Bölüm 2

Vaveyla Yazarı: LYNX C

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 6Şu an: Bölüm 2

Boran KORKUT;
Albay'ın emri ile verilen görevi yerine getirmek için eğittiğim ajan adaylarının yanına gidip bu ekipten bahsedicektim. Yıllardır yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmeyen ancak gece uyku problemleri yaşadığını bildiğim biraderim Alaz'ın evinin önünde onu bekliyordum. Yaklaşık on beş dakikalık bekleyişimden sonra ne gelen vardı ne giden. Sinirle kot ceketimin iç cebinden çıkardığım telefonu açıp tam Alaz ismine tıklayıp arayacaktım ki apartman kapısının önünde Alaz belirdi. Üzerine attığı montunu giymeye çalışırken bir yandan koşturuyordu, zar zor kendini arabaya attığında ona laf atmadan duramamıştım. Bir yandan arabayı çalıştırıp konuma doğru sürmeye başladım ama ağzımdan da laf eksik olmuyordu.

-Sonunda be oğlum nerdesin lan sen?
-Gece uykusuzluklarım başıma bela be kardeşim hiç sorma! Hele bir de Albay dün gece bizi gaza getirdi ya heyecandan hiç uyuyamadım!
-Sendeki de maşallah kimin uykusuna laf ettiysen birader bi rahat uyku çekemedin be!
-Boşver şimdi benim uykumu sana cevap yazan oldu mu?
-Kızlar bana geri dönüş yaptı bu akşam sahilde olucaklarmış.
-Bende bizim çocuklarla konuştum. Aras'a ulaşmam biraz zor oldu ama ulaşabildim söyliyim de onlar da oraya gelsinler o zaman.
-Mesaj at aramayı açmaz şuan o.
-Bu çocuğun şu huyu beni uyuz ediyor.

Elina Dağhan;
"Ceyda hadi geç kalıcaz! Daha diğer kızlara uğramamız lazım! “bıkmışlıkla bilmem kaçıncı defa evin üst katına seslendim. Ceyda, Sedef, Derin ve Güneş adlarında dört yakın arkadaşım ile aynı evi paylaşıyoruz beş genç kız en yakın arkadaşlarımdı daima. Her zaman birbimize destek çıkardık. Bugün ise Boran abi beni yanına çağırmıştı. Nedenini az buçuk tahmin etmekle beraber yanımda günah keçisi olarak gelmesi için Ceyda'yı seçmiştim.
Dün gece maalsesef ki karşımdaki egoist, sonradan görme piç'i gecenin ilerleyen saatlerinde dövmek zorunda kalmıştım. Dedesinden kalan birkaç arsayı bozdurup, doğruymuş gibi gittiği kumarhanede beşe katladığını anlatmış ardından kendi kendine triplere girip benimle evlenince yapıcağı yatırımları imalı bir şekilde vücudumu süzerek anlatmaya başlamıştı. Orada anladım ki egoist sapığın önde gideni ile uğraşıyordum. Sohbetin yarısında onu dinlemeyi bırakıp cam mekanda rahatca gözüken sahili izlemeye başladığımı gördüğünde olduğu yerde kudurmuş bileğimi sıkıca kavrayıp ona bakmamı ve onunla ilgilenmemi söylemişti

-Sen ne yapmaya çalışıyorsun Elina? Sana bana bakmanı söyledim!
-Bende sana bileğimi bırakmanı söylüyorum yoksa o yakışıklı suratında kocaman bir morluk oluşucak!

Diyip kolumu elinden sertce çektim ardından masada duran kırmızı şarap kadehini alıp yüzüne çarpmadan önce estetik olduğuna emin olduğum suratina okkalı bir yumruk geçirdim. Elime aldığım şarap kadehini gördüğünde irkilerek bir bana bir burnundan akan kana bakmaya başlamıştı. Yaşadığı korkuyu gözlerinde görmem onu rezil etmeyeceğim anlamına gelmiyordu.

-Yeterince rezil olmadım mı?
-Sapık orospu çocuğu!

Cümlemi bitirip yüzüne şarabı bocaladım. Tek kelime etmeden restorantın çıkışına doğru ilerledim. Vale beni görünce elindeki kaskımı bana geri uzattı anahtarımı da verince daha fazla beklemeden Velvet'e atlayıp evin yolunu tutmuştum. Eve geldiğimde evden çıt çıkmıyordu, salondaki duvar saatine baktığımda saatin çok geç olduğunu yeni fark etmiştim. Odama geçip duşumu aldım, pijamalarımı giyip yatağa kendimi attım attığım gibi uykuya dalmış olmalıyım ki sabah alarmına uyanmıştım. Alarmı erteleyip biraz daha uyumak için telefonu elime aldığımda ertelediğim şeyin alarm değil Boran abinin ısrarlı aramaları olduğunu görünce elimde telefonla ayaklanıp telefonu açtım.

Elina: e-efendim abi.
Boran: umarım bu telefonun sürekli meşgule atılmasının önemli bir sebebi vardır abicim.
Elina: uyuyordum da alarm sanıp kapatıp durmuşum abi.
Boran: otuz tane alarmın mı var senin elina otuz kere aradım otuzuncuda açtın telefonu.
Elina: özür dilerim abi... Ne için aramıştın beni abi?
Boran: gökayın burnunu neden kırdın
Elina: asıl sen onun gibi egoisti nerden buldun abi. İğrenç iğrenç imalarda bulunuyordu bende burnunu kırdım.
Boran: sen bu akşam sana dediğim kızları topla gel ben sana o zaman göstericem imayı.
Elina: ama abi-
Boran: kapatıyorum akşam 8de sahil kenarında olun!

Telefon kapandığında hiçbirşey olmamış gibi odamdaki banyoya girdim elimi yüzümü yıkayıp saçlarımı tepeden sıkı bir at kuyruğu yaptım. Odadan çıktığımda kızlar çoktan kahvaltı sofrasını hazırlamış beni bekliyorlardı. Güneş kendim Kestane'ye mamasını vermiş olmalı ki kendi koltuğuna geçmiş yalanıyordu.

-Elina sabah sabah seni kırk kere arıyan kimdi?
-Boran abi arıyormuş. Akşam yurda gidip Anya ve Naomi'yi almamızı istiyorlar. Derin, işten çıkınca onları alıp sahil kenarına getirir misin? Bende Kelly'i almaya kasabaya gidicem.
-Olur tabi alırım kızları. Hatta şöyle yapalım ben önce eve geliyim Güneş'i de alıyım öyle geçiyim sahile? Sana uyar mı Güneş?
-Uyar tabi bugün izin günüm evdeyim tüm gün kesin sıkılırım.
-Az kıçın yerde otursun sende resim yapıcam diye tüm şehri geziyorsun.
-Ama işim bu. Doğru perspektifi bulamazsam nasıl daha iyi resim yapıcam?
-Duydun mu Derin? Birde bugün izin günüm diyor. Kızım sen kendi atölyenin patronusun bi zahmet istediğin gibi takıl.
-Takılma sen ona Ceyda bizi delirtmeye çalışıyor klasik Güneş işte. Sedef hala gelmedi mi nöbeten?
-Ben yazdım ona akşama uzamış nöbeti. Dedi Derin
-Etme be. Ben ona yemek götüreyim bari o zaman.
-Elina beni de ofise atsana ya.
-Kaskını kap gel bebek ayıp ettin.
-O zencefilli shot biticek Elina hanım kaçmak yok.

Sıkıntı ile bakışlarımı önce mutfağın olduğu duvara daha sonra masadaki Güneş'e çevirip söylendim.

-Her türlü zorlu koşullara alıştım ama zencefilin acı tadına hala alışmak istemiyorum.
-Kendine gel sen Elina Dağhan'sın zencefilli shot mu durdurucak seni?
-Evet.
-Koskoca Sokak İmparatorluğuna seçilmiş Elina Dağhan zencefilden mi korkuyor?
-Korkmuyorum, sevmiyorum hem ikisi farklı şeyler Derin.
-Son 5 yıldır nasıl içiyorsan öyle içmeye devam et o zaman.

Burnumu kapatıp elimdeki bardağı tekledim ardından hiçbirşey söylemeden kahvaltımı yaptım. Ceyda odasından çıkmış mutfağa uğrayıp Sedef için birkaç şey hazırlamıştı. Kızlara veda edip camın önünde etrafı kesen kedime öpücük verip odama girdim üzerime rahat bir tşört altıma da kot pantolon giyip odamdan çıktım. Ceyda ile evden çıktığımızda asansöre binip apartmanın garajına indik ben motoru garaj yerinden çıkarmışken Ceyda da bir yere kilitlenmiş kalmıştı. Baktığı yere baktığımda iki tane genç adamın kavga ettiğini görmüştüm. Motoru bırakıp karşı binaya doğru yürürken temkinliydim.

-Hooop beyler! Dingonun ahırı mı burası napıyorsunuz lan siz?
-Sen karışma yollu!
-Ne diyosun lan sen?
-Elina sakin ol!
-Ne sakini Ceyda! Bırak ağzının ortasına yumruğu yediğindede böyle konuşabilicek mi baka-

Lafımı yarıda kesen şey bana laf atan adamın suratına benim neredeyse iki katım olan başka birinin attığı yumruktu.

-Sen kime yollu diyorsun ulan orospu çocuğu! Hem gelmiş evimin önünde kardeşim dediğim çocuğa demediğini bırakmıyorsun hemde komşuma hakaret ediyorsun şimdi ben seni ne yapayım ha?
-Aras dur!
-Sen hiç konuşma Yiğit! Bu piçin geliceğini neden bana söylemedin?
-Söyleseydim de bişey değişmeyecekti değil mi?
-Evet her türlü dövecektim zaten. Kusura bakmayın hanımefendiler bu densiz adına ben özür dilerim.
-Gelmeseydiniz ben çakıcaktım zaten ağzının üstüne.
-Bu minnak cüsseyle mi?
-Hiçbirşey göründüğü gibi değildir komşu. Bunu sana öğretmediler mi?
-Komşu demek yerine tanışabiliri-
-SİZ CİDDİ MİSİNİZ AMINA KOYDUKLARIM YÜZÜM DAĞILDI BENİM BURDA!!!!!

Bağıran adamı siklemeden konuşmaya devam etti.

-Ben Aras Korvaz karşı apartmanınızda altıncı katta oturuyorum.
-Elina Dağhan bende memnun oldum. Bu apartmanda 6. Katta oturuyorum.

Sarışın olan adının Yiğit olduğunu öğrendiğim çocuğun bakışları yerdeki adamdan kalkıp bana döndüğünde şoktan gözlerini kocaman açtığını gördüm aynı şekilde Ceyda'ya baktığımda oda karşısındaki iri yarı adama şaşkın şaşkın bakıyordu. Gözlerimi onlardan ayırdığımda karşımdaki iri adamın bakışları kısıldı ağzında birşeyler geveledi ardından bakışlarını düzeltip elini uzattı.

-Memnun oldum Elina.
-Bende memnun oldum. İzninizle arkadaşımı yetiştirmem gereken birkaç yer var.

Onaylar mırıltılarını duyduktan sonra Ceyda'nın dürtüklemeleri eşliğinde motora binmiştik.

-Ne canım benim ne? Başladın yine ağaçkakan gibi didiklemeye!
-Bana o adamı tanımadığını söyleyemezsin Elina!
-Tanımıyorum desem.
-Korvaz soyadı nasıl tanıdık gelmez sana kızım!
Bir süre düşündüm ardından aklıma gelen şeylerden sonra kırmızı ışığa gelmemizle birlikte gözlerimi kocaman açıp Ceyda'ya döndüm.
-Siktir ordan! O olamaz değil mi?
-O olabilir desem çok söver misin?
-Amına bile koyarım Ceyda!
-Bişey yok! Bişey yok!
-Nası bişey yok lan adam kurulan ekipte benimle birlikte ilk safada yer alıyor dememişmiydin sen e-mailleri kontrol ederken? Hassiktir Ceyda, adam bana bücür dedi bide!
Diyip gülmeye başladığımda Ceyda da gülmeye başlamıştı. Onu hastaneye bıraktım yemeği verip geldiğinden emin olduktan sonra geri geldi motora binmişti ki telefonum zırıl zırıl çalmaya başladı. Bu sefer de Alaz abi arıyordu.

Alaz: o kızı buraya getiriceksin.
Elina: ne kızı abi ne diyorsun?
Alaz: arkandaki kızı akşam getir çok önemli.
Elina: abi napıcan sen bu kızı.
Alaz: hack kısmında açığımız var o kızı alıcaz ekibe. Çıkışını vemişlerdir çoktan onun.
Elina: abi ben kızı işe götürüyodum ne diyosun sen, e eve gidelim o zaman biz.
Alaz: gidin gidin hadi kapatıyorum ben.

Telefonu kapattığım gibi Ceyda'nın telefonu çalmış işten çıkarıldığını belirten bir bilgi almıştı. Bunun üzerine ona konudan bahsetmış eve geçmiştik geri. Bana bücürük diyen ortağım olucak adam yüzünü dağıttığı adam için ambulans çağırmış olmalıydı ki ambulans ve polis ekipleri vardı evin önünde. Ben çaktırmadan içeriye girmenin derdindeyken arkadan sarışın çocuk, "İşte diğer görgü tanığı da geldi!" diyerek beni göstermişti. Ceyda'yı bu işe karıştırmak istemediğim için onu eve yollayıp kendim Velveti düzgün bir yere park edip polis ekiplerinin yanına gittim. Komiser beni bir köşeye çekip soru sormaya başlamıştı.
-Sizi işinizden gücünüzden etmek istemezdik ancak sorulara cevap vermeniz gerekiyor. Yaralı adamı tanıyor musunuz?
-Hayır tanımıyorum.
-Olay sırasında neredeydiniz?
-Karşı apartmanda oturuyorum . Sadece evden çıkıp arkadaşıma yemek götürmek istemiştim yanımdaki arkadaşımın dikkatini çekmiş insanların kavga etmesi bana söyledi. Bende yaralı adamı uyarmak için ilerledim onlara doğru sonra bana ağıza alınmayacak bir kelime söyledi ben neye uğradığıma şaşırmıştım ki komşu gelip tek yumrukta adamın suratını o hale getirdi.
Biranda bu kadar hızlı ve akıcı konuşmamla not tutan polis memuru elindeki kalemi defteri bırakıp teşekkür ederek beni geri eve yolladı tam motoruma doğru adım atıcaktım ki Aras bana doğru ıslık çaldı ona döndüm eli ile yanına çağırdığında yanında buldum kendimi.
-Ne anlattın Elina?
-Ne olduysa onu anlattım Aras.
-Nasıl yani?
Polis memuruna anlattığım şeylerin aynılarını onlara da anlattım.
-Sana dedim dimi Yiğit.
-Ama abi..
-Neden sordunuz anlamadım ama?
-Yiğit başımıza bişey gelmesin diye yalan ifade vermiş. Sen adamı tehdit ettin bende yüzünü parçaladım diye.
-Neden böyle bişey yaptın? Bunları nefsi müdafa için yaptık biz adamın lafının altında mı kalsaydık?
-Ne bileyim ya o an öyle demiş bulundum.
-Tamam şimdi git değiştir ifadeni hadi koçum.
-Peki abi.
-Bende gideyim artık kızlar bekliyor.
-İyi günler!
-İyi günler!
Motoru garaja sokup kendim asansörle eve çıktım. Eve girdiğimde Güneş ve Ceyda sohbet ediyordu. Derin odasında hazırlanıyor olmakıydı ki ortalıkta gözükmüyordu. Hatrı sayılır bir şirkette müdürün asistanlığını yapıyordu kendisi işini çok iyi yaptığı için müdür asistanlığına kadar yükselmişti. Odasından hazırlanmış bir şekilde çıktığını görünce ona kolay gelsin diyip ellerimi yıkamak için lavaboya girdim. Arkamdan koşa koşa yanıma gelen kestane ile ellerimi yıkayıp kucaklaştım salona geçip sehpadaki laptopumu açtım. Ordaki birkaç işi halledip kapattım laptopu. Daha doğrusu kapatmak zorunda kaldım çünkü kestane hanımın oyun saati gelmişti. Eğer artık ajan isem para kazanmak için kılık değiştirip sokak dövüşlerine yada motor yarışlarına katılmama gerek yoktu öyle değil mi?

Aras Korvaz;
Sabahki meseleden sonra Yiğit salağı ifadesini değiştirmişti. Cama, balkona çıkan komşuları uyarmış kendimde içeriye girmiştim ki Yiğit yine dibimde bitmişti. Ne demişti bana Elina için? Sokak dövüşçüsü mü?
-Şu sonradan görme Gökay'ı kim haşat etmiş diyordun ya abi. Elina haşat etmiş işte dün gece date'i varmış Gökay'ın o kızla konuşuyormuş bir süredir bu salak yine aptal saptal kendini övüp imalarda bulununca Elina yumruğu geçirmiş.
-Bizim restorantda mı buluşmuşlar?
-Evet abi. Marina'da buluşmuşlar. Kadın restorantdan çıkmadan önce kırdığı burnun üstüne bide şarap dökmüş.
-Bana bu kızı sağlam bir şekilde araştırın Yiğit. Matruşka gibi bişey bu belli.
-Tamam abi.
-Ayrıca o adam bir daha yanına yaklaşırsa direk beni arıyorsun.
-Tamam abi.

Odama geçicekken salonda korku filmi izleyen üç adamımı korkuttuktan sonra kahkaha atarak balkona çıktım. Cebimden sigara pakedini ve telefonumu çıkardıktan sonra diğer cebimden de çakmağımı çıkarıp balkon masasına koydum armut koltuğa kendimi bıraktığımda gözlerim direk karşı daireye gitmişti. Balkon kapısı açıktı Elina laptopu ile uğraşırken sapık kedi dikkatini dağıtmak için elinden geleni yapıyordu. İşlerini bitirmiş olucak ki odağını kediye verdi sarıldı, öptü hatta mıncırmaya başladı kediyi. Ben tüm bunları izlerken alman kurdu köpeğim uykusundsn yeni uyanmış olmalıydı ki ayıldıktan sonra ağzında tasması ile yanıma gelmişti. Boynundaki BARON yazılı tasmasının ipini bağladım. Sigarayı köpeğimi gezdirirken de içebilirdim.

-Uyandın mı oğlum? Hadi gidelim.

Kevin de anlaşılan korku fşilminden nasibini almıştı ki yanıma geldi.

-Abi yürüyüşe mi?
-Evet, bir sorun mu var?
-Yiğit'e sorduğun kadın hakkında birkaç bilgim vardı da abi.
-Dinliyorum.
-Bu kız geçen ay yaptığımız racing yarışını kazanmıştı.
-Şu bizim aile doktorunun oğlu Barış'ın da olduğu yarış ha?
-Barış'ın arkasından onu ikinci sıraya bıraktığı için 2 hafta laf yediğimiz yarış abi.
-Önce Gökay şimdi Barış bakalım sırada kim var? Bu iş eğelenceli olmaya başladı koçum da sen bu bilgiye nerden eriştin?
-Motoru çok tanıdık geliyordu. Sistemde aratınca ortaya çıktı abi yarış görüntülerini incelemek istersen sizin donüşe göre ayarlayabilirim.
-Ayarla koçum ayarla. Ben Baron eve işemeden onu çıkarıyım artık.
-Dikkatli olun abi.
Baron'u evden çıkarıp her zaman gittiğimiz köpek parkına doğru ilerlemeye başladık. Baron etrafı kolaçan ederek ilerlerken kulaklıklarımı takmış bir sigara yakmıştım. Genelde dinlediğim playlisti açmış köpeğimin peşinden gidiyordum. Parka vardığımızda önce Baron istediği yerde işini görmüş ardından kendisi gibi büyük ırk köpeklerle oyuna dalmıştı. Arada gelip kendisini sevdiriyor sonra arkadaşlarınının yanına dönüyordu. Kafamı telefona gömdüğümde bazı gereksiz mesaj ve reklam dışında bişey görmemiştim ki Yavuz'dan gelen video ile dikkatim dağılmıştı attığı videonun açıklamasında yine o kadının ismi vardı.

Yavuz:abi bugün bizimkilere sorduğun kadın en son yapılan sokak dövüşlerinde sağlam para kaldırmış. 3 senedir yapmaya devam ediyormuş.

İzlediği videoda karşısındaki adamı haşat etmekten beter hale gelmişti kendi hali de sağlam sayılmazdı ancak dik duruşu ve kararlı yumrukları ile ayakda duruyordu. Bu video bana bu sabah dediklerimi hatırlatınca derince yutkundum kadına bücür demiştim. Hali ile gıcık olmuştur ama umarım üzerine alınmamıştır diye düşünmeye başlamıştım ki Yavuz aramıştı.

Yavuz: abi görüldü kalınca endişelendim bir sorun mu var?
Aras: yok bu sabah olanları düşünüyordum. Ben bu kadına bücür dedim Yavuz.
Yavuz: abi sen ne yaptın kadını görmüyor musun?
Aras:o sırada üstünde bol kıyafetler vardı ve ufacık gözüküyordu koçum. Röntgenci miyim x-ray miyim kadının içini göreyim Yavuz?
Yavuz: doğru söylüyorsun abi kusura bakma. Ne zamana gelirsin kahvaltıyı hazırlayalım mı?
Aras: ayarlayın koçum gelicez 10 dakikaya.
Yavuz: tamam abi.

Baronu yanıma ıslığımla çağırıp tasmasını geri taktım gidiceğimizi anlayınca kalkmamı bekledi ve ardından yola koyulduk. Yolda kenardan kenardan giderken Baron birden hiç huyu olmayan birşey yaptı, karşı kaldırıma doğru bakıp önce havayı kokladı ardından beni dinlemeden oraya doğru koşmaya başladı.

-Baron! Oğlum sakin ol noluyor? Baron?
Havlamaya başlayınca karşı kaldırıma geçtik burda kimseyi görmüyorum diyecekken arabanın arkasından üzerinde sadece sporcu atleti ve şort olan Elina karşımıza çıkmıştı. Kulağındaki kulaklıkları beni görünce çıkarmış selam vermişti. Elimdeki tasmayı tek koluma dolamış ona bakıyordum. O ise ona sırnaşan Baron'u seviyordu.

-Kestane seni sevmemden hiç hoşlanmayacak ama çok tatlısın kendimi tutamıyorum!
-Teşekkür ederiz sende çok tatlısın bücür!
-İsmi ne bu yakışıklının?
-Baron.
-Memnun oldum Baron, bende Elina.
Dedikten sonra elini Baron'a uzattı. Baron ise sanki her Allah'ın günü birisiyle tanışıyormuş gibi patisini kadına uzatmış bir nevi tokalaşmışlardı. Eve gidince istediği kadar ödül maması vericektim bu hareketi öğretene kadar Yiğit'in anası ağlamıştı çünkü.
-Spora mı?
-Biraz koşup gelicem.
-Dikkatli ol!
-Bana birşey olmaz Aras!
Dedikten sonra gülümseyerek ayrıldı yanımızdan ayrılmıştı. Kendimi sapık gibi hissediyorum şuanda ama bakmadan da duramıyorum o sırt ve kol kasları neydi öyle?
Önümüze dönüp eve gitmeye devam etmemiz gerekiyordu ancak ikimizde olduğumuz yere çivilenmiş gibi bi süre kaldık. Baron tekrar hareketlendiğinde beni sürüklemesine izin verdim. Daireye girdiğimizde Yiğit tasmayı elimden almış Yavuz ve Berk kahvaltı masasına çağırmıştı.

-Sana dediğim işi yaptın mı Kevin?
-Evet abi.
-Yansıtsana olm o zaman neyi bekliyosun?
-Pardon abi?
-Neler oluyor?
-Patronun gözüne yıllar sonra bir kadın ilişti sabahın köründen beri kadını araştırıyoruz.
-Ama aga kadında da yok yok...
-Racing yarışcısı mı dersin? Sokak dövüşcüsü mü dersin? Sokak imparatorluğu için seçilmesi ve en başta isminin gelmesi, yakın dövüşte olan ustalığı ve kıvrak zekası. Kim bilir daha bilmediğimiz ne yönleri var.
-Aras Korvaz, bakıyorum da benim öğrencim fazla dikkatini çekmiş?
-Boran abi? Sen ne zaman geldin?
-Boran ile dışardaymışsın ben eve geldiğimde. Öğrenmek istediğiniz ne varsa bana sorabilirsiniz desem.
-Daha ne olabilir ki Boran abi? Aras abim sayabiliceği her şeyi saydı sanki.
-Para için kendini geliştirdi ailesi o daha 15 yaşındayken trafik kazasında öldü. O günden beri Albay'ın gözetimi altında yetiştiriliyor. Asya ve avrupa dillerinin çoğununu akıcı bir şekilde konuşabiliyor, silah ve yakın dövüş derslerini benden aldı ardından kendini geliştirdi. Şu aıralar kiralık katillik yapıyor ancak kimse onu tanımıyor. Sadece cesetlerin üzerinde bıraktiği imza hareketlerden onun öldürdüğü anlaşılıyor.
-Son cinayetini geçen hafta yapmış değil mi?
-Evet geçen hafta bugün yapmıştı. Ama son vukuatı dün geceye ait.
-Haberimiz var abi.
Laf ağzımdan çıkar çıkmaz masada kahkahalar yankılandı.
-Birinin ona bunu yapması gerekiyordu ama abi.
-O kadar haklısın ki Berk'im orospu çocuğunun adı çıkmış resmen, "Marina'da alımlı bir kadından dayak yedi" diye.
-Sizin gücünüz ile onun gücünün birleştiğini düşünün birde.
-İşte o zaman orospu çocukları yarrağı yer Boran abi çok afedersinde yani.
-Bu ülkenin de o orospu çocuklarından temizlenmesi gerekiyor çocuklar. Akşam Elina ve arkadaşları da gelicek haberiniz olsun. O kız her ne kadar tek başına çalışıyor zannetsenizde tüm arkadaşları aynı sizin gibi örgütlenmiş biçimde hareket ediyor.
-Nasıl yani? Bizim gibi hackerı, keskin nişancısı sağ kolu vesairesi mi var?
-O evin içinde siz baktığınızda güzel kızlar görüyor olabilirsiniz ama ben bir ekip görüyorum. Herkesin yaptığı işler o kadar belirli ve o kadar düzenli ki, Elina'nın şimdiye kadar yaptığı hiçbir cinayet ortaya çıkmadı.
-Ne zaman tam olarak ortak olucaz peki abi?
-Bu akşam sahil kenarında tanışma için yemek vericek Albay orda kaynaşırsınız. Özellikleriniz birbirinize çok yakın olduğu için kolaylıkla anlaşıcağınızı düşünüyoruz.
-Abi benim sana sormam gereken birşey daha var. Ben diyelim ki dememem gereken birine ilk tanışmada lakap taktım ve bu kişi kiralık katil çıktı,ne yapmalıyım?
-Elina'ya lakap mı taktın Aras?
-Patron sabah kadına bücür dedi Boran abi.
-Dua et aras arkadaşlarına kinlenen birisi değil kadın.
-Yoksa yarrağı yemiştim büyük ihtimalle.
-Abi, neden bu kadar kasıyosun anlamadım biz burda enayi miyiz? Ulan soyadımızı duyan insan evladına titreme geliyor siz neden bu kadar kokruyosunuz ki?
-Konu korkmak vs değil Berk sen konuyu anlamamışsın.
-Sen bizi dinledin mi berk?
-Evet Aras abi dinledim.
-Demek ki dinlediğini anlamamışsın nasıl şirketin başına geçirdik biz seni lan?
-Abi ayıp oluyor ama!
-Berk, bu kadın'ın gücü ve gizliliği tüm dünyada nam salmış, böyle bir kadınla hem güçlerimizi birleştirmek demek bizim de olan tanınırlığımızın dahada güçlenmesi ve pekişmesi demek ama bununla beraber düşman safhada da artışlar yaşanıcak demek. Şimdi demek istediğimizi anladın mı?
-Böyle anlatmak çok mu zordu yani?
-Kevin açsana şu yarışı baştan.
-Abi daha kaç defa izleyeceksin?
-Yarış ilk bittiğinde de sürekli kadının kazandığı sahneyi izleyip durmuştun patron?
-Emin olmam gereken birşey var.
-Barış abinin suratına çiçek demeti fırlatılan yarış değil mi bu?
-Olayları hep travma yönünden hatırlıyorsun Berk, tebrik ederim kardeşim.
-Ne demek efendim vazifemiz!
-Kumandayı bana ver Kevin.
Kevin'in elindeki kumandayı alıp dikkat kesildiğim o sahneyi tekrar oynatıpp durdurdum. Bu gördüğüm kırmızı lazer kesinlikle stad ışıklandırmasından yada ışık süzmesinden gelen birşey değildi. Önce Barış'ın üzerinde belli oluyor ardından Elina'nın kaskında ve omzunda beliriyordu.
-Keskin nişancı lazeri değil mi o?
-Evet Kevin, başta ışık süzmesi gibi gelmişti emin olamayıp tekrar bakmama neden olan da bu. Açısını bulup o gün orada kim varmış nerden süzüyormuş öğrenin çabuk. Abi elina'nın düşmanları çoktur evet ama bana liste lazım.
-Alaz'a çoktan söyledim gönderir sana. Bu akşam bu olaydan herkese bahsediceksiniz. Bu işin altında kimler var birlikte çözün. Bu sizi kaynaştırır. Ben çıkıyorum.
-Tamam abi. Barış'ı bana getirin lan hızlı olun! Yavuz! Git barış her nerdeyse bul getir onu bana! Doktoruma ihtiyacım var.
-Tamam patron.

Elina Dağhan;
Spordan döndüğümde evde Alaz abiyi görmeyi beklemiyordum. Ona selam verip duşa girmek için odama geçmiştim Kestane bugün sevdiğim Baron'un kokusunu almadan yıkanmam gerekiyordu diyecektim ancak odamda yatağımın tam ortasında yayıla yayıla yatan kedim beni karşılamıştı.
Koşar adımlarla banyoya girip kapıyı çektim. Üzerimde başka bir hayvanın kokusunu alınca kafayı yiyordu bu kedi. Hızla üzerimdekilerden kurtulup kendimi soğuk suyun altına attım. Duşumu aldıktan sonra odama geçip üzerimi giyindim kendimi Kestane'nin yanına atıp 5 dakika onunla igilendim ardından onu kucağıma alıp salona geçtim.
-Elina bu fikri beğenir mi bilmiyorum abi.
-Ne fikriymiş o?
-Albay, Korvaz'ın ekibi ile sizi birleştirmek istiyor.
-Biz tek başımıza da gayet güçlüyüz Elina evet ancak adam yeraltı camiasının en önemli isimlerinden birisi. Gerekli devlet birimleri ile de bağlantısı var devleti elinde tutuyor resmen!
-Sakin ol Ceyda birşey demedim daha. Bana da mantıklı geliyor abi açıkcası, akşam hepbirlikte oturur anlaşmamızı yaparız diyordum.
-Tabiki abim sen orasını hiç merak etme. Albay güzel bir akşam yemeyi ayarlamış orda hem tanışır hem planlarınızdan bahsedersiniz birbirinize.
-Bişeyi merak ediyorum. Bu adam mademm mafya babası neden ara sokakta köhne bir apartman dairesinde yaşıyor?
-Belki böyle yaşamayı seviyordur Güneş?
-Ama çok saçma değil mi?
-Kendisini böyle rahat hissediyor olabilir belki de.
-O sarışın çocukda bi tuhaflık vardı yanlız.
-Hangi sarışın Ceyda?
-Kaç tane sarışın var o evde abi?
-İki tane, biri Kevin diğeri Yiğit.
-Bizim bu sabah gördüğümüz Yiğit'di Ceyda.
-O adamın olayı neydi sence Elina?
-Eski bir tanıdık olduğu belli ancak iyi bir geçmişleri yok gibi.
-Kimdi acaba? Siz böyle meraklı meraklı sorunca bende merak ettim!
-Aras yüzünü tek yumrukta dağıttı ondan önce de adam akıllı bakışmadık bile. Derdi sarı oğlanlaydı belli.
-Gayet hali gücü yerinde birisi gibi duruyordu neden karşılık vermedi acaba adama?
-Zamanında hürmet ettiği birisi ise el kaldıramaz o adamlar.
-Aras dövdü ama?
-Adam mafya çünkü Ceyda!?
-Offf! Tamam be bişey demedim.
-Akşam ki yemek için biraz özenli giyinin bu arada Albay'ın huyunu biliyorsunuz şık olmalısınız.
-Sen merak etme abi hallederiz biz onu.
-Elina, motorla gelmek yok!
-Ne demek motorla gelmek yok? Neyle gelicem ben?
-Albay araba ayarladı onunla geliceksiniz.
-Emir büyük yerden.
-Ha birde mümkünse hepiniz elbise giyecekmişsiniz.
-E ebesinin...
-Tamam abi ben hallederim onu sen hiç merak etme.
-Sana güveniyorum Güneş. Yoksa bile gidin alın vaktiniz varken.
-Hadi kıyafet odasına kızlar! Sırayla hepinize şık elbiseler ayarlayalım.
-Sen gelmiyor musun?
-Bu akşam maalesef ki dateim var bende onun için hazırlanıcam.
-Önce siz bulun kendinize o zaman bende gelirim arkanızdan öğle yemeğini yapmam lazım.
-Hadi Elina hadi kaçmaya çalışma boşuna!
-Aç mı kalalım?
-Dışardan söyleriz hadi!
-Oooofff!
-Oflama hadi!
-Bu kızın elbise nefreti beni öldürecek.
Kıyafet odasına girdiğimizde Güneş ve Ceyda koca odayı çevreliyen dolapları karıştırmaya başlamışlardı çoktan. Kendimi puflardan birine atmış onların birbirlerine gösterdikten sonra rededişlerini izliyordum. Açık kapıdan içeriye Alaz abi girdiğinde ona yanımda yer açtım benimle beraber kızları izlemeye dalmıştı çoktan.
-Bu nasıl Ceyda?
-Sırt kasları ile şölen yaratır ancak alt kısmı çok açık baksana götü gözükür gibi.
-Harbi doğru dedin.
-Mümkünse az dekolteli bişeyler olsun lütfen kızlar!
-Ulan var ki göstericen güzelim neden bu kadar kasıyorsun?
-Albay ve o mafya bozuntuları varken ciciklerimin ön planda olması çok da mantıklı olmaz sanki ha?
-Elina haklı kızlar sahil kenarında şık göstericek bişey giymelisiniz beş dakika sonra denize girecek gibi değil.
-Konuş abi konuş! Beni dinlemiyorlar bari seni dinlesinler en azından.
-Ama abi karşımızdaki insanlara göz dağı vermemiz gerekmez mi?
-Güneş yine başladın saf saf konuşmaya!
-Ben galiba buldum.
Ceyda'nın elindeki siyah saten midi elbise ile bize döndü. Bu bence harika olucak sana.
-Bizim böyle bir elbisemiz mi varmış?
-Demek ki varmış Güneş. Hadi sıra bizde.
Onlar tekrar dolapları kurcalamaya başlamışlardı ki Derin kapıda belirdi. Kolumdaki akıllı saatden saati kontrol ettiğimde erken geldiğini fark etmiştim.
-Derin, çok erken geldin. Bir sorun mu var?
-Müdür'e süikast düzenlemişler bu sabah. Adam şuan yoğun bakımda.
-Ne?
-Daha net anlat şunu!
-Nesini anlatıyım Güneş? Adam son zamanlarda koruma sayısını bile arttırmıştı benide sürekli uyarıp duruyordu dikkatli olmam için. Sabah adamın evini taramışlar orda ağır yaralanmış işte.
-Murat'ın adamları bana ulaşmaya çalışıyor olabilir mi o halde?
Dedikten sonra elimde zırıl zırıl çalan telefonu gösterdim bilinmeyen numara yazdığı için tereddütle bakıyordum ekrana.
-Telefonu aç hiçbir sorun olmayacak merak etme.
Alaz abinin dediğini yapıp açtım telefonu ses verdiğimde sinirli bir adam sesi ile karşılaşmıştım.
X:En kısa sürede bana Cüneyt Doğan itinin kellesini elimde istiyorum
Elina:hop hop hop dur bakalım ne bu tavır? Düzgün konuşmayı öğretmediler mi sana? Hem sen kimsin birader?
X: ben Kevin Drayell ve senden bunu yapmanı patron istiyor.
Elina: patronun kim senin genç adam?
X: Aras Korvaz.
Anlaşılan karşı komşum beni cinayet için kiralamak istiyordu ancak ben bu sabah itibarı ile işimden kendi kafama göre istifa etmiştim. Gözlerimi devirip telefonla konuşmaya devam ettim.
Elina: sen kimi aradığının farkındasın değil mi?
Kevin: evet.
Elina: o halde o patronuna söyle akşamki yemekte bizzat benimle kendisi konuşsun. Şimdi kapatıyorum akşama görüşürüz.
Dedikten sonra adamın yüzüne telefonu kapatıp telefonu sessize aldım. Ceyda'nın elinde tuttuğu askılığı alıp uygun ayakkabı ve takı bakmaya başladım.
-Hadi ne dikiliyorsunuz? Hızlı olun biraz akşama çok kalmadı.
-Ben gelmek istemiyorum Alaz abi, üzerimi değiştirip hastaneye gitmem gerekiyor. Her ne kadar patronumdan nefret etsem de onu yanlız bırakamam.
-Bekle beraber gidelim tek başına yollayamam seni. Boran abin de aşşağıda bizi bekliyordur zaten.
-Hemen üstümü değiştirip geliyorum.
Onlar odadan çıktıktan sonra biz kaldığımız yerden devam ettik.
-Elina elindeki elbisenin göğüs dekoltesi var.
-Biraz kafa karıştırmada bir sorun olucağını düşünmüyorum artık kızlar.

Aras Korvaz;
Kevin telefonla konuşmasını bitirmiş olucak ki yanıma geldi. Sakinleşmek için kendimi balkona atmış sigaramı içiyordum önümdeki viski bardağının içinde kalan son yudumu içip Kevin'a döndüm.
-Dökül!
-Patron kadın lafı ağzıma tıktı ve telefonu yüzüme kapadı!
-Ne dedi peki?
-O halde o patronuna söyle akşam yemeğinde bizzat benimle kendisi muhattap olsun dedi. Galiba ters anına denk geldi aramam.
-Hayır. Bana birlikte çalışmamız için fırsat sundu.
-Nasıl yani patron?
-Albay işini gerçekten iyi biliyor yani koçum. Peki madem bücür ne istiyorsa öyle yapalım. Berk gelmemekte kararlı mıymış?
-Yiğit'in güzel kızlar gelicekmiş kartına bile engel attı patron geliceğini sanmıyorum.
-Başına koruma dikin o halde. Ne yaptığından anlık haberim olsun.
-Tamamdır patron.
-Aras abi! Takım elbisen geldi.
Diyen Berk ile sesimi yükselttim.
-Geliyorum koçum odama as! Ben biraz uzanıcam akşam üzerine beni kaldırın hazırlanır çıkarız direkt.
-Tamam patron.
Yapıcağım konuşmaları başlıca düşünmeye başlasam iyi olucak yoksa bu kadın Albay'ı bile dinlemez beni çeker vurur gibi geliyor ister istemez. Zaten kadını yeterince gıcık ettim daha fazlasına gerek yoktu değil mi? Ben düşüncelere dalmış overthink yaparken baron ve yiğit odaya girdi.
-Patron, bir sorun mu var?
-Ben bugün yine kadına ikinci defa bücür demiş olabilirim.
-Abi sen ne yaptın?
-Allah'ın hakkı üçtür koçum!
-Sakın bu akşam Albay'ın yanında kadına bücür dicem deme abi.
Giyinme odasından çıkan Berk ile bakıştım.
-Yanımda Albay varken bişey yapabiliceğini sanmıyorum Berk.
-Abi asıl Albayın yanında laf atmaman gerekiyor kadının arkasındaki kişi o! Sen Elina'ya en ufak bir laf attğında o kızı gibi gördüğü biri için seni harcayabilir.
-Oğlum ne kastınız ulan! Siktirin gidin odamdan! O Elina Dağhan'sa bende Aras Korvaz'ım kimse bana şehirin ortasında bişey yapamaz!
-Yiğit abi bu kadının keskin nişancısının masada oturduğuna emin olun olur mu?
-Berk siktir git abicim! Hadi bekleme yapma!
Onları odadan kovaladığımda Baron'u kucağıma alıp düşünmeye devam ettim. Kesinlikle keskin nişancının masada olduğuna dikkat edicektim! Kapı çalmış Barış kafasını içeriye uzatıp içeriye bakınmıştı. Yatağın üstünde Baron ile boğuştuğumu görünce içeriye geldi.
-Kardeşim beni çağırmışsın hayırdır?
-Peşinde bir süikastçi olabilir biraderim.
-Bir mafya babasının başhekimi olduğum için olabilir mi götümde bir süikastçi olması peki?
-Sadece senin peşinde gezmiyor bu katil ama. Komşuma da dadanmış.
Kafası karışmış bir şekilde bana baktı.
-Komşun mu? Ne alaka lan?
-Sana anlattığım bi kadın vardı ya hani? Kedisi her fırsatta sapık gibi beni izliyor demiştim.
-Evet?
-İşte o kadın kiralık katil ve bizim son racing yarışında seni ikinci yaparak yarışı kazanan kadın çıktı.
Suratıma salak salak bakmaya başladığını görünce ağzımdan istemeden bir kıkırtı çıktı.
-Bir mafyanın da karşı komşusu ancak böyle biri çıkabilirdi kardeşim. Bakma mal mal baktığıma.
-Dur oğlum daha konuşmam bitmedi, Albay hem onun ekibini hem benim ekibimi birleştirmeyi teklif etti bu akşam bizi yemeğe çağırdı ve sende geliyorsun. Takım elbisen kıyafet odamda hazır.
Bunu gerçekten beklemiyor olucak ki tekrar salak salak bakışlarını bana dikmişti.
-Senin şok olduğunda donup kalman beni o kadar sinir ediyor ki Doktor bir gün masada kalıcam diye korkuyorum.
-Başlama yine ya. İşim dışındaki anlattığın her konu beni şok edebilir ancak işim herşeyden önceliklidir benim! Kaç senedir birlikte çalışıyoruz kaç defa seni ve adamlarını ölümden döndürdüm! Ben yaptım ben!
-Başlama yine doktor! Hadi git odana hazırlan!
Dışarıdan köhne bir apartman gibi gözüken evin içerisi koca bir saray gibi gözüktüğü için herkesi yanıltıyordu buranın görünüşü. Barış'ı söylene söylene gönderdikten sonra biraz da hazırlanırken overthink yapmaya karar vermiştim. Kendimi banyoya attığım an kafamdaki sesler tekrar ortaya çıkmıştı. Önce sakal traşımı oldum ardından kendimi banyoya attım. Banyodan çıktığımda hava kararmaya başlamıştı. Bakımlı bir erkek olmak da zordu canım! Saçlarımı kurutum elimle her zamanki gibi şekillendirip sabitledim üstümde hala sadece belimdeki havlunun varlığını hatırladıktan sonra kıyafet odasına girip giyindim. Odamın kapısının açılıp kapandığını duyunca kafamı içeriye uzattım. Yavuz bana bakınıyordu.
-İçerdeyim koçum!
-Patron, kadınları alması için Albay bizim adamlardan ayarlamamızı istemiş ne yapalım.
-Sait ve adamlarını ayarla bundan sonra onların koruması olsunlar.
-Tamamdır patron.
Telefonundan Sait'i aradığına emin olduktan sonra üzerime pantalonumla aynı renk olan siyah kumaş gömleğimi geçirip düğmelerini ilikledim. O sırada yanımda Sait ile sövüşen Yavuz'a kaydı bakışlarım tekrar. Telefonu elime alıp konuşmaya başladım.
-Bana bak lan sen benim emirlerime karşı mı geliyorsun?
-Estağfirullah patron olur mu? Sadece sizin emir verdiğinizden emin olmak istemiştim.
-Siktir git kadınların kapısının önünde bekle onları şimdi!
-Emredersiniz patron!
Telefonu kapatıp Yavuz'a geri verdim odadan geri çıkıp hazırlanmaya gitmişti. Koluma servet değerindeki saatlerimden birini takıp ayakkabılarımı giydim Baron'un da odadan çıkabilmesi için kapıyı ayrık bırakmıştım. Kolumdaki saate baktığımda 1 saat kaldığını görmüştüm. Adamlarımın da yavaş yavaş yanıma doluşması ile ayaklanıp arabalara dağılmalarını emrettim kendim de arabaya bindiğimde yavaştan hareket etmeye başlamıştık ki Sait ve adamlarının yanından geçerken Kevin'e yavaşlamasını söyledim. Sait'e dönüp konuştum.
-Sakın kadınların içinde kendinizi rezil edicek birşey yapmayın beni temsil ettiğinizi unutmayın!
-Emredersiniz patron!
Yola devam ettiğimizde önden gittiğimizin farkındaydım çünkü Boran abi öyle istemişti.
-Patron, Cüneyt ülkeden kaçmaya çalışıyormuş.
-Kaçabilmiş mi peki?
-Hayır. Sınırda güvenlik ekipleri yakalamış. Sonra salmışlar.
-Nereye salmışlar tam olarak?
-On üçüncü büyük koru ormanının oralarda görünmüş en son.
-Bizim bölgelerimizde geziyor. Onu gözden kaybetmeyin bizzat kendim gidip yakasına yapışıcam. En yakın arkadaşıma süikast düzenletmek neymiş görücek o!
-Elina hanıma da sizinle olucak mı peki?
-Artık ortak olduğumuz için ve ona da haber verdiğimiz için bence o da gelicektir.

Elina Dağhan;
Üzerimdeki elbiseye boy aynasından bakıyordum gerçekten çok yakışmış olucak ki kızlardan beğeni dolu bakışlar ve sözcükler alıyordum.
-Erkek olsaydın sana kesin verirdim Elina!
-Güneş! Salak salak konuşmaya başlama yine. Gelmeyeceğine emin misin?
-Evet eminim. Date'i de iptal ettim Derin'in yanına gidicem.
-Yolda dikkatli ol.
-Sen beni merak etme hallederim ben her türlü. Gruba sürekli anlık bildirim vermeyi unutmayın.
-O iş bende Güneş sen merak etme.
-Ceyda halleder onu evet.
Saate baktığımda yarım saat kaldığını görmüştüm salona geçip camdan aşşağıya bakması için Güneş'i görevlendirmiştim ki gittiği gibi gelmesi de bir olmuştu.
-Kapıda Aras abinin adamları var.
-Nerden anladın onlar olduğunu?
-Arabalarının üzerinde onların logosu var.
-Ceyda git bi bak kör bu kız yanlış görmüş olmasın.
Ceyda da gidip baktı geri döndüğünde Güneşin doğru söylediğini arabaların üzerinde kocaman harflerle AK logosu olduğunu söyledi.
-Anlaşılan suç ortağımız çok centilmen davranıyor.
-Çok nazik bir davranış şekli!
-Mafya ve naziklik kelimeleri yan yana gelemiyor malesef Güneş'im
-Ne demek gelemiyor gayet de geliyor işte.
-Ben de hazırım hadi çıkalım artık kızlar da yoldaymış. Sedef de hastaneden çıkmış oraya gidiyormuş.
-Nöbetin üzerine birde bizimle yemeğe oturucak, uyuklar o masada!
-Yapıcak bişey yok.
Ayakkabılarımı da giyip çantamı aldım. Ceyda'yı yanıma alıp önce asansöre bindim asansörün aynasından kendimi son kez kontrol edip asansörden indim peşimden ceyda gelirken sakin adımlarla ilerliyorduk ki komşumuz Reyhan teyze bizi gördü.
-Güzel kızlarım nereye böyle? Çok şık olmuşsunuz.
-İş yerimizin yemek daveti var oraya gidiyoruz teyzeciğim izninle geç kalıcaz.
-Aman yavrum geç kalmayın hadi.
Reyhan teyzeyi atlattıktan sonra apartman kapısını açmak için uzanmıştım ki korumalar benden önce davranmış kapıyı bizim için açmışlardı. Aralarından biri konuşmaya başladı.
-Demir bey sizi yemeğe götürmemiz için bizi görevlendirdi efendim buyrun lütfen.
Korumalardan biri sol kapıyı diğeri sağ kapıyı açtı bizim için, Ceyda benden onayı aldıktan sonra sol kapıya ilerleyip beni bekledi arabaya bindiğimden emin olduktan sonra diğer korumalarda kendilerine ayrılan arabalara binmiş yola çıkmıştık.
-Kızlardan haber var mı?
-Kelly şehre inmiş, Naomi ve Anya'da yoldaymış.
-Sedef?
-O da yoldaymış hastanede hazırlanmış dediğine göre.
-Derin'den bir haber var mı?
-Patronu hala yoğun bakımdaymış.
-Peki Cüneyt?
-En son on üçüncü korunun ordaki patikada görülmüş.
-Orası Aras'ın bölgesi. Yemekten sonra onunla beraber onun işini bitirmeye gidicem. Muhtemelen bir planı vardır. Sende Sedef ile eve geçersin yardım et biraz kıza çok yorulmuş olmalı.
-O iş bende merak etme sen.
Konuşmaya son verdiğimizde şoför de arabayı durdurmuştu. Başka bir koruma kapımı açtığında aşşağıya inmiştik. Ceyda'nın yanıma geldiğinden emin olduktan sonra kapıda bizi bekleyen kızlarla Alaz abiyi görmüştüm. Burası geçen gece Marina'da izlediğim deniz kenarıydı.
-Assolistimiz de geldi!
-Yıldızlar hep en son gelirmiş.
-Elina'yı en son üniversite mezuniyetinde elbise ile görmüştüm. Çok güzel olmuşsun!
-Teşekkür ederim arkadaşlar. Ama biliyorsunuz işim gereği elbise giymem benim açımdan çok mantıksız.
-Hadi masaya geçelim bizi bekliyorlar.
-Kelly daha gelmedi mi?
-Lavaboya gitti o birazdan katılır bize.
Tahta yoldan ilerledik önümündeki masaya baktığımda Albay dışında herkes buradaydı. Masadakilerin bakışları bize döndüğünde selamlaşmak için ayağa kalktılar. Ortamdaki tüm korumalar başlarını eğip ellerini önlerinde kavuşturmuştu ki beklemediğim bir şekilde aras ve adamları da saygı göstermek amacı ile ceketlerinin düğmelerini iliklemişlerdi. Bak bu beni çok şaşırttı işte! Boran abi yanıma gelip babacan bir tavırla sarıldı ona karşılık verdikten sonra masadakilerle tek tek el sıkıştım herkes kendisine ayrılan bölüme geçtiğinde ne Albay ne Kelly ortalarda gözükmüyordu. Boran abiye dönüp Albayı sordum.
-Demir amcam gelmedi mi daha abi?
-O malesef bu gece yanımızda olamayacak acil görev çıkmış askerlerinin başındadır şuan büyük ihtimalle.
-Emekliliğe ayrıldı ama hala çalışmaya devam ediyor vatan aşkı hat safada bu adamın.
-Kızlar Kelly nerde kaldı bi fikri olan var mı?
Diye sordu Ceyda. Anlaşılan kimsenin ondan haberi yoktu.
-En son lavaboya gidecekti. Ben bakıp geleyim.
Dedi Naomi. Ancak adının Yavuz olduğunu öğrendiğim adam kızı durdurup konuşmaya başladı.
-Siz hiç yorulmayın bizim kadın korumalardan birine söyleriz bakar gelir.
Ardından birine telefon açtı ve emir verdi. Karşıdaki kadının söylediklerini dinledikten sonra bir kadının bizim masaya doğru geldiğini söyledi.
Arkama dönüp girişe baktığımda Kelly'i görmemle rahatladım. O da geç kaldığı için bizden özür dileyip masaya geçmişti. Boran abi herkesin masada olduğuna emin olduktan sonra yemeğe başlamamız için komut vermişti. Öğlen yemeğini de atladığımız için şuan gözüm yemektenn başka birşey görmüyordu. Yemeğin ortalarına geldiğimizde Boran abi konuşmaya başlamıştı tekrardan.
-Burda herkes neden toplandığını biliyor öyle değil mi?
Herkes onayladığını belirten sesler çıkarırken ben hala yemeğime devam ediyordum. Karşımdaki adamın bakışlarını üzerimde hissettiğimde bakışlarımı ona çevirdim. Elindeki viski bardağı ile bana bakıyordu daha doğrusu kaslarıma. Bücür derken iki değil on defa düşünsün artık. Onu takmadan yemeğime devam ettim.
Birkaç saniye sonra kızları kontrol etmek için kafamı kaldırmıştım ki herkesin bakışları bizim üzerimizdeydi.
-Kevin, bugün bahsettiğin konuyu açar mısın koçum bize.
Dedi Aras. Aralarındaki ikinci sarışın çocuk konuşmaya başladı.
-Hem iş ortağımız hemde Patronun en yakın arkadaşı olan Murat Saban'a süikast düzenlendi biliyorsunuz ki bu yüzden sizden bize yardım etmenizi talep ediyoruz.
-Ne talebi?
-Sizi aradığımda da söylediğim gibi..
-Cüneyt Doğan'ı öldürmeni istiyorum en cani şekilde ona istediğin kadar işkence edebilirsin ama kafasını bana vericeksin.
-Neden? Koleksiyonun mu var?
-Var desem? Biz uzun zamandır Cüneyt'in peşindeydik zaten Elina hanım ancak knedimiz öldüremiyoruz zamanında aile yakınımızdı kendisi ve bizde aile yakınını öldürmek demek arkada kalan herkesi karşına almak demek. Bu yüzden senden yardım istiyorum, kendim bizzat istiyorum.
-Anlıyorum. Size yardım edicem. Ama bunu sadece bu seferlik yapıcam çünkü artık bir kurul altında bu geceden sonra ajan sayılıyoruz benden lütfen tekrar böyle birşey istemeyin bu sabah süikastçilikten istifa ettim.
Dedim ve gülümsedim. Onlar gülüşümde ne gördü bilmiyorum ama karşımdaki adam dalga geçtiğimi yakalamış olucaktı ki yüzünde hınzır bir gülümseme oluştu anlaşılan çok eğlenicektik.

Düzenleme tarihi;07.09.2026
Selamlaaarrr bölüm hakkında yorumlarınızı tam buraya alıyorum.
Kitabımızın orjinal instagram hesabı da açılmıştır isteyen bana yazabilir linkini gönderebilirim.
İyi günler...
E

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

94okunma 21beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.