmüştü. Onu tanıyordu çünkü süikast için önce ona gitmişti ancak Elina onu neden olduğunu bilmediğim bir sebepten redetmişti.
-Madem yüzüme şahit oldun, ortağımın en yakın arkadaşını, en sevdiğim yakın arkadaşlarımdan birinin patronunu ölümle tehdit ettin. Bende seni liğme liğme doğrarım. Ama önce ortağımın bir isteği var.
Dedikten sonra önce bacağından tekrar çıkardığı tabancayla adamı alnının çatından vurdu.
-Bana geldiğinde Murat'ı iki kaşının tam ortasından onu vur seni paraya boğarım demişti. Karma bu olsa gerek.
-Onun canını aldık, bu gerizekalıyı napıcaz?
Yerde baygın bir şekilde yatan Gökay'ı gösterdiğimde yüzünü buruşturdu.
-Sana karşı gelenlerin sonu ölüm değil miydi? Bırak gebersin egoist piç!
-İşime gelir diyorsun ha?
-Sadece o mu? Arkandan iş çevirmiş sayılmıyor mu? Sen adamın nerde olduğunu sorgularken o adamı kendi evinde saklamıyor muydu?
-Bir bakıma haklısın aslında. Ona da işkence yapar mıyız?
-Sana yamuk yapan bana da yamuk yapmış demektir Aras.
-Vaaay bu evreye de geçtik öyle mi? Ekstradan mesai harcamak için üşenmiyorsan alalım onu da.
-Şirket işi mi bu Aras? Çağır adamlarını götürsünler. Bide bana bi hangar ayarlasınlar içinde her çeşit kesici ve delici alet olsun.
-Emrin olur bücür!
-Lütfen elimde bıçak yada tabanca varken bana bücür deme!
-Dersem naparsın?
-Kendimi tutamayıp seni öldürür adamlarının başına kendim geçerim!
-Bunu yapmak için beni öldürmene gerek yok çünkü adamlarım bile senden korktukları için ağzından çıkan her cümleyi harfiyen yerine getirirler.
Tam cevap vericekti ki Kevin ve Yavuz arkasında adamlarımla odayı basmışlardı.
-Hassiktir ya kaçırmışız, Kevin! Senin ben bacını öpeyim birader! En önemli kısmı kaçırmışız!
-Dışarıdakiler bi bitmedi ki amına koyayım!
-Patron! Gökay'ı neden vurdunuz?
-Sence aga neden vurmuş olabilirler biraz zorla bakalım o kafanı?
-Bugün Yavuzda gözle görülür bir IQ düşüklüğü var.
-Barış? Çatışmada sen de mi vardın?
-Tabi lan ne sandın!
-Kimin doktor'u hastasının çatışmasına belinde tabancayla gidebilirdi ki zaten?
-Niye Elina hanım, sizin doktorunuz sizinle çatışmaya gelmiyor mu?
-Sedef beni ve insanları iyileştiriyor Barış, senin gibi öldürmüyor. Hem ben işimi tek başıma hallederim.
-Çok konuştunuz yine! Doktor bak bakıyım şu ite nabzı var mı hala?
-Adamı kafasından vurmuşsunuz ölmüş olma riski çok yüksek!
-Ama azıcık bir oranla kurtulabilir değil mi?
Diye sordu Elina.
-Biraz daha burda pineklemeye devam edersek adamın cesedini çıkarırız burdan kardeşim.
Dedi bana bakarak. Adamlar onları alıp giderken bizde villadan çıkmış arabalara dağılmıştık.
-Ne kadar kayıp var Kevin?
-Bakıyorum patron!... Herkes yaşıyor patron.
-Çok güzel. Bu keyfimi iyice yerine getirdi işte!
-Keyfini yerine getirecek başka bir haber de benden gelsin mi o zaman ortak?
-Yolla gelsin!
-Murat yoğun bakımdan çıkmış!
-Patron? Eve mi hastaneye mi?
-Hastaneye sür arkadaşımı görmem lazım.
-Emredersin patron!
Arabayı hastane yoluna sürdü. Yol boyunca Elina elinden telefonu bırakmamıştı. Arkadaşı ile konuştuğuna emin olduğum için ses etmedim. Benimde telefonum çalmaya başlayınca cebimden çıkarıp ekrana baktım. Berk'in aradığını görünce telefonu açtım.
Aras: Berk? Bir sorun mu var abim?
Berk: Yok abi de Murat abi uyanmış hastaneye geçiyorum demek için aramıştım.
Aras: Haberim var koçum hastanede görüşürüz.
Berk: Abi hastanenin kapısı paparazi kaynıyormuş birde haberiniz olsun.
Aras: Tamam koçum saol haber verdiğin için.
Telefonu kapatıp geri ceketimin iç cebine koydum.
-Hastanenin önünde paparaziler varmış adamlara haber edin bize barikat kursunlar önden.
-Tamam patron.
Birkaç dakika sonra hastanedeydik önce ben indim ardından Yavuz Elina'nın kapısını açtı ve yanıma kadar ona eşlik etti. Biz yan yana korumaların içerisinde içeriye girerken paparazilerin saçma sapan soruları kulaklarımızı tırmalıyordu.
-Aras bey, yanınızdaki hanımefendi kim? Sevgiliniz mi?
-Aras bey, arkadaşınızı kuzeniniz Cüneyt bey'in öldürtmeye çalıştığı söyleniyor bu doğru mu?
-Aras bey, uzun zaman sonra yanınızda bir kadın ile görüyoruz sizi kendisi neyiniz oluyor?
-Yavuz, Kevin susturun şunları.
Hastaneye zar zor da olsa girmiş. Arkadaşımın kaldığı katı bizi gören hemşire direk söylemişti. Murat'ın odasının önüne geldiğimizde dışarıda Elina'nın arkdaşları, Berk ve birkaç koruma vardı.
-Derin, sorun ne canım iyi görünmüyorsun?
-İçerideki orospu için beni işten çıkarmış! Ben onun sikimdirik isteklerini her seferinde geri çeviriyorum diye kendisine escorttan sekreter yapmış ve beni işten çıkarttırmış babasına! Şirketleri batmaya başladığında kapımda sürünücek geri dön diye. Bir de salak gibi geldim başında bekledim!
-Tamam sakin olun Derin hanım!
-Sakin falan olamam beyefendi ben bu işe yıllarımı verdim yıllarımı! Elina ben eve gitmek istiyorum.
-Elina, istersen Derin hanımla Güneş hanımı adamlarım evine bırakabilir.
-Tamam Elina size güveniyorsa giderim adamlarınla daha fazla burda durmak istemiyorum ben.
-Tamam, Güneş eve geçince haberim olsun mutlaka.
-Tamam haber ederim.
Kızlar yanımızdan ayrıldığında Murat'ın odasından cidden escort kılıklı bir kadın çıkmıştı. Elina'nın suratına baktığımda sakinleşmeye çalıştığını fark ettim ve önüne geçtim önünde duvar gibi dikildiğimde sinirli bakışları önce göğüslerime sonra gözlerime dönmüştü.
-Çekil önümden o karının yanık saçlarını kafasıyla bir alıcam!
-Hayır bücür öyle birşey yapmayacaksın.
-Buna sen mi karar veriyorsun?
-Yemekte son kez cinayet işleyeceğini söylemiştin?
-Orda ciddi olmadığımı ikimizde biliyoruz!
-Sırf arkadaşının işini bitirdi diye kadını mı öldüreceksin?
-Beter edicem!
-Bence yeni düşmanlar edinmemize şuan hiç gerek yok bücür. O yüzden şuanki düşmanlarımız kuyruğumuzdan düşene kadar sakin duruyor bize verilen görevler dışında kimseyi öldürmüyoruz. Anlaştık mı?
Kadın gitmek yerine gözlerini dikmiş bizi izliyordu.
-Ne bakıyon bacım? Yol orda! Kadını zor tutuyorum zaten basıp gitsene?
Kadın hiçbirşey demeden uzaklaşmıştı. Bende fırsatı değerlendirip odaya girerken Elina'yı kolundan tutup kendimle beraber içeriye sokmuştum. Kapıya bakan Murat neler olduğunu anlayamamış bir şekilde bir bana bir yanımdaki kadına bakıyordu. Birde aramızda tuttuğum koluna...
-Aras? Elina? Aras lütfen bana duymak istemediğim o cümleyi kurma birader!
-Ne diyosun oğlum sen?
-Bu kızıl şeytanla ilişkin mi var lan?
Kadının tuttuğum kolunu yavaşça bırakıp kükredim.
-Ne diyorsun amına koyayım?
-Birader kadının neden kolundan tutup karşıma getiriyosun o zaman?
-Sen kendisini pazarlayan bir kadın için Derin'i işten mi çıkarttın lan! Ona cevap ver önce yoksa rahmetli Cüneyt'in beceremediği işi ben yapıcam!
-Tamam kızıl şeytan önce sakin oluyoruz!
Kalp atışlarını gösteren cihazdaki sayılar artmaya başlayınca gerçekten korktuğunu anlamış sırıtmaya başlamıştım.
-Konuş lan! Cevap ver kadına!
Dedim sırıtmamın arasında.
-O konu öyle değil! Onu söyleyen de ben değildim. İrem, Derin'i çıldırtmak için öyle bir yalan uydurmuş. Ben öyle bir insan mıyım be?
-Evet?
Aynı anda konuştuğumuz için kısa bir anlığına bakışlarımız buluşmuştu. Geri aynı anda önümüze döndüğümüzde Murat ikimize de korkak bakışlarla bakmaya devam ediyordu.
-Siz ne ara tanıştınız? Dün olmalı öyle değil mi?
-Evet.
Allah da kahretmesin ki yine aynı anda konuşmuştuk. Saat on ikiyi geçmiş olması sebebi ile dün tanışmış oluyorduk. Karşımızdaki adamın bakışları korkudan sıyrılıp gülümsemeye evrilince tekrar bir soru daha soru sordu.
-Emin misiniz peki?
-Evet!
-Sizi üç evet ile uğurluyoruz o halde! Damat bey kızıl şeytanı öpebilirsiniz.
Kendimi odadaki kablolarla boğmaya karar vermiştim artık. Kötü bakışlarım karşımdaki arkadaşlarıma dikildiğinde sustu.
-Sik sik konuşma amına çakayım!
-Bende ilişkiniz var sandıydım amına koyayım! Çok da yakışıyordunuz. Ama bir saniye lan Cüneyt'i mi öldürdünüz?
-Tam kafadan headshot attı kendisi.
Diyerek normal birşeymiş gibi yanımdaki kadını gösterdim.
-Biliyordum seninde böyle bir yönün olduğunu kızıl şeytan!
-Bir kere yapılmış bir şeydi zaten 1 metrelik mesafeden herkes vururdu. Değil mi Aras?
-Tabi tabi tabi.
-Siz çocuk mu kandırıyosunuz lan? Sizin haberlerden de mi haberiniz yok yada magazinden? Her yerde boy boy fotoğraflarınız var amına koyayım!
Telefonundan bize akşam yemeğindeyken uzaktan çekilmiş fotoğraflarımız ile yapılan magazin haberlerini gösterdi.
-"Ünlü iş adamı Aras Korvaz'ın karşılıklı yemek yediği güzel kim?" Size ne amına koyayım?
-Bu ne saçmalık be? Biz aramızda iş görüşmesi yaparken rahat rahat yemek yiyemicek miyiz?
-Bu kişi Aras ise Elina, o iş biraz zor.
-Şu saçmalığı durdurtur musun Aras?
-Hallettim say bücür.
-Bücür mü?
Diyip kahkahayı patlatan bu sefer Murat olmuştu. Elina eline tabancasını almıştı ki Murat susmasıyla ellerini iki yana açması bir olmuştu.
-Yemin ediyorum ki bir daha bu konu hakkında konuşmayacağım kimseye de gördüklerim hakkında hiçbirşey söylemiyeceğim.
-Gel çıkalım biz Elina, bu piç bomba gibi sağlam bizle taşşak bile geçiyor.
-Bence de, bana bak Derin'i sakın ama sakın rahatsız etmiyorsun bundan sonra!
-Ben ona daha iyi bir iş buldum bile Elina merak etme sen gel hadi.
-Gel de bunları shipleme şimdi amına çakayım. İkisi birbirinden psikopat!
Odadan çıkarken bağırınması ile sinirli bakışlarımı son kez murat itine yollayıp kapıyı kapattım. Adamlarım karşımızda dikleşince eve geçmeden acaba esirlerimize bir göz mü atsaydık? Elina bu sefer yüzüme bile bakmadan aklımı okumuştu!
-Tüm sinirimi o piçin kafasını parçalayarak dağıtmak istiyorum!
-İstediğiniz herşey hazır efendim.
-Harika. Hadi gidelim!

Elina Dağhan;
Sonunda biraz stres atabilicektim bunun rahatlığı ile hastaneden ayrılmayı düşünüyordum ki kapıdaki paparazi kalabalığı tüm hevesimin içine etmişti yine.
-Arka kapıdan falan çıkamaz mıyız?
-Arka kapıda da bekleyen paparaziler var efendim.
-Girdiğimiz gibi de çıkıcaz bücür hadi!
Seslenmeden peşinden yürümeye devam ettim. Adamların boyları normalinden de uzun olduğu için ben fazla belli olmuyordum zaten. Rahatsız olduğum konu saçma sapan sorular sorulmasıydı. Arabaya binene kadar hiç sesimi çıkarmamıştım. Arabaya binince nefesimi tuttuğumu bile yeni fark etmiştim hatta. Hiç benlik hareketler değildi bunlar. Gerekirse kedi gibi binaların üzerinden geçer yine de kameralara gözükmezdim!
-Yol ne kadar sürer beyler?
-Elina bugün istersen evine gitme.
-O ne demek?
-Eminim ki adamlara işkence çektirince çok yorulucaksın, her tarafın kan olucak. Sizin ev zaten yeterince kalabalık şuan rahat rahat dinlenmek istersen evlerimden birini kullanabilirsin. Eminim ki arkadaşların senin dinlenmeni önemsemeden seni soru yağmuruna tutar o halde eve gidersen.
-İstediğim yere yakın bir evin var mı?
-Kevin, sekiz'inci hangarın ordaki dağ evinin anahtarı yanımızda mı?
-Emre'nin arabasında patron o da bizi takip ediyor şuanda zaten.
-Tamam işimiz bitince oraya gidiceğiz.
-Tamamdır patron!
-Hah! Şaka gibisin. Beni bu kadar düşünmen gözlerimi yaşarttı.
-Ne demek efendim vazifemiz. Yavuz nerde lan?
-O size tripliymiş patron, arkadan Yiğit ve Emre'nin arabasında geliyor.
-Ben bu adamla ne yapıcam ulan!
-Sen az önce adamın Aras'a trip attığını mı söyledin Kevin?
-Konu Yavuz ise normal Elina hanım.
-Madem arabayı süren kişi Yavuz değil arabayı kim sürüyor o halde?
-Merhaba Elina Hanım ben Özgür, Aras beyin şoförlerinden ve korumalarından birisiyim.
-Sesini hatırladım çatışmada Aras mermilerin üzerine fırladığında uyaran sendin!
Dememle arabadaki tüm şaşkın bakışlar beni bulmuştu.
-Sen gerçek misin amına koyayım bu nasıl? Ne tür bir hafıza?
-Demir bey ajan değil de robot geliştirp büyütmüş olabilir mi patron?
-Robot büyür mü Kevin?
-Neden öyle bakıyorsun Özgür? Belirli parçaları değiştirirsen transformers bile yaratabilirsin!
Kahkaham arabanın içini doldurunca kavgalarına son verdiler.
-Başladınız yine beyler saçmalamaya!
Diye Aras'ın taklidini yaptığımda arabada bu sefer kahkahalarla gülen yanımdaki adamdı. Birlikte kahkahalarla varış noktamız olan üzerinde kocaman sekiz sayısı olan hangarın önüne gelmiştik. Arabadan indikten sonra Aras iç cebinden çıkardığı sigarasının pakedini açıp bana uzattı.
-Ben bu fiziği sigara tüttürerek yapmadım teşekkürler.
-Sen bilirsin ben senin yerine de içerim o zaman.
Hangarın kapısını korumaların açtığını gördüğümde ilerlemeye başladık.
-Bu elbise ile rahat edemem diyorsan kıyafet ayarlamam çok sürmeyebilir.
-Sen o rahat kıyafetleri dağ evine hazırlat Aras, çünkü bu siyah elbiseye büyük bir ihtimal ile yazık olucak.
-Bekleyemiyeceğim diyorsun öyle mi?
-Aynen öyle diyorum.
İçeriye girdiğimde eski bir silah fabrikasına girdiğimden emin olmuştum etraftaki yoğun barut kokusu burada daha önce birçok kez can alınmış hissiyatını çok iyi veriyordu. Etrafıma bakındığımda sol tarafımda kalan makina'nın arkasında kıpırtı görmüş oraya doğru yönelmiştim.
-Size fark eder demiştim aptallar!
Aras'ın kıkırtılı sesi ile kıpırtı gördüğüm yere doğru ilerledim. Barış elinden geldiği kadarı ile Cüneyt'i kan kaybından korumayı başarmıştı. Baygın da olsa Cüneyt karşımdaydı.
-Geldiniz mi? Bende tam Aras'ı arayacaktım.
-İzlemek mi istersiniz yoksa yumuşaklık yapıp benim midem kaldırmaz mı diyeceksiniz?
-Biz mermilerle boğuşan adamlarız Elina hanım bizi işkence mi korkutucak?
-Eh siz bilirsiniz benden günah gitti.
Adamı hiç zorlanma belirtisi göstermeden yattığı sedyeden aşşağıya itip testerenin olduğu masaya gittim ve elime alıp hiç zorlanmadan çalıştırdım. Gözlerimde numaralı lens olduğu için mikrop kapmamak adına koruyucu gözlüklerden birini taktım. Etrafın yada üzerimin kan olması hiçbir zaman beni rahatsız etmemişti. Son kez arkamdaki adamlara baktığımda Aras dışında hepsinin yüzünde aynı ifade belirmişti; korku.
Tek kurşunla adam öldüren insanların önünde hiçbir güç kuvvet uygulamadan yerde yatan adamın boğazını testere ile olabildiğince kusursuz bir şekilde kestim. Etraf kısa süre içerisinde kan gölüne dönüşmüştü bile. Cesetin kafasını bedeninden tamamen ayırdığıma emin olunca Aras hiç çekinmeden yanıma gelmişti. Yerden kafayı saçlarından tutarak alıp ona uzattım.
-Ben, verdiğim sözleri dibine kadar tutarım, ölmediğim sürece benimle birlikte olursan başımıza hiçbir şey gelmez.
-Gerçekten de yaptın! Gözlerimin önünde adamın kafasını kesip ayağıma getirdin!
-Bizde söz namustur Aras. Bana böyle öğretildi. Nerde o Kevin züppesi ayağının ucuna koyacağım bir kelle var da!
-Bırak şimdi Kevin'ı falan. Albay seni eğiticem derken bu kadar ileriye gittiğinin farkında mı? Bu normal değil Elina!?
-Ben bir seri katilim Aras sen kabul et yada etme. Ben buyum 17 yaşımdan beri ben bunu yapıyorum.
-Tamam verdiğin sözü tuttun şimdi o kelleyi bırak ve gidelim artık. Yeterince yorulduk bugün.
-Ama ben yeni başlamıştım! Daha bıçaklarla oynayacaktım!
İnanmayan gözlerle bana bakmaya başladığında görmeyi beklemediği bir surat ifadesi ile ona baktığımı fark etmiş olmalıydı ki şaşkın bakışlarını saklayamıyordu.
-Bana o kanlı suratınla tatlı tatlı bakmayı kes çabuk! Ben seni omzuma atmadan gidelim buradan!
-Gökay'ı nereye sakladınız?
-Napıcaksın onu?
-Yüzümü görmediğine emin misin?
-Evet eminim. Hem yere kafasını vurmuş salak beyin sarsıntısı geçirmiş hiçbirşey hatırlamıyormuş.
-Sana onu nereye götürdünüz dedim!
-Bende sana elindeki kelleyi at yere dedim!
Kafayı herhangi bir yere fırlattığımda olduğum yerde havalandım. Bu manyak adam beni dediği gibi sırtına atmış un çuvalı gibi götürüyordu!
-Hey! Soruma cevap verir misin?
-Ben mükemmel görünen kaslı kıçını ıssırmadan sessiz olur musun?
-Sen benim kıçıma mı bakıyorsun?
-Tam gözlerimin dibinde ister istemez gözüm kayıyor ne yapabilirim?
-Bakmayabilirsin mesela!
Aras arabalara doğru yürümeye başladığında arkamızda kalan korumaların hepsi başını eğmiş bizi bekliyordu. Kadın korumalardan birisi elleri ile göğüslerimi kapatmamı işaret ettiğinde elim direk gözlerimle beraber oraya gitmişti. Ona gülümseyerek sessiz bir şekilde teşekkür ettiğimde gülümseyerek bana geri yanıt vermişti. Bu kadını da sevmiştim.
-Kevin! Patronuna söyle beni indirsin çabuk!
-Patronun lafının üzerine laf söyleyemem Elina hanım, kusura bakmayın.
-Ne yani beni kucaklayıp götürmesine birşey yapmayacak mısınız?
-Ne yapabiliriz ki?
-Sizin de bana muhtaç kaldığınız zamanlar olucak bende o zaman size yardım etmeyeceğim!
Bacağımda hissettiğim boşlukla irkildim. Bana fark ettirmeden hem tabancamı hem bıçağımın olduğu kılıfın kemerini çıkarmıştı. Gözümdeki koruyucu gözlük kendi kendine yeri boyladığında Aras beni arabaya bindirmişti çoktan.
-Boran abi senin için bazen çenesi düşer özellikle ne yapıcağını bilemediği zamanlarda derken haklıymış.
-Bana neden kendimi anlatıyorsun ki?
-Seni daha iyi tanıyabilmek için tabiki!
Kendisi de arabaya binmiş dağ evi dedikleri yere doğru yol almaya başlamıştık. Her şeyi anlarım ama bu adamın bana olan birden değişen davranışlarını anlamıyordum şuan? Benim ne denli bir cani olduğuma kanaat getirmediği için kendisi bizzat izlemeye karar vermişti beni bunu anlayabiliyorum. Her geçen saniye onu şaşırtmaya devam ettiğim de doğru olmalıydı. O halde tüm bu tavırlar ne demek oluyordu? Üzerimin kan olmasını umursamadan beni sırtına almasının hiçbir anlamı yoktu benim için mesela? Yada silahlarımı benden almasının. Yoksa onlara da zarar vermemden korktuğu için mi yapmıştı? Durduk yere onları neden keseyim ki? Yanımdaki adama dönüp dik dik bakmaya başladım.
-Neden bana öyle bakıyorsun?
-Ne yapmaya çalışıyorsun sen? Neden bana ait olan eşyalarımı aldın?
-Sen daha iyilerine layıksın da o yüzden. Hem gece boyu güvende olduğuma emin olmam gerekiyor.
-Korkma, gece tepende zebani gibi dikilip seni korkutmam.
-Bunu kastetmemiştim.
-Neyi kastediyordun o zaman?
-Bacağındaki bıçağın ucu o kadar keskindi ki kılıfını bile delip bacağına kesikler atmaya başlamıştı. Tabanca da ağırlık yapıcaktı. Yarın sabah eline senin için özel üretim tabanca ve bıçak gelicek.
Söylediklerini dinledikten sonra eteğimi sıyırıp ona çaktırmadan baldırıma baktığımda gerçekten de kanadığımı fark etmiştim. Gözümü bürüyen hırs çoğu zaman kendimde oluşan yaraların önüne geçiyor çektiğim yaranın acısını dahi hissetmiyordum. Yanımda hareketlilik olunca geri döndüğümde üzerindeki ceketini beni izlerken çıkarıp fırlatmıştı zaten neyi çıkarıyor diye baktığımda gömleğinin düğmelerini çözüyordu. İnanmaz gözlerle onu izlerken çoktan gömleğini bana uzatmıştı.
-Saçmalama giy onu geri!
-Asıl sen saçmalama başka şansın yok yara fazlasıyla derin! Barış eve geçince dikerim dedi sözümü dinle lütfen!
Sesimi çıkarmadan eteğimi sıyırıp gömleği bastırmaya başlamıştım.
-Elina, senin hiç mi canın yok? Neden can çekişmiyorsun?
-Kevin, sana dediğim herşeyi geri alıyorum birader bu kadın kesin robot! Hanım'ım bi ses çıkar inle birşeyler yap derin yaranız var şuan!
-Acımıyor ki?
-Ne demek acımıyor? Senin hislerini kim aldı elinden? Albay mı?
-Hayır!
-Boran abi?
-Hayır?
-E kim kaldı? Özgür az hızlı sür şu arabayı sende!
-Hırslanınca uzun bir süre acı hissetmiyorum ben. Birinin yaptığı birşey değil huyum böyle. Kan kaybından bayılrsam o zaman başlıyor acısı, kendime geldikten sonra yani.
-Bu ne biçim bir bünye?
-Bende bilmiyorum.
-İstersen yarınki kahvaltıyı iptal edebiliriz. Direkt tesise de geçebiliriz istersen.
-Sabaha canım yanarsa iptal ederiz Aras şuan canım yanmıyor.
-Ten rengin zaten beyaz daha da beyazlaşıyorsun gittikçe! Özgür sikicem belanı hızlansana kız ölücek!
-Umarım bana uygun kanınız vardır.
-Olmaz mı!
Konuşmalar uğultulara dönüşmeye başladığında anladım ki bilincimi yitiriyordum.

Aras Korvaz;
Ben Özgür'e hızlanması için baskı yaparken omzuma düşen kafa ile betim benzim atmıştı. Neyse ki dağ evine ulaşmıştık. Korumaları bile beklemeden kendimi dışarıya atmış Elina'yı kucaklayıp eve doğru ilerlemeye başlamıştım. Adamlarımdan birisi evin kapısını açar açmaz evin ameliyat odasına girdim ve kadını sedyeye yatırdım. Barış damaryolunu açarken ben bacağındaki gömleğimi tutmaya devam ediyordum. Hayır onu kendi bıçağı yaralamamıştı çatışmadayken yaralanmıştı ve ben bunu çok geç fark etmiştim. O yarı baygın olduğu için bacağındaki yaranın ne yarası olduğunu fark etmemişti. Herhangi bir can çekişme belirtisi de olmadığı için Cüneytin kafasını keserken eteğinin altından süzülen kanı beyaz teni olmasa fark etmek çok zor olucaktı. O zaman Özgür yanıma gelmiş kadının bacağından vurulduğunu ancak hissetmiyor gibi gözüktüğünü söylemişti. O işini bitirene kadar beklemiş bir yalan uydurmuş ardından onu kucaklayıp sokmuştum arabaya.
-Rae, kan tüpünü hazırla. Aras sende çık artık gerisi bizde merak etme!
-Onu kurtarın sizi paraya boğucam.
-Lan çık dışarı senin parana mı kaldık!
-Bana çalışıyorsun maaşını ben veriyorum senin it herif!
-ÇIK ARTIK ARAS!
Kendimi kapının önünde bulduğumda tüm adamlarım yanımdaydı.
-Özgür, aslında beni değil onu uyarmıştın değil mi?
-Evet patron. Sizi çekerken fazla savrulduğu için mermilerden biri bacağını sıyırdı geçti. Gözümün önünde oldu. Merak etmeyin onu vuran adama bir şarjör mermi boşalttım.
-Maaşına zam yapıcam bu ay. Ama önce o kadının uyanması lazım!
-Daha kötülerini atlatmıştır o Patron kısa süre içerisinde kendine gelir endişelenme bu kadar.
-Geçmiş bilgilerine bakarken bundan daha kötü senaryolar yaşadığını gördük okuduk ya patron onları nasıl atlattıysa bunu da atlatır.
-Sizin de yıkanıp dinlenmeniz gerek Aras bey. Ben Elina hanımın başında beklerim.
-Saol Ashley herşeyden mutlaka haberim olsun. Arkadaşlarına ve Boran abilere şimdilik kimse birşey demesin.
-Emredersiniz!
Ashley ilk kadın korumalarımdan birisiydi ve Elina'yı onun dışında birine emanet edemezdim. Gönül rahatlığı ile bu evdeki odama çıktım banyoya girip hızlı bir duş aldım. Üzerime rahat bir tşört ve eşofman altı geçirip odadan çıktım. Mutfağa indiğimde adamlarım da mutfakta sessiz sessiz masada oturuyorlardı.
-Ne o beyler? Karadenizde gemileriniz mi battı?
-Patron aklım almıyor siz söyleyene kadar kadın gerçekten de bacağından vurulduğunu anlamadı.
-Hatta gerçekten bıçağının yaptığını düşündü Yiğit! Bu normal değil!
-Adrenalin testinin sonuçlarını bekliyoruz bir yandan da. Hislerini kaybettirecek kadar yüksek olması mümkün değil gibi geliyor çünkü!
-Ben hala o kadının yapay zekalı gelişmiş bir robot olduğunu düşünüyorum. Patron da şahit Özgür de gıkı çıkmadı kadının! Aynı sessizlikle de bayıldı! Kafayı yiyecekti patron eve varmasaydık!
-Abi? Neden bu kadar endişelendin kadın için?
Tüm korumaların bakışları bana dönünce ne diyeceğimi bilememiştim. Harbiden neden bu kadar korkmuştum?
-Boran Korkut kökümüzü kurutur o kadına birşey olursa! Neden korkucam başka ulan?
-Tabi tabi tabi! Başka neyden korksun ki bizim patronumuz!
-Neyi ima ediyorsunuz siz?
-Patron acaba sen...
-ARAS BEY! Elina hanımın ameliyatı bitti ve hareket etmeye başladı!
-Geliyorum!
Korumaların hepsine ters bakışlarımı yönlendirip muayne odasına geldim. İçeride çıkan Barış ve hemşire ile konuşmaya başladım direkt.
-Sen neden hala yatmadın?
-Kendimi suçlu hissediyorken nasıl rahat rahat yatmamı bekliyorsun? Durumu nasıl?
-Çok şükür ki mermi baldırını sıyırmış geçmiş içeride mermi kovanı bulamadım temizlediğimde. Pansumanını yaptık dikişlerini attık su geçirmez bant ile de üzerini sağlam bir şekilde kapattık. Uyanınca duş alabilir. Büyük ihtimalle hızlı toparlanıcak zaten.
-Adrenalin testi?
-O kısım biraz korkunç işte kardeşim. Kadına vitamin ayağına uyuşturucu etkili adrenalin pompalayan ilaçlardan vermiş olma ihtimalleri çok yüksek. Herhangi bir bağımlılık yapmıyor ancak belirli günlerde özellikle cinayet işleyeceği günlerde kullanıyor olmalı ki kanında normalinden bir tık fazla rastladık bu ilaçlara.
-İlaçları bıraksa hisleri geri düzelir yani bunu mu söylüyorsun?
-Onu bir süre gözlemlemeliyiz. Normal insanlar gibi can çekişmeye başladığında emin olucaz buna.
-Anladım saol doktor.
-Aras bey.
-Dinliyorum.
-Elina hanımın kolundaki akıllı saat Boran bey tarafından takip ediliyormuş eve dönmediğini fark edince her an buraya gelebilirler.
-Şaşırmadım. Gelsinler bakalım Ashley, kadını kandırıp hissizleştirmek değil o!
Dememle villanın kapısının alacaklı gibi çalması bir olmuştu. Kevin benden onayı aldıktan sonra kapıyı gidip açmıştı karşımda kıpkırmızı kesilmiş Demir Aksoy görmeyi beklemiyordum tabiki.
-Aras, kızım nerde!
-Sakin olun Albay'ım Elina şuan iyi! Çok yorulduğu için dinleniyor!
-Onu neden eve yollamadın? Neden buraya getirdin onu!
-Birlikte eve dönecekken çatışmanın ortasında kaldık Demir amca, Elina abla da abimi korumak isterken yaralandı ama durumu şuanda iyi. Abim ona emanet edilen bir canın iyi olduğuna emin olmadan onu bırakmaz bunu en iyi siz bilirsiniz.
-Bize haber vermek çok zor değildi küçük Korvaz!
-Sizi meraklandırmak, korkutmak istememiştim Albay'ım.
-Ben yaşlı bir adamım Korvaz, Alaz beni arayıp Elina'ya ulaşamıyoruz deyince neye uğradığımı şaşırdım. Arkadaşı ile de en son 2 saat önce görüşmüş. Alaz bana buranın konumunu attığında aklıma gelmeyen şey kalmadı. Neyseki yanında güvendiğim diğer oğlum varmış.
-Merak etmeyin o iyileşene kadar yanında olucaz efendim.
Ashley'in güven verici sesi ile rahatlamıştı adam.
-Lütfen bir daha böyle birşey yaşandığında tesis üyelerine bildirin. Herkes haber bekliyor!
-Ben Güneş'e yazar açıklama yaparım efendim merak etmeyin.
Dedikten sonra bahçeye çıkan Berk'in arkasından baka kalmıştık. Güneş ile aralarında ne vardı bunların?
-Canına susamış olmalı!
-Elina kendine gelir gelmez eğer bunu öğrenirse Berk'i topuklarından vurur diyenler?
Korumaların hepsi elini kaldırdığında Albay bile tereddüt etmeden oy vermişti.
-Bu delikanlıyı sağlam bir yere sakla Korvaz. Elina belki senin kardeşin diye öldürmez ancak ağzını yüzünü kırabilir.
-Madem hazır burdasınız sizinle konuşmam gereken şeyler var Demir amca.
-Seni dinliyorum oğlum.
-Elina'nın adrenalin seviyesi normalinde üzerinde çıktı. Bu da o vurulduğunda hissizleştiğini hiçbir acı hissetmediğini bize gösterdi. Acaba evdekilerden ilaçlarını isteseniz bir kontrol ettirseniz? Ben fark etmeseydim kan kaybından ölücekti kadın!
-Bu konuyu daha önce Derin kızımla da konuşmuştum. Son görevlendirildiği cinayette de yaralanmıştı ancak hiçbir sorun yokmuş gibi davranmaya devam etmişti.
-Yarası ne yarasıydı?
-Sağ boynunda yanık izi var. Bıçağı yakıp üzerine fırlatmışlardı, o sıra olmuş bir yanık iziydi.
-O izi fark etmiştim ama sormaya korkmuştum.
-ilaçlar için kızlarla konuşurum. Elina kendini ne zaman iyi hissederse o zaman getirirsin tesise. Gidin dinlenin sizde artık.
-Sen bizi merak etme. Elina'nın uyandığını görelim dinleniriz bizde.
-Ne kadar hızlı bağlanmışsınız birbirinize oğlum.
-Şeytan tüyü var kadında amcacığım ne yapıcaksın.
-Uyanınca beni arasın söylersiniz.
Albay'ı evden sakin sakin gönderdiğimizde rahat bir nefes almıştım. Ashley ortalarda gözükmediğine göre Elina'nın yanında olmalıydı muayne odasının kapısına yaklaştığımda içeriden gelen konuşmaları duyabiliyordum.
-Nasıl hissediyorsunuz kendinizi?
-Seni hatırladım! Hangardan çıkarken göğüslerimi kapatmam için uyarmıştın! Teşekkür ederim bacağımın ağrısı dışında çok bir şeyim yok.
-Acele etmeyin ayağa kalkmak için lütfen!
-Duş almam gerekiyor ama!
-Ben size yardımcı olucam lütfen kendinizi zorlamayın! Yoksa Aras bey benim canıma okur!
-Senin bir suçun yok ben kalkmak istiyorum sadece.
Konuya el atmak için odaya girdim. Sedyede oturur pozisyona gelmiş kadına bakıp gülümsedim.
-Gazi'miz uyanmış bakıyorum da. Ödümüzü koparttın be bücür!
-Sonuç olarak bana hiçbirşey olmadı, bak yine yaşıyorum.
-Evet ama yaralısın. İyileşene kadar da benimle bu evde kalıcaksın.
-O niyeymiş?
-Arkamızda bıraktığımız yıkım kuyruğumuza yeni düşmanlar taktı. Bu evi henüz bilen kimse yokken burda rahat rahat dikkat çekmeden iyileşebilirsin.
-Ama tesis?
-Herkesin herşeyden haberi var. İstersen seni odaya taşıyabilirim.
-kendim gidemez miyim?
-O biraz zor bücürük.
-Bir cevap gelmeyince sesimi çıkarmadan onu kucakladım. Odadan çıktığımızda karşımızda adamlarımı görmeyi beklemiyordum.
-Patron?
-Elina hanım geçmiş olsun.
Hepsi aynı anda geçmiş olsun dedikten sonra teşekkür etti.
-Duş almak istiyorum artık beni herhangi bir banyoya götürücek misin?
-Emredersin!
Onu üşenmeden kendi odama çıkarmıştım çünkü alt katlarda adamlarımın odalarından başka oda yoktu. Ashley ve diğer kadın korumaların kaldığı ev de buraya uzaktı. Onu kendi odama götürdüğümü anlamış olucak ki sordu.
-Kendi odana mı götürüyorsun beni?
Yüzümde aptal bir sırıtış ve imalı bakışla ona baktığımda çırpınmaya başlayacaktı ki canı yanmış tıslamakla yetinmişti.
-O ses neydi bilmiyorum ama ben yanınızdayım Elina hanım korkmayın.
Ashley'in sesini duyunca birazcık da olsun rahatlamıştı. Ancak hemen sonra bana dik dik bakmaya başlayınca bu sefer korkan taraf ben olmuştum.
-İyileşince o bakışın hesabını sorucam sana şuan çok üşeniyorum.
Aynı piç gülüşüm ile yüzüne bakmaya devam ettim ama o da aynı dik bakışlarını sürdürmeye devam etmişti. Bakışmamızı bozan şey arkamızdan bana seslenen Berk iti olmuştu. Bu çocuğun odasını neden buraya yaptırmıştım ki amına koyayım!
-Abi, bölüyorum ama şarjım bitmek üzere izninizle geçeyim! Geçmiş olsun abla! Ne zaman uyandın?
-Çok olmadı ablam.
-Ben bozmayayım bakışmanızı devam edin siz.
-Toz ol Berk!
Berk odasına kaçtıktan sonra bizde odama girmiştik. Ashley elindeki torbayı bir köşeye koyup kucağımdan Elina'yı almak için karşıma geçmişti ki izin vermedim.
-Çıkabilirsin.
-A-aras bey? Ne diyorsunuz?
-Sevgilimi yıkarken yanımda boş boş dikilmekten başka bir işe yaramıyacaksın sonuçta?
-Ne? Aras?
-A-aras bey siz...
-Paparazileri arayıp bizim sevgili olduğumuzu söyleyen sen değil miydin? O halde madem sevgiliyiz bizi yanlız bırak.
-Siz bunu nerden duydunuz?
-Her yerde kulağım var bilirsin. Çık dışarıya ben seni kovmadan!
Ses çıkarmadan dışarıya çıktığında kucağımda şaşkınlıkla kalan kadının bakışlarını üzerimde hissediyordum.
-Paparazileri hastanenin önüne yığan o muymuş?
-kısmen.
-Sen nasıl öğrendin peki?
-Berk bizden önce hastaneye neden gitti sanıyorsun? Paparazilerden laf almak için gitmiş.
-Biri özellikle yaptırmış olabilir mi?
-Aklımda birisi var ama bana kalsın.
-Ama böyle ortak olunmaz ki?!
-Sen banyoya giriyorsun, sana yardım etmesi için Derin'i çağırdım birazdan burda olur. Sende o sıra kıyafetlerini ayarla ben yatağımda seni bekliyor olucam!
-Ne diyosun lan sen!?
-Şştt koskoca ülke bizim dedikodumuzu yapıyorken bununla kafa dağıtamaz mıyız biraz?
-Tam bir şerefsiz gibi konuştun şuan!
-Şaka yapıyorum bücür!
Cimciriğini hissettiğimde yüzümü ekşitmiştim. Bu sefer sırıtan o olmuştu.
-Ben geldim!
-Derin! Burdayım canım! Kurtar beni bu ırz düşmanından!
-Geldim geldim!
Onları yanlız bırakmış odamda bulunan balkona çıkıp kendime sigara yakmıştım. Balkondan aşşağıya baktığımda Ashley ve korumalarımdan birisi hararetli bir şekilde tartışıyorlardı. Bu adamın adını hatırlamıştım. Dedem olucak adamın bana gönderdiği parazitlerden birisiydi. Beynimdeki taşlar yerine oturduğunda ona istediğini vermeyeceğimi kesinlikle anlamıştım. Dedem, Ashley'i yanıma beni etkilemesi için göndermişti ancak ben onun yüzüne bile bakmıyordum madem kendi kafasına göre bir yalan uydurdu bunun sonuçlarına kendisi katlanırdı.
-SANA YÜZÜME BAKA BAKA SEVGİLİ OLDUKALRINI SÖYLEDİ DİYORUM SEN BANA GELMİŞ AMACIN ONUN YATAĞINI ISITMAKTI DİYORSUN!
-Ashley kendine gel bağırma bana!
-Asıl sen benim dediklerimi anla artık! Aras bey herşeyin farkında! O adam dedesinden bile akıllı. Bitti ben çekiliyorum bu işten!
-O iş o kadar kolay değil!
-Gayet kolay. Ben buraya ölümüne geldim zaten arkamda hiçlik bırakarak geldim kaybedicek hiçbirşeyim yok Serhat!
Onların konuşması sıkınca içeride gülüşen kızların sesi geldi kulağıma içeriye geçip yatağımın karşısındaki çalışma masasına geçtim. Laptopu açıp çalışmaya karar vermiştim.

Elina Dağhan;
Derin yanıma gelince keyfim birazcık da olsa yerine gelmişti. Aras'ın benim için hazırlattığı sandalyeli geniş duşakabinde duş almama yardım etmiş üzerimi giyinmem için yardım edicekti.
-Kız! Bunlar ne?
-Noldu ki?
-Burda sadece iç çamaşırları var!?
-Dalga geçiyor olmalısın?
-Al kendin bak!
Gerçekten de kağıt torbaya baktığımda sütyen ve kilotlar vardı. Ne yapıcağımı bilemez halde Derin'e bakakalmıştım.
-Lütfen sen yanında bişeyler getirmiş ol!
-Bana sadece buraya gelmem söylendiği için hiçbirşey getirmedim bebeğim...
-O halde Aras'a söylememiz gerekiyor.
-Bekle ben konuşup geleyim.
Banyodan çıktı bende o sırada yavaş yavaş eski ıslanan çamaşırımı çıkarıp yenisini giydim. Zorlansam da değiştirmiştim. Derin elinde yaklaşık 2 yada 3 XL tişörtle gelince tuhaf tuhaf ona bakmaya başladım.
-Şimdilik sabah'a kadar bununla idare edicekmişsin bu saatde açık mağaza bulunmayacağı için kendi tişörtünü verdi.
-Kız kaybolurum ben bunun içinde ya?
-En azından hiçbiryerin ortada olmaz. Giy de uyu artık.
-Tamam be!
Arkam ona dönük olduğu için elimi arkaya uzatıp tşörtü almış giymiştim. Ve tam anlamda kolları dirseklerime kadar inmiş boyu da büyük ihtimallerde dizimdeydi. Derin beni kucaklayamıyacağı için yine içeri gidip Aras'ı çağırmıştı. Aras yine o hınzır gülüşünü takınmış yanıma gelmişti. Bakışları gözlerimdeydi. Bakışlarını ayırmadan kucakladı ve odasındaki yatağa oturttu beni.
-Gerisini ben hallederim Derin odan hazırdır, dışarda Kevin seni bekliyor o seni götürücek.
-Ona iyi bak lütfen!
İnanmaz gözlerle Derin'e dönmüştüm.
-Derin, sen de mi?
-Bana gelen emir böyleydi!
Diyip odadan tüymüştü. Sikerler gelen emiri ama!
-Uyumak mı istersin yoksa bugün sen baygınken olanları öğrenmek mi istersin?
-Baygınken olanları anlat.
-Albay'ın burayı basması ile başlayalım o zaman.
-Neee!?
Bir yandan saçımın ıslaklığını elindeki havluyla aldırıyor diğer yandan olanları anlatıyordu. Berk'in yaptığı salaklıkları anlatırken gülmeden duramamıştık.
-Güneş akşam date'im var diye geziyordu, demek senin kardeşinleymiş..
-Gerçi date olmadı ama hastanede buluşmuş sayılırlar. Bugün sabaha kadar konuşurlar artık.
-İyi anlaşıyorlarsa sorun yok bence ama bu dövmiceğim anlamına gelmiyor!
-Benden izin var istediğin kadar dövebilirsin.
Saçlarımı taramaya başlamıştı şimdide. Çok bilgili gibi uçlardan başlayıp tarağı dik tutarak acıtmadan tarıyordu.
-Kız çocuğun falan mı var senin? Nasıl canımı yakmadan tarayabiliyorsun saçımı?
-Küçük kız yeğenim var sayılır mı?
Kıkırdadıktan sonra onayladım.
-Kızım olduğunu düşünmen üzdü.
-Amcalık da babalığın yarısı değil midir?
-Öyledir doğru.
-E Berk bekar sizin birde abiniz var o zaman.
-Evet. Rüzgar abimiz var birde.
-Adını duymuştum galiba.
-Silah şirketinin sahibi kendisi illahaki duymuşsundur. Onun 4 yaşında bir kızı var işte.
-Bizim kızlarda işte evlenmek için daha bir adım bile atmıyor.
-Öyle deme daha gençler onlar. Gerçi Güneş iyi yere kazığı çakmış da. Kendi kardeşim diye demiyorum yakışıklı çocuktur, e para da bok gibi malum?!
-Ben bizimkilere diyim de yavaş yavaş senin adamlarının da kafalarını karıştırsınlar o zaman.
Gülüşlerimiz odayı doldurduğumda içimde izlendiğimize dair bir his belirmişti. Gülüşüm ağzımda solmuştu. Balkon kapısının camından dışarıya baktığımda yol burdan gözüküyordu. Elinde kamera ile birisi yolun kenarındaki ağacın arkasına saklanmıştı.
-Evde de rahat yok mu siz sözde iş adamlarına?
-Sen burdasın diye buradalar. Ben yıllardır hayatıma kimseyi bu kadar yakınıma çekmemiştim. Seni merak ediyorlar sürekli.
-Neden yapıyorsun ki bunu?
-Dedemden haz etmediğimizi biliyorsundur. Ashley'i bana yamamak için elinden geleni yapmıştı zamanında, en sonunda bir baktım kadın korumam olmuş dibimde geziyor sürekli. Bende buna son versin diye seni sözde hayatıma aldım. Sürekli birlikte takılıcağımız için kimse birşey anlamayacak. Bırak insanlar yazsın çizsin kafalarına göre. Rahatsız hissettiğinde söyle hepsini ortadan kaldırırım ama bir süre en azından dedemin ağzını kapatmak için bana yardım et be bücürük.
-Son kelimeye kadar iyi gidiyordun oysa ki...
-Neden? Şuan seni ilk gördüğüm anki gibisin, ufacık, minicik, bücür bişeysin.
Yanımdaki yastığı alıp ona fırlattığımda kahkahası odada yankılanmıştı tekrar.
-Hayvan herif! Ben sana lakap takıyor muyum ulan?
-Tak bücür, sana takma diyen yok ki?
-Şuan aklıma gelmiyor çok uykum var!
-Hava güzel saçlarını kurutmamıza gerek yok uzan sen balkonu kapatıp biraz daha çalışmam lazım benim.
-Sen nerde yatıcaksın?
Odasındaki kocaman L koltuğu gösterdiğinde mecburen onaylamıştım. Yatağa girdiğimde bacağıma dikkat ederek yatmış kısa sürede uykuya dalmıştım.

Aras Korvaz;
Balkonda bir sigara daha içmiştim ama bunu görüş açımda uykuya dalan kadınla yapmıştım. Paparazilere yeterince fotoğraf verdiğimize göre balkonu kapatıp işimin başına geri dönebilirdim. Ancak birden bastıran yorgunluk ile hiçkimseyi sikleyemecektim açıkcası. Üzerimdeki tşörtü çıkarıp odanın bir köşesine savurup kendimi Elina'nın diğer tarafına attım. Sabah dilinden düşemeyeceğim aile üyelerim ve adamlarımı sonra düşünebilirdim.

Düzenlenme tarihi: 09.09.2026
Ben diğer bölümleri düzenlemeye kaçow...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

85okunma 17beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.