10. bölüm / 31
Gizli Aşk10. Bölüm
Bölümler 31Şu an: 10. Bölüm
- 1 1. Bölüm602 kelime
- 2 2. Bölüm1.046 kelime
- 3 3. Bölüm1.008 kelime
- 4 4. Bölüm750 kelime
- 5 5. Bölüm542 kelime
- 6 6. Bölüm1.190 kelime
- 7 7. Bölüm497 kelime
- 8 8. Bölüm775 kelime
- 9 9. Bölüm553 kelime
- 10 10. Bölüm759 kelime · Okuduğun bölüm
- 11 11. Bölüm669 kelime
- 12 12. Bölüm997 kelime
- 13 13. Bölüm551 kelime
- 14 14. Bölüm727 kelime
- 15 15. Bölüm1.151 kelime
- 16 16. Bölüm473 kelime
- 17 17. Bölüm526 kelime
- 18 18. Bölüm467 kelime
- 19 19. Bölüm652 kelime
- 20 20. Bölüm554 kelime
- 21 21. Bölüm501 kelime
- 22 22. Bölüm924 kelime
- 23 23. Bölüm536 kelime
- 24 24. Bölüm867 kelime
- 25 25. Bölüm656 kelime
- 26 26. Bölüm473 kelime
- 27 27. Bölüm470 kelime
- 28 28. Bölüm550 kelime
- 29 29. Bölüm539 kelime
- 30 30. Bölüm495 kelime
- 31 31. Bölüm540 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Elif'le birlikte artık otelden ayrılmıştık ve yeni evimize taşınmıştık. O kadar güzel bir ev bulmuştuk ki artık burada yaşayacaktık. Geriye sadece iş bulmak kalmıştı. Elif'i güç bela da olsa dedektiflik bürosuna girmesine ikna edebilmiştim. Çünkü Elif çok seviyordu ve buradayken de bu işinden mahrum bıraktırmamıştım.
Ben ise aynı şekilde garsonluk işine devam edecektim ve garsonluk yapabileceğim birkaç yer bakıyordum. Ama aklım hâlâ İstanbul'daydı. Kafam hiç dağılmıyordu. Hem ben neden o ikisini düşünüyordum? En çok da Hüseyin'i…
Ama şuan onları düşünmemem lazımdı ve bir iş bulup çalışmaya başlamam lazımdı. Birkaç yer araştırdıktan sonra kafe gibi bir yer bulmuştum ve hemen görüşmeye gitmiştim. Görüşme sırasında hemen hemen her şeyi konuştuktan sonra işe alınmıştım ve yarın sabah dokuzda gelip başlamamı söylemişti. Artık benim içimde onaylanmıştı.
Eve dönerken ise ev için birkaç parça bir şeyler almıştım. Eve geri dönüş yolunda ise gözüme çiftler takılmıştı. Kimileri kol kola geziyorlardı, kimileri el ele tutuşup yürüyorlardı, kimileri ise birbirlerine sarılmış yürüyorlardı. Onlara imrenme mekanın elde değildi.
Yol boyunca bunları düşündükten sonra artık eve gelmiştim. Kapıyı açıp eve girdiğimde Elif işinden yeni gelmişti. Ben de elimdekileri mutfağa koyduktan sonra yanıma Elif gelmişti.
“İş görüşmesine mi gittin? Yoksa alışveriş yapmaya mı?”
“İkiside diyebiliriz. Yarın sabah saat dokuzda iş başı yapıcam.”
“Ne? Gerçekten mi? Nerede çalışıcaksın?”
“Sahil tarafında ki kafelerden birinde garsonluk işine girdim.”
“Hiç vazgeçmiceksin değil mi bu garsonluk işinden.”
“Ben böyle rahatım Elif. O yüzden vazgeçmek istemiyorum.”
“İyi öyle olsun bakalım.”
“Akşama ne yiyelim?”
“Bilmem fark etmez.”
Elif'le beraber ne yiyeceğimize bir türlü karar verememiştik. Ama ilk olarak salata yapmakla başlamıştık ve daha sonra gerisi gelmişti. Yemek yaparken öyle çok eğleniyorduk ki nadiren de olsa kendimizi kaptırdığımız ve binde bir de olsa yemeği yaktığımız bile oluyordu. Ama yine de Elif'le birlikte güzel vakitler geçiriyorduk.
Akşam yemeğini hazırlayıp yediğimizde Elif'e ilk iş gününün nasıl geçtiğini sormuştum. Şimdilik herhangi bir sorun yaşanmadığını ve ilk iş günü olduğu için ona pek fazla yüklenmediğini söylemişti. Yavaş yavaş herşey yerli yerine oturduğunda tamamen işe girişeceğine söyleye vermişti.
Yemeğimiz bittiğinde salona geçip televizyonu açmıştık. Bir film seçip izlemeye başlamıştık. Ben de o sıra mutfakta patlamış mısır patlatmıştım ve bir kaseye koyup yanınada içeceklerimizi de doldurup yerleştirdiğimde artık herşey tamamen hazırdı. Ben de filmi izlemeye başlamıştım.
Filmi izlerken bazı yerlerinde gülerken bazı yerlerinde ise hüngür hüngür ağlamıştık. Biz kızlar hep böyleydik. Nerede duygusal bir film ya da dizi varsa hep ağlardık. Ama şimdilik Elif'le izlediğimiz filmin tadını çıkarıyorduk.
Film bittiğinde artık odamıza gidip uyumak için yataklarımıza yatmıştık. Çünkü ikinizinde yarın işleri vardı. O yüzden ikimizde uykuya giriş yapmıştık.
~🍁~🍁~🍁~🍁~🍁~
Sabah olduğunda Elif benden önce evden çıkıp gitmişti. Çünkü onun işi çok erken başlıyordu. Ben de hemen yataktan kalkıp duşa girip çıkmıştım. Bugün başlıyacağım iş kıyafetlerimi giyip saçımıda yukardan topuz yapıp mutfağa girmiştim. Kendime göre ufak bir sandviç hazırlamıştım ve bir güzel karnımı doğurduktan sonra ben de evden çıkmıştım.
Her zaman yaptığımı yaparak kulaklığımı kulağıma takarak telefonumdan bir şarkı seçerek yürümeye başlamıştım. Şarkı olarak Tuğba Yurt - İnceden dinleyerek yolda yürüyordum. Şarkı dinleyerek yürümeyi her zaman çok sevmişimdir. Güneşli havalarda, yağmurlu havalarda, karlı havalarda her zaman yürüyordum. Hiç bu huyumdan vazgeçmemiştim ve vazgeçmeyi de düşünmüyordum.
Artık iş yerime geldiğimde kafenin yeni açıldığını görmüştüm. İşe ilk gelen bendim sanırım. Patronuma günaydın dedikten sonra yavaştan kasanın arka tarafındaki yere geçerek önlüklerden birini alıp arkadan bağlamıştım. Patronum da bana yaka kartımı verdikten sonra tamamen işe başlamış olmuştum. Artık diğer çalışan arkadaşlarım da gelmişti. Hepsiyle de ayrı ayrı tanışmıştım. Aralarında pek kanıma ısınan birisi çıkmamıştı ama ilerleyen günlerde elbet olurdu.
İlk iş günü biraz yorucu geçmişti ve kafe biraz da olsa tıklım tıklımdı. Muhabbet etmek için gelenler, iş görüşmeleri yapmaya gelenler, arkadaşlarıyla buluşmaya gelenler… Ama yine de çok da yorulduğum söylenemezdi. Çünkü önceki işimde de garsonluk yapıyordum, o yüzden alışkındım.
Öğle paydosuna üç arkadaşımla beraber çıkmıştım. On dakika veriliyordu sadece burada. Bu on dakika içerisinde ne yapmak istersen yapmalıydın. Yoksa bir daha gidemezdin hiçbir yere. Biz de molada iki kız iki erkek olmak üzere dışardaydık. Ben o üç kişiden birazcık mesafede kendi başıma takılıyordum. Çünkü daha hiçbir kimseyi tanımıyordum burada.
Ben onların yanına gitmediğimden onlar benim yanıma gelmişlerdi.
“Merhaba, yeni ilk iş günün hayırlı olsun. Ben Canan Aydın.”
“İlk iş günün hayırlı olsun. Ben Burak Akan.”
“İlk iş günün hayırlı olsun. Ben Miraç Aras.”
“Teşekkür ederim. Ben de Erem Sağnıç.”
“Güzel bir ismin varmış Erem.”
“Aynen öyle. Hem hangi rüzgar attı seni buraya?”
“Uzun hikaye. Hem ben tek de gelmedim. Bir arkadaşımla beraber geldim.”
“Arkadaşınla beraber geldin. Kız mı, erkek mi?”
“Kız ve dedektiflik bürosunda çalışıyor.”
Yeni çalışma arkadaşlarımla on dakika boyunca sohbet etmiştik ve biraz da olsa kanım ısınmıştı onlara. Eğer böyle giderse daha da iyi anlaşabilirdik belki.
Bölüm etkileşimi
