13. bölüm · Gizli Aşk

13. Bölüm

Cemre Kızılateş

İş yoğunluğundan dolayı hiç birimiz kendimize vakit ayıramamıştık. Üstüne üstlük Hüseyin'in buraya gelmesi benim sinirlerimi germesi bir olmuştu. Benden ne istiyordu? Neden peşimi bırakmıyordu? Neden her seferinde beni görmeye geliyordu? Bu durum oldukça sinirlerimi bozmaya yetiyordu ama görmezlikten gelmeye çalışmam lazımdı.
Günün sonunda bugün de işten yorgun dönücektim eve. Kafeyi kapattıktan sonra iş arkadaşlarımla vedalaştıktan sonra kulaklığımı takıp Murat Boz'un, Geri Dönüş Olsa şarkısını dinleyerek eve doğru yürümeye başladım. Yol boyunca hep böyle devam etmiştim. Ta ki bir omzuma dokunana kadar. Geri dönüp omzuma kimin dokunduğunu görmek istediğimde karşımda yine o vardı. Ben nereye gitsem, ne yapsam her seferinde beni takip ediyordu. Kulaklığımı çıkarıp ne istediğini sormak istemiştim.
“Ne oldu? Neden beni takip edip rahatsız ediyorsun? Benden ne istiyorsun?”
“Hâlâ anlayamadın mı?”
“Neyi hâlâ anlayamadım mı?”
“Görünüşe göre anlayamamışsın. Ama hiç sorun etmicem. Sen anlayana kadar da her zaman peşinde olmaya devam edicem Erem Sağnıç.”
Hüseyin'in ne dediğini bir türlü anlayamamıştım. Benden ne istiyordu? Neden peşimi bırakmıyordu? Neden böyle davranıyordu? Ama birgün bunu öğrenecektim elbet.
Artık eve geldiğimde odaya geçip günlük hayattaki kıyafetlerimi giymiştim. Mutfağa geçtikten sonra da hem bana hem Elif için biraz çorba hazırlamaya başlamıştım. Ocakta mercimek çorbasını hazırlamaya başlamıştım. Çünkü Elif'in en sevdiği çorbaydı. Mercimek çorbası ocakta pişerken ben de hemen onun yanına salata hazırlamaya başlamıştım. Salatayı yaparkende bir yandan da şarkı açmış dinleyerek her şeyi halletmeye çalışıyordum.
Salata işini de bitirdikten sonra da mercimek çorbasının yanına da sebzeli pirinç pilavı yapmaya koyulmuştum. Her ne kadar iş yerinde yorulmuş olsamda evde olduğum süre boyunca biraz daha iyi hissediyordum. Bütün yorgunluğum gitmiş oluyordu neredeyse.
Artık herşeyin sonuna geldiğimde bütün yemeklerin hazır olduğunu bildiğimden altlarını kapatmıştım. Ben yemeklerin altlarını kapattıktan sonra da içeriye girmek için kapının açılıp kapanma sesini duymuştum. Elif'in geldiğini bildiğimden mutfaktan çıkmamıştım. Ben mutfaktan çıkmadığım için Elif mutfağa gelmişti.
“Mis gibi kokuyor. Kapının girişinden aldım kokuyu. Mercimek çorbası mı yaptın? En sevdiğim çorba.”
“Evet, senin için yaptım canım arkadaşım.”
“Yanında da salata ve sebzeli pirinç pilavı mı yaptın?”
“Evet, aynen öyle.”
“Ya sen bir tanesin. Arkadaşların bir tanesi.”
“Sen de arkadaşların bir tanesisin. Hadi üzerini değiştir gel. Sen gelene kadar da ben de sofrayı kurarım.”
“Tamamdır. Hemen gidip geliyorum.”
Elif mutfaktan çıkarken gülümseyerek çıkmıştı. Onu böyle görmek beni de daha mutlu hissettiriyordu. Elif'le birlikte buraya taşındıktan sonra bile yeni hayatlarımız çok güzel ilerliyordu. Gerçi o ikisi bizi bulana kadardı. Ama şuan için bunları düşünüp kendi canımı sıkmayacaktım.
Ben sofrayı hazırladıktan sonra Elif'de odasından çıkıp gelmişti. Onunla beraber sofraya oturup yemeklerimizi beraber yemeye başlamıştık. Elif çorbayı bitirdikten sonra kalkıp biraz daha almıştı. Çünkü Elif benim yaptığım yemekleri severdi. Aynı şekilde ben de Elif'in yaptığı yemekleri çok severdim.
İkimizde artık yemeklerimizi bitirdikten sonra sofrayı da beraber toplayıp bulaşık makinesine yerleştirmiştik. Salona geçip televizyon açıp bir film kararlaştırıp izlemeye koyulmuştuk. Filmin ilk yarısına geldiğimizde mutfağa geçip mısır patlatmıştık. Daha sonra yanına da içeceklerimizi de alıp tekrar odaya geçmiştik ve kaldığımız yerden devam etmiştik.
Bizim en iyi yanımız da buydu. Her şeyde beraberdik. Her şeyi beraber yapıyorduk. Ama alışveriş yapmaya gelince orada biraz sıkıntı yaşıyorduk. Çünkü bazen birşey beğendiğimiz de ikimizde aynı şeyleri beğenirdik ama birimiz üzerinde giydiğinde birimiz onu almaktan vazgeçerdi. Sırf pişti olmamak içindi. Ama eğer evde giymek için bir şeyler alıcaksak aynı alırdık sadece.
Artık filmimizi bitirmiştik ve patlamış mısırlarımız ile içeceklerimizde bittiğinde ikimizde bulaşık makinesine onlarıda yerleştirdikten sonra odalarımıza gidip yataklarımıza yatmıştık. Çünkü yarın da işe gidecektik.