22. bölüm · Gizli Aşk
22. Bölüm
Burak, bana açıkdığında ve bana aşık olduğunu söylediğinde donup kalmıştım. Bu bana sürpriz olmuş gibi bir durumdu. Şimdi ise bir cevap vermem gerekliydi ve cevabımda belliydi.
“Ben de seni seviyorum, Burak.”
Burak'a verdiğim cevapla yüzünün güldüğünü görmüştüm. O kadar çok mutlu olmuştuk ki birbirimize sarılmıştık.
Burak'la uzunca bir süre sohbet etmiştik, birbirimize yemek yapıp yemiştik. Bugün bizim günümüz olmuştu. Ben iş aramaya gidecektim ama Burak sayesinde gidemeyip bu günü onunla beraber geçirmiştim. İyi tarafından bakılırsa da baya da iyi eğleniyorduk da.
Ne güzel sohbet ederken bir anda kapı çalmaya başlamıştı. Saat akşamın yedi buçuğuydu. Biz Burak'la akşam yedi buçuğa kadar konuşup sohbet mi etmiştik? İnanamamıştım ben bu duruma. Daha fazla kapıdakini bekletmeden yerimden kalkıp kapıyı açmaya gitmiştim. Kapının önüne gelip de açtığımda karşımda Hüseyin'i görmüştüm. Çok kötü görünüyordu.
“Hüseyin, ne oldu sana?”
“Canım kim gelmiş?”
“Canım derken? İçerde kim var? Neden sana öyle sesleniyor?”
Ortalık karışacak gibi duruyordu ve bu hiç iyi olmayacakdı. Ama her ne olursa olsun, her ne yaşanırsa yaşansın ben bu durumdan vazgeçmeyecektim. Burak yanıma geldiğinde Hüseyin ikimizi yan yana görmüştü. Hüseyin'in gözlerinde ki o hüznü görmüştüm. Bana bunu yapmamış ol der gibi bakıyordu. Ama gel gör ki ben Burak'la sevgili olmuştum.
“Hüseyin gelmiş kapıya canım.”
“Siz… İkimiz…”
“Biz sevgili olduk Hüseyin. Bu yüzden de sevgilimi bundan sonra rahatsız etmezsen sevinirim.”
Hüseyin'in gözlerinde ki o bakış benim nedense canımı yakmaya yetmişti. Hüseyin'in, bana son kez bakışı ise içimi paramparça edip delip geçmişti. Bu yolun sonuydu artık. Artık Hüseyin kendi dairesine geçip kendi evine girmişti ve bu saatten sonra ise ikimizde birbirimizle asla konuşmayacağımız kesindi.
Ben de, Burak'la beraber içeriye girmiştim ve salona geçip koltuklardan birine geçip oturmuştuk. Ben bu saatten sonra olacak olanları düşünmeye başlamıştım ve o düşüncelere tamamen dalıp gitmiştim. Artık herşey burada sonlanmış gibiydi ve bu beni çok rahatsız ediyordu.
Ben bu duruma dalıp gitmişken, Burak bu durumumu fark edip konuyu dağıtmıştı. Beni alıp o düşüncelerden yok edip başka bir duruma geçiş yapmıştı.
“Erem sana söylemek istediğim bir şey var.”
“Nedir canım?”
“Ben de artık bu binaya taşınıyorum ve en üst katta kalıcam.”
“Ne? Gerçekten mi? Sen ciddi misin? Şaka yapmıyorsun değil mi?”
Burak'a sorularımı ard arda sorup duymuştum ve o ise benim bu durumuma gülmeye başlamıştı. Onun benim bu halime gülmesi benim de komiğime gitmeye başlamıştı.
“Gerçekten de ben burada, bu binada yaşıyacağım. En üst kata taşınıcam.”
“Bu duruma çok mutlu oldum. Şimdi ikimiz de aynı binada olucaz. Çok güzel bir duygu bu.”
Bu durum çok güzel bir duyguya çevirmişti ama ikimiz açısından bir durum vardı. İkimiz de işten çıkmışyık ve ikimiz de işsizdik. Bu yüzden ikimizde iş bulup girip çalışmamız lazımdı.
Burak'la biraz daha konuştuktan sonra artık kendi evine gitmişti. Gitmeden önce ise yarın buraya evindeki eşyalarıyla birlikte geleceğini ve en üst kata taşınacağını söylemişti. Ben de bu durumda ona yardım edeceğime söz vermiştim. Ne yapıp edip onunla ilgilenecektim. Sevgilime yardım etmek benim vazifemdi.
Artık kendi odama girdiğimde yapayalnız kalmıştım. Bu ev sessizliğe gömülmüştü tamamen. Elif yanımda yoktu ve dertleşebileceğim kimse kalmamıştı. Ne salona gidip bir şeyler izlemiştim, ne de mutfağa geçip iki kişilik yemek hazırlamıştım. Ben arkadaşımı şimdiden özlemiştim ama onu da rahat bırakmam lazımdı. Kendi hayatını yaşaması lazımdı. O da kendi sevgilisiyle çok mutluydu ve ben arkadaşımı mutlu olduğunu görmem beni de mutlu yapıyordu.
Artık uyumaya geçmiştim ve yarın sabah erken kalkmam lazımdı. Çünkü sevgilim en üst kata taşınacaktı ve ona yardım etmem lazımdı benim.
~🍁~🍁~🍁~🍁~🍁~
Sabah kalktığımda çok huzurlu ve çok mutluydum. Kendimi hiç bu kadar iyi hissetmemiştim. Burak'la beraber olmam beni gerçekten çok güzel hissettirmişti.
Tam yatağımdan kalkacakken telefonum çalmaya başlamıştı. Arayan kişiye baktığımda ise Burak'ın aradığını görmüştüm ve onu sevgilim diye telefonuma kaydetmiştim. Daha fazla çalmasına fırsat bırakmadan telefonu açmıştım.
“Günaydın canım sevgilim.”
“Sana da günaydın sevgilim.”
“Bana yardım etmeye hazır mısın bakalım? On dakikaya oradayım.”
“Ne? On dakikaya mı? Ben daha yeni kalktım ama. Bu kadar erken geleceğini bilmiyordum.”
“Yapabileceğim bir şey yok güzelim. Ben gelene kadar hazırlanmaya bak.”
“Tamam, görüşürüz canım.”
“Görüşürüz, canım.”
Telefonu kapatmamla banyoya koşup elimi yüzümü yıkayıp, odama dönmem bir olmuştu. İki ayağım bir pabuça girmişti resmen. Üzerimde ki pijamalarımı çıkartıp dolaptan rastgele kıyafet seçip üzerime giymiştim. Saçımı da yaptıktan sonra ise artık hazırdım. Ben hazır olduktan sonra da kapım çalmıştı ve gelen kişi sevgilimdi.
Odamdan koşar adım çıkıp kapıya gitmiştim. Kapıyı açtığımda karşımda sevgilim duruyordu. Ona gülümseyerek direkt sarılmıştım.
Artık sarılmamızı bitirdikten sonra kamyonla gelen eşyaları indirip en üst daireye çıkarmaya başlamıştık bile. Bazen Burak'a şakalar yaparak onu beni kovalaması için uğraşıyordum ve her seferinde de yakalanıyordum. Onun kaslı kollarında kaybolup gidiyordum ben. Ama yine de ben bu durumdan hiçbir şekilde şikayetçi değildim.
Hem iş yaparak hem de eğlenerek hemen hemen bütün her şeyi bitirmiştik. Geriye sadece mobilyaları ve eşyaları nereye dizayn edeceğimiz kalmıştı. Onu da bir şekilde yapacaktık ama şimdilik ikimizde buna biraz ara vermek zorundaydık. Çünkü çok acıkmıştık ikimizde.
Benim daireme inmiştik ve ben yemek yapmaya başlamıştım. Burak'ın henüz ne yemek sevdiğini bilmiyordum ama şimdilik en hızlı olan markarnaydı. Şimdilik bununla idare edecektik. Yarın da tamamen işler bittiğinde başka yemekler yapacaktım.
Burak kendi dairesine çıkacaktı ama ben bırakmamıştım. Çünkü daha orası bitmemişti. O yüzden şimdilik bu gece burada kalmasını söylemiştim ve yarın kendi dairesine gitmesine izin verecektim. Tabii ki oranın işi bittiğinde olacaktı.
Burak'la beraber akşam yemeğini de yediğimizde salona geçmiştik ve televizyondan bir film seçip izlemeye başlamıştık. İkimiz de her ne kadar çok yorgun olsak da yine de biraz film izlemek keyifli olabilirdi.
Film izlerken ben yavaştan yavaştan uyuyakalmıştım ve Burak bunu fark etmişti. Kaslı kollarıyla beni koltuktan kaldırıp odama götürmüştü. Beni yatağıma yatırmıştı ve odamdan çıkmıştı. Onun böyle düşünceli olması beni daha çok mutlu etmişti. Şimdi ise bundan sonra ne olacağına bakacaktık.
