11. bölüm · GÖLGE KELLERİ-II
9. BÖLÜM: GÖLGENİN ARDINDAN
Sesimin yankısı henüz taş duvarlardan sönmemişti ki, kulenin içindeki o siluet ani bir hamleyle elindeki meşaleyi doğrudan üzerime fırlattı. Ateşin ve dumanın yarattığı ani kargaşadan yararlanan köstebek, arkasına bile bakmadan kırık pencereden karanlık okyanus sularına doğru atladı.
"Kaçıyor!" diye bağırdı Selin, merdivenlerden aşağıya doğru koşarken.
Hemen peşinden biz de atıldık ama fener kulesinin etrafındaki kayalıklar ve gece karanlığı, onu gözden kaybetmemiz için fazlasıyla yeterliydi. Kayalıkların arasında bulabildiğimiz tek şey, aceleyle düşürülmüş küçük bir kumaş parçası ve ıslak ayak izleriydi.
Odaya geri döndüğümüzde hepimizin nefes nefeseydi. Köstebeği köşeye sıkıştırmıştık ama o, kurnazca bir hamleyle yine elimizden kayıp gitmişti. Serçe, bulduğumuz kumaş parçasını eline alıp inceledi; yüzündeki o tehlikeli gülümseme geri gelmişti.
"Demek hala saklanmayı tercih ediyor," dedi sesindeki buz gibi tonla. "Ama parmak izini ve kokusunu bıraktı bir kere. Bir sonraki sefer o kadar şanslı olmayacak."
Gerçek kimliği hâlâ karanlıkta saklı olan o köstebekle aramızdaki kedi-fare oyunu, artık çok daha tehlikeli bir boyuta evriliyordu. Ve biz, bu oyunu bitirmeye kararlıydık.
