12. bölüm · Gizli Aşk

12. Bölüm

Cemre Kızılateş

Evden içeriye girdiğimde salonda Hüseyin ile Asya'yı göreceğimi hiç tahmin bile edememiştim. Salonda sadece Elif'in olabileceğini düşünmüştüm. Onların burada ne işleri olduğunu çok merak etmiştim. Bizi nasıl bulmuşlardı? İçeriye nasıl girmişlerdi? En önemlisi bu ikisinin burada ne işleri vardı?
Etrafa bakındığımda Elif'in henüz işten gelmediğini fark etmiştim. Ama hâlâ anlayamıyordum. Madem Elif burada yok, Asya ile Hüseyin içeriye nasıl girmiş olabilirlerdi?
“Ne oldu Erem? Bizi gördüğüne sevinmedin mi?”
“Siz içeriye nasıl girdiniz? Burada ne işiniz var? Bizi nasıl buldunuz?”
“Ooff Erem çok sıkıcısın. İstanbul'da nasılsan buraya taşındığında da aynı kalmışsın.”
“Size soru sordum, cevap verin.”
“Ev sahibinin yedekte tuttuğu anahtar varmış öyle girdik. Hem nasıl bulduğumuza gelirsek. Eski iş yerindeki patronun hemen hemen nereye gidebileceğini tahmin etmiş ve doğru çıktı tahmini. Bizde uçağa atlayıp buraya geldik.”
“Tamam o zaman. Geldiniz, gördünüz, şimdide evden çıkıp gidiyorsunuz.”
“Aaa hiç yakıştıramadım sana Erem. Evine misafir geliyor ve kovuyor musun misafirlerini? Çok ayıp.”
Asya'nın her konuşmaya atlaması artık benim sinirlerimi hoplatmaya başarıyordu. Bir zamanlar en yakın arkadaşım olan kişi şimdi ise en büyük düşmanım olmaya yetmişti. Onun bu davranışlarına İstanbul'da başlamıştı sinir olmaya başlamam.
Biz üçümüz konuşurken eve Elif'in geldiğini duymuştum. İçeriye geldiğinde salonda Asya ile Hüseyin'in geldiklerini görmüştü.
“Ne oluyor burada? Misafirlerimizin olduğunu söylememiştin bana.”
“Onlar misafir değiller zaten Elif. Ben eve girdiğimde buradalardı. Ev sahibi açmış onlara kapıyı. Ne yalan uydurup girmişlerse artık.”
“Ne? Nasıl yani? Ev sabimizde yedek anahtar varmışta öyle mi girmişler içeriye?”
“Aynen öyle. Ben ilk başta sen sanmıştım ama bir baktım bunları gördüm.”
“Artık alışsanız iyi edersiniz. Sizin yan komşunuz olucaz birkaç gün sonra. O zamana kadar görüşmek üzere.”
Hüseyin son sözünü söyledikten sonra yanımızdan geçip gitmişlerdi. Bizim yan komşumuz olucaklarını söylemişlerdi. Ben onlardan kaçmaya çalışırken, onlar beni bulup buraya kadar gelip yan eve taşınıyorlardı. Bir tek Hüseyin olmayacaktı, Asya'da yanında olucakdı.
Birkaç saat geçtikten sonra Elif'le akşam yemeğini hazırladıktan sonra oturup yemeklerimizi yemeye başlamıştık. Ben yemeğimi yemek yerine oyun oynuyordum resmen. Çünkü bugün yaşadığım bu olay beni o kadar çok düşündürüp durmuştu ki canımı sıkmaya yetmişti. İçimden de hiç yemek yemek gelmiyordu. Elif ise yemeğinin yarısına gelmişti ama yarısına gelene kadar da bir bana bakıp bir yemek yemeye çalışıyordu. Benim bu durumum onun da canını sıkmaya yetmişti bile.
“Bugün yaşanan olaylar kafanı çok karıştırıyor değil mi? Yani canını sıkıyor. O yüzden de yemeğine bile dokunma izin vermiyor.”
O kadar çok dalgındım ki Elif'in ne söylediğini duymamıştım. Elif bunu fark edince elime dokunmasıyla kendime gelmem bir olmuştu.
“Erem istersen sen git yat uyu. Anlaşılan bugün yaşadığın olay seni baya etkilemiş. Az önce ne dediğimi duymadın çünkü.”
“Yok ben böyle iyiyim. Hem burayı toplamakla sana yardım ederim.”
“Erem sen git uyu dedim. Buraları ben hallederim. Bugün olanlardan sonra hiç iyi görünmüyorsun zaten.”
“Tamam.”
Elif'in ısrarı üzerine odama gidip uyumaya çalışmıştım. Ama ne uyuyabiliyordum ne de gözüme uyku giriyordu. O kadar çok canımı sıkan bir durum yaşanmıştı ki sabaha kadar uyuyamayacağım kesindi.
Sabah olduğunda ise tahmin ettğim gibi olmuştu. Gözüme uyku girmemişti çünkü sabaha kadar dün yaşadığım o olay gelip durmuştu. Bu halimle bir de işe gidecektim.
Yatağımdan kalkıp hemen duşa girmiştim. Ilık bir duş almak biraz da olsa beni kendime getirmeme yeterdi. Hemen duşa girmiştim ve on dakika içerisinde çıkmıştım. Biraz kendime gelmemle birlikte iş kıyafetlerimi giymiştim ve hemen yatağımı da toplayıp mutfağa girmiştim. Mutfakta ise dün sabah hazırladığım kahvaltılıkları hazırlar hazırlamaz hemen Elif'i kaldırmaya gitmiştim. Elif'in odasının kapısına geldiğimde kapıyı tıklattıktan sonra içeriye girmiştim. Girdiğimde Elif'in hâlâ uyuyor olduğunu görmüştüm. Elif'in yanına gidip uyandırdığımda kalkmasını ve mutfakta kalhvaltıya beklediğimi söylemiştim. O da hemen yataktan kalkıp hazırlanıp geleceğini söyleyerek yanından ayrılmıştım.
Dün yaşadığım olay yüzünden akşam hiçbir şey yiyememiştim. O kadar çok kendimi kötü hissetmiştim ki artık bu durumdan kurtulmak istiyordum. Gerçi bu durumdan kurtulmak istesem bile bunun mümkün olamayacağını dün ki yaşanan olaydan görmüş olmuştum. O kadar çok canımı sıkmıştı ki bu günü bunu hatırlayarak geçirmek bile dahi istemiyordum.
Kahvaltı sofrasına Elif'de gelince ikimiz beraber bir güzel kahvaltı yapmaya başlamıştık. Sonunda buraya taşındıktan sonra ilk defa Elif'le beraber kahvaltı yapabilmiştim. Çünkü buraya taşındıktan sonra o da ben de bir türlü beraber oturup kahvaltı yapamamıştık bile. Onunda geçtim artık doğru düzgün sohbet bile edemez olmuştuk. Ama şimdi hem kahvaltı yapıyorduk hem de biraz da olsa sohbet edebilme şansımız olmuştu.
Bu kahvaltıyı ve sohbeti ne kadar özlediğimi fark etmiştim. İstanbul'da ne çok yapardık bunları. Ama şimdi ikimizde iki farklı iş yerlerinde çalışmaya başladığımız için bu mümkün olamıyordu maalesef.
“Dün yaşanan olaydan sonra birazda olsa iyi gördüm seni. Uyumak işe yaramış.”
“Aslında bakarsan sabaha kadar uyuyamadım ve dün yaşanan olayı düşünüp durdum. Ama daha sonra ise bunu bugün için düşünmeme kararı aldım. O yüzden bugün o olanları düşünmeden geçirmek istiyorum.”
“İyi düşünmüşsün. Ama uykuya gelicek olursak seni etkilemesin çalışırken?”
“Eğer baktım çok kötüyüm patronumdan yarım gün izin alıp eve gelirim. Eve geldiğimde uyurum.”
“Bencede öyle yap. Olmadı beni ara ben gelir seni alırım eve birlikte geliriz.”
“Olmaz, seni işinden edemem.”
“Sorun olmaz. Hem arkadaşlar ne için vardır?”
“Teşekkür ederim. O zaman öyle bir durum olduğunda ararım seni.”
“Anlaştık o zaman.”
Elif'le beraber kahvaltımızı yapıp bitirdiğimizde artık Elif kendi işine gitmişti. Ben de ufaktan hazırlanıp evden çıkıp işyerime doğru yol almıştım. Yol boyunca kaç şarkı dinlemiştim bilmiyorum ama kafamın içinde dönüp dolaşan şeyleri dağılmasına yardımcı olmuştu.
İşe geldiğimde artık önlüğümü giyip işe girişmeye başlamıştım. Bugün kafe daha bir kalabalık oluvermişti. Acayip derece de tıklım tıklım dolmuştu ve her bir müşterimize zar zor yetişebiliyorduk. Molamıza bile çıkamamıştık hiç birimiz.
Ben bu yorgunlukta bile acayip derecede koşturup durmuştum. Bazen tökezler gibi olmuştum uykusuzluktan dolayı ama en kısa sürede kendimi toparlayabilmiştim.
Bugün kafede heryer doluyken içeriye giren kişiyi görmüştüm. Bu sefer ise tek başınaydı ve yanında o yoktu. Yanında olmamasına biraz da olsa şaşırmıştım. Ama şimdi o burada ne işi vardı? Birkaç gün sonra geliceğini söylemişti.
Onu görmezlikten gelerek kendi işime odaklanmıştım ve kendi işimle ilgilenip müşterilere siparişlerini teslim ediyordum. O da kendi siparişini vermişti ve onun siparişini Burak teslim etmişti. Burak teslim ettiğinde yüzünden düşen bin parça olmuştu. Çünkü onun siparişini benim teslim etmemi beklerken benim yerime Burak teslim etmişti siparişini. İçten içe biraz mutlu olmuştum ama bu kesin burada kapanmayacaktı.