64. bölüm · Gölge Oyunları
65.Bölüm;Tatlı Kavga,Tatlı Barış
"Bazen en güçlü bağlar, en saçma tartışmalardan doğar."
---
Ayaz’ın Resmi Affedilme Töreni (Ama Gayri Resmi Olarak)
Ayaz, Hümeyra’nın onu affetmeye başladığını hissediyordu ama emin olmak için doğrudan sormaya cesaret edemiyordu. Çünkü eğer yanlış bir şey söylerse, yine Damla ve Atlas’ın sabote ettiği saçma bir planın içine düşebilirdi.
Bu yüzden risksiz bir yol seçmeye karar verdi.
Hümeyra'nın karşısına geçti, kollarını bağladı ve derin bir nefes aldı.
"Tamam, itiraf ediyorum."
Hümeyra kaşlarını kaldırdı. "Ne itiraf ediyorsun?"
Ayaz ciddi bir ifadeyle başını salladı. "Ben kötü bir insan değilim. Ama bazen kötü zamanlama konusunda bir dahiyim."
Hümeyra bir an onu süzdü. "Yani beni kazara delirttiğini mi söylüyorsun?"
Ayaz başını salladı. "Kesinlikle."
Hümeyra gülmemek için dudaklarını ısırdı ama sonunda başını iki yana sallayıp derin bir nefes verdi. "Biliyor musun, Ayaz? Seni affetmek istemiyordum."
Ayaz’ın kaşları hafifçe kalktı. "Ama?"
Hümeyra gözlerini ona dikti. "Ama Atlas’ın üstüne pasta düşürdüğünü gördüğüm an, içimdeki tüm öfke uçup gitti."
Ayaz afalladı. "Gerçekten mi? Pasta yüzünden mi?"
Hümeyra omuz silkti. "Evet. Çünkü senin bu kadar komik rezil olduğunu görmek, içimdeki tüm kırgınlığı sildi."
Ayaz sessizce başını salladı. "Peki, bu durumda… resmi olarak affedildim mi?"
Hümeyra sırıttı. "Gayri resmi olarak evet. Resmi olarak hâlâ sürünebilirsin."
---
Atlas ve Damla: Tatlı Kavga Modu Açıldı
Bu sırada Atlas ve Damla mutfakta sözde masumca çay içiyorlardı. Ama bu ikisi asla sadece çay içemezdi.
Atlas kaşığını çayına batırıp Damla’ya baktı. "Senin çayın şekerli mi?"
Damla gözlerini kıstı. "Evet?"
Atlas kaşlarını kaldırdı. "Peki senin gibi biri neden tatlı içecekleri sever? Sen genelde acımasızsın."
Damla kaşığını sertçe çay tabağına bıraktı. "Öyleyse neden tatlı sevdiğimi mi sorguluyorsun?"
Atlas omuz silkti. "Sadece merak ettim. Yani, belki de içinde gizli bir tatlılık vardır ama biz bilmiyoruzdur."
Damla gözlerini devirdi. "Ben tatlıyım. Senin gibi odun değ—"
Atlas hızla araya girdi. "Beni odun olarak tanımladın mı?"
Damla sırıtarak çayını yudumladı. "Yanlış mı söyledim?"
Atlas kaşlarını çattı. "Ben sadece gerçekçiyim."
Damla alaycı bir ifadeyle başını salladı. "Tabii, tabii. Gerçekçilikle duygusuzluk arasında ince bir çizgi var."
Atlas gözlerini kıstı. "Ve sen de o çizginin tam ortasında duruyorsun, değil mi?"
Damla gülümsedi. "Hayır, ben çizgiyi aşıp istediğim tarafa geçebiliyorum. Ama sen? Sen hep aynı yerde takılıp kalıyorsun."
Atlas iç çekti. "Seninle uğraşmak, savaş meydanında çarpışmak gibi."
Damla göz kırptı. "Ve sen o savaşı asla kazanamayacaksın."
Atlas çayını yudumlayıp başını salladı. "Belki de. Ama kaybetmek eğlenceli olabilir."
---
Akşam Yemeği ve Kaos
O günün sonunda herkes akşam yemeği için masaya oturduğunda, Damla hâlâ Atlas’a meydan okumaya devam ediyordu.
Damla çatalını kaldırdı. "Atlas, şu salatayı bana uzatır mısın?"
Atlas gözlerini kıstı. "Kendi alabilirsin."
Damla ona masum bir bakış attı. "Ama üşendim."
Atlas iç geçirdi, salata tabağını aldı ve Damla’ya doğru uzattı. Ama tam o anda Damla aniden elini geri çekti.
Ve salata tabağı Ayaz’ın önüne düştü.
Herkes bir an sessiz kaldı.
Sonra Atlas, masanın diğer ucundan Damla’ya gözlerini dikti. "Bunu bilerek yaptın, değil mi?"
Damla masumca başını salladı. "Hayır? Sadece kötü zamanlama?"
Ayaz salata parçalarını üstünden temizlerken içini çekti. "Ben niye hep bu olayların ortasında kalıyorum?"
Hümeyra kahkahalarla gülerken Damla, Atlas’a alaycı bir bakış attı. "Belki de ben savaşları kazanmaya devam ediyorumdur?"
Atlas başını iki yana salladı. "Bu savaş daha yeni başlıyor."
Damla kıkırdadı. "Hazırım, asker."
Ve böylece, bu akşam da kahkahalar ve sözlü savaşlarla geçmiş oldu.
