24. bölüm · GÖLGE KELLERİ-II

22. BÖLÜM: MERKEZE DOĞRU

Hasret Oktay

Serçe’nin ele geçirdiği USB bellekten aktardığımız koordinatlar, bizi şehrin en merkezi ama dışarıdan tamamen sıradan görünen, camları ayna kaplı devasa bir plaza binasının önüne getirmişti. Asıl imparatorluğun kalbi, gün ışığının altında saklanıyordu.
Selin üzerindeki koyu renkli ceketin fermuarını yukarı çekerken, plazanın döner kapısından içeri giren kalabalığın arasına karışmamızı işaret etti. "Güvenlik duvarı çok sıkı," diye fısıldadı içeri adım atarken. "Eğer o ana sunucuya ulaşıp verileri sızdıramazsak, birkaç dakika içinde bizi fark ederler."
Asansöre binip en üst kattaki yönetim katına doğru çıkarken, kabin içindeki o sessizlik adeta gerilimi iki katına çıkarıyordu. Her kat yukarı çıktıkça, o büyük düşmanla yüzleşmeye bir adım daha yaklaşıyorduk.
Asansörün kapısı "çın" sesiyle açıldığında karşımızda duran uzun ve minimalist koridor, bizi bekleyen son savaşa doğru açılan kapı gibiydi. Artık saklanmak yoktu; hesaplaşma vakti gelmişti.